Tuzu kuru olanların dışında pek çok kişi iş yaparken yada iş kurarken sermaye gereksinimi duyar değilmi? Bu sermayeyi bulabilmek için sermaye kurumlarına giderler. Sermaye kurumları zaten bunu beklemektedir.
Paranız yoksa zaten hiçbirşey vermezler size. Eğer cebinizde biraz paranız varsa katlarıyla size krediler açarlar. Bu açtıkları kredileri hesaplarken öyle güzel hesaplar çıkarırlar ki? Size söylenen oranlar bir anda uçup gitmiştir. Hesap aynıdır ama kredi yüküne binen sigorta ve işlem giderleri neredeyse kredi faizinin yarısı kadar tutmuştur. Buna rağmen yapacağınız iş karlı ise krediyi alırsınız.
Diyelimki bir mağazanız var. Bir yenisini açmak istiyorsunuz. Elinizdeki mağazadan elinize 5000 tl kalıyor ayda. İkinci mağazayıda açarsınız. kredi geri ödemesi dışında elinize para kalmasada olur. artık daha çok mal alabildiğinizden piyasa krediniz artmıştır. Zaman içinde kredi ödemesi sonlanınca oradanda elinize 5000 TL kalmaya başlar. Ne güzel dersiniz bir mağaza daha açayım. her mağazadan 5000 TL kalsa yeter. Böylelikle kredi alıp mağaza açmaya devam edersiniz. Bir süre sonra 10 larca mağazanız olur. Artık bir markasınızdır. Müşterilerinizin kalitesi ve miktarı artmış, reklam, tasarım ve özel imalat gibi işlere bulaşmışsınızdır. o kadar hızlı bir döngü vardır ki sürekli büyüyen miktarlarda krediler alıyor ve rahatça ödeyebiliyorsunuzdur. Esnafken birdenbire marka sahibi işadamı oluvermişsinizdir. 2-3 senede bunu başarabilirsiniz.
Artık birkaç yüz çalışanınız, tüm yurda yayılmış mağazalarınız vardır. Düşünürsünüz neden imalata giripte karımı katlamıyorum diye. Bankalardan kredi rahatlıkla alabiliyorsunuzdur. Önce bir fabrika yeri alırsınız biriktirdiğiniz parayla, sonra planlamayı yapar krediyi çeker fabrika kurmaya başlarsınız. Teşvikler alıp tatlısu kurnazlığıyla işleri ucuza kapatıyorsunuzdur. Fabrika biter, çalışmaya başlarsınız. Ah şu kredi geri ödemeleriniz bitse tamamen rahatlıyacaksınızdır.
Bu arada Allah yukardan plan yapanlara bakarak gülümsemektedir.
Birgün kafanızda yüzlerce tilki evde otururken tvde bir haber görürsünüz. Amerika'da mortgage kredilerinin geri ödemelerinde aksaklık olduğu haberini duymazdan gelirsiniz. Öyle ya 4-5 senede 1 mağazadan neredeyse bir krallık yapmışsınızdır. Fabrika, onlarca mağaza, yüksek piyasa kredibilitesi. Bu tv haberinin arkasından birkaç dünyaca ünlü spekülatör çarpık açıklamalar yaparlar. Kimi kriz geliyor, kimi yok bişey derken birdenbire nereden çıktığını bilmediğiniz kriz geliverir tepenize. Herkez kriz korkusuyla tüketimlerini kısmaya başlamıştır. Mağazalardan bir miktar nakit gekmektedir ama eskisi kadar karlı olmamaktadır. Pek çok mağazanız ayları zararla kapatmaya başlar. Mağazaları kapatsanız hem markanız zarar görecek hemde fabrika atıl kapasiteye düşecektir. Yeni yollar ararken karşınıza gene bankacılar çıkarlar. Size gene kredi vereceklerdir. O kredilerle bir süre dönmeye çabalarsınız. Her ne kadar teğet bile geçse kriz iyice kendini belli etmektedir kendini. Sisteminizi ayakta tutmak için elinizdekileri satarsınız önce. Bir süre sonra piyasada kredibiliteniz düşer çeklerinizi ödeyemez hale gelirsiniz. Kredi geri ödemeleri aksadığından bankalar sizi zorlamaya başlar. Sonunda bir gün biri kapınıza icra ile dayanır. Bundan sonrası ise çorap söküğü gibi gider. Artık bir müflis olmuşsunuzdur.
Siz plan yaparken unuttuğunuz bir şey vardır. Önceki yazılarımda TEPE diye bahsettiğim yapı bu arada dünya çapında firmaların çetelesini tutmakta, markalaşmanın zirve yaptığı anı kollamaktadır. Daha sonra para döngüsünden de bahsederim size. Bu paranın baronları bir anda dünyaya verdikleri kredi musluğunu kesiverirler. Üçbeş medya maymunu ekonomist, her ülkede sürekli yayınlanan kriz haberleri ile krizi pompala**** büyütürler. Vee. Sizin yıllarınızı verdiğiniz sistemi sadece borçlarınızı ödemek koşuluyla sizden alırlar. Sizde borçlardan kurtuldum diye rahatlarsınız.
Peki o kadar paraları var neden bu sistemleri kendileri kurmuyorlar diye düşünebilirsiniz. Sizin kurduğunuz sistemi kurmak için herkez uğraşır. Ama herkez başarılı olamaz. Onlar bu sistemle siz işinizi büyütürken size para satarak gelir elde etmişlerdir. Sonunda başarılı olmuş, markalaşabilmiş işletmeleri (Uluslararası düzeyde başarılı olma oranı %9 dur) sizden elde ettikleri karla satın almışlardır. Derenin taşıyla derenin kuşunu vurmuşlardır.
Bu ekonominin mikro prosesinde yer alan geliştir-yoket-kazan yöntemidir. Daha başka yöntemleri ileriki yazılarımda yayınlıyacağım. İşinizi büyütürken iyi düşünün. Çevik şirketler (Az personel barındıran, gerektiğinde hemen 3-5 kişiye düşürülebilecek) kurun. Benden söylemesi
http://fak.blogcu.com/ den alıntıdır.
Paranız yoksa zaten hiçbirşey vermezler size. Eğer cebinizde biraz paranız varsa katlarıyla size krediler açarlar. Bu açtıkları kredileri hesaplarken öyle güzel hesaplar çıkarırlar ki? Size söylenen oranlar bir anda uçup gitmiştir. Hesap aynıdır ama kredi yüküne binen sigorta ve işlem giderleri neredeyse kredi faizinin yarısı kadar tutmuştur. Buna rağmen yapacağınız iş karlı ise krediyi alırsınız.
Diyelimki bir mağazanız var. Bir yenisini açmak istiyorsunuz. Elinizdeki mağazadan elinize 5000 tl kalıyor ayda. İkinci mağazayıda açarsınız. kredi geri ödemesi dışında elinize para kalmasada olur. artık daha çok mal alabildiğinizden piyasa krediniz artmıştır. Zaman içinde kredi ödemesi sonlanınca oradanda elinize 5000 TL kalmaya başlar. Ne güzel dersiniz bir mağaza daha açayım. her mağazadan 5000 TL kalsa yeter. Böylelikle kredi alıp mağaza açmaya devam edersiniz. Bir süre sonra 10 larca mağazanız olur. Artık bir markasınızdır. Müşterilerinizin kalitesi ve miktarı artmış, reklam, tasarım ve özel imalat gibi işlere bulaşmışsınızdır. o kadar hızlı bir döngü vardır ki sürekli büyüyen miktarlarda krediler alıyor ve rahatça ödeyebiliyorsunuzdur. Esnafken birdenbire marka sahibi işadamı oluvermişsinizdir. 2-3 senede bunu başarabilirsiniz.
Artık birkaç yüz çalışanınız, tüm yurda yayılmış mağazalarınız vardır. Düşünürsünüz neden imalata giripte karımı katlamıyorum diye. Bankalardan kredi rahatlıkla alabiliyorsunuzdur. Önce bir fabrika yeri alırsınız biriktirdiğiniz parayla, sonra planlamayı yapar krediyi çeker fabrika kurmaya başlarsınız. Teşvikler alıp tatlısu kurnazlığıyla işleri ucuza kapatıyorsunuzdur. Fabrika biter, çalışmaya başlarsınız. Ah şu kredi geri ödemeleriniz bitse tamamen rahatlıyacaksınızdır.
Bu arada Allah yukardan plan yapanlara bakarak gülümsemektedir.
Birgün kafanızda yüzlerce tilki evde otururken tvde bir haber görürsünüz. Amerika'da mortgage kredilerinin geri ödemelerinde aksaklık olduğu haberini duymazdan gelirsiniz. Öyle ya 4-5 senede 1 mağazadan neredeyse bir krallık yapmışsınızdır. Fabrika, onlarca mağaza, yüksek piyasa kredibilitesi. Bu tv haberinin arkasından birkaç dünyaca ünlü spekülatör çarpık açıklamalar yaparlar. Kimi kriz geliyor, kimi yok bişey derken birdenbire nereden çıktığını bilmediğiniz kriz geliverir tepenize. Herkez kriz korkusuyla tüketimlerini kısmaya başlamıştır. Mağazalardan bir miktar nakit gekmektedir ama eskisi kadar karlı olmamaktadır. Pek çok mağazanız ayları zararla kapatmaya başlar. Mağazaları kapatsanız hem markanız zarar görecek hemde fabrika atıl kapasiteye düşecektir. Yeni yollar ararken karşınıza gene bankacılar çıkarlar. Size gene kredi vereceklerdir. O kredilerle bir süre dönmeye çabalarsınız. Her ne kadar teğet bile geçse kriz iyice kendini belli etmektedir kendini. Sisteminizi ayakta tutmak için elinizdekileri satarsınız önce. Bir süre sonra piyasada kredibiliteniz düşer çeklerinizi ödeyemez hale gelirsiniz. Kredi geri ödemeleri aksadığından bankalar sizi zorlamaya başlar. Sonunda bir gün biri kapınıza icra ile dayanır. Bundan sonrası ise çorap söküğü gibi gider. Artık bir müflis olmuşsunuzdur.
Siz plan yaparken unuttuğunuz bir şey vardır. Önceki yazılarımda TEPE diye bahsettiğim yapı bu arada dünya çapında firmaların çetelesini tutmakta, markalaşmanın zirve yaptığı anı kollamaktadır. Daha sonra para döngüsünden de bahsederim size. Bu paranın baronları bir anda dünyaya verdikleri kredi musluğunu kesiverirler. Üçbeş medya maymunu ekonomist, her ülkede sürekli yayınlanan kriz haberleri ile krizi pompala**** büyütürler. Vee. Sizin yıllarınızı verdiğiniz sistemi sadece borçlarınızı ödemek koşuluyla sizden alırlar. Sizde borçlardan kurtuldum diye rahatlarsınız.
Peki o kadar paraları var neden bu sistemleri kendileri kurmuyorlar diye düşünebilirsiniz. Sizin kurduğunuz sistemi kurmak için herkez uğraşır. Ama herkez başarılı olamaz. Onlar bu sistemle siz işinizi büyütürken size para satarak gelir elde etmişlerdir. Sonunda başarılı olmuş, markalaşabilmiş işletmeleri (Uluslararası düzeyde başarılı olma oranı %9 dur) sizden elde ettikleri karla satın almışlardır. Derenin taşıyla derenin kuşunu vurmuşlardır.
Bu ekonominin mikro prosesinde yer alan geliştir-yoket-kazan yöntemidir. Daha başka yöntemleri ileriki yazılarımda yayınlıyacağım. İşinizi büyütürken iyi düşünün. Çevik şirketler (Az personel barındıran, gerektiğinde hemen 3-5 kişiye düşürülebilecek) kurun. Benden söylemesi
http://fak.blogcu.com/ den alıntıdır.