Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

15/09/2005 : 16:36:25
“Milliyetin çok belirgin vasıflarından biri dildir.Türk Milletindenim diyen insan,her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne,topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz.”
Dilin milliyetle olan ilişkisini yüce önder Atatürk o kadar güzel belirtmiş ki;söylenecek daha fazla söz yok.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti üniter bir devlettir.Üniter bir devlet tek bayrak,tek millet,tek vatan,tek devlet ve tek dil esasına dayanır.
Osmanlı döneminin dil hastalığı İstanbul Türkçesi olarak konuşma dili,Osmanlı lisanı olarak yazma dilinin yarattığı dildeki çeşitlilikti.Ayrıca Arap alfabesinin Türk diline uymaması da başlı başına bir sorundu.
İstanbul halkının ve özellikle İstanbul hanımlarının konuştukları dili yazarak ortaya çıkarılacak yeni bir dilin,ortak bir dilin gereksinimini Türkçü yazar Ziya Gökalp farketmiş ve bu konuda çalışmalar yapmıştır.
Cumhuriyetin ilanı,1929’da yeni harflerin kabulu,Türk Dil Kurumunun 1932’de kurulması ile dildeki bu sorunlar çözülmüş ve Yeni Türkçe veya Güzel Türkçe adı verilen ortak bir dil oluşturularak Türk Dili hastalığından kurtulmuştur.
Günümüzde ise Türk Dili başka bir hastalığa yakalandı:Türkçe karşılığı olduğu halde,yabancı kelimeleri ısrarla dilimize sokma çabaları.Her kesimden,her meslek grubundan birtakım insanlar bu kelimeleri kullanarak,dili güzelleştirdiklerini sanıyorlar veya entelektüel bir görünüm çizmeye çalışıyorlar.
Bakınız ulu önder Atatürk Türk dili hakkında ne diyor:
“Türk milletinin dili Türkçedir.Türk Dili dünyada en güzel,en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir.Onun için her Türk,dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.Bir de Türk Dili Türk Milleti için kutsal bir hazinedir.Çünkü Türk Milleti geçirdiği felaketler içinde ahlakını,ananelerini,hatıralarını,menfaatlerini,kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor.Türk Dili,Türk Milletinin kalbidir,zihnidir.”
O halde bütün bu ısrarlar neden?”Özel”kelimesi dururken”spesifik”demenin ne anlamı var?”Yasal”yerine “legal”,”uzman”yerine “eksper”demenin gereği ne?Bunlar ve bunlara benzer birçok sözcük…(background/geçmiş,dejenerasyon/yozlaşma,glabal/küresel,leasing/kiralama,hardware/donanım,hanikap/engel,ice-tea/buzlu çay,formal/resmi…)
Bir taraftan yabancı kelimelere karşılık bulmaya çalışan TDK,diğer taraftan dilimize yabancı sözcükler,kalıplar sokmaya çalışan insanlar.
Bir yanlış anlaşılma olmasın.Edebiyat kelimesi de Arapça kökenli bir kelimedir.Ancak Türk halkının bildiği ve tanıdığı her kelime millidir,Türkçeleşmiştir.Dilin canlı bir varlık olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum.Halkımız “computer”yerine “bilgisayar”kelimesini benimsediği halde,”faks”yerine “belgegeçer”kelimesini bir türlü kabul etmemiştir.Faks kelimesini de bu nedenle Türkçe bir kelime olarak kabul edebiliriz.Çünkü karşılığı yoktur,olsa bile halk tarafından kabul edilmemiştir.
Üzerinde durduğumuz,daha önce de belirttiğimiz gibi,halkın bildiği,tanıdığı kelimeler yerine,sadece bir kesimin bildiği,Türkçe karşılıkları bulunan yabancı kelimelerin kullanımıdır.
Bu hastalık belki de,bir çeşit özenti olarak değerlendirilebilir.Bir an evvel bu hastalıktan kurtulmak,zengin Türkçemizi,güzel Türkçemizi korumak zorundayız.Milletolabilmenin en önemli koşullarından biri şüphesiz dildir.Bun hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmamalıyız.
Eğitimcilerimiz,eğitim kurumlarımız,üst yöneticilerimiz,özellikle basın yayın kuruluşlarımız bu konuda daha dikkatli olmak zorundadır.
Tüm insanlarımızı duyarlı bir toplum oluşturmaya davet ediyorum.

Son 11 yorum (en yenisi önce)

30/10/2005 : 14:29:07
türkiye için türkçe öğrenme zamanı (2005........
17/09/2005 : 21:54:07

Bu arada Levent Bey ve Sevgili Yasemince81'e dil konularında duyarlılıktan dolayı teşekkür ederim. Bu konuda çok fazla şüphe içinde olmadığımı düşünebilirsiniz. Kısaca yola devam:)) Yanlış anlama yok!
17/09/2005 : 21:40:28
Sevgili Yasemince81;

Çok güzel söylemişsin eline sağlık. Demişsin ki "Herkes bunu yapsın. Türkçe'yi, bilimi milletini, ülkesini seven, ilki kuruşa satmasın."

Belki kimse dilini satmak istemiyor. Kusura bakmayın eleştirmek için söylemiyorum ama sorunun bu kadar basit biçimde çözüleceğini sanmıyorum. Ben satmayacağım, ben kullanmıyorum başkası da böyle yapsın demekle bu işler ne olmuyor ne yazık ki. Üstelik sizin sahip olduğunuz imkanlara, düşünceye ve bakış açısına bir çok kişi de sahip olmayabilir. Ve bu toplumsal bir sorun. Dil de toplumsal bir olay, toplum bir kelimeyi kabul ettiğinde onun önünde tek başınıza durmanız çok zor olabilir. Zorluklar, dayatmalar, akla hayale gelmeyen oyunlarla insanlar farkında olmadan bu düşüncelerinden vazgeçebilir. Ve en başında da söylediğim gibi dil, kültür ve düşünce boşluk kabul etmez, yeri şu veya bu biçimde doldurulur. Ve işte içinde olduğumuz durumlaran biri ne yazık ki budur.Eleştiri değil, sadece bir tespit veya bakış açısı katılır veya katılmazsınız. Sağlıcakla kalın. Saygılarımla...
17/09/2005 : 21:33:36

Levent Bey;

Böyle bir suçlama da bulunmadım, ayrıca kimseyi suçlayacak durumda değilim, eğer böyle anlaşıldıysa özür dilerim hepinizden. Ayrıca dil gerçekten önemli bir konu, böyle bir konuyu gündeme getirdiğiniz için çok teşekkür ederim.Sadece istedim ki sorunun kaynağına inelim ve biraz daha kafa yoralım. Yani yazınıza yönelik bir eleştiriden ziyade yanıtlanmayı bekleyen sorular vardı bende onları dile getirdim o kadar. Yazılarınıza devam etmenizi bekliyorum. Gençleri engellemekten hiç hoşlanmam aksine nefret ederim. Saygılarımla...
17/09/2005 : 16:32:42
Levent Bey,
Sanki ben yabancı dille eğitimi savunuyormuşum gibi bu konu üzerinde hassasiyetle duruyorsunuz.Ben de yabancı dille eğitime en az sizin kadar karşıyım.
Benim anlatmak istediğim noktayı Yasemin Hanım anlamış.Bizim yapmamız gerekeni-ben size bir türlü anlatamadım-Yasemin Hanım özetlemiş.
Saygılarımla...
17/09/2005 : 14:48:25
Benim İngilizcem iidir fakat sadece yabancı arkadaşlarımla konuşurken kullanırım. İngilizce verilen iş ilanlarına bakmam bile. Konuşurken ingilizce kelime ağzıma gelirse dilime biber sürerim. Herkes bunu yapsın. Türkçe'yi, bilimi milletini, ülkesini seven, ilki kuruşa satmasın. Biz Amerikanın karşısından eğilmek zorunda değiliz. O bizim önümüzde eğilecek. Bize beş kuruşluk faydası yoktur o kültürsüz, yozlaşmış, dakikada bir tecavüz ve cinayetin işlendi ülkede. Nokta kadar çıkar için virgül kadar eğilmeyelim arkadaşlar..
17/09/2005 : 13:17:54
Sevgili Yasemince81 çok güzel bir soru sormuşsun. "İngilizce eğitim veren okullardan mezun olanlar tercih ediliyor. Fakat benim anlamadığım nokta İngilizce olarak bir işin ilmini insan ne kadar öğrenebilir, yorumlayabilir? En iyi ana dilinde uzmanlaşmaz mı? Ayrıca bu işyerlerinde İngilizce ne kadar kullanılıyor onu da merak ediyorum?"

Neden tercih ediliyor? Türkiye ne yazık ki 1940'lardan sonra giderek A.B.D yörüngesi ve global kapitalistlerin yörüngesine doğru hareket etmiştir. Böylece global şirketler ve onların taşeronları Türkiye'yi sömürge ülkesi gibi görmeye başlayınca bu görüntüler ortaya çıktı. Ve bu ülkenin en değerli gençlerinin, bu ülkenin en iyi beyinlerinin bir çoğu İngilizce konuşmayı, yazmayı en önemli şey olarak görmeye başladı.

Sömürge politikalarında dil her zaman en önemli unsurdur, dillerinden vazgeçen uluslar bir süre sonra her şeylerinden vazgeçerler.

17/09/2005 : 12:49:21
Tekrar Merhabalar,

Levent Bey ve Sevgili Yasemince81


Yabancı dil bilmek, yabancı dille eğitim ile Türkçeyi doğru konuşmak, kullanmak farklı bir iş tabii ki. Ama yine de bu ikisi birbirinden tümüyle kopuk ve bağlantısız değil. Bu işin başka bir boyutu ama konudan tamamıyla alakasız değil:sanırım tartışılan Türkçenin doğru kullanımı, yabancı kelimelerin dilimizi istila etmesi vb. Benim demek istediğim şu veya bu biçimde Türkçenin ikinci plana itildiğidir. ODTÜ, Bilkent, Boğaziçi vb üniversitelerde yabancı dille eğitim yapılıyor sadece dil öğretilmiyor. Gençlerin çoğu Türkçeyi ikinci plana atarak bu üniversitelere gidiyor; amaç yabancı dil öğrenmekten öte bir şey oluyor. Yabancı dille eğitim yapmak nasıl bir duygudur acaba? Kendi ülkesinde en temel şeyleri, kavramları bile yabancı bir dilde öğrenmek insanı kendi diline, benliğine karşı bir güvensizlik, bir acizlik duygusu oluşturmaz mı? Üstelik en zeki gençlerini bu şekilde eğitim vermekten hoşlanan bir anlayış nasıl bir anlayıştır acaba? Demek ki siz kendi dilinize, kendi benliğinize güvenemiyorsunuz ki böyle bir şey yapıyorsunuz diye düşünmeden edemiyorum. Böyle bir duyguyla hareket eden biri Türkçeyi kolayca ikinci plana itebilir, önemsemeyebilir veya background vb bir çok kavramı gönül rahatlığı içinde kullanılır. Tıpkı bir çok çevirmen ve yazarın bu kelime için uygun bir karşılık bulamıyorum, dilimizde böyle bir kavram yok diyerek yaptığı gibi. Tanıdığım biri İngilizcem Türkçeye göre daha iyi olmalıdır, çünkü benin düşünce ve kültürel hayatımı şekillendiren daha çok ingilizcedir demişti. Neden böyle demişti? Durup dururken mi? Düşünce, kültür vb üretemeyen uluslar her türlü düşünceyi, teknolojiyi, kavramı ve kültürü başka uluslardan aldıkları sürece dilleri de ikinci plana düşecektir, hatta zamanla kendi dillerinden de uzaklaşıp ona karşı yabancılaşacaklardır. Hele dünyanın bu kadar küçüldüğü, iletişim, ulaşımın inanılmaz hızla arttığı bir dönemde bunun etkileri de çok büyük boyutlarda olacaktır.

Peki iş ilanlarına ne diyeceksiniz: iş ilanların İngilizce verilmesi, nasıl bir duygu ve düşüncenin ifadesidir acaba. Tabii daha önce de söyledim, ön tekerlek nereden giderse arka tekerlekte onu izleyecektir. Özellikle Türkiye için bu son zamanlarda çok fazla geçerli.

Düşünce ve kültürü toplum oluşturur, toplum düşünmezse, üretmezse, her şeyi hazır kalıplar halinde tüketmeyi öğrenirse böyle olur. Ankara'da ilkokul mezunu insanlar bile Star, Show,internet cafe, Hamburger vb kavramların anlamını bilir hatta açtıkları işletmelerde bu isimleri korkmadan kullanır, şimdi bu isimler de Türkçeye girmiştir, Türkçeleşmiştir diyebilirsiniz, işte bu işlerde böyle oluyor zaten, zamanla ve yavaş yavaş. Televizyon, radyo, uydu, anten vb bir çok örnekte olduğu gibi.
16/09/2005 : 18:14:32
Sayın Levent Bey,
Dil öğrenmek,dil bilmek,yabancı dille eğitim,yabancı dil olmadan iş sahibi olamamak farklı bir şey,Türkçe konuşmak,Türkçemizi yaşatmak farklı bir şey.Güzel bir iş sahibi olabilmek için yabancı dil istiyorlar diyorsunuz.Bunu kabullenirim.Ancak "Türkçeyi neden öğreneceğim, araştırma yapmak için mi, iş bulmak için mi, bilimsel kitapları, dergileri okumak için mi, düşünmek için mi?"diyorsunuz,bunu asla kabul edemem.Bir milleti millet yapan unsurların başında dil gelir.Biz Türk milleti olarak dilimizi korumak ve dilimizi yaşatmak zorundayız.Bunun aksini iddia edenin milli duygularından şüphe etmek gerekir.
Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim;zaten benim makalemde bahsettiğim Türkçe karşılığı olan kelimeleri(spesifik,legal,dejenerasyon vb.)sizin bahsettiğiniz kesim bilmez.( Bir araştırmaya göre Türkiye'de insanların %75 ortaokul ve daha alt okullardan mezun olmuş, nüfusun %10'u okula bile gitmemiş.)
Saygılarımla...
16/09/2005 : 17:19:48
İngilizce eğitim veren okullardan mezun olanlar tercih ediliyor. Fakat benim anlamadığım nokta İngilizce olarak bir işin ilmini insan ne kadar öğrenebilir, yorumlayabilir? En iyi ana dilinde uzmanlaşmaz mı? Ayrıca bu işyerlerinde İngilizce ne kadar kullanılıyor onu da merak ediyorum?
16/09/2005 : 14:01:37
Türkçe konuşalım yazalım da nasıl olacak bu iş onu tam anlayamadım. En önemlisi üniversitelerde Türkçe bugün ikinci dil konumundadır. ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent, Hacettepe ve daha niceleri bugün Türkiye'de İngilizce eğitim veren üniversiteler. Gençlerin bir çoğu da İngilizceyi ana dili gibi öğrenmek istiyor: iş ilanlarına bakarsınız ne demek istediğimi anlarsınız. Bunlar arasında ne kadarı Türkçeyi iyi bildiği için tercih ediliyor? Hatta iş ilanlarından bir kısmı İngilizce bile veriliyor. Neden böyle? Ne zamandır böyle? Diyeceksiniz ki "bunlar iş bulmakla ilgili bir sorun, dil insanın kimliği ile ilgili bir şey." Doğru ama sadece karnını doyurmayı düşünen ve üstelik kapitalizmden başka bir alternatif görmeyen biri bunu nereye kadar düşünecek? Hem insanların kaçta kaçı bu biçimde kapsamlı kafa yorabiliyor. Bir araştırmaya göre Türkiye'de insanların %75 ortaokul ve daha alt okullardan mezun olmuş, nüfusun %10'u okula bile gitmemiş. Üstelik parası olmayanların ne gibi engellerle karşılaştığı da malum. Tabii bu şartlarda iş bulamayan insanlar doğal olarak paradan başka bir şeyi düşünemiyor ve parayı en çok kim bastırırsa onun dediği oluyor. Böyle olmamalı, olmasa iyi ama böyle olmaması için ne yapıyoruz?

Gençlerin bir çoğu nerede çalışmak istiyor, niçin istiyor ve onlara ne söyleniyor? Tüm bunlarla birlikte düşünüldüğünde insan soruyor: Türkçeyi neden öğreneceğim, araştırma yapmak için mi, iş bulmak için mi, bilimsel kitapları, dergileri okumak için mi, düşünmek için mi? Niçin?

Türkçe öğrenilmesine, konuşulmasına hiç karşı çıkmadım. Ama tüm bunlar anlamlı olmalı ve insanlara sadece Türkçe konuşalımdan ziyade bunun gerekçeleri ve uzantıları da dile getirilmeli. Yani kısaca sorunun kaynağına inilmeli. Yoksa habire bataklığın büyüdüğünü dikkate almaksızın bataklıkta sivri sinek avlamaya devam ederiz.