18/05/2011 : 23:15:19
Herkes aynı şeyi söylüyor ama devirler ilerledikce bir şeylerin zorlaştığı falan yok. Zaten hep zordular. Ya da ne kadar zor idilerse hala aynı zorlukta duruyorlar. Şimdi fırsat olan şeyler o zamanda fırsattı.
Değişen tek şey görüntü. İnsan faktörü herşeyi belirliyor. İnsan değişmedikce hiç bir şey değişmez. 20 yıl önce çok yakın bir zaman. 1991 yani. Özal' ın ortalığı değiştirdiği zaman. Bazı fırsatların sona erdiği bir zaman. Ama çok başka fırsatların çıktığı bir zaman aynı zamanda.
91 den önce bir sürü şey yoktu. Bu yüzden kıymetliydi. Antep ten getirdiğimiz defolu kahve fincanlarını okul önlerinde öğretmenlere satardık. Kırılmış gibi alırdı insanlar. Bu bir fırsattı. Bir nescafe kutusu karaborsa bir şeydi. 3liraya alır 15 liraya satardınız. İstanbul Cuma pazarından alınan üç beş trikoyu Konya da satardınız. 2,5 liraya alır 20 liraya çok ucuz diye satardınız. Yoktular çünkü heryerde. Çuval içinde alına plastik saatler swach diye satılırdı. Çuvalı 20 lira İstanbulda , Konya ya gelince tanesi 15 lira . . . .
Bu fırsatlar Özal ın ithalatı serbest bırakmasıyla son buldu. Artık Amerika da bugün piyasaya sürülen ürün aynı anda Diyarbakır da.
Şimdi başka fırsatlar var.
Düzen değişiyor görünüş değişiyor. Binalar , arabalar, yaşam şekilleri değişiyor. Ama pazar hep aynı. İlk yapan kazançlı. Olmayanı getiren kazançlı. O zamanlar kahve fincanı yoktu şimdi var.
Amerika da olup da hala buraya gelip oturmamış ne var. Bir bakın. Amerikaya gitmenize gerek yok. İnternetten ara. Yabancı magazini takip et. Görürsünüz. Bir anda dank eder.
Amerikalının biri gelmiş Urfa da biber tarlalarını geziyor. Bu biberden dünyanın hiç bir yerinde yok diyor. Meksika da bile. Amerikalı diyor ki televizyonda ; biberi dışarı satıyorlar ama biber salçasını kendilerine yapıyorlar. O zaman hemen bir tesis kurup, ambalajlayıp Urfanın biber salçasını Amerikaya satabiliriz demek ki. İşte bu da fırsat. Bir uyduruk biber salçası. Biberi çek , suyunu uçur, biraz tuz ekle, zeytinyağı ile mayi yap. Kutula, markala, depola. Sonra otur internetin başına bulduğun yere mail at. Faks çek olmadı telefon et. İngilizce bilmem zaten sermayem de yok. O zaman sayısal oyna yat uyu !!!
Gene Amerikalının biri bir program yazmış bir de büyük küre yapmış. İçine gir yürü, koş ateş et. Gözünde bir gözlük. Sen kürenin içindesin ama kendini Marsta yürüyor sanıyorsun. Hatta pariste gezdiğini zannediyorsun. İster oyun ister turistik gezi. Getir bu düzeni Ankara da pazara çık. İşte bu da fırsat. Günün fırsatı. Güncel fırsat. Şimdinin fırsatı.
İnekler ahırda , yemler pahalı. Ucuz yem üret. Onu da yapmışlar. Bir konteynırı otomasyonla donatıp haftada bir sürüye yetecek yeşil yem üretmişler. İnekler ahırda yemler ucuz olmuş. Sütler artmış kazanç yükselmiş. Ama konteynır büyük hem de pahalı. Adam oturup akıl etmiş ucuza niye satsın ? 500 değilde 12 ineği olan ufak sütcü alamaz yani. O zaman sende otur 12 ineklik modelini üret vadeli sür piyasaya. Hatta bir sistem geliştir. Yemmatiği alanın, sütünüde alıyorum de. Bir de sütten kazan. Güncel fırsat.
Ben bunu nasıl yapayım ? O zaman git yat.
Bilet almadıysan ikramiye sana nasıl çıksın ? Fizik kurallarına aykırı.
Problem devrin değişmesi değil. Fırsatların bitmesi de değil. Problem kişilerde bir numaranın olmaması. Onu bilmem, bunu yapamam, buna param yetmez , bu çok zor. Hiç mi bir numaranız yok ? İyi düşünün vardır iyi bildiğiniz bir şey mutlaka. O iyi bildiğiniz konuda fırsatlar arayın. Ama bulunca yapacak gücünüz olsun.
100 yıl önce ticaret ne kadar acımasızsa bugünde aynı miktarda acımasız. 100 yıl sonra da aynı acımasızlıkta olacak ne eksik ne fazla.