Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

21/11/2009 : 17:49:33
Arkadaşlar herkese merhabalar
önümüzde bir finlandiya örneği var.Bu adamlar NOKIA adını dünyanın bir numaralı cep telefonu üreticisi haline getirdiler.Bu telefonu TÜRKİYE'nin ürettiğini düşünebiliyormusunuz.(ben düşünemiyorumda) benim asıl söylemek istediğim şey şu biz ne üretiyoruz domates salalalık.Peki 1000 tl lik bir cep telefonu alabilmek için kaç kilo domates üretmek gerekiyor biliyormusunuz tam 800 kilo benim kayınpederim üretici işte hesap burada ve her sene zarar ediyor çektiği rezillik yanına kar kalıyor.peki asıl soruma gelelim;biz ne üretebiliriz hiç yapmadığımız şeyi yaparak ne üretebiliriz ve dünya çapında bir marka yapabiliriz.lütfen ciddi bir şekilde bunu tartışmaya açmak istiyorum.saygılar

Son 30 yorum (en yenisi önce)

23/11/2009 : 17:01:53
aç gözünü daha vakit erken
gör şeytanın gör dediğini
bir kulak ver de dinle
sağır sultanın duyduğunu
sen öyle deve kuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan
bir gün duyarsın elbet
dıral dedenin düdüğünü
23/11/2009 : 16:55:00
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - akinselcuk
Mesela şu anda maliyetini kurtarmayan o domatesleri daha değerli hale nasıl getirebiliriz konusunu bir devşirin aklınızda. Bahçede - Tarlada dededen kalma yöntemlerle üretip en yakın hale veya ayağınıza gelen tüccara satmak sonuç vermiyor. Tüccarın sattığı yere kendiniz satın. Domatesin kalitesini arttırın. Pazarlamanızı kendiniz yapın. Organik gübreleme var. Başka çeşitler var. Bu domatesin kuruştan daha çok ettiği yerler var. Yaş satmayın mamül hale getirip satın . Marka oluşturup satın. Olmadı bir danışman firmaya gidin. Kendinizi ( kayınpederi) çiftci olarak değilde imalatcı gibi düşünün.

Yeni bir şeyler üretmeye gücünüz varsa bu gücü en önce elinizin altındaki hazır yatırıma ekleyin bakalım ne olacak.

Ok gibi fırlamak yerine tırısa kalkmayı hayal edin.


Örneğin Her Yıl Fındık tabanı fiyatı belirlenirken Fındık üreticisinin ağlaması Buna çok güzel örnek.

Sen Babadan kalma usullerle ürünü üret , Yatırım yapma ,Ürününün Katma değerini arttırmadan Tüccara sat sonrada ürün para etmiyor diye ağla.

Şimdi soruyorum 1 kg domatesi üretenmi daha çok kazanır? Yoksa O 1 kilo domatase Katma Değer ekleyip .... Marka Salça olarak satanmı?
23/11/2009 : 14:14:05
''kurutulmuş domates yapıp markasını da my tomato koyun,paraya many dersiniz''gibi....
23/11/2009 : 14:00:58
ama burada markalaşmak mı türkçeleşmek mi önemli olan.
ticaretim tek kuralı kazanmak demişsin. doğru aynen öyle.Talep yabancı markaysa öyle olmanın bence bi sakıncası yok menşeei Türk olduktan sonra.
Beko TV yi bi çok ları yabancı bilir. Ama dünyada en çok aranan Tv markalarından biridir. Ve tamamıyle Koç Grubunundur.Arçelik fabrikalarında üretilir.
Yani sermaye Ülkemizdedir.Dövizlerde ülkemize akmaktadır. O yüzden bence Ticaret konusunda marka adının yerli veya yabancı olması önemli değildir. Önemli olan Sermayenin yerli olmasıdır.
23/11/2009 : 13:54:13
Ayrıca bakınız ülkemizde ve diğer benzeri ülkelerde en büyük sermaye aslında zaman olayıdır ve yeterince kadri kıymeti bilinmemektedir,biz de bir iş gelişmiş ülkelere göre bürokrasi işkencesini de dikkate alın en az 5 misli zaman zarfında biter,şimdi en fazla 4 kişinin paylaşacağı ekmeği 14 kişinin önüne koyarsanız,kusura bakmayın ama her kes günü kurtarmaya kısa vadeli çözümlere taklitçiliğe kaçar,bunu da yapmayın etmeyinle kanunla çözemezsiniz,tüm sorunlarımızın da altında bu ekmek kavgası yatmaktadır,acı ama gerçek budur..
23/11/2009 : 13:49:25
Bakın ama ticaretin tek kuralı kazanmaktır,size bir örnekte kartal makarna dan verim,bu firma modern bir üretim tesisi kurar,sonra bakar pazarda ne yaparlarsa yapsın fiyat danpingi de bir türlü istenilen satışı gerçekleştiremez,ne yapalım ne edelim derken ismi birinin aklı ile değiştirir pastavilla koyarlar,ve olay çözülür bu gün gidin marketlerde en pahalı makarna markasıdır,o yüzden kimse kusura bakmasın bizde bu yabancı hayranlığı eğitim işi halledilmeden bu işler çözülmez..Daha bunun gibi yüzlerce örnek var ticari hayatımızda,şimdi bırakın bankalara bir bakın ,bonus,cart finans,axess,advenga daha yüzlerce binlerce isim ,b4nce çok ciddi bir Türkçeleşme kanpanyası yapmamız, hiç değilse ülkemiz de Türkçe isimli markaları tercih edemiz gerekir,piyasa arz ve talep üzerine oluşur,biz talep edersek bu iş çözülür,başka türlü hiç bir çözümü yok..Bilinçli vatandaş,bilinçli tüketici olma zamanı gelmedimi yıl 2009 da...
23/11/2009 : 12:53:41
Tamam güzel de artık dünya da markalar belli tekeller tarafından idare ediliyor. Bu aşamadan sonra markalaşmak oldukça zor. Artık dünya ekonomisi tek bir ekonomi haline gelmeye başladı. Ortaya bir pasta koyuyolar kim daha güçlü ise en çok parçayı o kopartıyo. Bizim gibi ülkelere de artıkları toplamak kalıyo. He Ülke olarak bu kalıpları değiştirebilirmiyiz. Bu çok zor gibi görünsede imkansız değil. Mettin in mermer örneğinde olduğu gibi, Tekstilde Fındık ta ve daha bir çok şeyde dünya lideri olduğumuz konular var. Bunlar işlenip mamul hale getirilip bir marka etrafında toplanılabilir. ancak Günümüz ekonomilerinde yatırımcılar, Girişimciler bu yolu tercih etmiyor. işin kolayına kaçıyor. Rahmetli sabancı bile bu yola başvuranlardan. Zira Gıda sektörüne girişi Carrefour ile oldu ve sonra Türkiye ayağını aldı ve adını da Carrefour SA yaptı. Kendi Markasıyla değişik bir konsep te zincir market kuramazmıydı, Elbette kurardı. Ama bu satınalma yöntemi daha ucuz ve daha karlı. O yüzden ya kafalar değişecek ya da yolumuza tüm dünyanın yaptığı gibi kolay yolu seçip kolay kazanç olayına bakacaz.
Bizler bireysel olarak bu kadar geniş ve global bir yatırım olayını dşğnemeyiz. Ama burada çeşitli fikirler üreterek belki girişimcilere fikir verebiliriz.
Ya da daha küçük çaplı oluşumlar ile kendi kendimize yen imkanlar yaratabiliriz.
Örnek mi? herkez bir fikir ortaya atsın. ilginç ve denenmemiş bir fikir ortaya çıktığnda bunu projelendirelim. Fizibilitesini yapalım. Üretilebilirlik olanaklarını araştıralım. Belki bir sponsor bağlantı kuralım. Kimbilir küçük bir fikir koca bir dağ olur.
23/11/2009 : 12:30:29
İşte bu güzel bir örnek metin bey. markalaşmak ve kaliteli ürün üretmek.Hiç unutmam birgün ALLAH rahmet eylesin Sakıp sabancı televizyonda bir programda anlatmıştı İtalya'ya gitmiş sonrada alışverişe çıkmış hani italyan kumaşı dünyaca ünlüdürya güzel bir takım beğenmiş almış Türkiye'ye gelmiş üzerine tam giyecek birde ne görsün Altınyıldız tabi çok şaşırmış.biz kendi ürünlerimizi bile tanıtıp pazarlayamıyoruz.(üretim+üretim+üretim=markalaşma=pazarlama)önemli olan 'kaliteli' yapmak ve rekabete uygun fiyat.
23/11/2009 : 11:49:51
Bakınız globallaşan dünyada artık yüzde yüz yerli sermayeli şirket sayısı hızla azalıyor..Bir örnek vermek istersek 30bin dolarlık bir american markası otomobilin atıyorum reklamı ingilterede ,parçaları kore de ,dizaynı ispanya da yapıldığını düşünün bu oto satıldığında 10bin doları sadece amerikaya kalır...Yani katma değerlerin paylaşımı söz konusu..Otomobil de pek övünmeye de gerek yok zira bir çok parça yurt dışından geliyor,ama bir afyon mermeri satışını gerçekleştirdiğiniz de işte yüzde yüz yerli sermayenin başarısı gözü ile bakabilirsiniz,halbuki en önemli iş ham mamulü kaliteli hale getirip işlemek ,geçin bunları kebablarımız,dürümlerimiz dönerlerimiz,hiç bayilik veren bir tek türk firması varmı bu konuda,düşünsenize yok fransız mutfağı ,yok çin ,yok italyan... türk mutfağı ile aşık atabilecek ben dünya da ülke tanımıyorum ,onların yaptığı gibi,mc donalts gibi hiç değilse biz de bu sektörde yurt dışına açılsak olmaz mı ,bir düşünün bakalım..
23/11/2009 : 09:28:45
Haklısınız konu nerelere gelmiş.Zaten bir başlayınca dur durak bilmiyor bu işlerin sonu.
Aslında daha önce bahsettiğim gibide ülkemizde çok büyük potansiyel var ve ben bunu görüp bu başlığı atmıştım tırısa kalkmakta olabilir tabiki. En azından bir başlangıç olurdu.
23/11/2009 : 00:42:19
Mesela şu anda maliyetini kurtarmayan o domatesleri daha değerli hale nasıl getirebiliriz konusunu bir devşirin aklınızda. Bahçede - Tarlada dededen kalma yöntemlerle üretip en yakın hale veya ayağınıza gelen tüccara satmak sonuç vermiyor. Tüccarın sattığı yere kendiniz satın. Domatesin kalitesini arttırın. Pazarlamanızı kendiniz yapın. Organik gübreleme var. Başka çeşitler var. Bu domatesin kuruştan daha çok ettiği yerler var. Yaş satmayın mamül hale getirip satın . Marka oluşturup satın. Olmadı bir danışman firmaya gidin. Kendinizi ( kayınpederi) çiftci olarak değilde imalatcı gibi düşünün.

Yeni bir şeyler üretmeye gücünüz varsa bu gücü en önce elinizin altındaki hazır yatırıma ekleyin bakalım ne olacak.

Ok gibi fırlamak yerine tırısa kalkmayı hayal edin.
22/11/2009 : 23:55:35
Arkadaşlar konu başka yerlere gidiyor sanırım.
Konu başlığının içeriği ne üretebiliriz di. ama ülke kaynaklarından ve onları nasıl değerlendirebiliriz den bahsetmeye başladık. Bu konular hepimizi aşar arkadaşlar. Ülke kaynakları dendiği zman işin içine amerikasından tutta japonyasına kadar bi sürü ülke ve bu ülkelerin gizli servisleri dahil olur.
Bence bizler bireysel olarak neler yapabiliriz, ve bunu nasıl kurumsal hale getirip geliştirebiliriz konusunu düşünelim.
Şimdi herkez aklına gelen bir fikri ortaya atsın. eminim çok ilginç ve değerli fikirler ortaya çıkacaktır.
22/11/2009 : 18:44:29
Evet TÜRKİYE gerçekten çok büyük.Ülkemizin 30-35 ülkeye maddi yardım yaptığını biliyormusunuz? çok sağlam bir kaynaktır bu.şimdi diyeceksinizki biz çokmu zengin bir ülkeyizde ona buna yardım ediyoruz.Valla orasını bilemiyorum.zaten anlamadığım ve çok kızdığım bir o kadarda bilmediğimiz o kadar çok şey oluyorki.tamam bir takım şeyler üretiliyor hakkını yemeyelim mesela otomotiv sektörü bizim bir markamız varmı (ANADOL HARİÇ) yani atıyorum ahmet mehmet öz be öz her parçası bize ait olan,anladığım şuki ben derdimi hala anlatamadım.ARKADAŞLAR; insanlar bende dahil her şeyi ucuza almak evimizi geçindirmek ve hayatımızı idame ettirmek için çalışıyoruz.Ülkemizde her türlü potansiyel var ve bunlarla (benim yazımın başlığıda buydu) ok gibi fırlayabilecek bir ülkede yaşıyoruz.size bir iki örnek daha vereyim.hep bor bor der dururuz.bor tüm dünyada yılda 1,500,000,000 $ dır.bor ülkemizde çıkar Amerika'ya gider işlenir gelir 5 katı fiyata geri alırız.fındık;dünyanın %70ine biz veririz borsasını nedense Almanya belirler.fındık borsası Almanya'da.petrol var evet kesinlikle petrol var ülkemizde peki kim arar petrolü ingiliz ve amerikan firmaları altın dersen kanadalılar yani biz kendi değerlerimize bile sahip değiliz.işte üretim dediğim bunların hepsi..

22/11/2009 : 14:25:04
Arkadaşlar çok güzel bir noktaya değinmiş,ama biz emperyalizme bulaşmamanın,petrol gibi hazır para kaynaklarının sahibi olmamanın ve siyasi çekişmelerin çok kritik bir coğrafyada olmanın ağır bedelini ödeyen bir ülkeyiz,her ne kadar her şeyi elimize gözümüze bulaştırsak da mehter takımı gibi iki ileri bir geri gitsekte dünyanın en büyük 17 nci ekonomisi olmamız bu işelerin hiç de zor olmadığını gösterir sanırım..Bizim şu an üretememe yada yetişmiş insan gücü sıkıntımız yok,adidas pier cardin gibi bir çok dev firma nın üretimi bizim ülkemizde olmaktadır,yine vestel avrupanın lap top üreten tek firmasıdır,otomativ ve beyaz eşyada yine avrupada sayılı firmalardanız,ama narkalalaşmamak ve işin kolayına kaçtığımız arge ye gerekli kaynakları harcamamaktan vede birikmiş sermaye eksikliğinden bazı sıkıntılarımız olduğu doğrudur,bu ülkede her şey vardır ve gelişmiş bir çok ülkeden daha fazla imkana sahibiz ama dediğimiz gibi birbirimizle uğraşmaktan kısır ve cahilce tartışmalardan ucuz politikalardan kurtulduğumuz gün hak ettiğimiz yere geleceğimizden hiç bir şüphem yok...saygılarımla..
22/11/2009 : 14:10:50
Alıntı Yapılan Metin:
YENİLİKLER (İNNOVASYON), KATMA DEĞER VE GİRİŞİMCİLERİMİZ

Girişimcilerimizin karşılaştıkları önemli darboğazlardan birisi de yenilikler ve bu yoldan katma değeri yüksek alanlara geçme konusu ile ilgilidir. Genellikle bu konudaki olanaklar değerlendirilememektedir. Bu tespit özellikle ürün ve pazar yeniliği için geçerlidir.

İnnovasyon konusunda Yaman Törüner'in Milliyet Gazetesindeki Çözüm başlıklı köşesinde "Yaratma Sanatı" adıyla yayınladığı makalesinde ilginç saptamalar yer almaktadır:
"Yaratma sanatım öğrenmenin ilk dersi konuyla ilgili tüm bilgilere vakıf olmak. Piyasa ekonomisinin dünyadaki tüm örneklerin! İ ve kendi ülkenizdeki durumu tam anlamıyla bilmeden, bir piyasa yaratamazsınız.
İkinci ders çocuklaşmada gizli. Yaptığınız işten büyük zevk almanız, oyuncaklarınızı kırmaktan korkmamanız ve oyuna konsantre olmanız gerekiyor. 4 yaşında bir çocuk için bir kaşık, sadece yemek yemeğe değil, davul çalmaya, masaj yapmaya, kulağı karıştırmaya da yarar. İşte yaratıcılık."


Küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyük işletmelerle mücadelesi, onların ürettikleri ürünleri üreterek değil, tam tersine, onların üretmediklerini yaparak yürütülmelidir. Bu işletmeler uyum
(esneklik) avantajlarım iyi kullanarak, büyük işletmelerin girmedikleri veya giremedikleri piyasalara girmeye çalışmalıdırlar. Büyük işletmelerle mücadelede, ancak mücadele küçüğün
üstün olduğu alanlara kaydırılabilirse başarılı olunur.

Bu konuda Eskişehirli bir sanayicimizin görüşünü aynen aktarmak istiyoruz (Y. Zeytinoğlu, Eskişehir Sanayi Odası Bülteni, Ocak 1988).
"Küçük sanayici çok daha özel, çok daha güzel üretimlere girmek zorunda. Çünkü Türkiye'de artık tüketici bir malın sadece var olmasını isteme aşamasından geçmiştir. Tüketicinin talebi bence üç aşamadan geçmektedir:
• en ilkel aşaması, bir malın sadece var olmasını istemektir;
• ikinci aşama, malın daha kalitelisini istemektir;
• üçüncü aşama, malın daha güzelini istemektir.
Şimdi Türkiye'de tüketicinin talebi ikinci aşamaya gelmektedir. Hatta bazı sektörlerde üçüncü aşamaya doğru kaymaktadır. Küçük sanayicilerin de şansı ikinci, bilhassa üçüncü aşamadadır. Küçük sanayici bunları büyük sanayiciden daha önce yapmak durumundadır. Yani ortaya sermayesini koyamadığı zaman, beyninin içindekileri koyma durumundadır. Zira küçük büyüğün cebindeki ile rekabet edemez, tek şansı beynindeki ile rekabet edebilmektir.


Sonuç olarak bir Norveç atasözünün aşağıdaki sözleri bu konuda kulağımıza küpe olmalıdır.
"Bir köyde herkes birbirini tras ederek karnını doyuramaz"

Girişimcinin sürekli olarak arayış içinde olması gereken bir konu da katma değeri daha yüksek olan ürünlere, katma değeri daha yüksek olan piyasalara, katma değeri daha yüksek tedarik, üretim, pazarlama, finansman ve yönetim uygulamalarına kayma zorunluluğudur. Zira işletmenin ve ülke ekonomisinin gelişmesi buna bağlıdır. İşletmelerin milli gelire katkısı ve toplumu refah seviyesinin artması katma değeri yüksek ürünler üretmesine bağlıdır. Çeşitli ürünlerin hammadde aşamasındaki değeri ile nihai ürün olarak yarattığı katma değer arasında önemli farklar bulunmaktadır.
Örneğin: kum, cam ve Pentium III çipi. Aralarındaki ortak nokta her ikisin de %100 kumdan
yapılıyor olmasıdır. Oysa ki hammadde aşamasında 1 kg kum 0.7 cent iken, 1 kg
cam 1 $ ve 1 kg Pentium III çipi 17.000 $'dır dır.
Diğer taraftan tek tek ürünlere bakıldığında katma değer aşağıdaki tabloyu sergiliyor: 1 kg çimento 10 cent, 1 kg demir-çelik 65 cent, 1 kg otomobil 10 $, 1 kg yolcu uçağı 1000 $, 1 kg savaş uçağı 10.000 $, 1 kg uydu aracı 100.000 $, 1 kg viagra 100.000 $, Undan bisküvi, patatesten cips, demir cevherinden saç, saçtan otomobil, beyaz eşya vb. üretildiğinde katma değer her aşamada artıyor


Katma değeri yüksek ürün ve hizmet üretme konusunda ülkemizin önde gelen girişimcilerinden biri olan Sakıp Sabancı'nın görüşü "Başarı Şimdi Aslanın Ağzında" adlı
kitabında aşağıdaki şekilde dile getiriliyor:
"Başarıya ulaşmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Babamın zamanında pamuğu çuvala doldurmak, gün içinde daha çok pamuğu çuvala doldurmak başarı idi. Tarladan toplanıp çuvala basılan pamuğu, yabancı gemiye kadar taşıyıp rıhtımda satmak daha büyük başarı sayıldı. Derken birileri basit bir makine ile (çırçır makinesi) pamuğun içindeki çekirdeği ayırdı. Bunlara fabrikatör denildi. Fabrikatör olmak büyük başarı sayıldı. Bir başkası ayrılan çekirdeği iki cendere arasından
geçirip yağım çıkardı. Başarılı yağ fabrikatörü oldu. Derken, pamuğu iplik yapan başarılı sayıldı, iplikten bez dokuyan başarılı sayıldı. Bezi İtalya’ya gönderip boyatan başarılı sayıldı, İtalya'da boyanan bezi Türkiye'de boyamayı başaran madalya aldı.
Bugün, geri kalmış ülkelerde bunlar, hala yapılıyor. Bugün, bunlar dünya ölçüsünde başarı sayılmıyor. Dünya ölçüsünde başarı, en iyi kumaşı dokumak da değil. En iyi kumaştan en iyi giysiyi yapabilmek de değil. Başarı, en iyi kumaşı, en iyi çizime göre giysi haline getirip, buna bir marka takarak, çok yüksek bir katma değer yaratmak. Dünya pazarında bu giysi markası ile başa
güreşmek... Şimdi artık başarının ölçüsü, dünya ölçüşü
.

Kaynak: Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU/Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi






22/11/2009 : 13:17:27
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - serti
Arkadaşlar herkese merhabalar
önümüzde bir finlandiya örneği var.Bu adamlar NOKIA adını dünyanın bir numaralı cep telefonu üreticisi haline getirdiler.Bu telefonu TÜRKİYE'nin ürettiğini düşünebiliyormusunuz.(ben düşünemiyorumda) benim asıl söylemek istediğim şey şu biz ne üretiyoruz domates salalalık.Peki 1000 tl lik bir cep telefonu alabilmek için kaç kilo domates üretmek gerekiyor biliyormusunuz tam 800 kilo benim kayınpederim üretici işte hesap burada ve her sene zarar ediyor çektiği rezillik yanına kar kalıyor.peki asıl soruma gelelim;biz ne üretebiliriz hiç yapmadığımız şeyi yaparak ne üretebiliriz ve dünya çapında bir marka yapabiliriz.lütfen ciddi bir şekilde bunu tartışmaya açmak istiyorum.saygılar



Girişimcinin sürekli olarak arayış içinde olması gereken bir konu da katma değeri daha yüksek olan ürünlere, katma değeri daha yüksek olan piyasalara, katma değeri daha yüksek tedarik, üretim, pazarlama, finansman ve yönetim uygulamalarına kayma zorunluluğudur. Zira işletmenin ve ülke ekonomisinin gelişmesi buna bağlıdır. İşletmelerin milli gelire katkısı ve toplumu refah seviyesinin artması katma değeri yüksek ürünler üretmesine bağlıdır. Çeşitli ürünlerin hammadde aşamasındaki değeri ile nihai ürün olarak yarattığı katma değer arasında önemli farklar bulunmaktadır.
Örneğin: kum, cam ve Pentium III çipi. Aralarındaki ortak nokta her ikisin de %100 kumdan
yapılıyor olmasıdır. Oysa ki hammadde aşamasında 1 kg kum 0.7 cent iken, 1 kg
cam 1 $ ve 1 kg Pentium III çipi 17.000 $'dır dır.

22/11/2009 : 12:53:52
arkadaşlar dünyanın gelecekte yapacağı yatırımların en büyüğü enerji alanında olacak.konuyu başlatan arkadaş güzel noktadan girmiş.ama olayları sadece elektronik kısımda yapmak zorunda değiliz.türkiyenin güneşten faydalanma şansı almanyadan 4 kat daha fazla ama almanya güneşten biize göre 4 kat daha fazla yararlanıyor.ufacık hollandada bir çiftçi ortalama dönüm başı 10000 euro kazanıyor.bizim burda ne kadar?ortalama 2000-3000 tl.(sera hariç).peki sizce kim çiftçi?verimli topraklar üzerindeki türkiye mi?kıç kadar yerde organik tarım yaparak dünyaya reklamını yapan hollanda mı?veya izlanda mı.bunlar çiftçiliği bizden daha mı ii biliyor?
bu arada aselsan tübitak gibi kurumlarında bir işe yaradığını gören varsa bildirsin lütfen.aselsanın ürettiği birşey söyleyebilirmisiniz?yazılım bi yerden parça bi yerden montaj aselsandan.olay budur.tübitak da ağzını açsa her projeye destek veriyor.hani nerde ne ürettikte tübitak sahip çıktı ve proje su an dünyanın dilinde var mı böle birşey?zaten tübitak çalışan bi kurum olsaydı Engin Arık gibi çok değerli bir hocayı kaybetmezdik.
saygılarımla
22/11/2009 : 09:09:57
İnanınız ki birileri bir şeyler üretiyor. Cep telefonu şimdilik yok. Aselsanın ürettiğine üretim denemez. Pazara yönelik bir şey değil. cep de üretilebilir ama ihtiyaç duyan olmamış demekkki daha karışık bir piyasa.

Fakat sizler bunlarla kendinizi neden yormaktasınız ?

Bir dövme dişli fabrikası kurabilirsiniz, pulluk imalatcısı olabilirsiniz, elektrik direği üretebilirsiniz, data kablosu üretimine girebilir hatta teknolojik tarım seraları kurup dış ticaret uzmanı olmaya da soyunabilirsiniz .

Cep telefonu üretip dünya pazarına girmek de neyin nesi ? Varmı o kadar paranız ? Parayı geçtik tecrübeniz ? Tecrübeyi de geçtik her hangi bir numaranız ? Olmazsa ayda koloni de kuralım. Nasılsa su da varmış.
22/11/2009 : 09:05:08
nokia rüzgarı dünyada bitti Türkiye'de de rakipleri atılımda alışkanlıktan kaynaklanan satışlar var.
22/11/2009 : 04:29:10
Yorum 2 olarakda şöyle diyebiliriz.

Biz aslında çok şey üretiyoruz.

Fark edebildiğimiz an ürettiklerimizin sağlayacağı katkılar ile inanılmaz şeyler ortaya çıkacak.

Fark edemediğimiz sürece, her üretilen yarım kalacak ve yarım kalmayan üretilmişlerin gölgesinden kurtulamayacak.

Aselsan bence mükemmeli başardı...radyo dalgaları duvarları geçemedi ama bununda bir alternatifi bulunurdu, bilmiyorum ki neden bunca yatırımı bir anda uzayın boşluğuna bıraktı...

Sn serti sen bence sonuca ulaşamazsın, kıyas bakımından bakacak olursak, para para para, ben bunu görüyorum.

İyide bu gün o noktaya gelenler paraları olduğu için gelmediler, o noktaya gelebildikleri için bu gün paraları var.

Teknolojimi.?

Fiyatı var. Fitayı olan hiç bir şeye ulaşmak zor olmasa gerek.

22/11/2009 : 04:11:15
Üretebileceğimiz tek şey birlik olabilmektir, başkada hiç bir halt üretemeyiz.

Hem neyi ürettiğin önemli değil, hangi zihnitey ile ürettiğindir önemli olan.

Hangi teknolojiye sahip olunduğuda değil, hangi kafa yapısı ile hangi düşünceye sahip olabildiğindir önemli olan.

Domates üretmek insana huzur veren bir iş ama hiç bir domates üreticisi bu işi kariyer meselesi yapmaz ve hiç kimsede hiç bir domates üreticisine ne büyük bir kariyerin sahibisin demez, demediği gibi böyle bir şeyi bir domates üreticisi için aklına bile getirmez. Bu cümle Türkiye ve benzeri ülkeler için geçerlidir...

Yorumları okudum, güzel noktalara değinilmiş ama meselenin özünden kopuk olarak işlenmiş yada bana öyle geldi.

Türkiye basit bir ülke değil...

Güvensizlik var, özneti var, yapmış olduğu işi küçük görme ve dolayısı ile işi yapanın kendini kücümseme psikolojisinden kurtaramaması var.

Öğretmen mühendise özenir, mühendis öğretmene her ikisinden biri olmayan ise, ikisinden biri olsamda hangisi olursam olsam düşüncesine.

Adamın biri çıkmış matbaayı icat etmiş..."bu şeytan icadıdır kullanmayalım..."

Adamın biri çıkmış...uçmuş..."bu adam şeytan oldu hadı uçurun kellesini..."

Adamın biri çıkmış, bir ağ kurmuş, adınada titan demiş..."bütün networkcular titancı olmuş..."

İşler oldukça karışmış anlayacağınız, düzeleceğide yok, düzeltmeye çalışanların pes edeceğide.

Yerli olanı değil hangisi işini en iyi şekilde görüyorsa onu tercih et ama yerli olanı daha üst noktaya çıkarabilmek için et!

Hangi düşünceyi kabul edersen et ama yerli olmayanı asla kabul etme, etmediğinide kimseye belli etme!

Yapacak daha çok işimiz var...

Biz sistem üretiyoruz, battığımız yerden bir başkası çıkar devam eder, zira sistemlerde sitematik bir şekilde elegeçirilmiş, maliyet ister, güç ister, aklımıza gelemeyecek türlü türlü engelleri aşmak ister...

vs.

http://www.birelinnesivar.net/default.asp?pinno=3152

Ücretsiz üye olalım, sonra zengin olalım, zenginliğimizin sefasını sürelim.

Ortam tamamen bir kaos içinde, doktoru deli, doktora gitsen akıllısı deli damgalı.

İyiki ne doktora gitmişliğim var nede doktorluğum.

Her şey çok zorken aynı zaman da da çok kolay!

İnsanlar dünyayı şekilendirmeye çalışıyor, kendi dünyalarını şekillendirememiş...zor iş.

İnsanlar kendi dünyalarını şekillendirmeye çalışsa aslında şekillenmesi gereken dünya zaten kendiliğinden şekillenecek.

İnsanlar kazanmak istemiyor, üretmekde istemiyor sadece kendilerini en üste koymaya çalışıyor.

http://www.birelinnesivar.net/default.asp?pinno=3152 Feestyle (ücretsiz kayıt ol işi anla)

http://www.birelinnesivar.net/default.asp?pinno=3152 Comercial (30 tl. öde bazı haklara sahip ol)

http://www.birelinnesivar.net/default.asp?pinno=3152 Business (700 tl+KDV öde 21. ve 22. yy lın ticaret sistemine Madein Turkey damgası ile sahip çık)

Oda olmazsa yeni bir titan de geç git.

Üretilen çok şey var, her kes sahip çıkması için topu bir birine atıyor.

Ben şimdi kendi ticaretimi yapıyorum! Kendi ticaretimi yapmadan üretime hiç geçemem.

saygılarımla.











22/11/2009 : 02:57:34
Birde şu konuya değinmek istiyorum;
her şeyimizi ithal ediyoruzda artık Türkiye avrupanın çöplüğü haline geldi.Eğer bir ülke Japonya değilse (yani ekilecek arazisi yok anlamında)heleki burasıTürkiye canım ülkem (adam gibi ekilse dünyayı doyurur) ithal elmalar,muzlar,ayçekirdeği,kaju,vs.Çin mallarını zaten saymıyorum çindemi yaşıyoruz Türkiye'demi belli değil.önce made in china yazardı şimdi uyandılar made in p.r.c. yazıyolar.Ama öyle ama böyle alıyoruz b..tan malları iki gün sonra at çöpe.ithalatın bu kadar kolay ihracatın da bir o kadar zor olduğu bir ülke daha yoktur herhalde dünyada.bir an önce de çıkmak lazım ne şekilde olursa olsun gümrük birliği denen meretten.Bazen o kadar şaşırıyorumki.Ben eczanede çalışıyorum çok büyük bir ilaç firması isim vermiycem bebekler için bir burun damlasını ithal ediyor.Burun damlası dediysem çokta ilaç sayılmaz tuzlu su yani diğer bir deyimle serum fizyolojik duymuşsunuzdur adını içerisinden minik minik 10 tüp çıkıyor.Şu anki fiyatı 18,50 TL ve ayda bir iki kez fiyatı artıyor maliyeti ne kadardır biliyormusunuz taş çatlasa 1,5 TL benim kızdığım taraf fiyatından çok bu çok büyük firmanın bunu imal etmeyip fransa dan ithal etmesi onlara para kazandırması.buda bir örnekti.sonra ingiltere den boğaz pastili ithal etmeleri sanki bizde şeker yok.neyse arkadaşlar çok kızıyorum böyle şeylere demek istediğim ne üretebiliriz.fikirler lütfen.......
22/11/2009 : 02:28:24
HEMFİKİR OLDUĞUMUZA SEVİNDİM SAYIN accountant BENİM İSTEDİĞİM DE BU ZATEN BEN NİYE ÜLKE OLARAK KALKINAMIYORUZU Bİ YERE BIRAKTIM İÇ VE DIŞ GÜÇLER ZATEN İSTEMİYOR BİZİM KALKINMAMIZI;BENİM İSTEDİĞİM NİYE KİMSE ÜRETMEK YERİNE HAZIR OLANA KONUYOR ZENGİNİ DE BUNU YAPIYOR FAKİRİDE BU ÜLKENİN ÜRETMEKTEN BAŞKA HİÇ BİR ÇARESİ YOK.BUNU TARTIŞMAK İSTİYORUM POLEMİK OLAYI DEĞİL BENİMKİSİ TÜM SİTEDEKİLERDEN İSTEĞİM BU BENİM.BAŞTADA SÖYLEDİĞİM GİBİ TÜM DÜNYAYA PAZARLAYABİLECEĞİMİZ ÇOK AZ ÜRÜNÜMÜZ VAR VEDE PARA EDEN HİÇ YOK GİBİ.YÜKTE HAFİF PAHADA AĞAR ŞEYLER ÜRETMELİYİZ.BU YÖNDE ÇALIŞMALIYIZ.
22/11/2009 : 01:29:17
Arçelik, Beko, Vestel, Profilo, Aselsan, Raks,infinyty ve daha aklıma gelmeyen bir sürü telefon.
bakın telefon yapmak çok zor değil. Sen bi marka bul git noterden tescil ettir. bir elektronilk işinden anlayan özellikle telefonlarla haşırneşir birini bul deki ben bir telefon yaptırıcam Adıda tescil ettirmiştim SERTİ olacak de. hemen yaparlar.
Yani ben burada polemiğe girmek istemiyorum senin ne demek istediğini anladım.
Bir marka olabilmek için uzun yıllar ve çok paralar gerekiyor.
Her üretim yapan nokia gibi veya başka bir ünlü marka gibi hemen para kazanmaya başlasa herkez zengin olur kimse kimseye mal satamazdı. Bu işler malesef böyle.
Biz sitede bilmiyorum okudunmu bir gazete olayına başladık. hatta senin yazına cevap veren huyhuy arkadaşımız da vardı bu işin içinde .fikir ortaya atılalı neredeyse 1 sene olacak , o kadar olumsuz o kadar can sıkıcı yazılar yazıldı ki konuyu kapatmak zorunda kaldık. şuan kendi çapımızda olayı geliştirmeye çalışıyoruz. Yani demem odur ki bir fikir ortaya çıkarıp hemen geliştirip para kazanamıyorsun. Uzun uğraşılar yüksek maliyetler ve çok çetrefilli yollardan geçiyorsun.
aslında senin fikrine katılmıyor değilim. Aksine destekliyorum. Tabiki bu işler domates üretmekle olmuyor.
Ülkemizde de hiç üretilmeyen şeyler üretiliyor. Tübitak bu konuda oldukça başarılı çalışmalar yapıyor.Kimsenin bilmediği dünyanın şaşkınlıkla izlediği çalışmalar var.
Bireysel olarak ne yapabliriz bunları düşünebiliriz. Belki nokia gibi olmaz ama dünyanın ilgisini çeker ve projeye destek gelebilir. bunlar olmıycak şeyler değil tabi. Herşey mümkün.
Şimdi varsa böyle projeler onun üzerinde tartışalım.
22/11/2009 : 01:00:09
sayın accountant benim söylemek istediğim şey şu
1-domates,telefon olayı;Ben sadece bir örnek verdim bir tarafta fabrikada makinalarda 3 dakikada 1 telefon üretiliyor fiyatı 1000TL
Bizimki 6 ay uğraşıyor bir kasa domatesi (ortalama 23-25 kilo) 3TL ORTALAMA 800 KİLO
2-Ben ülkemi çok iyi tanıyorum.
3-Türkiye'de hangi cep telefonu üretiliyor lütfen yazarmısınız.ben Aelsan'ın ürettiğinden başka bilmiyorum.
4-söylemek istediğim şeyde odurkicep telefon maliyeti 50 TL diyorsunuz biz 1000 TL ye alıtoruz %2000 kar ediyorlar.
5-işte bu saydığınız bütün markalar bir nokıa etmiyor bütün meselede burada
22/11/2009 : 00:10:50
Bu domates olayı ile telefon üretmek arasındaki farkı anlayamıyorum.
Sayın Serti arkadaşım, şunu mu demek istiyorsun; 'Biz ülke olarak domates den başka bişey üretemeyiz' . Eğer demek istediğin buysa , malesef ülkenizi hiç tanımadığınız ve küçük gördüğünüz ortaya çıkıyor.
Bakın arkadaşlar bizim ülkemiz hiç öyle küçük bir ülke değil.aksine çok büyük bir ülke.
Telefon üretmek çok büyük bi olaymı sanıyorsunuz. Zaten ülkemizde bir sürü üretiliyor hemde amatörce üretilip satılıyor. Hem 3G li TV li vs.
maliyeti de toplasan 50 tl yi geçmez. Lütfen bazı şeyleri gözünüzde çok büyütmeyin.
Ülkemizde 6 adet Otomobil fabrikası var. 10 larca TV ve beyaz eşya üreten üstelik yüzde yüz yerli üretim yapan fabrikalar var. Kimyasal fabrikalar, Demir çelik fabrikaları , Tıbbi cihaz üreten fabrikalar vs.
Gelelim marka olayına. marka, o kadar önemli bişey değil. Dünya artık global. her mal her yerde üretiliyor. Bakın ülkemizde vodafone var ingiliz markası. İranda romanyada Azerbaycanda ve bi çok ülkede de Türkcell var.Ülkemizde Arçelik diye üretilen beyaz eşyaların dünyanın bir çok ülkesinde Beko ve başaka markalar altında üretilip satıldığını biliyormusunuz. Keza tekstil konusunda, Yabancı marka olarak bildiğimiz birçok bluejean , gömlek, t-shirt gibi giyim markalarının aslında yerli marka olduğunu biliyormusunuz.Örnek Bisse, Abbate.
Bu örnekler çoğaltılabilir.
Olay tamamen Ticari bir olaydır. Bir yatırımcı markaya değil paraya bakar. Nerede para ve çıkar varsa oraya yönelir. Ülkemizde dünyaca ünlü zenginlerimiz var. bunlar bir marka yaratamazlarmı. Elbette yaratırlar. Ama bir marka yaratmaktansa Carrefour 'u ülkemize getirip sonuna SA eklemek daha kolay ve daha karlı bir yatırımdır. Bir yatırımcı olaya böyle bakar.

Lafın Kısası Sermaye sahibi kazanca bakar isime değil.
21/11/2009 : 23:36:41
Evet bu desteklerin sıfırdan başlayacaklara değilde zaten yürüyen işlere destek olduğu açık. Sıfırdan alıp piyasaya girenler genelde batıyor.
21/11/2009 : 23:33:15
Biz bizi soyabilecek ucuz ve kolay şeyler üretiriz. Turkcell dünya'nın en büyük teknoloji şirketleri sıralamasında milyar dolarlık bir şirket.
Peki telefon işine girer mi? Giremez! İstese girer mi! Girmez!

Neden girmez sorusu gelicektir. Arkadaşlar bu büyük firmalar kazandıklarını Ar-Ge'ye yatırırlar. Gerçek bildiğimiz Ar-Ge değil bu. Rüşvet!
Bu yüzden de herkes bu işlere kolay kolay giremez. Yoksa neden girmesin. Turkcell bugün cep telefonu üretmeye karar versa, hem büyük ortaklar bulacaktır kendine hemde finansal destek. Çünkü peşinden koşan şirket çok.

Biz bunu yenemiyoruz. Her gün bir destek adı altında kobi kredileri. Ne için? Hiç birşey için.

Teknoloji üreten girişimciye tam destek - http://www.patronturk.com/haber/news_detail.php?id=3654

** Hükümetin izlediği ekonomi politikasında yepyeni bir dönem başlıyor. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, KOBİ ve girişimcilere destek üzerine inşa edilen ekonomi politikaları ile ekonomik kalkınmanın lokomotifi olacak.**

Ben bu politikaya pek inanmadım doğrusu. Biri teknoloji üretiyorum diye paraları emecek sünger biri.

Biz zengin bir ülkeyiz arkadaşlar. Kaynaklarımız ve şirketlerimiz zengin. Dünya sıralamasında zengin aileler var.

Not: Ben buna geri kalmışlık derim.
21/11/2009 : 23:30:29
Türkiye de bir çok mütesebbis tarnsistör , kondansatör ve diğer bir çok yarı iletken elektronik malzeme imalatına girişmişlerdir. Amerikadan gelip araştırmasını yapıp hesabın içinden çıkamayan bir tanesine bizzat şahidim.

Türkiyenin bu konuda pek fazla kusuru yok. belki bazı kanunlarda prosedürlerde zorluklar var ama asıl mesele bu değil. Basit bir kondansatör imalatı için epeyce yatırım yapmak gerekiyor ve dünyanın eski büyümüş üreticileri ilede sıkı ve uzun sürecek bir rekabet.

Kaldıki cep telefonu üretmek çok daha büyük bir yatırım ister. Kondansatörcü reklam yapmasada olur ama cepci dünyaya kendini duyurmak için imalat yatırımından çok reklam yatırımı da yapmak zorunda.

Vestel, Arçelik , Beko gibi markaları bir düşünün vidanın tenekenin maliyetinden başka hiç bitmeyen ve çok aktif bir reklam giderininde içinde olmak zorundalar. ericson , nokia, panasonic kafamıza kazındı ise böyle kazındı. Tabi bir de iş gören hatta daha ötesinde bizi cezbeden özellikleri sahip olmak için can attığımız özellikleri olduğu için. Hiç bir insan kitlesi milli duygularla tüketim yapmaz. Hoşuna gidene sahip olma dürtüsüyle alışveriş yapar.

Mesela Aselsan 1919 değil Şanlı Kanuni veya İstanbul 1453 diye bir telefon yapsanız, bedavaya yakında satsanız, hatta heryerde yerli malı yurdun malı kampanyası düzenleyip beyin de yıkasanız piyasada tutunamazsınız.

Yapılacak olan cazip bir ürün ortya çıkarabilmek ve piyasanın kurallarına uymaktır.
21/11/2009 : 23:10:32
20 yi bilmemde Aselsan 1919 u iyi bilirim. Aselsan 1919 var iken daha kibar ve fonksiyonel ericsonlar vardı.

Aselsanın telefonu açıkcası iş olsun diye üretilmiş bir telefondu. O kadar emeğe yazık. Müşterisine hitap etmeyi düşünen bir makina değildi. Yani yaparken bir piyasa hedeflememişler. Yaptık mı yaptık işte bu kadar üstümüzden bu yükü attık.

Ne satılma ihtimali var ne de kazara alanların memnun kalma ihtimali. Bana hediye etmişlerdi. 1, 5 sene sonra şebekeyi yakalayamaz oldu da kabus bitti. Eski telefonuma geri döndüm rahatladım.

Markası bile kılıç kalkanlı karşılama komitesi mentalitesi kokuyor. Aselsan adam gibi bir telefon yaptıda biz kullanmadık mı ? Yapamadığı halde kullandık. Menüsü bile çok saçma idi.

Doğa kanunlarına aykırı yapılan hiçbir iş tutmaz. Büyük ihtimal Başbakan ve işciler acilen o telefondan kurtulmanın bir yolunu bulurdu.

Ben şahsen her gün dua ettim bozulsa da kullanmaktan kurtulsam diye , biraz daha bozulmasa idi hediye edenin kalbini kırmak zorunda kalacaktım bu acayip makineyi bana niye aldın diye !!

Önümüz halen açık. Piyasa eskisinden de canlı. Aselsan veya özel bir kuruluş işe yarar bir makine yaparsa bolca satar.