Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

28/03/2005 : 16:21:24
Bazen öyle bir ilişkiye tutlursunuz ki, ne sevebilir, ne terkedebilirsiniz.
Körkütük bağlanmışsınızdır aslında..
En güzel yıllarınızın, en acı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişlerinizin nedeni, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.
Gözyaşlarında, bilinçaltınızda, kahkahınızdadır..
Korkunca saklandığınız bir sığınak, çoşunca öptüğünüz bir bayrak..
Sevdanız riyasız, karşılıksız, çıkarsızdır.
Sınırsız ve nihayetsiz; "ölmek var, dönmek yoktur".
Lakin gün gelir anlarsınız içten içe birşey.in kanadığını..
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya.. şurasından burasından eleştirmeye koyulursunuz; "şöyle demese, şöyle görünse, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa.."
Başkalarını örnek göstermeye, "bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız.
Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız.
Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz.
"Eskiden böylemiydi yaa.." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirilerin kapısı; açıldıkça bastırılmış isyanlar yükselir bilinçaltından.
Böyle süremiyeceğini bilirsiniz. Değişsin istesiniz. O sevgisizliğinize yorar bunu. İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür. "Ya sev böyle, ya da terk et." diye gürler..
Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ışıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden. Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size.. Hoyrattır, bakmaz yüzünüze.. Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar, mahkum eder. Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden.."iyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için" dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız yaşayamıyacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz. İhanetten kırlımıştır kaleminiz, severek terkedersiniz..
"Madem öyle" nin çağı başlar ondan sonra..Madem siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, madem ki kıymetinizi bilememiştir, o halde günah sizden gitmiştir. Lanet ederek bu aşka çekip gitmeleri denersiniz.

Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece..


Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre..
Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni. Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. Deli kanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini.. Gurur duyar onlarla, koynunda besler gözlerini oysunlar diye.. Uğruna kan dökenleri sever gül dökenlerden daha fazla..
"Bana ne..kendi seçimi.." diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre.
Ama sonra..
Ansızın kulağınıza çalınan bir şarkı ya da bir kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden..
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder, ağlarsınız..
Kokusunu özlersiniz, türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir fincan çay içmeyi.. Karşı nehrin kıyısından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye.. Dönüp, "seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden.. Dönemezsiniz.
Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız. Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu.. Ne onunla olur ne onsuz.. Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "ne olacak sonunda" kuşkusu..

Böyle sevemezsiniz, terkte edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz.

CAN DÜNDAR

Son 8 yorum (en yenisi önce)

10/12/2005 : 23:09:32
Yaptıklarının bedelini öderken başını dik
tutabilecek misin?

Son sözü söylemenin sözüm ona keyfini yaşarken filmlerdeki gibi 'ceketimi aldım ve arkama bile bakmadım' repliğini eşe dosta böbürlene böbürlene anlatırken bir daha dönmeyeceğine emin misin?..

Büyük bir gürültüyle içerdekinin yüzüne çarptığın kapıyı, bir süre sonra nazik nazik tıklamayacağından hiç şüphe duymuyor musun?..

Yataktan kalkarken aylarca dokunduğun bu tene bir daha dokunmayacak kadar onurlu musun?..

Merdivenlerden hışımla inerken sildiğin telefon numaramı tekrar yazmayacağına dair ettiğin yemini tutabilecek misin?..

‘Beni bir daha arama’ diye bağırırken ‘Beni bir daha aramayacak’ kadar kendine güveniyor musun?..

Ağız dolusu sövgülerin için yüzün kızararak özür dilemeyecek kadar karakterli misin?..

Aynı ismi taşıdığımız arkadaşına seslenirken aklına gelme olasılığım seni rahatsız etmiyor mu?..

Bir süre sonra ortak arkadaşlarımıza ‘ne yapıyor, iyi mi’ diye sormayacağından…

Başka biriyle gördüğünde üzülüp, sinirlenmeyeceğinden…

O akşam yağmura aldırmadan niçin kendini yerlere atıp, hıçkıra hıçkıra ağladığını eşe dosta izah edecek mazeretlerin hazır mı?..

Bazı şarkılarda gözünden akan suyun yaş olmadığına inandırabilecek misin yanındakini?..

‘Ne olur gitme’ derkenki halimi, yaşlı gözlerinle ‘Ne olur, hata yaptım’ derken yaşamayacağından…

Yalvarırken bıraktığın bana bir şans daha için yalvarmayacağından…

Perişan bırakırken, perişan dönmeyeceğinden, emin misin?

Terk edip giderken, dönmeyeceğine söz verir misin?..

volkan akay
27/05/2005 : 17:32:49
arkadaşlar gerçekten güzel şeyler yazıyorlar ben yazıcı değilim ama iyi bir okuyucu olduğum söylenir lütfen yazılarınıza devam edin
13/05/2005 : 16:51:44
Bu, Yalnız Olanlara;
>> Aşk bir kelebek gibidir, peşinden koştukça hep senden
>>kaçar... En iyisi
>> bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna
>>dokunuverir...
>> Aşk mutlu eder, bazen de üzer ama aşk özeldir, aşkını hak
>>eden birine
>> sunarsan eğer..
>>
>> Bu, Sevgilisi Olanlara;
>> Aşkın amacı birileri için "mükemmel insan" olmak değildir,
>>seni mükemmelliğe
>> en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır...
>>
>> Bu , Çapkın Olanlara;
>> Sevmediğin birine asla "seni seviyorum" deme. İçinde olmayan
>>duygulardan
>> varmış gibi söz etme. Kimsenin hayatına kalbini kırmak için
>>girme.
>> Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme, çünkü birine
>>verebileceğin en
>> büyük acı, aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir...
>>
>> Bu, Evli Olanlara;
>> Seven insan "senin hatan" yerine "özür dilerim" diyendir...
>>"Neredesin?"
>> yerine "ben buradayım" diyendir.. "Nasıl yaparsın?" yerine
>> "niye yaptığını anlıyorum" diyendir... Ve aşk "keşke" yerine
>>daima "iyi ki"
>> diyendir...
>>
>> Bu, Evlenmek İçin Gün Sayanlara;
>> Bir kadın ve bir erkeğin birbirleri için ne kadar uygun
>>olduğu, birlikte
>> geçirdikleri zamanın değil, birbirlerine duydukları aşkın ne
>>kadar
>> sürdüğüyle anlaşılır.
>>
>> Bu, Kalbi Kırık Olanlara;
>> Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve ilacı
>>bu acıya
>> alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.
>>
>> Bu, Aşık Olmaktan Korkanlara;
>> Aşka düş ama tökezleme, anla ama bekleme, paylaş ama isteme,
>>yaralan ama
>> asla acıyı içinde büyütme...
>>
>> Bu, Sevdiğini Fazla Sahiplenenlere;
>> Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı
>>bir şey varsa, o
>> da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir...
>>
>> Bu, Aşkını İtiraf Etmeye Çekinenlere;
>> Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir, sevdiğin seni terk
>>edince daha da çok
>> acı verir ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini
>> bilmesine hiç fırsat vermemektir...
>>
>> Ve Bu da Dönmeyecek Birini Hala Bekleyenlere;
>> Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç
>>değmediğini
>> gördüğün andır ve en büyük kaybın onun için harcadığın
>>yıllardır..
>> Senin aşkını şu gün hak etmeyen, bil ki 10 sene sonra yine
>>hak
>> etmeyecektir..
>> BIRAK, GİTSİN...
>>
>>
>>
>> GÜNÜN SÖZÜ
>> Sular yükselince, balıklar karıncaları yer..
>> çekilince de karıncalar balıkları...
>> Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir...
>> Çünkü kimin kimi yiyeceğine..
>> "SU" karar verir...
>>
22/04/2005 : 13:06:29
Keşke benim diyebilsem Mehmet. Yazarın ismi yoktu aşk hikayelerinden buldum. Devamı yok istersen getirebilirsin ama. Yeterki devam getirmek iste saçma sapan hikayeler, hayatlara acılara, umutsuzluklara hepsine devam gelir. Bir tek mutluluğun isteklerin aşkın devamı yok son kullanma tarihi dolduğunda biter.
22/04/2005 : 12:03:56
Güzeldi doğrusu nereden buldunuz sa
yazarı kimmiş acaba devamı varmı?
20/04/2005 : 17:40:56
Bir zamanlar küçük bir papatya varmış. Kocaman bir kayanın siperciğinde yaşarmış. Çevresinde ballıbabalar, katırtırnakları, utangaç mavi mine çiçekleri açarmış. Her sabah, gün doğumunda bütün çiçekler uyanırmış. Sabah aydınlığıyla genişleyen gökyüzünü izlerler, mutluluk türkülerini bir ağızdan söylerlermiş. Hepsi birbiriyle dost, hepsi arkadaşmış. Aradan uzun bir zaman geçmiş. Günlerden bir gün, bizim küçük papatya her zamanki gibi tan atımında uyanmış. Uyanmış uyanmasına ama eskisi gibi keyfi yerinde değilmiş. İncecik gövdesi kırılıp dökülüyormuş. " Herhalde akşam yağan yağmur yüzünden hastalandım" diye düşünmüş. O sırada gözü yakın arkadaşı ballıbaya ilişmiş. Zavallı ballıbaba, ıslak toprağa serilmiş, yatmıyor mu?.. "Ne oldu sana kardeşim" diye seslenmiş ballıbabaya.. Ballıbaba başını güçlükle papatyaya çevirmiş, gözlerinden ip gibi yaş akıyormuş. " Bu soruyu yalnız bana sorma papatyacık. Hepimiz perişan durumdayız. Öteki arkadaşlar da benim durumumda. Akşam durmadan yağan yağmur toprağı alıp ***ürdü, çiçeklerin kökleri dışarda kaldı. Hepimiz yavaş yavaş ölüyoruz" Papatya duyduklarına inanamamış, çevresine bakınmış, bir düşte karabasan gördüğünü sanmış. " Peki, demiş. Ben neden hala ayaktayım? Neden benim köklerim sapasağlam toprakta?" Öteden mavi mine sızlanmış. " Çünkü seni koruyan bir kaya var. Onun siperinde yaşıyorsun. Sonbahar yağmurları başladı. Bizler yağmur selinden kendimizi koruyamayız. Bundan kaçış yok. Elveda güzel yüzlü papatya" demiş. Papatya dostlarının birer birer yağmur sularıyla gidişini izlemeye dayanamazmış. " Hayır, diye isyan etmiş. Tükenişinize dayanamam. Ben gelecek yıl da burada olacaksam sizler de benimle kalmalısınız." "Nasıl olacak bu. Olanaksız" diye ağlıyormuş küçük çan çiçeği. Papatya kolay kolay vazgeçmezmiş ama. Dirençliymiş, kararlıymış. " Sizleri bırakamam demiş, hepiniz tohumlarınızı bana verin. Onları gelecek yıla kadar kendiminkilerle birlikte saklayacağım.Ya birlikte tükeniriz, ya birlikte yaşarız" Sonunda arkadaşlarını ikna etmiş. Hepsinin tohumlarını bir bir toplamış.Eh.. böyle bir dayanışmaya, böyle güçlü dostluğa kolay kolay rastlanmaz..Yeter ki kendi küçük de olsa, kocaman yüreğiyle bir papatyanın sevgisini taşıyabilelim. Ondan sonraki zamanını harıl harıl çalışmakla geçirmiş papatyacık. Kökleriyle sımsıkı toprağa sarılmış.Gövdesini genişletmiş. Giden arkadaşlarının tohumlarını göğsüne yapıştırmış. Kış gelmiş. Kötü rüzgarlar önüne gelen ne varsa almış ***ürmüş, papatya kayanın kuytusuna saklanmış. Rüzgara, yağmura, kara karşı direnmiş, dayanmış. Soğuk, zehir gibi havada tohumlar donmasın diye onlara daha bir sıkı sarılmış. Gözleriyle durmadan güneşi aramış. Bir parça gün ışığı görse yüzünü, gövdesini güneşten yana çevirirmiş.Ama o zorlu kışı geçirmek kolay değil. Toprağa öyle tutunmuş ki kökleri kalınlaşmış, soğuktan tohumları korumak için Sonra yaprakları uzamış, güneş izleyen yüzü büyümüş büyümüş.. Sıcak yüzlü ilkbahar geldiğinde dimdik ayakta bulmuş bizim güneş yüzlü çiçeği. Ama artık o bir Ayçiçeğiymiş.Hiç bir tohum zedelenmeden onunla yaşıyormuş. Dostluğun ölümsüz öyküsüdür Ayçiçeği, o gün bugündür güneşi izler dururmuş.Söylentiye göre dünyayı ve yürekleri aydınlatan güneş sevginin ta kendisiymiş.


20/04/2005 : 17:35:52
yazılanlar ne kadar güzeldi. Beni bile çok duygulandırdı. Can Dündar'ın hikayesi zannedersem evliliği anlatıyordu. Kıymeti bilinmeyen sevdayı, zamanı, gençliği anlatıyordu. Her zamanını bilebilmek umuduyla.

En anlamlı sözü ise şu oldu benim için,

Böyle sevemezsiniz, terkte edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz.
29/03/2005 : 14:47:53
ASK`IN KADERI....

Bir Zamanlar, bütün duygularin üzerinde yasadigi bir ada varmis:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve digerleri, Ask dahil.

Bir gün, adanin batmakta oldugu duygulara haber verilmis.
Bunun üzerine hepsi adayi terk etmek icin sandallarini hazirlamislar.
Ask, adada en son kalan duygu olmus, cünkü o ana kadar beklemek istemis. Ada neredeyse battigi zaman, ask yardim istemeye karar vermis.

Zenginlik, cok büyük bir teknenin icinde gecmekteymis. Ask, "Zenginlik, benide yanina alirmisin?" diye sormus.
Zenginlik, "Hayir, alamam demis.
Teknemde cok fazla altin ve gümüs var, senin icin yer yok" demis.
Ask, cok güzel bir yelkenlinin icindeki Kibir`den yardim istemis.
"Kibir, lütfen bana yardin et!"
"Sana yardim edemem Ask. Sirilsiklamsin ve yelkenlimi mahvedersin." diye cevap vermis Kibir.
Üzüntü yakinlardaymis ve Ask yardim istemis:
"Üzüntü, seninle geleyim."
"Of, Ask o kadar üzgünüm ki, yalniz kalmaya ihtiyacim var" demis.
Mutluluk da Ask`in yanindan gecmis; ama o kadar mutluymus ki Ask`in cagrisini duymamis bile.
Ask birden ses duymus. Gel Ask! Seni yanima alayim...
Bu asktan daha yasli biriymis. Ask o kadar sansli ve mutlu hissetmis ki kendini, onu yanina alanin kim oldugunu ögrenmeyi akil bile edememis.
Yeni bir kara parcasina vardiklarinda, Aska yardim eden, onu karaya birakip, yoluna devam etmis.
Ona ne kadar borclu oldugunu farkeden Ask, Bilgiye sormis: " Bana yardim eden kimdi? "
" O, zaman`idi" diye cevap vermis Bilgi.
"Zaman mi? Neden bana yardim etti ki?" diye sormus Ask."
Bilgi gülümsemis:
Çünkü sadece Zaman Askin ne kadar büyük oldugunu anlayabilir....