09/02/2014 : 13:59:58
Avrupa macerası bitmiştir. 2001 de ikiz kulelere saldırının ardından islamofobi başladı. Orada Türklerden başka kimse iş vermez. Yani çekirdek parasına kaçak çalışırsınız. Ekonomik buhran Avrupa yı vurdu. İşsizlik yüzyılın en kötü dönemlerini yaşıyor. Fransa, İtalya artık mültecilerle başa çıkamaz duruma geldiler. Her gün binlercesi geliyor. Umut ile gelmişler fakat ne otoriteler ne de hayır kurumları onların isteklerini karşılayabiliyor. Kliselere, misyonerlerin açtığı aş evlerine gidiyor, vaaz dinliyorlar. Her mültecinin hayali aynı bedava ev + para+oturum+pasaport+zengin olma. Bunların hepsi çok gerilerde kaldı. Sonuç eksi 5 derecede köprü altlarında yatıyorlar. Bir kaçı uyuşturucu hap müptelası olmuş. Mahsus ülkelerine bedava geri dönmek için kendilerini polise ihbar ediyorlar. EU pasaportu olan işçi bulma ya gidip onların yapmadığı tarım, temizlik, bulaşıkçılık, garsonluk gibi işleri asgari ücrete yapıyorlar. Eski Varşova paktı ülkelerinden gelenler düşük maaşa çalışıyorlar. Her mültecinin hayali İngiltere ye sığınmak. Fransa da Calais de binlerce kaçak tünelde tırların altındaki şasiye kalas koyup yatarak canlarını tehlikeye atıyorlar. Polonyalılar İngiltere yi kuşattılar. İngiltere de 800 000 Polonyalı var. Her işi ucuza yapıyorlar. Şimdi de Bulgar ve Romenler geliyor. İngiltere'nin ikinci dili Polish oldu. İngilizler bile böyle giderse "İngiliz, İngiltere de azınlık olacak" diye espri yapıyorlar. Avrupa yı parası olup da yatırım yapmak isteyene de tavsiye etmem. Çünkü orada bir sürü engel ile karşılaşır işin içinden çıkamaz, paranızı çarçur edebilirsiniz. Risk almayı göze alanlar için yazıyorum. Orada Türkiye de öğrendiğiniz dil yetmez. Konuşma dilini ve yöresel şiveleri anlayamazsınız, onları öğrenmek uzun zaman alacaktır. İş yabancı dili "Business English" gerekmektedir. Bürokrasi mantığa dayalıdır. Eş ve dost bulup iş bağlamak zordur. İş dünyasında duygular ile iş yapılmaz. Tanımadığınız Kişiler ile Ortak İş, Eş ve Dost ile İş, Kebap Dükkanı, Türk Restoranı, Fast Food tarzı işler risklidir. Diğer İşleri yapacaksanız kesinlikle balıklama atlamayın. Bekleyin, gözleyin, fizibilitesini yapın. Orada dilinizi ve iş yönetimi, muhasebenizi geliştirecek kurslara gitmenizi tavsiye ederim. Avrupa ya gitmek isteyenlere 3 veya 6 ay kalın kurslara gidin, kendi yurdunun insanına değil, oranın insanına, kültürüne entegre olmaya çalışın. Avrupa dan dönmek isteyenler Türkiye sizin bıraktığınız gibi değil.Çocukları olanlar için: "En İyi Yatırım İnsana Yapılan Yatırımdır" onların geleceği için orada üniversite okumalarını sağlayın. Kendiniz ve aileniz için acele edip duygusal kararlar vermeyin. Oradaki "Emeklilik, Çifte Vatandaşlık" haklarınızı kazanmadan gelmeyin. Çünkü bir gün dönmek isteyebilirsiniz. Kesinlikle ben bıktım, döneceğim diyenler için: Orada bağlantılarınızı koparmadan gelin 6 ay kalın. Turist gibi yaşayın. Sürekli gözlem yapın, araştırın, sorun. Sonra kalıp, kalmayacağınıza karar verin.
Not: Bu yazımda asıl amacım benim yurdumun insanını ve canım gibi sevdiğim Türkiye' mi karalamak değil, aksine Türk insanına yardımcı olmaktır. Yukarıdaki yorum bir genelleme, bir hayal ürünü değildir, bizzat kendi yaşadığım ve onlarca kişinin yaşadığı iyi ve kötü hayat tecrübelerinden alınmıştır.Saygılarımla