Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

17/08/2005 : 14:28:54
Biz!..
45 saniyelik bir depremde
on binlerce evladını, kefensiz, tabutsuz, törensiz,
gecenin karanlığına gömmüş Türkiye halkı!..

O 45 saniyede, 45 yılda öğrenemeyeceğimiz kadar çok şey öğrendik.

O gece anladık; insanları depremin değil,
rant hırsıyla göz yumulan bir vahşi betonlaşmanın öldürdüğünü!..
Ve aynı şiddetteki bir depremin, Japonya’da kayıpsız atlatılırken, Türkiye’de neden onbinlerce can aldığını!...

Cinayeti; “daha az malzeme, daha çok kar” diye diye,
binalar, siteler diken ve buna göz yuman sistemin; arsızca verilen, ahlaksızca alınan rüşvetin; sorumsuzca atılan imzanın işlediğini ve bu yanlış gidişte bizim de payımız olduğunu o gece öğrendik!..

Son nefeslerine kadar kurtarıcı bekleyen kurbanlarımızın ölümleri, doğanın öfkesinden değil, devletin acizliğindendi; bunu asla unutmayacağız!

Ne acıdır ki Türkiye tarihinin en umut verici sivil toplum hareketi, o 45 saniyede doğdu... O korkunç can pazarında, feryatlar, iniltiler arasında biz, dayanışmayı öğrendik... “Yurttaş” olmanın, yardıma koşmanın, hesap sormanın sırrına erdik...

Celp emri beklemeden yardıma koşan gönüllülerden dev gibi bir ordu gibi aktık deprem bölgesine...

“Türk’e Türk’ten başka dost yok” sözünün, düşmanlık pompalayıp iktidar perçinlemek için kullanılan koca bir yalan olduğunu anladık!..
Din, dil, ırk, millet siyaset farklılıklarını aştık... İnsanlık ailesinin olağanüstü dayanışmanın onurunu yaşadık...

Üzerinden 6yıl geçti... Bölgede yaralar hala kanıyor.
Deprem riski, hala beton bir kılıç gibi sallanıyor tepemizde...
Evlerimiz, muhtemel tabutlarımız gibi görünüyor gözümüze...

17 Ağustos gecesi keşfettiğimiz o yurtaşlık bilincini, o sivil enerjiyi; şimdi hesap sormak, herşeyi yeni baştan kurmak, yaraları sarmak ve yeni depremlerden korunmak için seferber etmek zorundayız.

UYUMA TÜRKİYE BEN UYUMUYORUM

ÜZERİNDEN 6 YIL GEÇTİ NE O GÜNÜ NEDE YAŞAMINI YİTİREN YURTTAŞLARIMIZI UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ... ONLARI SAYGIYLA ANIYORUZ

Son 2 yorum (en yenisi önce)

17/08/2005 : 15:25:49
Umarım tekrar o acı günler tekrarlanmaz. Fakat bu tür afetler olduğu sürece yine biz aynı hale geliriz. Yine binalar yamulur. Yer gök oynar, sağlık ekipleri işini düzgün yapamaz. Ne değişti o günden bu yana? Ne gibi sağlam binalar inşa edildi ya da kaç tane kötü bina yıkıldı. Tüm Türkiye'de ne yapıldı? Ben 3 yıl önce kiralık ev ararken depreme dayanıklı bina istiyorum, araştıralım dedim. Sonradan dolma zemin üstüne olmasın dedim. Herkes kafadan çatlak gözüyle baktı. Kimse sallamadı bile. Hala seçim zamanı binalar çıkılmayı bekliyor, denizler dolduruldukca dolduruluyor. İşimiz yine Allah'a kaldı. Ne derler meşhur Türk atasözü korkunun ecele faydası yokmuş. Unutmayalım ki paranoyaklar hayatta kalıyor.
17/08/2005 : 14:30:42
Gölcük'te eski tas eski hamam

Gölcük'te 3 kattan fazlasına izin yok ancak depremden önce 7-8 kat için izin alan inşaat sahipleri, deprem sırasında yapımına ara verdikleri binalara, yasal boşluktan yararlanıp devam ediyorlar. Belediye başkanları çaresiz, "Yasalarımız böyle" diyor

17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 6 yıl geçti, ama depremin merkez üssü Gölcük'te enkazların ortadan kaldırılmasından başka değişen pek fazla bir şey yok; yani akıllanmış değiliz. Depremde yaklaşık 6 bin ölümle en fazla can kaybının yaşandığı ilçede yine çok katlı binalar hızla yükseliyor, hasarlı binaların içinde 'güçlendirildi' raporlarıyla vatandaşlar oturmaya devam ediyor.
Yetkililer, yükselen binaların deprem öncesinde ruhsatlarının alındığını söylüyor. Oysa 17 Ağustos depreminden sonra yapılan açıklamalar hafızalarda tazeliğini koruyor. Deprem sırasında Gölcük Belediye Başkanı olan İsmail Barış, deniz tarafındaki bölgenin alüvyonlu olduğunu, buralarda 2 kattan fazla bina yapımına izin vermeyeceğini, zemini sağlam yerlere ise en fazla 3 kat çıkılabileceğini açıklamıştı. Barış, hasarsız yüksek binaların da üst katlarının yıkılarak zemine uygun hale getirileceğini söylemişti.
Bunca yıl geçmesine rağmen Gölcük'te yeni yapılan kalıcı konutları saymazsak 2 - 3 katlı bina bulabilmek neredeyse imkânsız. Yeni yapılan birkaç 2 - 3 katlının dışında, sanki bu acılar yaşanmamış gibi 8-10 katlı binalar yükseliyor. Hatta göz göre göre katlar üzerine ilave katlar ekleniyor.
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün hazırlattığı rapora göre, afet bölgesinde yapılacak binaların kesinlikle 2 kat yapılması öngörülüyordu. Bakanlığın hazırladığı 'Çevre Düzenleme Planı'nda da bu görüş benimsendi. Ancak daha sonra bazı belediyeler, zeminin sağlamlığını gerekçe göstererek artı kat talebinde bulundu. Buna göre Yalova 4 kata çıktı. Gölcük Belediyesi'nde ise 2, yolun üst kısmında kalanlara da 3 kata kadar izin verildi. Deprem döneminde Gölcük Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapan şimdiki Başkan Mehmet Ellibeş, "Zemin etüt araştırmalarına göre durum değerlendirildi" dedi.
Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, eski çok katlı binalara hukuksal nedenlerle bir şey yapamadıklarını söyledi. Binaların çoğunun güçlendirildiğini belirten Ellibeş, "Güçlendirilen binalar Bayındırlık'tan onay aldı. Ağır hasarlıların hepsi yıkıldı" diye konuştu.
Ellibeş, Değirmendere'nin sahil kesiminde Donanma'nın batı sınırında yapımı devam eden bazı çok katlı binalarla ilgili olarak şöyle dedi: "Böyle bazı münferit binalar var. Depremden önce başlamış ancak deprem sırasında yarım kalmış binalar bunlar. Yani daha önce kat izni alınan binalar. Bu binalar eksiklikleri tamamlanarak yapı denetim bürolarının gözetiminde inşa ediliyor. Yeni imarda 3 kattan fazla izin yok."

Yasalarımız böyle
Değirmendere Belediye Başkanı Hasan Özer, sahil kesimindeki çok katlı binalarla ilgili olarak şöyle dedi: "Deprem olduğu zaman binalar çok katlıydı. Ancak bunların inşaatları deprem yüzünden yarım kaldı. Şimdi bu inşaatlarını tamamlamak isteyenlere biz ruhsat vermek zorundayız. Depremden önce ne kadar kat izni almışlarsa, şimdi bunları yapma hakları var. Maalesef yasalarımız böyle."
Deprem yaralarının sarıldığı sanılan Gölcük'te katlar yükselirken, anlıyoruz ki oy kaybetme korkusu ile yasaların yetersizliği binalara radikal müdahale olanağını yok ediyor.

Prof. Ercan'dan İstanbul uyarısı

ERGÜN AYAZ Kocaeli DHA
İSTANBUL Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan, Marmara Depremi'nin 6. yıldönümü etkinlikleri için İzmit'e geldi. Ercan, ülke genelinde 25 milyar dolarlık harcama yapılması gerektiğini, sadece İstanbul'daki binaların sağlamlaştırılması ve sağlam konutlar yapılması için 5 milyar dolar gerektiğini söyledi. "Deprem Vergisi" olarak bugüne kadar fonda 15 milyar dolar biriktiğini söyleyen Ercan, bu paranın halk için kullanılması gerektiğini kaydetti.

İstanbul'a 2 deprem
Ercan, İstanbul ve Marmara Denizi'ndeki yapının 2 deprem olabileceğini gösterdiğini belirterek, şunları anlattı: "Bunlardan biri Kınalı-Bakırköy-Küçükçekmece arasında, denizin 7-10 kilometre derinliğinde, diğeri Marmara Ereğlisi'nin önünde, Marmara Denizi'nde olacaktır. Bu depremin 7 - 7.2 büyüklüğünde olmasını bekliyoruz. Olası depremde yıkılacak yerleri mahalle mahalle biliyoruz. Bu mahallelerin yıkılıp onların yerine toplu konut biçiminde sağlam konutlar yapılması gerekiyor."

Cengiz: 50 bin kişi ölebilir

ANKARA Milliyet
JEOLOJİ Mühendisleri Odası Başkanı İsmet Cengiz, Marmara depreminin yıldönümü nedeniyle dün bir basın toplantısı düzenledi. İstanbul'da meydana gelebilecek bir depremde 70 bin binanın hasar göreceğine ve 50 bin kişinin de öleceğine dikkat çeken Cengiz, "Böyle bir depremde 60 milyar dolarlık maddi hasar oluşur" dedi. Siyasal iktidarların depremden gereken dersi almadıklarını kaydeden Cengiz, 17 Ağustos depreminin ardından eski uygulamaların ısrarla sürdürüldüğünü savundu.

400 bina yıkılamadı

KOCAELİ Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Kocaeli'nde yıkılmayı bekleyen hasarlı 400 bina olduğunu ancak ihtilaflı olan bu binalara hukuksal süreç devam ettiği için müdahale edemediklerini bildirdi. Mahkemelerden karar geldikçe tehlike yaratan binaları da yıktıklarını belirten Karaosmanoğlu, "6 ayda bir uzaydan bölgenin fotoğraflarını çektirip onun üzerinde çalışma yapıyoruz" dedi.

Japonya'da 7.2 oldu

DIŞ HABERLER SERVİSİ
JAPONYA'nın kuzeydoğusundaki Miyagi kentinin 80 km açıklarında okyanus tabanının 20 km altında Richter ölçeğine göre 7.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde ölen olmazken, 59 kişi yaralandı. Depremin etkisiyle Miyagi kentinde küçük tsunamiler meydana geldi, bazı binalarda hasar oluştu. Deprem, Miyagi'ye 300 km mesafedeki başkent Tokyo'da da hissedildi.

Kızılay hız kazandı

ANKARA Milliyet
TÜRKİYE Kızılay Derneği Genel Başkanı Tekin Küçükali, "Marmara depreminin büyük yıkıcı gücü karşısında itiraf etmeliyiz ki, Kızılay'ın organizasyon yapısı da ayakta kalamamıştır. Depremden sonra Kızılay'ın yeniden yapılanma hamlesi başlattığını belirten Küçükali, Kızılay'ın, Türkiye'nin herhangi bir yerinde meydana gelecek afete 2 saatte ilk ekibini gönderebilecek bir organizasyona kavuştuğunu söyledi.