Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

24/08/2009 : 15:44:41
Hafta sonunun "renkli" haberlerinden biri şuydu: Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM), boyu 9 santimi geçmeyen ve "kornişon" tabir edilen hıyar türünü stratejik ürün kapsamına almıştı. İhracatını "kayda" bağlamıştı; (Hürriyet, 22 Temmuz). Neden mi? Haberden anladığımı özetleyeyim:

Türkiye, yılda yüzde 90'ı ihraç edilen ortalama 80 bin tonla, dünya kornişon hıyar piyasasının en büyük üreticisi ve satıcısıydı. Başta Almanya olmak üzere, AB ülkeleri ihracatın tamamını çekiyordu. Ancak, bu yıl kötü hava şartlarının etkisiyle üretim azalırken, döviz fiyatları yükselmiş; bu gelişme iç piyasadaki "hıyar tedarik rekabetini" yoğunlaştırmıştı. Kornişonu "turşuya" çevirerek ihraç eden gıda firmalarıyla, "taze hıyar komisyoncuları" karşı karşıya gelmişlerdi. Nasıl mı?

Komisyoncular, fırsattan istifade, "turşu" imalatçılarının sözleşmeli çiftçilerine el atmışlardı. Penguen Gıda'nın Başkanı Orhan Gençoğlu'na göre, çiftçilerden kilosu 5-10 YKr fazla fiyatla topladıkları taze hıyarları, kilosu 70 cent'e Türk firmalarının Avrupa'daki rakiplerine satıyorlardı. Bu durum, aynı hıyarı işleyerek ortalama 2 Euro'ya satan turşu imalatçılarının girdi tedarikini ve ihracat bağlantılarını tehlikeye atmıştı. imalatçıların başvurusunu haklı bulan DTM de, kornişon ihracatını fiyat ve miktar denetimine tabi kılmıştı. Gerekirse başka tedbirleri de alabilecekti.

Hıyar stratejikse fındık ne?

DTM'nin kamu otoritesi sıfatıyla; önemli bir katmadeğer ve döviz kazancı sağlayan kornişon hıyarlarımıza gösterdiği özen ve hassas yaklaşım, kutlanmaya değer. Değer de, şu soru da akla takılır: 2005 rakamlarına göre yaklaşık 52 milyon dolar gelir sağlanan hıyar bu kadar özenle "koruma altına" alınırken, aynı yıl yaklaşık 210 bin tonluk ihracatla 1 milyar 929 milyon dolar gelir getiren fındığa reva görülen "muamele" ekonomik akla, ekonomik ve sosyal "vicdana" sığar mı?

Trabzon Ticaret Borsası Başkanı ve Türkiye'nin önemli fındık ihracatçılarından Sebahattin Arslantürk'e kulak verelim; bakalım sığacak mı? Başkan, dönemin "İktisat Vekili" Celal Bayar'ın 10 Ekim 1935'te toplanan Birinci Ulusal Fındık Kongresi'nde yaptığı ve temel sorunlarla çözüm yolları üzerinde durduğu konuşmayı ekleyerek gönderdiği değerlendirmede özetle diyor ki; Bayar'ın bu konuşması çok önemli. Konuşmanın üzerinden 71 yıl geçti. Bazı değil, birçok sorunun çözümünde bir arpa boyu yol alınamadı.

Arslantürk'ün verdiği bilgilere göre, Türkiye'de bugün resmi verilere göre 550 bin, fiilen 700 bin hektar ve 33 ilde fındık üretiliyor. Yıllık ortalama kabuklu üretimi 600-650 bin ton. 400 bin üretici, tüccar, fabrika işleticisi ve ihracatçılarla birlikte fındık tarımı doğrudan ve dolaylı toplam 5 milyon kişiyi kapsayan bir ekonomik faaliyet. Dünya ticaretinin yüzde 80'nin Türkiye kontrol ediyor. Ama, sektör 71 yılda bugünküler dahil, giden gelen ve fındığı sadece oy ve siyasi çıkar aracı olarak kullanan iktidarların elinde sorunlarla boğuşup duruyor.

Sorunlar da çözümler de biliniyor

Sektörün temel sorunları belli. Üreticisi, sanayicisi, ihracatçısı, hükümeti, bürokratı herkes biliyor. Çözüm yollarını da herkes biliyor. Ama kimse bunlarla uğraşmıyor. Türkiye bir dekarda 100 kilo fındık üretebilirken (Doğu Karadeniz'de 60 kiloya kadar düşebiliyor), ABD 225 kilo, İtalya 155 kilo ürün alıyor. Yani, Türk fındığında ciddi bir verim sorunu var. Fiyatlama sorunu var. Türk fındığında tarım arazisi israfı var. Bugün hükümetlerin siyasi hesaplarla izin verdiği 33 ilin ancak 13'ü ekonomik üretim yapabiliyor. Yılda 2-3 alternatif ürün alınabilecek verimli ovalar, yılda tek ürün alınabilen verimsiz üretimin işgali altında. Türkiye bu yüzden ayçiçeğini, mısırı, soyayı ithal etmek; 2 milyar dolarlık fındık ihracatının 1 milyar dolarını bu ithalata harcamak zorunda kalıyor.

Bütün bunlar elbette tek başına DTM'nin meselesi değil. Öncelikle, sorun üreten değil, sorun çözen siyasi iktidarların meselesi... Çözümü iktidarlar ve emirleri altındaki teknik kadrolar, sektörün bütün aktörlerini işin içine katarak, onları dinleyerek, çıkarlarını ortak noktalarda uyumlandırarak, söylediklerini dikkate alarak üretmek zorundalar. 50-60 milyon dolarlık hıyarı "stratejik ürün" muamelesine lâyık bulanlar, fındığa daha lâyık olduğu değeri ve önemi vermek zorundadırlar. Ama önce şu soruya cevap vermeliler: Fındığın hıyar kadar stratejik değeri yok mu? Yoksa, fındık iktidar "gözdelerinin" oradan oraya zapladıkları; anlamsız, değersiz, saçma gibi anlamlarda kullanılan argo tabirle zaptrik bir ürün mü?

Alıntı : Taylan Erten

Son 8 yorum (en yenisi önce)

26/08/2009 : 14:02:54
Abone , olduğumuz , yada daha doğru deyimle, yazı -yorum yaptığımız, bazı yazılarla ilgili mail gelmiyor. Gibi geldi bana . Yanılıyor. Olabilirim . Sizlerde bir dikkat edermisiniz .
Burada , benim yazımdan sonra , metin ve akın hocanın yorumları hakkında mail gelmedi gibi geliyor. okuduktan sonra , cevap verdikten sonra kafam karışmasın diye sildiğimden , doğruluğunu kontrol edemiyorum .
24/08/2009 : 23:51:22
Haklısınız eskiden hep her işimizde bir bilene danışılırdı tanıdık tavsiye falan,iletişim zamanında şimdi tüm dökümanlar elimizde,ama saçma olan bir şeyler devam ediyor,bende bu saçmalıklara isyanım,ya ben 7 yaşında ilkokula başladım o zaman et bu kadar pahalı değil hayvan ırkı islah edilmeli üretim artmalı deniyordu,şimdide ,sonuç dünyadan 5 kat daha pahalı et yediriyorlar ona da yeme denirse,et yiyen ülkeler ot tüketenleri yönetir diye ciddiye alınacak bir laf da var ken...Geçenlerde esnaf sanatkarlardan geldilerdi mağazaya aa siz ticaret odasına üyemişsiniz falan bizde çalışmalarımız hakkında bilgi verecektik dediler,bizde dedik kaçmayın gelin bakalım ne çalışması yapıyorsunuz bir anlatın bir çayımızı için,efendim şimdi bir bakkalın yanına bir bakkal daha açılma işi var ya onu önleyecek çalışma yapıyorlarmış,bende dedim aferişn ya baya ciddi çalışıyorsunuz yaşım kırk 7 yaşında duymuştum ben bu çalışmayı demek baya ince eleyip sık dokuyosunuz aradan fazla sene geçmemiş canım 33 senecik,işte sorun bu,temsil,sayınların sadece rantı paylaşması ama sektörel bazda hiç birinin tutarlı bir şey yapmaması ve bizim de yıllardır buna izin vermemiz,ve habire nerde bu devlet söylemleri,dediğiniz doğru bireysel le olamaz ama bu işler, üstelik en büyük sermaye zaman denirken..Bakın ben şu an çok değişik sektörler de hem toptan hem parekende çalışmış bir arkadaşınız olarak daha sektörün menfaatine iş yapan bir yetkili görememenin üzüntüsünü duyuyorum.bunu her kez duymalı,bir oda kuruluyor doldur hısım akrabayı,esnaftan işçiden al aidatı kullan orda girişimcinin esnafın çifçinin kullnması gereken kredileri kendi menfaatine,sonrada de biz şuyuz biz buyuz işte buna artık bir dur demeli,her kes kendi sektöründe bu a*** mı dersiniz sülükmü,ben başka bir şeyler derim de terbiyem müsait değil bunları temizlemeden olsa olsa iki ileri bir geri,oda bze çok kaynak ve çok zaman kaybına yol açar,ve hiç bir kalkınma hedefini tutturamayız,haklısınız hocam bu kadar her şeyi yüzüne gözüne bulaştıran bir ülke bile dünyanın 17 nci büyük ekonomisi,avrupanın 5nci ülkesi ise bu kadar da zor değil bence sadece kendi aramızda biraz disiplin ve organizasyonla çok güzel yerlere gelebiliriz,geminin en uzun direğinin tepesin de olmanız gemi batarken size olsa olsa geçici avantaj sağlar....Hepimiz aynı gemideyiz o yüzdende her şeye daha duyarlı ve ilgili olmaya mecburuz,tüm bu ülkeye katma değer yaratan arkadaşlarımıza sevgi ve saygılarımı sunuyorum...
24/08/2009 : 23:31:49
Metin hocam yanlış olan bir çok şey var. Bazıları düzelti bazıları düzelmedi. Bu arada yeni yanlışlar da geldi yerini aldı.

Fakat bir de gerçek olan bir şey var ki o da Bazı Avrupa ülkelerinin piyasa egemenliği bizim üç beş müteşebbisimiz sayesinde bozuldu. Bunu yeni oluşumlar izleyecek muhakkak. Zira bu devletin yaptığı bir şey değil devlet sadece biraz önünü açtı. Sermaye sahibleri kendiliğinden gerekeni yaptı ve başarılı oldu. Onları mutlaka küçük çiftciler izleyecek.

Herkese veya tüm halka yansımıyor bu güzellikler belki ama yansıyabilir. Önü açık.

Lisede hocalarımız İsrail bizden mercimeği alıp işleyip bize daha pahalıya satıyor diye serzenişte bulunurdu. Şimdi o mercimekler işlenipte satılıyor.

Sahalara cim halı yetiştirip uzak ülkelere satılabiliyor. Hocamız bunu da örnek verirdi. Bir uyduruk çim tohunundan binlerce aile geçiniyor derdi.

Artık bir köylü dayı köyünde çilek yetiştirip Fransaya satabiliyor. Hiç bir engelle karşılaşmıyor. Yeterki düzgün bir üretim yapsın.

Konya Sarayönünden ki çok büyük olmayan köyümsü bir ilçedir, dünyanın elması Avrupaya gidiyor. Parası da Sarayönü ne geliyor.

Belki geç oldu ama oluyor başladı. Bunu kimse yapmadı. Kendiliğinden oldu ama tabi hükümetlerin bu gelişimlere destek olması gerek köstek değil.

Bu gelişime belki internetin iletişimi kolaylaştırmasının etkisi büyüktür.

24/08/2009 : 23:02:36
Arkadaşlar bence sorun olan zaten hükümetler,bürokratlar,siyasiler,hayır yada hıyar ne kadar birbirine benziyor,sen git kromda sınıfta kal,fındıkta aynen,zeytinyağı, ondan sonra 2009 da devlet bir şey yapsın,devlet ticaret yaptıda el attıda gap ı diktide ne oldu,olan çiftçiye,köylüye üreticiye oluyor,bence burda organize olamamak ,akademik destek alamamak,pazarlama organizasyonlarında yetersizlik ön plana çıkıyor...Senelerdir burdan ekmek yiyeceksin hala aynı yerlerde feryat figan edeceksin,bizde bir laf var ne ekersen onu biçersin diye...artık iş başa düştü sektörel olarak her kes A dan Z ye üstüne düşecek olayın, Allahın verdiği aklı işletecek, korkmayalım o sınırsız tarife fatura gelmiyor,ölmeyiz kafamızı çalıştırırsak..yoksa durmak yok sömürülmeye devam,sadece mendil satanları köşe yaparsınız bu kafa ile,ağlayalım ağlayalım açılırız belki...
24/08/2009 : 19:25:47
Tamamen , doğru .
Hocam devlet planlama organize edip olanlarını yapacak .
Tarım bakanlığına talimat verecek.
Ziraat bankası finanasmanını çözecek .
( bazılarına saçmalık gelecek öneri geliyor.) Yurt dışındaki bütün konsolosluklarda ki ticari ateşelerimiz tarım ürünleri pazarlamacısı gibi çalışacak .
24/08/2009 : 16:14:47
Hocam bir yıldır bu konuyu ara ara işliyorum örnekler veriyorum ama senden başka ciddi heveslenen çıkmadı. Fakat gözlediğim kadarı ile tarımla hiç bir ilişkisi bulunmayan fabrikası olup başka konularda ihracat yapan insanlar tarıma el atıyorlar. Sermaye de güçlü olunca sağlam giriyorlar. Tarımdaki patlamanın asıl sebebi bu olsa gerek. Klasik çiftciler değişmekte çok zorlanıyorlar. Danışmanlık firmaları da hak getire.

Ama ben bu işin ivmelenerek devam edeceğini düşünüyorum. Bitkisel üretim bir çok konudan daha stratejik öneme sahip. Türkiye bu konuda doğal bir kaynak. Bor, uranyum, plütonyum veya altın dan daha önemli gizli bir kaynak.

Dünya da bu konuda bir uyanış içinde, bir çok sanayileşme çabasındaki küçük ülke araya dereye sıkışmış durumda. Türkiye şimdilik İspanya, Almanya, İtalya gibi ülkelerin sıkı rakibi oldu. Bu ülkelerde yılların desteği ve tecrübesi olduğu halde Türkiye bir anda hepsinden çok satış yapar oldu.

Doğalgaz gibi senden olmazsa başkasından alırız denecek bir konu da değil. Kontrolü çok zor. tek kalem giriş ve çıkışı olan bir tek ürün değil. bütün ithalat ve ihracatcıları kontrol altına almak mümkün değil.

Ya göstere göstere kota koyulacak sen satma başkası satsın denip düşman kazanılacak ya da başka ülkeler teşvik edilip Türkiye nin önünü kesmeye çalışılacak bir konu. Ancak buna uygun çok fazla ülke yok.

İlerde belki bizi Azerbaycan la kapıştırır bu Avrupalılar . . .

24/08/2009 : 15:56:35
Hocam bütün dünya , daralırken büyümenin yolu bu . yanlış olurmu .Hem işsizliğe çare , hem ihracaat , .......
uazatırım da . uzatmayalım hıyarın boyu standartlara uygun olarak kalsın .(:
24/08/2009 : 15:53:08
Yazının ana fikri farklı olabilir. Fakat ben şu sonucu çıkardım ;

Dövme dişli fabrikasına yatırım yapıp ihracat ve dolar kurlarıyla cebelleşileceğine bir kaç dönüm serada veya direk açıkta toprakta hıyar ürününü yetiştirip maliyeti kurtaran ilk alıcıya içerde ve dışarda satmak kazanca daha kolay ulaşılmasını sağlar.

Yanlış mı düşünmüşüm ?