Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

03/10/2009 : 21:30:07
Merhaba arkadaşlar bu kışın domates yetiştirmek ve ticaretini yapmak istiyorum.
Bu konuyla ilgili bilgisi olan ve görüşlerini paylaşmak isteyen arkadaşlara ihtiyacım var.Teşekkürler

Son 13 yorum (en yenisi önce)

06/11/2009 : 03:47:25
SAMSUNDA BU İŞİ YAPMAK İSTEYEN AMA ARAZİSİ, SERMAYESİ OLMAYAN BU İŞTE KENDİNİ YETİŞTİRMİŞ ASLANLAR GİBİ BERABER ÇALIŞIRIZ DİYECEK DEĞERLİ ARKADAŞLARIMIN HER TÜRLÜ AMA HER TÜRLÜ FİKRİNİ DİNLEMEYE VE BERABER YOLA ÇIKMAYA HAZIRIM... O BENİ GELİŞTİRSİN BERABER KAZANALIM... HER TÜRLÜ ÖZVERİYİ GÖSTERECEĞİME EMİN OLABİLİRSİNİZ.... SAYGILARIMLA...
08/10/2009 : 20:42:04
Bitkisel hormonlar ki tam kimyasal adı enzimler olabilir bitki fizyolojisinde hormon yapısında kimyasallar yoktur ama hayvansal hormonlara nazire olarak bitkide gelişmeyi düzenleyen kimyasallara da hormon adı yakıştırılmıştır.

Bunu es geçip adına hormon diyelim. bitkisel hormonlar çok pahalı kimyasallardır. sıradan çiftcilikte pek kullanılmazlar ve bilinçsiz kullanımı verimden çok hiç ürün alamamaya bile sebep olabilir. Büyük ticari işletmelerde hormon kullanımı söz konusu olabilir ama zaten büyümekte olan bitkiye hormon takviyesi yapmak üreticiye hiç bir yarar sağlamaz. Kendini büyük bir riske sokmakla eşdeğer bir iştir. Şekilsiz meyve hormondan çok eksik bitki besleme ile ilgilidir. Piyasada hormon kullanımı zannedildiği kadar yaygın değildir. Populer bir konu olması kullanım şeklinin basitce izah edilememesi yüzünden çoğu kez ziraatciler bile hormona tam bir açıklama getiremeyip yada açıklamaya üşenip ''he'' der geçer.

Hormonlar yada geliştiriciler en çok tavukçulukta tehlikelidir. Çünkü tavuk ve yumurta üretimi hormona çok hızlı cevap verip paraya dönüşebilir. Çok sıkı olmayan denetimleri atlatabilirse sofranıza oradan da karaciğerinize kolaylıkla ulaşabilir.

Asıl tehlike çocuğunuz günde 400 litre süt içerse ancak büyür o halde bir küp danone yesin diyen ziyniyetlerin ürünlerindedir. Oysaki çocuğunuz danone yiyerek değil günde bir iki bardak temiz inek sütü içerse büyür, kutu sütler hijyenik garantisi altında bile olsa besin içeriği belki on kat daha azdır.

Sütcünüzü süte %10 su karıştırsa yerin dibine geçirirsiniz ama kutu sütler bir litre inek sütünü neredeyse 10 litre süt olarak piyasaya sürer.

Domatesten bünyenize hormon girme ihtimali tavuktan yumurtadan kırmızı etten yoğurttan danoneden kimyasal olma ihtimalinizden bin kat daha azdır.
08/10/2009 : 19:32:40
Alıntı Yapılan Metin:

Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde.


Birincisi bu prens koca değil sıska bir adam, karısına mutluluğu tattıramamış elinde tutamamış hatta ölümüne bakıp kalmak zorunda kalmış bir adam !

O kadar da vasıflı değil yani . . .

İkincisi Türkiyenin domatesine muhtaç ! Zira ülkesindeki ahnmak ıslatan yağmuru hiç dinmiyor yetiştirmek istesede domatesler çürüyor, yeterli toprağı ve güneşi yok !

Ama milleti akıllı ve zeki bizim sahip olduğumuz her gücü bizden önce seziyor ve tedbir alıyor. Aklını sürekli kullanıyor bizim gibi tamahkar değil daha fazlasını istiyor, doğal yolla ayağına gelmeyen ranta zorla yada zeka yoluyla sahip olmanın yolunu buluyor. Kimseye tabansız e posta yollamıyor !!!!
08/10/2009 : 19:26:45
Nelere sahip olduğunu bilmeyen insanlarla dolu bir ülke = Türkiye !
08/10/2009 : 19:24:21
Ağzınıza sağlık
,asıl tehlike türk insanını bu tür saçma sapan bilgilerle oyalamaktır
08/10/2009 : 19:17:32
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - resif
OKUYUN DERİM BİR YAZMIŞ DOMATES GERÇEĞİNİ

İçimizdeki Tehlike


Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde.



Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı.

Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.

Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun

BU E-POSTAYI KONU HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLMASINI İSTEDİĞİN HERKESE YOLLAYIN …




Herkese yollayalımda cahilliğimiz dahada su yüzüne çıksın !!


İngiltere halkı Türk domatesi yer. İngiltereye en çok yaş domatesi Türkiye satar. Son 10 yıldır giderek artan domates ihracatında Türkiyenin son durumu budur. İngiltereye domates satmak oldukca zordur. Sıradan komisyoncuların başaracağı iş değildir en azzından bu komisyoncuların satabileceği miktarlar Türkiyeyi İngiltereye domates ihracatında Fransız, İspanyol ve İtalyanların önüne geçirebilecek seviyelere ulaşamaz. Ama Türkiye domates ihracatında Avrupada liderdir. Üstelik İngilizlerin domatesde en çok tercih ettikleri ithalat ülkesi de Türkiyedir.

Evet bunun bir anlamı olmalı.

Prens Charles' a şaşırmayın. Afyona giden İstanbullu ilk iş kaymak alır neden bildiği en lezzetli kaymağın yeri Afyondurda ondan. Adam Türk domatesini öğrenmiş artık. Bizim Çikita muzunu bildiğimiz gibi.

Sağlıkla pek bir ilgisi yok bu işin. O domatesler 20 ye yakın testten geçer İngilizlere satılabilmek için. Bir çok Ziraaat Mühendisi 500 lira aylığa uykusuz kalır özel seralarda dünyanın en kaliteli domatesi yetişsin diye.

Tek parça 400 dönümlük topraksız tarım seraları İspanyada değil Türkiyededir.

Herkes uyumuyor Allahtan.

Genetiği ile oynanmadan dünyanın 7 milyar insanına yetiştirebileceğiniz hiç bir sebze çeşidi yok !!

Domatese domuz geni yerleştirebilen insan bu dünyayı uzayı ve kainatı aşmış insandır.

Gen nedir domatesi geni nasıl bir şeydir iki satırlık biyoloji bilmeden kafaya adi gavurlar domatesin geniyle oynamış diye kazımak artık cahilliğin üst sınırlarında gezmek gibi bir şeydir.

Bu kadar cahil bir milletmiyiz ki genle oynamayı bir kıyamet alameti sayıyoruz.

Yapılan genle oynamak değil, bitkiyi ıslah etmek geliştirmek Allahın verdiği aklı daha çok insana besin sağlamak için kullanmak.

Birkilerde hastalıklara dayanıklılık geni ıslah edilir. Daha yüksek verim geni ıslah edilir. Soğuklara dayanıklılık geni ıslah edilir. Gövde, daldan çok meyve bağlama geni ıslah edilir.

Daha yüksek verimi sağlamanın bir diğer yolu da neslin F1 de bitirilmesi ile sağlanmaktadır. Amaç satıcının hep tohum almanızı sağlaması değil verimin en üst seviyede tutulması içindir. Aynı tohum çeşidine bağımlı olmanız bu yüksek verim ihtiyacının bir yan tesiridir.

İngiltere, Belçika, Hollanda, Amerika da büyük tohum şirketlerine sahiptir İsraile bağımlı değil hiç kimse.

Ama en yakın pazar orasıdır. Türk piyasasında çok İsrail tohumu bu yüzden vardır. Kaldı ki hiçkimseyi tohumculuk şirketi kurmasın diye tutan yoktur. Bu konuda hiç bir yasal yada zahiri sıkıntı yoktur.

Bugün işe başlayan biri 3 yıl içinde piyasada bir Türk tohumculuk şirketi olarak ünlenir. Bir çok Türk tohumculuk firması zaten yoldadır.

Amerikadan sonra en verimli ve adımıza tescilli elit buğday tohumlarıda Türklere aittir. Adımıza tescilli elit tohum demek bizim genleriyle oynayıp dayanıklı ve yüksek verimli yaptığımız tohum demektir.

Tohumculuk ziratten çok ticari bir olaydır. Zirai üretimde Türkler son yıllarda atılım yaptılar. Çünkü verimli ve ucuz üretim imkanları var doğal olarak. Fakat tohumculuk bilimsel ve ticari yetenek gerektiriyor. Bu konuda lider olmak için daha zaman var.

Ama bu konunuda lider ülke olmanın yolu tabanı ile ilgili hiç bir teknik bilgi olmadan yaymaya çalışılacak epostalarla değil çalışarak olur.

Gerçi üç kuruş para uğruna toplumda güven kazanmış insanların televizyonlara çıkıp bitkilerin geniyle oynanıyor diyerek işin içine dini motiflerde eklemeleri yanında sizlerin pek kabahati yok sayılır.

Fakat duyduğunuz şeylerin dibini dipçiğini bir araştırın bu söylenen şeyin bilimsel bir yanı varmıdır yoksa şovmenlikten başka bir şey değilmidir bir öğrenin, üç tane insanın peşinden gitmeden önce bir sorgulayın.


08/10/2009 : 00:11:35
OKUYUN DERİM BİR YAZMIŞ DOMATES GERÇEĞİNİ

İçimizdeki Tehlike

Prens Charles'in Türkiye ziyaretini herkes başka bir açıdan
değerlendirdi. Kimi için cami ziyaretleri, kimi için Mevlana hayranlığı,
benim için ise ayrılırken uçağına doldurduğu kasalar dolusu sebze
önemliydi.

Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde.

Öyleyse bir anlamı olmalıydı bu kasaların.
Evet, Prens yanılmıyorsam Kaz Dağı'nda kendisi için yetiştirilen organik
sebzeleri ülkesine ***ürüyordu.
Meğer o civarda yaşayan birkaç aile sürekli kraliyet ailesinin sebzesini yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu sebzeleri kullanıyormuş.

Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Cumhurbaşkanı Talat ile aralarında şöyle bir konuşma geçtiğini hatırlıyorum;

Cumhurbaşkanı Talat, Toptan'a bir yemek sırasında 'Türkiye'de en son
yediğim domateslerin tadı hala damağımda' demişti. Bu konuşma üzerine
Toptan, Talat'a 'En kısa zamanda size hormonsuz Anavatan domatesleri
göndereceğim' sözü vermişti.

Meclis Başkanı Toptan kendisinden sonra Kıbrıs'a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e hormonsuz domatesleri emanet ediyor, Cumhurbaşkanı Gül de Toptan'ın bu masum ricasını yerine getiriyordu.

Meclis Başkanı Toptan'ın Ankara'da ancak bir hafta araştırma sonucunda hormonsuz domates bulabildiğini de okumuştum o dönemde. Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız?

Gelelim işin teknik meselesine.

Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda
115 bin kişi çalışıyor.
70 tane üniversitemiz,
30 tane ziraat fakültemiz,
50 tane tarım araştırma enstitümüz,
10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.

Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı.

Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.

Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun
haberleri biraz spekülatör olabilir ama İsrail tohumu olayının kesinlikle
öbür madalyon tarafı da var.

İsrailli araştırmacıların, genleriyle oyna****, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından okumuştum.
İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...

Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.

Gelelim başka doğrulara.
Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.

Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz. Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.

Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.

Genetik tohum o toprağ a da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız.

50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık
tamamen kullanılmaz hale geliyor.

Buna en güzel örnek
Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.

Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava....


Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor.

Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor.

Ne korkunç.
Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak!

Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır.

İkincisi de biz olacağız.

EY VATANDAŞ AKLINI BAŞINA DEVŞİR !!! SOR SORUŞTUR, BOŞ DURMA
BU E-POSTAYI KONU HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLMASINI İSTEDİĞİN HERKESE YOLLAYIN …
05/10/2009 : 20:36:06
Yorumlarınız için teşekkürler.
Ben ve ortağım Allah izin verirse ilkbaharda giresunun'un köyüne yaklaşık 450 rakımlı bir bölgeye topraksız tarım düşünüyoruz (domates).
Bilgisi ve fikri olan tecrübeli arkadaşların yorumuna ihtiyacım var.
saygılarımla
04/10/2009 : 10:33:03
-Ziraat mühendisi bir arkadaşım ile yaptığım sohbetten-
Seracılık için Türkiye'de en önemli bölgeler Antalya ve Doğu Akdeniz (özellikle Mersin-Adana arası). Güneş ışığından maksimum yararlanma buralarda gerçekleşiyor. Editörümüzün de dediği gibi Ordu'da fiyat maliyetlerden dolayı bahsettiğim bölgelerde satılan domatesten daha yüksek olacak. Bu fiyatın Ordu'da veya civarında kabul edebileceğini düşünüyorsanız güzel bir iş olacaktır. Ancak Ordu ve civarı dışına gönderme durumunda rekabetçi fiyatlarla başedemezsiniz. Adana tarafına yolunuz düşerse mevcut seraları birlikte gezer, bu iş yapanlardan detaylı bilgiler alabiliriz.
04/10/2009 : 01:35:25
Hocam yıl boyu üretim yapan domates seraları var. Dizayn grubun kurup müşterilerine sattığı Adana ve Antalya daki seraları gezmenin bir yolunu bulun. İzmirde Agromed in domates seraları var. 24 saat ışıklandırma yapıldığını öğrendim. Büyük halojen lambalar kullanılıyor. Düşük harcamalı led teknolojisi ticari üretimde kullanılabilir halde değil. Domatesi kilosu birkaç dolardan satabilme imkanını yakalarsanız halojen lambanın yaktığı sıkıntı yaratmaz. Fakat bölge haline satacaksanız ısıtma ve aydınlatma giderini karşılayamazsınız.

Isıtmayı ucuza yazın geniş alanlarda yetiştirdiniz bir yağlı tohum bitkisinden çıkan yakıtı kullanarak epey ucuza getirebilirsiniz. Yani güneş enerjisini bedavaya kimyasal enerjiye dönüştürüp kullanmış olursunuz. Ama dışarısı buz gibi iken yakıt bedava bile olsa serada ısıtma yapmanın bir anlamı olmayacaktır. Yani öncelikle yerinizin iklimsel özelliklerini iyice analiz etmelisiniz. Kaç ay üretim yapabileceğinizi bilmelisiniz. Kumlucada biraz ısıtma ile üretim 12 aya çıkarılabilirken Konya da 7 aydan sonra ısıtma bedava bile olsa sonuç vermez hale gelecektir domates için.
04/10/2009 : 00:18:02
Bende bu konuyla ilgili bilgi almak istemiştim ısıtmayı nasıl ekonomil bir şekilde yapabilirim ,ve aydınlatmayı.
bu konuyla ilgili intenette çok bilgiler var ,ama ben bir yapan arkadaşım varmı diye merak ediyorum ve bu konuyu çok ciddi yatırım olarak düşünüyorum.
Bilgi paylaşımınız için yorumlarınız bakliyorum.
saygılar
04/10/2009 : 00:15:10
yorumunuz için Teşekkürler
03/10/2009 : 23:58:56
Kapalı bir serada perlit içinde erkenci ve geçci olarak bir süre yetiştirebilirsiniz Ordu da ama bütün kış yetiştirmek için Ordu nun kış sıcaklığını ve güneşlenme sürelerini bilmek gerek. Ordu nun kışın ıstma sorununu çözseniz bile ışıklanma oranı sizi kurtarmayabilir.

Başta sera için biraz harcamanız olur fakat düzgün yapabilirseniz erkenci ve geçci fiyatlarıyla çabuk amorti edersiniz. Tabi önce nereye nasıl satacağınızı da bilmeniz öğrenmeniz gerek. Bir kaç dekarlık küçük alanlarda kazançlı olmaz.