Dün burada okuduğum bir yazıya istinaden bu yazıyı yazmak istedim,yazısında;meyve sebze işi yapan bir kişi ıskartaya çıkan bazı ürünleri nasıl değerlendirebilirim diyordu?
Ülkemizde hatta dünyamızda bu kadar çok sıkıntı varken halen insanların bu kadar çok israf etmeleri gerçekten düşündüryor beni.
Özellikle askerliğimi yaptığım dönemde,bulunduğum askeri birlikte gün içerisinde çıkan karavanalar tüketilmediği zaman direk çöpe dökülürdü.Çöpe döktüğümüz yemeklerin çoğuna kepçe değmemiş olurdu,yani mutfaktan direk çöpe giderdi.Parça ekmeklerin yenmesi ikinci öğünde yasaktı,bazen sadece ucundan bir parça koparılmış ekmekleri bile bütün halinde çöpe atardık.Çöplükte kurtlara köpeklere kuşlara ziyafet olurdu bu yemekler.
Ticaret hayatımın büyük bir bölümünü oluşturan marketcilik zamanında da manav reyonundan attığım yada atmak zorunda kaldığımız ürünler büyük yekün tutardı,ufak tefek eziği olan yada bir gün önce tezgaha çıkmış ama satılmadığı için solmuş yeşillikler,Hele hele kavun karpuz zamanında çoğu müşterinin kaprisi yüzünden kesilip fakat beğenilmediği için elde kalan sonucundada çöpe giden kavun karpuzlar.
Yada orta reyonlarda ufak tefek ezikler,çizikler yada defolar yüzünden sırf müşteri baskısına maruz kalmamak için iadeye ayrılan fakat içeriğinde herhangi bir sıkıntısı olmayan ürünler.
Bazı zamanlarda restoranlarda yemek yemeğe gittiğimde masaya gelen ne varsa dibine kadar yemeye özen gösteriyorum.Etrafımdan hiç çekinmeden.Çünkü özellikle lüks restoranlarda görsellik uğruna süsleme yapmak için bir çok ürün ziyan oluyor.Yada insanlarımız ortaya gelen iskenderin sadece etini yiyip altındaki pideyi yemeden bırakıp israf olmasına neden oluyor.Buna daha bir çok örnek çıkabilir.
Lüks restoranlar,oteller,tatil köylerinde ki açık büfe hizmet veren buna benzer işletmelerde ki israf zaten herkesin bildiği en büyük israf.Çatal değmeden çöpe giden yiyecekler,süsleme yapmak için kullanılan malzemeler dokunulmadığı zaman bile çöpe gitmek zorunda kalıyor.
Haftanın belirli günlerinde gün içerisinde çankaya köşkünün yanında geçmem gerekir,karşısındada başbakanlık konutu vardır.Ne zaman denk gelsem Her iki yerinde bahçesinde ki lambaların gündüz gözüne yandığını görüyorum.Bunun gibi birçok kurum ve kuruluştada bu böyle.
Yani daha aklımıza gelmeyen bir çok örnek çıkarabiliriz.Bu listeyi sayfalarca uzatabiliriz.Ama marifet bu listeyi uzatmak mı,yoksa olduğu gibi bırak mak mı,yada imkanımız olduğu halde bu listeyi azaltmak mı?
Şuna kesinlikle inanıyorum ülkemizde bu konuya sadece bir yıl dikkat edilse ne kriz kalır ne işsizlik nede sıkıntı.
Düşünün bir kere Türkiye de hergün çöpe giden ekmek miktarı 6 milyon adet...Diğerlerini yazmaya gerek yok.Su,elektirik,benzin,mazot,meyve,sebze ve diğerleri...
Ülkemizde hatta dünyamızda bu kadar çok sıkıntı varken halen insanların bu kadar çok israf etmeleri gerçekten düşündüryor beni.
Özellikle askerliğimi yaptığım dönemde,bulunduğum askeri birlikte gün içerisinde çıkan karavanalar tüketilmediği zaman direk çöpe dökülürdü.Çöpe döktüğümüz yemeklerin çoğuna kepçe değmemiş olurdu,yani mutfaktan direk çöpe giderdi.Parça ekmeklerin yenmesi ikinci öğünde yasaktı,bazen sadece ucundan bir parça koparılmış ekmekleri bile bütün halinde çöpe atardık.Çöplükte kurtlara köpeklere kuşlara ziyafet olurdu bu yemekler.
Ticaret hayatımın büyük bir bölümünü oluşturan marketcilik zamanında da manav reyonundan attığım yada atmak zorunda kaldığımız ürünler büyük yekün tutardı,ufak tefek eziği olan yada bir gün önce tezgaha çıkmış ama satılmadığı için solmuş yeşillikler,Hele hele kavun karpuz zamanında çoğu müşterinin kaprisi yüzünden kesilip fakat beğenilmediği için elde kalan sonucundada çöpe giden kavun karpuzlar.
Yada orta reyonlarda ufak tefek ezikler,çizikler yada defolar yüzünden sırf müşteri baskısına maruz kalmamak için iadeye ayrılan fakat içeriğinde herhangi bir sıkıntısı olmayan ürünler.
Bazı zamanlarda restoranlarda yemek yemeğe gittiğimde masaya gelen ne varsa dibine kadar yemeye özen gösteriyorum.Etrafımdan hiç çekinmeden.Çünkü özellikle lüks restoranlarda görsellik uğruna süsleme yapmak için bir çok ürün ziyan oluyor.Yada insanlarımız ortaya gelen iskenderin sadece etini yiyip altındaki pideyi yemeden bırakıp israf olmasına neden oluyor.Buna daha bir çok örnek çıkabilir.
Lüks restoranlar,oteller,tatil köylerinde ki açık büfe hizmet veren buna benzer işletmelerde ki israf zaten herkesin bildiği en büyük israf.Çatal değmeden çöpe giden yiyecekler,süsleme yapmak için kullanılan malzemeler dokunulmadığı zaman bile çöpe gitmek zorunda kalıyor.
Haftanın belirli günlerinde gün içerisinde çankaya köşkünün yanında geçmem gerekir,karşısındada başbakanlık konutu vardır.Ne zaman denk gelsem Her iki yerinde bahçesinde ki lambaların gündüz gözüne yandığını görüyorum.Bunun gibi birçok kurum ve kuruluştada bu böyle.
Yani daha aklımıza gelmeyen bir çok örnek çıkarabiliriz.Bu listeyi sayfalarca uzatabiliriz.Ama marifet bu listeyi uzatmak mı,yoksa olduğu gibi bırak mak mı,yada imkanımız olduğu halde bu listeyi azaltmak mı?
Şuna kesinlikle inanıyorum ülkemizde bu konuya sadece bir yıl dikkat edilse ne kriz kalır ne işsizlik nede sıkıntı.
Düşünün bir kere Türkiye de hergün çöpe giden ekmek miktarı 6 milyon adet...Diğerlerini yazmaya gerek yok.Su,elektirik,benzin,mazot,meyve,sebze ve diğerleri...