Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

25/09/2005 : 23:07:52
Merak ettim doğrusu..
Yaşamak için sebebi olan bir arkadaş varsa, kendilerini tebrik etmek isterim.

Kendinizi cidden değerli hisseden var mı aranızda? Cidden değerli misiniz, emin misiniz ? Ben birilerinin değerli olabileceğini hiç sanmıyorum. Daha doğrusu "insan" ile "değer" kavramlarının birarada bulunamayacağını iddia ediyorum. Yani hani "...insanı önce insan olduğu için..." muhabbeti var ya, bana hiç de mantıklı gelmiyor. Bence bu bir yalan ve işimize geliyor bu durum. Düşünsenize işe yaramayan bir adama bunu söylüyorsunuz. Ne ala memleket değil mi?

Son 16 yorum (en yenisi önce)

01/10/2005 : 11:51:05
Kopuk sen gerçeği bulmuşsun. Dert edecek bir şey yok. Sana kıskanarak bakıyorum.
30/09/2005 : 23:53:35
Güzel olmuş ama çok yaratıcı tebrik ederim.
30/09/2005 : 22:53:40
esperans tavsiyelerin için çok sağolasın. Çağdaş İslam düşüncesi hakkında bir sürü kitap okudum. S.Kutup'u, A.Şeriati'yi, Efgani'yi, Benna'yı, Efgani'yi, Fazlurrahman'ı vb. bilirim. Ehli sünnet yazarların kitaplarını da okudum. İsim vermek istemiyorum ama bazı oluşumların içinde de bulundum zamanında. Yani yabancı değilim zaten .


Kopuk olmama gelince cidden ne bilgi, ne dünyalık para- pul, ne de bize öğretilen veya bizim şimdiye kadarki kabullerimiz güven verici değil. En azından benim söylediklerime güvenim tükendi. Bu dünyadaki herşeyin baştan sona bir aldatmaca olduğu gibi bir düşünce var bende. İnandığım, bildiğim ve yaşadığım dünyada sanki misafir gibiyim. Kendimi bu dünya ve içindekilere ait hissedemiyorum. İşte kopukluk bunun için.
30/09/2005 : 08:10:13
Karıncaya sormuşlar nereye gidiyorsun diye.
Hacca demiş.
Delimisin sen, nasıl gideceksin o kadar yolu, çölü, dağı tepeyi nasıl geçeceksin. Gel bu sevdan vaz geç varamazsın demişler.
Karınca da; varamasam da "Yolunda ölürüm" ya demiş.
Bence yaşamda bir hedef ve bir yol mutlaka olmalı.
Saygılar.

28/09/2005 : 14:19:22
Neden Kopuk kullanıcı adın?
28/09/2005 : 14:15:55
Kopuk kendinden bahsetsen biraz
28/09/2005 : 13:20:01
Şu durumda senin için bazı dinî kitaplar okumanın iyi olabileceği düşüncesindeyim sevgili Kopuk. Bu dinî kitaplar Seyid Kutub'dan Ali Şeriatî'ye, Gazalî'den Said Nursî'ye kadar çok zengin bir yelpazeye sahip. Yelpaze diyorum çünkü eğer bilgin dahilindeyse sen de farkına varmışsındır, bu yazarların her biri üslup ve içerik bakımından farklı çeşitte düşünce sistematiklerine yöneliyorlar. Örneğin; daha çok siyasî metodlar izleyen bir eser istersen Seyyid Kutub, daha itikadî bir eser istersen Ali Şeriatî, daha tasavvufî bir esere ihtiyacın varsa Gazalî seni ciddi anlamda tatmin edecektir. Her biri Kur'an kaynaklı olmakla birlikte, daha Kur'an eksenli ve bizzatihi daha Kur'an referanslı bir üsluba ihtiyacın varsa Said Nursî'yi tavsiye edebilirim. Tabiî olarak, bunlar benim görüşlerimdir.
Diğer taraftan; eğer İslamî ilimleri yeterli seviyede okuduğunuza inanıyorsanız ve yine de size etki etmediğini düşünüyorsanız insanî ilimlere yönelmenizde yarar görüyorum. Bunlar felsefe, psikoloji ve sosyolojinin temelini oluşturduğu düşünme ve sonuca ulaşma yöntemleridir. Bunları size tavsiye etmemin asıl nedeni Allah'a ya da genel deyimle Tanrı'ya ulaşmanın binlerce-yüzbinlerce yolundan biri olmasıdır. Öncelikle bir tasarımcının yani bir yaratıcının varlığına inanır, bu sağlıklı düşünceyle dinlere ve itikada yönelirsiniz. Örneğin; ciddi anlamda benimseyebileceğiniz ve 19.yy'da ortaya atılmış bir doktrinin aslında binlerce yıl öncesinde bir peygamberin öğretileri arasında bulunduğunu farketmeniz size farklı bir ufuk açabilir. Ya da, toplumsal sorunlara, örnek vermek gerekirse doğu-batı gibi etnik-kültürel ve/veya İslâm-İsevîlik/İslâm-Musevîlik gibi dinî ve inançlara dayalı çatışmalara aslında en iyi çözümü genel deyişle din felsefelerinin, özel deyişle de Kutsal Kitapların getirdiğine şahit olmanız da hayatınıza yepyeni bir yön verebilir.
Başka bir açıdan bakılırsa; bütün metafizik olgulara olan ilginiz tükenmişse, hatta bu kavramlar size iğreti görünüp ruh dünyanızda sıkıntı uyandırıyorsa ama buna rağmen Allah'a ulaşmanın farklı bir yolunu arıyorsanız pozitif bilimlere yönelin derim. Biyolojide hücrenin akılalmaz yapısı, fizikte atomun mikro-boyutlardaki emsalsiz gücü, matematikte herşeyin birbiriyle olan görünür-gizli bağlantısı ve daha binlerce örnek iç dünyanızda çok farklı hisler uyandırabilir, sizi metafiziğin huzura erdiren boyutuna yönlendirebilir.
Ruh ve vicdanın özgür olduğunu bilerek ve bu özgürlüğümüze güvenerek hareket edersek; demek istediğim, baştan başlarken hiçten başlarsak, yani hiç bir doktrin ya da teorinin, hiç bir siyasi anlayışın güdümünde olmadan özgür düşüncelerle başlarsak doğruluğa ereceğimizden şüphem yoktur. Umarım huzur dolu bir hayatınız olur.
Sevgili Kenan Kablan Bey, ayetleri yerli yerinde ve güzel bir şekilde kullanıyorsunuz, tebrik ve teşekkürler.
28/09/2005 : 11:38:15
Anlaşılan Kopuk uzun zamandır rahat bir şekilde yaşıyor. Biraz zora düştüğünde Tanrının sana ne kadar yakınında olduğunu göreceksin ve sabah akşam dua edeceksin. Uzun süreli monoton ve rahat bir şekilde yaşayan insanlarda bu olur. Bende çok bilmiş gibi yaklaştım ama doğru değil mi arkadaşlar?
28/09/2005 : 11:01:47
Zaten ayete dikkat edersen bir manada "değersizsiniz" diyor kopuk. değerli olmaya çalışmaktansa değersiz olduğunu kabul etmen yeter mutlu olmak için.
28/09/2005 : 00:03:07
Dış bir varlığın benimle ilgilendiğine, beni duyduğuna -sevdiğine veya kızdığına- ve beni umursadığına inanmayı ne kadar isterdim bilemezsiniz. Ama "...imişçesine" yapamam ki.. Bunu nasıl yapacağımı da bilmiyorum. İbadet etmek veya dua etmekle olmuyor ki...Kiliseye gitmekle de olmuyor, camiye gitmekle de...Gitmemekle de olmuyor...

Rabbin bana verdiğini söylediği değeri hayatımda, içimde ,ruhumda hissedemiyorum, farkedemiyorum. Sanki o değeri verdiğini söylemiş ama vermemiş gibi..

İnanmak isterdim, kocaman bir rahatlama ve iç huzuru bulmak isterdim.
İnanmanın yerini bilmek tutmuyor. Bilmek de sonu olmayan bir şey. Bildiğinin doğru olup olmadığı da ayrı bir problem. Bir iç huzur vermedikten sonra bilmenin de çok anlamı yok .


27/09/2005 : 14:15:18
Sevgili Kopuk; güzel bir tartışma konusu gerçekten, günler süren sessizlik ve rahatsızlığımı bir anda dağıttığın için sana minnettarım. Bu önemli konu üzerine ben de bir kaç fikir belirteyim.
İnsan yaradılışı gereği ölümden sonra hayata inanıyor; ölümsüzlük istiyor. Bu histen kaynaklı olarak yani yaradılışında olan ölümsüzlük arzusu nedeniyle namaz kıldıktan sonra, kiliseye ya da havraya gittikten sonra ve hatta bir toteme karşı durup dua ettikten sonra rahatlıyor, huzura kavuşuyor. Ama bu inanılanlardan hiç birinin, bu tanrılardan bir tekinin bile varlığı bugüne kadar somut verilere dayandırılarak ıspatlanamamıştır. İşte bu nedenle bu tür faaliyetlere genel olarak İNANÇ diyoruz. Bilim beş duyu organımızla algılayabildiğimiz, somut varlıklarla yani objelerle, biz subjelerin aramızda gerçekleşen BİLME işinin bir sonucudur. Oysa İNANÇta durum farklıdır. İnançta subje yine varlık, yani bizlerken, objenin varlığı yalnızca varsayılır. O da tanrı kavramıdır.
Bu nedenle inançlarımızın subjelerine kanıt aramak ya da göstermeye çalışmak anlamsızdır. Aksi taktirde, imtihan,sınama gibi, inanılan tanrının esas amacına karşı durmak gibi bir fiile kalkışılmış olur.
Bu düşüncelerimden yola çıkarak, senin içindeki derin boşluğun en önemli sebebi olan inançsızlığını bir an önce herhangi bir inançla doldurmanı tavsiye ediyorum. Mantığın ve yüreğin birleştiği yerde başlayan inanç için en doğru karar yine ikisinin birleştiği karardır sevgili dostum. Allah muvaffak eylesin diyorum.
27/09/2005 : 11:05:30
Konu bir parça metafizik boyut kazandı. "Tanrıya kızıyorum" demişsin. Furkan Suresinde tanrı şöyle diyor sorduğun soruya karşılık:

“De ki; dualarınız da olmasaydı Rabbim size ne diye değer verecekti?”

27/09/2005 : 09:29:19
Dostum kopuk inan sana yazabileceklerimi dün yazdım,keşke bu konuda akademik bilgilere sahip olsaydımda seninle paylaşabilseydim ama bukadar yazabiliyorum işte,Biraz boş vermek gerekiyor ama her olayda neden sonuç ilişkisi aramaya başlarsak yandık valla,Hiç birimiz kalıcı değiliz,ama kalıcı birşeyler bırakma şansımız var.
Benim felsefem,hiç bir şey beklememem hiç bir şey ummamam,ne yaparsam yapayım beklentisiz yapıyorum kendim için yapıyorum,tebrik edilmek onurize olamak bana göre şeyler değil.
26/09/2005 : 23:01:06
Dünyanın tam olarak ne olduğunu bile bilmiyoruz. Ya da bilmiyorum. Ancak şu kadar söyleyebilirim ki dünya benim tasarladığım dünya değil. Gaiplerden kıçımıza bir tekme atılmış, düşmüşüz dünyaya. Eğer bir dünya kurmuş olsaydım kuracağım en son dünya tasarımı bu olurdu sanırım. Ben yazdım ben oynadım rahatlatmıyor beni. Benim dediğim gibi olmuyor ve kendimi kandırmak istemiyorum.

Evet tristapena emin ol annem için çok değerliyimdir. Annem de benim için çok değerli, bir yandan da çok kızıyorum ona. Bir tanrıya çok kızıyorum bir de ona. Ben hayatın tükenen bir şey olduğunu sanırdım. Ama tam tersi. Hayat kocaman bir dağ gibi önümde duruyor. Ben mi ona tırmanıyorum o mu bana belli değil.

Her şey geçici ve uçucu. Kalıcı olan nedir bilmiyorum. Kendimdir sanırdım ama ben de değilim kalıcı olan. Kalıcı olan birşeyler bulamıyorum. Korktuğum şeyleri yokmuş farzedemem. Varolduğumdan bile daha kesin korkularımın varlığı. Bu kadar curcuna içinde kendimi nasıl değerli hissedebilirim?
26/09/2005 : 16:14:00
Valla sevgili dostum kopuk,(cümleye kopuk bey falan diye başlamak istedim ama kusura bakma inan çok abes geldi,zaten bu site içerisinde hepimiz arkadaş değilmiyiz.)Arkadaşlarımın da dediği gibi bu yazıyı çok sıkıntılı bi zamanda yazmışsın belli.Kızmanın küsmenin kimseye yararı dokunmadıki şimdiye kadar,sana dokunsun...
Sana kuşlardan,bahar çiçeklerinden yaz aylarında sahilde yüze vuran meltemden,martlardan kırlarda yapılan gündüz uykularından,çok açken yenen peynir ekmekten,yanında yumrukla kırılan bir baş soğandan,ince belli bardak tan içilen demli çaydan,sevgiliyle romantik akşam yemeğinden,çupradan,bir kadeh şaraptan..Tuttuğun takımın galip gelmesinden..Yemek yaparken mırıldanılan şarkıdan.....Bahsetmekte istemiyorum.......
Sormuşsun kendini değerli hisseden varmı diye....
Heeey ben değerliyim,cidden...
Hayatı hak etmişim bak,yaşıyoruz..Ne kadar küçük olursa olsun eldeki imkanların hepsinin,sağlığın değerini bilmek gerekiyor...
Sende değerlisin.....ANNENE BİR SOR İSTERSEN...
26/09/2005 : 09:09:17
Bence kopuk biraz buhranlı döneminde. Bu tür dönemlerde böye düşünmesi gayet normal. Aynen benimde yaşamak için bir çok sebebim var ve kendimi herkesden daha değerli buluyorum. Ölmektense çok korkuyorum, aklıma bile getirmemeye çalışıyorum. Daha yaşanmamış o kadar güzel şey varken. Bir de dünyada bu kadar güzel şey varken hiç bimediğin öbür dünyaya gitmek, kara toprağa girmek niye?