Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

29/09/2004 : 16:56:55
Şeyh Edebali'den Osman Gazi'ye Sesleniş

Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana.
Güceniklik bize; gönül almak sana.
Suçlamak bize; katlanmak sana.
Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.
Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.
Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana.
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.
Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.

Ey Oğul!

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Oğul!

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin..
Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek) derler.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar. İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!.

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!.

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.


Şeyh Edebali
13. Yüzyıl, Söğüt-Bilecik


Osman Bey, vefatında 68 yaşında idi.
Vefat ettiğinde geriye bıraktığı mal varlığı şunlardı :
Bir at zırhı, bir çift çizme, birkaç tane sancak, bir kılıç, bir mızrak, bir tirkeş, birkaç at, üç sürü koyun, tuzluk ve kaşıklık.

Son 4 yorum (en yenisi önce)

03/10/2004 : 12:16:13
Sevgili MİM gerek burada gerekse "Bir Devlet Nezaman çöker" başlıklı bölümde daha fazla detaylara girerek farkı bir polemiğe girmek istemiyorum.

Birincisi eksik bilgi vermekten korkuyorum. Çünkü ilgimi çok çekse de benim ihtisas alanıma girmeyen bir konuda sohbet havasında birşeyler yazmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Bu dediklerimi konunun uzmanlarından dinlemekte fayda var.

İkincisi bazı haklılara dayanarak, farklı sonuçlara varmak ve çok ciddi konuların istismar konusu yapılması doğru olmaz sanıyorum.
Tarihte başımızdan geçen ya da Türkiye Cumhuriyeti'nin kötü yönetimyle ilgili söylediğin birçok görüşe katılıyorum. Bunlara ilişkin onlarca örnek de ben verebilirim. Ama bunların istismar edilerek farklı bir silah haline dönüşmesini de istemiyorum.
Belki de başımıza gelen ve Türkiye Cumhuriyet'inin düştüğü zorlukların temelinde de bu susmalar ve sorgulamamalar yatıyor. Nasıl ki, Türkiye Cumhuriyetide son 10-15 yılda 300 milyar dolar paranın nereye harcandığını da soramadığımız gibi. Bazı soyguncular ve istismarcılar için bu ortamlar bulunmaz fırsattır.

Malesef askeri alanlarda ve milletimizin fedakarlığını gerektiren konularda gösterdiğimiz başarıları masa başlarındaki politik oyunlarda gösteremiyoruz ve sonuçta kaybeden hep biz oluyoruz. İşte Gümrük Birliği işte Kıbrıs.
Tarihe baktığımızda ise Girit'ten tutta Musul'a, hatta Batı Trakya ya kadar birçok kaybımızın masa başında olduğunu açıkça görürüz.
Saygılar.

02/10/2004 : 11:02:45
Melihçiğim,
Ben bu konuda gerçekten yeterli bilgiye sahip değilim. Sizlerin katkılarınız sayesinde bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum.
'Biz' meselesine gelince;
Biz her zaman biz idik. Adımız Selçuklu, Osmanlı veya TC olmuş fark etmez. Bir milletin devlet etiketini değiştirmekle o milleti değiştirmiş olmazsınız. Devlet, reddi miras tavrı içinde olabilir. Fakat millet her ne kadar sekteye uğratılmaya çalışılsa da coğrafi, kültürel özellikleri, değerleri ve birikimleri hem sosyolojik hem biyolojik aktarımlarla miras olarak devralır, taşır ve devreder.
Bu konuya katkılar arttıkça eksik bilgilerimi tamamlayacağımı düşünüyor katılımların devamını bekliyorum.
02/10/2004 : 09:20:20
Ben, bizlerden almış derken batılılaşma taklidi yapan ama bir türlü batılılaşmayan Türkiye Cumhuriyetini kastetmedim. Bu konu çok ayrı ve uzun uzun tartışılır.

Benim kastım batıdaki gibi ya da ABD gibi yeni devletler kurulurken geçmiş devlet tecrübeleri dahil herşey incelenmiş ve en uygunların kendilerine adapte edilmiş olmasıdır. Nasıl ki, bir şirket kurarken birçok tecrübeden faydalanırsınız işte bizim tecrübelerimiz de birçoklarına imrenilecek örnek oluşturmuştur.

İşte bu manada, Göktürklerden, Selçuklulardan, Osmanlılara kadar tarihte iz bırakmış bir milletin öğrettiği çok şey oldu onlara. Batılılar bizlerden çok şey öğrendi ve kendilerine uyguladıla ama biz batılaşacağız diye gittip onların yozlaştırdıklarını geri almadık mı?
O yazıda ben fazla ukalalık yapmadan bu konuda Kenan Kablan abimizden detaylı görüşlerinin alınmasının uygun olacağını söylemiştim.
Saygılar.
01/10/2004 : 07:36:01
Sevgili MİM, tarihimizden ve geçmişimizden çok şey öğreneceğimiz kesin.
Son zamanlarda devlet kurma özelliğimiz devlet yıkma özelliğimizle anılır olsa da binlerce yıldır, 16 tane büyük imparatorluk ve de sayısız devlet kurmuş bir milletin evlatlarıyız.
Devlet kurmadaki bu başarımız bizde bazı özellikleri de geliştirmiştir.
Bugün en gelişmiş batı devletleri bile bizden almamışlarmıdır, Devlet Yapısını, Kamu Yönetim Şeklini, Eğitim Sistemini, hatta hukuk yapısı ve de kurallarını.

Burada bu konuların detayına girerek ukalalık yapmak istemem. Ama biz her yıl bir başka ülkenin eğitim sistemini örnek alarak başımız dönerken, hayran kaldığımız ABD eğitim sistemi nerden örnek alınmıştır. Ya da gelişmiş örnek gösterilen ülkelerdeki kamu yönetim şekli, devlet yapısı ve de benzeri uygulamalarının temelindeki örnek hangi devletler vardır.

Sanıyorum burada Kenan Kablan Abime görev düşüyor. Bizi bu konularda detaylı olarak aydınlatacağına eminim.
Sağlıklar diliyorum.