Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

17/07/2009 : 13:40:34
Arkadaşlar Bugün Gazete Sayfalarını İncelerken Bir köşe yazısında Gazeteci bir abimiz bir Üreticinin kendisine yazdığı mektubu Yazısına aktarmış

Bu yazıyı okuyunca İş kurmak isteyenlerin şevki biraz kırılıyor ister istemez Fakat sizinle paylaşmadan duramadım.Kelimesine dokunmadan Aynen alıntı yapıyorum.
Alıntı Yapılan Metin:

İşsizlik hafifledi filan...



Okurlar...

İstisnasız, okur yazar.

Yazarlar?

Adı üstünde, yazarlar.

Pek okumazlar.

Halbuki, vaziyeti en iyi anlatan makaleleri okurlar, yazar... Bir tanesi yazmış bana mesela, okuyayım diye.

"Çantacıyım.

Yapıp, satıyorum.

Geçen sene 55 bin çanta yapıp, sattım; bu sene henüz 10 bindeyim... Peki o 10 bin çantayı nasıl sattım? Şöyle... Sürekli mal verdiğim firmaya gidiyorum, konsinye alıyor. Yani? Sen ürünü yığıyorsun, o sattıkça parasını veriyor. Ama hemen vermiyor... O ay kaç tane çanta satarsa, yüzde 30’unu 6 aylık çek olarak veriyor, geriye kalanı 6 ay sonra peşin ödeyeceğini söylüyor. Bu, şu demek oluyor... 100 bin liralık mal verdin, o ay 10 bin liralık sattı, 3 bin lirasını 6 aylık çek veriyor, geri kalan 7 bin lirayı 6 ay sonra ödeyeceğini söylüyor. Yani? 100 bin liralık malımın tamamı satılsa bile, en erken 6 ay sonra para almaya başlıyorum, 100 bin liramın tamamını toparlayabilmem, en erken bir sene sürüyor. Tabii satılırsa... Ya satılmazsa? Satılmayan, deposunda bekleyen mallarımı, 6 ay sonra, alarmı takılmış, poşeti açılmış halde, ne halim varsa görmem için, adeta çöp halinde bana iade ediyor... Peki, şartlar sadece bu mu? Değil... Onun vitrini var, o olmazsa ben malımı satamam, mecburum, dolayısıyla benim kárdan yüzde 2 pay istiyor; parayı 6 aylık çek olarak ödüyor ama, kár payını anında kesiyor. Üstüne, genel tutar üzerinden yüzde 15 iskonto istiyor. Verdim mi? Verdim... İş bitmiyor... Mesela, bu şartlarda çalışmak zorunda olduğum bir firmanın bana 80 bin lira borcu var. Bu ayın 9’unda ödemesi gereken 14 bin liralık çeki vardı. Ödemedi. 30 kere filan konuştuk telefonda, 14’ünde yatıracağını söyledi, 14’ünde baktım ki, sadece 4 bin lira yatırmış... Aradım, ’hayırdır?’ diye, ’Bana mı güvenip ticarete atıldın, bunu aldığına şükret’ dedi... Bu durumda, iki seçeneğim var; ya sineye çekeceğim, ya da mahkemeye vereceğim... Mahkemeye verirsem, bitmesi en az 6 ay... Üstelik dava açarsan adın çıkıyor, ’sorunlu’ muamelesi görüyorsun, bu gittiği gibi, öbür firmalar da seninle çalışmıyor! Ne yapıyorsun? Ayakta durabilmek için, bankaya gidip, evini ipotek verip, kredi alıyorsun... Netice? Geçen sene 70 kişi çalışıyordu yanımda, şu anda 5 kişi çalışıyor."



Son cümlesini yazmıyorum... Çünkü son cümlesinde, "küçülme durdu, işsizlik hafifledi" diyen arkadaşlara "taaaa saygılarını" iletiyor!

Son 18 yorum (en yenisi önce)

18/07/2009 : 00:24:59
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - METTİN
Valla kardeş,bireysel olarak yaşadığımız coğrafyayı,tarihini,kültürünü,insanının psikolojisini,sosyolajisini,sevdiklerini,sevmediklerini,adetlerini,dinlerini,mezheplerini,bilirsek kimseden izacet almazsak,biri bir şey anlattığında olayı çözümleme kapasitesine sahip olursak,Kuran ı duvara asıp ordan bize kötü kötü bakmasına izin vermezsek,peygamberimizin emanatine yani sahip çıkarsak,İKRA İLK İNEN OKU ayetinini uygularsak,adamın biri A dediğinde hemen B diyip lafını kesmezsek,olayları kişilere indirmezsek,sokakta evde,işte her yerde ya olduğumuz gibi yada göründüğümüz gibi olursak,ne sıcak ne soğuk ılık olmayı becerebilirsek,başarıların altına nasıl imza atıyorsak başarısızlıklarımızada aynı imzayı atabilirsek,başkalarında değil kusuru kendimizde arayanlardan olabilirseK,düşeni tekmelemeyi bırakıp ayağa kalkmasını becerebilirsek,artık değerlerin yaşarken değerini bilirsek,bir fakire bir ekmek lazım hep aynı adama o ekmeği aldırma işinden vazgeçersek,ramazan sofralarına eşi akrabayı dostu değil fakirlere açabilirsek,yalan söylemezsek,sözümüzü tutarsak,emanete bu kadında olur,sır da olur bilgide çocukta eşyada,parada olur hıyanet etmezsek,ben yerine biz demeyi öğrenirsek,milliyetçilik yaparken sadece toprağı değil,üstündeki tarihe,doğaya,hayvanlarına ,bitkilerine ,ormanlarına,su kaynaklarınada sahip çıksak,kısaca kadir kıymet bilen ahde vefalı adam gibi ger çek aydın insanlar olmaya çalışsak,ancak böyle toplumsal kaliteyi aydınlık yarınları görebiliriz diyorum,inanın sokağa çıkıp insanlarla iş yapmaya iğrenir oldum,keşke camii deki cemaatı yada cenazelerdeki düğünlerdeki birleşimi her yerde hemde türkü tadında oluştursak......Saygılarımla..




yazının altına imzamı koyarım . ve işte

huyhuyhuy ( İSMAİL KARAGÜLLE)
18/07/2009 : 00:18:28
Valla kardeş,bireysel olarak yaşadığımız coğrafyayı,tarihini,kültürünü,insanının psikolojisini,sosyolajisini,sevdiklerini,sevmediklerini,adetlerini,dinlerini,mezheplerini,bilirsek kimseden izacet almazsak,biri bir şey anlattığında olayı çözümleme kapasitesine sahip olursak,Kuran ı duvara asıp ordan bize kötü kötü bakmasına izin vermezsek,peygamberimizin emanatine yani sahip çıkarsak,İKRA İLK İNEN OKU ayetinini uygularsak,adamın biri A dediğinde hemen B diyip lafını kesmezsek,olayları kişilere indirmezsek,sokakta evde,işte her yerde ya olduğumuz gibi yada göründüğümüz gibi olursak,ne sıcak ne soğuk ılık olmayı becerebilirsek,başarıların altına nasıl imza atıyorsak başarısızlıklarımızada aynı imzayı atabilirsek,başkalarında değil kusuru kendimizde arayanlardan olabilirseK,düşeni tekmelemeyi bırakıp ayağa kalkmasını becerebilirsek,artık değerlerin yaşarken değerini bilirsek,bir fakire bir ekmek lazım hep aynı adama o ekmeği aldırma işinden vazgeçersek,ramazan sofralarına eşi akrabayı dostu değil fakirlere açabilirsek,yalan söylemezsek,sözümüzü tutarsak,emanete bu kadında olur,sır da olur bilgide çocukta eşyada,parada olur hıyanet etmezsek,ben yerine biz demeyi öğrenirsek,milliyetçilik yaparken sadece toprağı değil,üstündeki tarihe,doğaya,hayvanlarına ,bitkilerine ,ormanlarına,su kaynaklarınada sahip çıksak,kısaca kadir kıymet bilen ahde vefalı adam gibi ger çek aydın insanlar olmaya çalışsak,ancak böyle toplumsal kaliteyi aydınlık yarınları görebiliriz diyorum,inanın sokağa çıkıp insanlarla iş yapmaya iğrenir oldum,keşke camii deki cemaatı yada cenazelerdeki düğünlerdeki birleşimi her yerde hemde türkü tadında oluştursak......Saygılarımla..
18/07/2009 : 00:13:57
Estağfurullah. 06 masal ( Ankara rüzgarı , diye bir şarkı vardı . Aklıma geliverdi . Çağrışım yaptı . 06m ile masalı yer değiştirince , Ankara masalı oluverdi .(: ŞAKA , ŞAKA )

Tabii ki öğrenmenin yaşı yok.ve ben de öğrenmeye devam ediyorum ve allah izin verdikçe Ekonomi ile ilgili biraz mürekkep yalamışlığımızda var.

Şu kadar kısaca bahs edeyim ; 1977 ile 1979 arası , ismini vermek doğru olmaz bir tekstil firması , İstanbul üniversitesi işletme fakültesinden , birini talep ettiler . Firmalarının analizini yapmak, ve reorganizasyonunu yaptırmak için. Hocalarımız , onların bu talebine cevaben bendenizi önerdiler. ( o yıllarda lisans üstü eğitimi için o okulda öğrenci idim) ve Anlatması çok uzun bu gün aynı üniversitede 'vak a' olarak orada yaptıklarımız raporu , bir çok vak 'a arasında dır. ( o zaman ki , eğitim tarzının adı vak'a medodu idi)

Ve tavsiyenize uygun olarak bu gün de hala öğrenmeye devam ediyorum. Bir tek şey biliyorum ve öğrendim. Asla biliyorum demedim ve kimseya neyi nasıl yapacağını dikte etmedim. Benim kendini bilmek ile ilgili , beğendiğim bir söz vardır. Bana düstur olmuştur.
' ilim; ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.'
Benim bildiğim ise hiç birşey bilmediğimdir.
Selam ve sevgilerimle
sağlıcakla kalın.

Not; hiç bir partiye üye olmadığım , konusunu yukarıda yazmıştım. Bu benim Siyasal aklımı özgür kılan bir tavırdır. Bir yere üye olmak onların yanlışlarını da sessiz kalarak da olsa onaylamayı gerektirir ki , bana uygun bir tavır değil. Ama oyumun önemli olduğunu bilirim ve bir yurtdaş olarak beni idare edenlerin benim için yapmak zorunda olupta yapmadıklarını eleştiririm.
Bunu yapmak benim ticaretimi engellenez.
Zira devlet desteği veya ihalesi vs gibi işlerle işim hiç olmadı . O yüzden bunları eleştirmek , yurtdaşlık görevidir . Diye düşünüyorum .

YENİDEN SEVGİLER ve SAYGILARIMLA
Sağlıcakla kalın.
17/07/2009 : 23:13:26
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - huyhuyhuy
Sayın mettin , 40 seneyi aşkın bir ticaret hayatım var. İmalat nasıl yapılır? İş başında kronometre tutarak , imalatın her bölümü için gerekli zaman etüdünü ve işçi başına düşen günlük imalat miktarlarını , ve ürüne düşen işçilik maliywetlerini hesapla**** geçti ömrüm. Tek başıma da imalat yaptım . 60 kişi ile ayakkabı imalatı da yaptım . ( sümerbank a ), 42 makina ile konfeksiyon ( fason) da yaptım . Fason çocuk külotlu çorabı da , kolanya imalatı da yaptım. 60 daireli inşaatta yaptım . Tofaşların tamponlarını (yan sanayii ) da yaptım. İlk su deposu (fiberden ) yapanlardan biriyim. Anadol kaportası , magirus minibüslerin kaportasını , Vitrin mankenide . Neyse saymaya devam edebilirim . Ama sizi fazla yormayayım . 40 sene den fazla uğraştım ama ticareti öğrenemedim . Birde bu ticaret konusunun yüksek okulunu okudum ama şu ticareti öğrenemedim.


Sevgili huyhuyhuy abicim sanırım yaşınız benden büyük Bilgi birikiminize saygısızlık ettiysem özür dilerim
Fakat ben Faraziyelerle konuşmadım Tabiri caizse kanıt gibi İki alıntıyı koydum. Biri ağlayan biri başarılıyım diyen Bu arada iki kişi 10.000 bıçağı nasıl yapar demişsiniz Emin olun belki o rakam az bile kalır Neden derseniz ailem den biliyorum Ailem dede aynı işi 3 kişi bir dükkanda yapan var. Tek farkları ihracat yapacak seviyede olmamaları
Ben ikisinede inanıyorum Aralarındaki farkın Ticareti bilmelerinden kaynaklandığını düşünüyorum.
Bu arada benden kardeş tavsiyesi isterseniz Ticareti öğrenmenin yaşla da bir alakası yok
Şuan Eğer aktif olarak siyasetle ilgileniyorsanız Farklı bir alana kaymanızdan dolayı Ticari yetileriniz biraz kaybolmuş olabilir
Eğer mecliste milletvekili veya bir partiye üye değilseniz yani aktif siyasetle uğraşmıyorsanız kendinizi ticarete daha çok vermeniz hem sizin adınıza hemde bizim bilgilerinizden istifade etmemiz adına yararlı olabilir:)) Çünkü aktif olarak siyaset yapmıyorsanız buradan yazdığınız siyasi yorumlar birbirimizin stresini arttırmaktanve boşa zaman kaybı olmaktan öteye gitmez
Yolda izde kahvehanede heryerde bilsin bilmesin bizim halkımız siyaset konuşmayı çok iyi becerebildiği için ben bu konulara girme taraftarı değilim
Eğer kırdıysam küçüklüğüme vermeniz dileğiyle:))
SAYGILARIMLA



17/07/2009 : 22:08:37
TO BE OR NAT TOBE

Sayın mettin , tüm iktidarlar zamanında , bu uğraşıyı verdik. Yani vardık . Her krizi yaşı**** da öğrendik. Hiç bir kriz teğet geçmedi. Ve her zaman da olmaya devam edeceğiz . Ve biz bu mücadeleyi , hem ticari platformda hem siyasi platformda ( hiç bir siyasi görüşe aklımızı ipotek etmeden, hiç bir siyasi partiye üye olmadan, oy vermeyi ciddiye alan, ve düşündüğünü söyleyerek) vermeya devam edeceğiz. Yani her zaman olacağız. ( bizim gibilerden bahs ediyorum, yoksa ölüm var biliyoruz)
17/07/2009 : 22:01:58
Sayın mettin , 40 seneyi aşkın bir ticaret hayatım var. İmalat nasıl yapılır? İş başında kronometre tutarak , imalatın her bölümü için gerekli zaman etüdünü ve işçi başına düşen günlük imalat miktarlarını , ve ürüne düşen işçilik maliywetlerini hesapla**** geçti ömrüm. Tek başıma da imalat yaptım . 60 kişi ile ayakkabı imalatı da yaptım . ( sümerbank a ), 42 makina ile konfeksiyon ( fason) da yaptım . Fason çocuk külotlu çorabı da , kolanya imalatı da yaptım. 60 daireli inşaatta yaptım . Tofaşların tamponlarını (yan sanayii ) da yaptım. İlk su deposu (fiberden ) yapanlardan biriyim. Anadol kaportası , magirus minibüslerin kaportasını , Vitrin mankenide . Neyse saymaya devam edebilirim . Ama sizi fazla yormayayım . 40 sene den fazla uğraştım ama ticareti öğrenemedim . Birde bu ticaret konusunun yüksek okulunu okudum ama şu ticareti öğrenemedim.











17/07/2009 : 21:26:13
AMA HOCAM YIL 365 GÜN BÖLÜ 10.000 DEMEK LAZIM BENCE.. BUDA GÜNDE 30 BIÇAK GİBİ BİR RAKAM YAPAR, ARTI ONUN HEPSİ YURT DIŞINA GİTMİYORDUR SADECE KİŞİYE ÖZEL KAMA KILIÇ BENZERİ BİR ŞEY YAPILIYORDUR.. KEŞKE ÖDENEN VERGİYİDE YAZSALARDI, TABİİ BU KARDEŞLERİMİZ MASRAFI ÇOK DEĞİLSE ANLARDIK DURUMU,TOPLANAN VERGİLERDEN BELLİ ZATEN KİMİN NE İŞ YAPTIĞI ,YADA KAYIT DIŞINDAN,YA NEYSE BOŞ VERİN TO BE OR NAT TOBE Mİ İDİ O..
17/07/2009 : 21:07:55
Masal 06 , Ankara malum memur şehri .Ve Ankarada yüzlerce akrabam var. Bir çoğu bu kriz konusunu , yaşamıyor. Film seyreder gibi seyrediyor.

Sizin , ekonomiden anladığınız görülüyor . Ve öyle olduğunu siz dolaylı da olsa söylüyorsunuz.

Öyleyse bizim gibi ekonomi bilmezlere anlatırmısınız.
2 kişi ile 10 bin biçak nasıl yapılır.
Dağın başında , yol yok iz yok . İthalat bu kadar kolaymı yapılır.( çelik ithal , hatta ağaç bile )
Gene oralarda İ hracaat bu kadar kolaymı yapılıyor.

On bin bıçak elde dövülüyor . hemde iki kişi , hemde dağın başında , hem ihracaat yapılıyor hem ithalat

Ve biz ekonomi ve ticaret bilmezler . Bu durumu anlıyamıyoruz. Siz o engin bilgilerinizle bu GERÇEKMİŞ GİBİ ANLATTIĞINIZ MASAL 'A bizi de inandırırmısınız.

17/07/2009 : 20:53:24
Sayın mettin

Taşmış duygularla ne güzel de izah ettiniz . tebrik ediyorum
17/07/2009 : 20:14:16
Kardeş istinalar kaide bozmaz, bak hem genel konuşalım diyorsun ben sana tüm ülkeden bir feryat sunuyorum atıyorum sen bana bir tane işi iyi olan arkadaş gösteriyosun,bu ülkede gelir adaleti dağılımı bozukluğu 30 sene önce varmıydı vardı,bu ülkede hep işsizlik varmıydı vardı,bu ülkede mapusa ya da mahkemeye düştüğünde yada devlet dairelerinde işin olduğunda eşitsizlik varmı idi vardı,yolsuzluk varmıydı ,bürokrasi ,güvenlik zaifeyeti,eğitimsizlik,alt yapısızlık,sendika ağalığı,siyasi parti ağalığı,medya ağalığı,mamül değil hammadde satışı,sağlık soygunu,geri kalmış yörelerin sorunları,meclisde demokrasi varmıydı, şimdi varmı,ne zaman oldu ki?,,,ne çözüldü şimdiye kadar,biz bunu soruyoz,yoksa polyanacılık değil,evet kitap satışları arttı,dvd de,lcd de,arabada satıyo tamam her şey güzel amcamda bıçak ihraç ediyor o ondanda güzel,sen diyecen tamam her şeyi devletten bekleme,devletten ne bekliyelim o zaman ne ile uğraşsın,20 taklanın birini atabilmiş bir adam dan akrobat olurmu,gelelim oda başkanlarına hangi iş adamının hengi esnafın neyini çözmüş bunlar,yada sendikalar,onlardan da bir şey beklemiyelim,ne yapalım, kendi kendimize bir şeyler yapalım ,iyi güzel bu batan vatandaşlarda zamanında bunu yapmış, sonuç şimdi ben kahve açtım 3 kişide işe aldım bir yasa sıgara yasağı güm,restorant bar bunlarda,ne yapalım peki şimdi tabii canım bizde para çok biri batarsa biri iş yapar,bana cumhur başkanı yakınımdır diye azerbeycan başkanına mektup yazmıyor,yada bir siyasi derneğe,bir odaya kaydım yok,,çocuklarımıda hayırsever bir iş adamı okutmayacak yurt dışında vs vs....Tok açın halinden anlamaz anladık ta aç açın halinden anlamazsa işte o zaman yandık derim...Saygılarımla...HA 100000 TL CİROSU OLAN ANTALYA NIN EN İŞLEK CADDESİN DE25 YILLIK HALI MAĞAZASINA İŞÇİ OLARAK GİREN BİR YILDA 8 DEFA ZAM ALAN,6 AYDA MÜDÜR OLAN,TÜM KRİZLERİ GÖRMÜŞ AMA BU SON KRİZ GİBİSİNİ GÖRMEYEN PİYASADA HİÇ BU KADAR UZUN SÜRELİ NAKİT SIKINTISI GÖRMEYEN,ÇALIŞTIĞI İŞ YERLERİNİN CİROSUNU EN AZ YÜZDE 30 ARTIRAN AMA EN BÜYÜK TOPTANCILARI 3 KATLAYAN BU MAĞAZADA SAATIŞLARIN BIÇAK GİBİ KRİZDEN ÖNCE YÜZDE 85 DÜŞEN 4YILLIK BİR MAĞAZA MÜDÜRÜ OLARAK ,HER GÜN GELDİĞİNDE BİR KOMŞUSUNUN DÜKKANI BOŞALTIĞINI BİZZAT GÖREN,EN İŞLEK CADDELERDE BİLE BOŞ DÜKKAN BULAMAZKEN ŞİMDİ ARAYAN BİLE YOKKEN BİRİLERİ İŞ VAR YAPACAK ADAM YOK DİYOSA BENDE TAAAAAAA SAYGILARIMI EN DIŞA TAŞAN DUYGULARLA SUNARIM........
17/07/2009 : 18:56:25
Ticareti ve Krizi politikadan soyutlamak Mümkün Nasılmı ? Aşağdaki iki alıntıyı karşılaştırırsanız anlarsınız. Ya Aşağıdaki iki üreticiden birisi aynı ülkede yaşamıyor :)) Yada Kriz birine teğet geçerken diğerine direk giriyor:)) Yada Birisi politikacılardan birinin yakın akrabası:)) Hayır; İkiside Aynı geminin içinde Ohalde farklı olan ne ?

Farklı olan Ticaretin Kurallarını bilip bilmemeleri Ticaretin temel kaidelerini bilirsen kazanırsın bilmezsen kaybedersin bu kadar açık bunun siyasetle filan alakası yok.

Yazıdaki Bıçak Üreticisi Konyanın en ücra yerinde 10metrekare yerde ihrcat yaparken Çanta Üreticisi "Onun vitrini var, o olmazsa ben malımı satamam, mecburum, dolayısıyla benim kárdan yüzde 2 pay istiyor" Diyeceğine Kendi ürünlerini sergileyecek bir vitrin oluştursaydı yani Biraz pazarlama yeteneği ve bilgsi olsaydı belki bu hallerde olmazdı

Sevgili huyhuyhuy kardeşim o yüzden herşeyi siyasete bağlamamak lazım Ticareti birazda kendi kulvarında incelemek gerekiyor(tabiiki ticaretten anlıyor yada anladığımızı iddia ediyorsak) Bırakalım Siyaseti doğrusuyla yanlışıyla siyasetciler yapsın Boş yere Çinden girip Kapitalizm den çıkmanın anlamı yok

Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - masal06


Adeta ‘ihracat nasıl yapılır’ dersi veriyor
25 Mayıs 2009 Pazartesi 15:56

Konya'nın en uzak ve en sarp arazi yapısına sahip ilçesi Taşkent'te geleneksel usullerle bıçak imalatı yapan bir vatandaş, Avusturya'dan Türkmenistan'a kadar pek çok ülkeye bıçak ihraç ediyor.
#8232;Konya'nın Toros Dağları'nın uzantılarında yer alan, coğrafi şartların son derece zor olduğu, 1700 kişinin yaşadığı bu ilçeye ulaşmak isteyenler, önce araçla geçilmesi neredeyse yarım saati bulan ünlü Eğiste Deresi isimli, uçurumların yol boyunca eşlik ettiği derin vadiyi de kat etmek zorunda kalıyor. #8232;Konya'nın en uzak ilçesi olan Taşkent, Alanya sahiline Konya'dan çok daha yakın. Taşkent, bugüne kadar yurt içi ve dışına yaklaşık 25 bine yakın gurbetçi vermesine rağmen, burada yaşamaya devam eden çalışkan ve misafirperver insanlar, bu coğrafyanın güç koşullarına adeta direniyor. #8232;İlçe merkezinde bile, eşek ve katırlardan ulaşım ve yük aracı olarak vazgeçilemeyen Taşkent'te dışardan görüntüsü bir bıçak bileme atölyesi izlenimi veren bir iş yeri dikkati çekiyor. #8232;Her müşterisini güler yüzüyle karşılayan 30 yıllık bıçak ustası Şenel Çamtaş, Taşkent'e yolu düşüp, kendisine uğrayanları bir acı kahve içmeden bırakmıyor. #8232;''Ustam hastalandı, takımlarını ben aldım. O gün bugündür bıçak imalatı yapıyorum'' diyerek söze başlayan Şenel Usta, bu mesleği hep Taşkent'te sürdürdüğünü söyledi. #8232;Önceleri Karabük çeliğinden imal ettikleri bıçaklarda şimdi, İsveç çeliği kullandığını dile getiren Şenel Usta, ''İsveç'ten getirttiğimiz çeliği, geleneksel usullerle döverek bıçak imalatı yapıyoruz. Bu şekildeki imalata, dövme çelikten yapılmış bıçak deniyor. Bu mesleği oğlumla birlikte devam ettiriyorum. Çeliği İsveç'ten, sap olarak kullanılan ahşabı ise Afrika'dan ve Karadeniz Bölgesi'nden getirtip burada birleştirerek, emek vererek, iddia ediyorum, Türkiye'nin en kaliteli, en keskin ve en sağlam el yapımı bıçağını üretiyoruz'' dedi. Taşkent gibi uzak bir coğrafyada bulanmalarına rağmen, bu bıçaklardan talep eden kişilerin kendilerine kolayca ulaştıklarını anlatan Şenel, şunları kaydetti: #8232;''Türkiye içine sattığımız gibi Avusturya, Türkmenistan, Azerbaycan, Türkmenistan gibi çok sayıda ülkeye bu bıçaklardan ihraç ediyoruz. Normal bıçağa göre ürünlerimiz biraz pahalı, ancak bu kadar emeğe o kadar fark olsun. 6 liradan 40 liraya kadar bıçağımız var. Yılda ihraç edilenle birlikte yaklaşık 10 bin bıçak üretiyoruz. Bu bıçağın çeliğini elde dövdüğümüz için içindeki hava çıkıyor ve çelik çok daha keskin ve dayanıklı hale geliyor. Ayrıca çeliğe su da vererek sağlamlığını daha da üst noktalara çıkarıyoruz. Bu nedenle bıçaklarımız yurt içi ve yurt dışından büyük talep görüyor. Zaten siparişlere zor yetişiyoruz. #8232;Böyle bir yerden, dünyanın çeşitli ülkeleri için bıçak üretildiğini öğrenenlerin bu duruma çok şaşırdıklarını anlatan Şenel Usta, ''İlçede daha büyük bir atölye bulamadığımız için yaklaşık 10 metrekarelik bu mütevazi dükkanda üretim yapıyoruz. Kızlarının çeyizlerine el yapımı bıçak seti koymak isteyenler de sıklıkla kapımızı aşındırıyor'' diye konuştu. #8232;Şenel Usta, Türkiye'de bıçağıyla ünlü yerleri de yakından takip ettiklerini, buralarda bile çeliğin elde dövülmesi ve çeliğe su verilmesi gibi geleneksel işlemlerin tamamıyla terk edildiğini, kendilerinin bu yüzden ön plana çıktığını söyledi.


Alıntı Yapılan Metin:

İşsizlik hafifledi filan...



Okurlar...

İstisnasız, okur yazar.

Yazarlar?

Adı üstünde, yazarlar.

Pek okumazlar.

Halbuki, vaziyeti en iyi anlatan makaleleri okurlar, yazar... Bir tanesi yazmış bana mesela, okuyayım diye.

"Çantacıyım.

Yapıp, satıyorum.

Geçen sene 55 bin çanta yapıp, sattım; bu sene henüz 10 bindeyim... Peki o 10 bin çantayı nasıl sattım? Şöyle... Sürekli mal verdiğim firmaya gidiyorum, konsinye alıyor. Yani? Sen ürünü yığıyorsun, o sattıkça parasını veriyor. Ama hemen vermiyor... O ay kaç tane çanta satarsa, yüzde 30’unu 6 aylık çek olarak veriyor, geriye kalanı 6 ay sonra peşin ödeyeceğini söylüyor. Bu, şu demek oluyor... 100 bin liralık mal verdin, o ay 10 bin liralık sattı, 3 bin lirasını 6 aylık çek veriyor, geri kalan 7 bin lirayı 6 ay sonra ödeyeceğini söylüyor. Yani? 100 bin liralık malımın tamamı satılsa bile, en erken 6 ay sonra para almaya başlıyorum, 100 bin liramın tamamını toparlayabilmem, en erken bir sene sürüyor. Tabii satılırsa... Ya satılmazsa? Satılmayan, deposunda bekleyen mallarımı, 6 ay sonra, alarmı takılmış, poşeti açılmış halde, ne halim varsa görmem için, adeta çöp halinde bana iade ediyor... Peki, şartlar sadece bu mu? Değil... Onun vitrini var, o olmazsa ben malımı satamam, mecburum, dolayısıyla benim kárdan yüzde 2 pay istiyor; parayı 6 aylık çek olarak ödüyor ama, kár payını anında kesiyor. Üstüne, genel tutar üzerinden yüzde 15 iskonto istiyor. Verdim mi? Verdim... İş bitmiyor... Mesela, bu şartlarda çalışmak zorunda olduğum bir firmanın bana 80 bin lira borcu var. Bu ayın 9’unda ödemesi gereken 14 bin liralık çeki vardı. Ödemedi. 30 kere filan konuştuk telefonda, 14’ünde yatıracağını söyledi, 14’ünde baktım ki, sadece 4 bin lira yatırmış... Aradım, ’hayırdır?’ diye, ’Bana mı güvenip ticarete atıldın, bunu aldığına şükret’ dedi... Bu durumda, iki seçeneğim var; ya sineye çekeceğim, ya da mahkemeye vereceğim... Mahkemeye verirsem, bitmesi en az 6 ay... Üstelik dava açarsan adın çıkıyor, ’sorunlu’ muamelesi görüyorsun, bu gittiği gibi, öbür firmalar da seninle çalışmıyor! Ne yapıyorsun? Ayakta durabilmek için, bankaya gidip, evini ipotek verip, kredi alıyorsun... Netice? Geçen sene 70 kişi çalışıyordu yanımda, şu anda 5 kişi çalışıyor."



Son cümlesini yazmıyorum... Çünkü son cümlesinde, "küçülme durdu, işsizlik hafifledi" diyen arkadaşlara "taaaa saygılarını" iletiyor!

17/07/2009 : 18:48:17
Arkadaşlar icranın başı ne demek? icra etmek demek.Onları eleştirmeyeceğizde Yunan ana muhalefet partilerini mi eleştireceğiz,bizde bilinen bir argo var,imam o.....a cemaat s........r diye,imzaları kim atıyor ,yada krizde çare olması gerekenler gereğini yapmıyorsa kusura bakmasınlar,biz yapamıyoruz diyecekler gidecekler, yok yaparız iddaalarında iseler ki şu ana kadar beceremediler ne yapacaklarsa yapsınlar,..ama böyle her yasada birilerini mağdur edip sonra olmadı baştan olmaz,yada devekuşu olmamızı istemesin bizim popomuz açıkta onların değil.Bizler bir düştükmü ne devlet ne banka gözümüzün yaşına bakmıyor,,biz niye yüzlerce defa bu adamların hatalarını hoş görüyoruz,işte ona dokunma buna dokunma suya dokunma sabuna dokunma,,ortalık pislikten geçmiyor,ondan sonrada birileri bize pissiniz dediğinde kimse bozulmasın o zaman...
17/07/2009 : 17:39:56
Ortada bir kriz var ise bunu sorumlusu üreticisinden alıcısına birazda hepimiziz galiba .

Masal 06 Dünya kapitalizminin , denge ayarları bizim elimizde mi ki suçlu olalım. (Kriz globak deniliyor ya )
Bugünkü ve dünkü ve kaçınılmaz olarak , yarın meydana gelecek krizlerin suçlusu ; Tüketici ve üreticiler olmayacak. Ama Aynı kişiler oy kullanan yurttaş olarak tabii ki sorumlu olacaklar.
O yüzden bu kriz denilen şey politikadan soyutlanarak izah edilebilemez.
Hem dünya politikaları, ve dolayısı ile de Türkiye politikaları. Krizin sorumlusudur.
SAYGI VE SEVGİLERİMLE SAĞLICAKLA KALIN.

17/07/2009 : 17:14:20
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - huyhuyhuy
HEPİNİZ , MUHALİF ERGENEKONCUSUNUZ.
NE KRİZİ , NEREDE KRİZ,
HAMDOLSUN TEĞET GEÇTİ BİZİ .
O gazetecinin gazetesini de bir daha almayalım . Milletin maneviyatını ,moralini bozan malum medya mensubu bunlar.

Sevgili huyhuyhuy yorumları ticari açıdan yapsak iyi olur derim nedersin?
Beni açıkcası siyasi kısmı pek ilgilendirmiyor. Çünkü işi politik yönden ele alınca asıl önemli nokta gözden kaçıyor.
Var olduğu söylene "Kriz" denilen olgu sadece Siyasi nedenlerle ortaya çıkmış değil.
Kaldıki Siyasilerin "Kriz bizi teğet geçti" yerine "Kriz var batacağız bize teğet geçmeden direkt girecek" demelerinide herhalde pek istemeyiz Ortada bir kriz var ise bunu sorumlusu üreticisinden alıcısına birazda hepimiziz galiba
SAYGILAR
17/07/2009 : 16:57:26
HEPİNİZ , MUHALİF ERGENEKONCUSUNUZ.
NE KRİZİ , NEREDE KRİZ,
HAMDOLSUN TEĞET GEÇTİ BİZİ .
O gazetecinin gazetesini de bir daha almayalım . Milletin maneviyatını ,moralini bozan malum medya mensubu bunlar.

Herkesin krizi kendine göre ,
kimini teğet geçer , ki böyle birileri başbakanın görüş mesafesi içinde varmış . Mutlaka doğrudur. Onun bulunduğu yerden kriz falan gözükmüyor. Herhalde.

Kimisi kriz var diye işçi çıkartır . Tasfiyeler yapar .Sonrada fırsat bu fırsattır. Diye kelepir fiatına boğazda yalı kapatır. Ki kriz bu gibileri çok etkilemiştir.

Kimi bu fırsattan istifade yazarımızın da anlattığı hikayede olduğu gibi üreticiyi yok etmek için çeşitli ameliyeler yapar. Üretici kapatsın dükkanı ne olacak yani , bir kaç işsiz daha oluverir, zaten dünya kadar işsiz var .Birkaçtane daha olsa ne olur. Üretici kapatırsa kapatsın biz de gider Çinden daha ucuza alırız .
Bu arada uygur Türkleri mi , uygur Çinlileri mi , birileri bir şeyler çevirdi .
Çinle biraz aramız bozulsa , Çin bize ambargo uygulasa, ne iyi olur. Bizim üreticilere gün doğar. Yada biz aynı ara mallarını daha pahalıya da olsa avrupa dan alırız .Avrupalı çinden alır ve bize satar ne olacak . Üstelik kendi markasını üzerine bastırarak .

Orta doğuda ki politikaların eş başkanı , bizim başbakanımızın görev alanı orta doğudan uzak doğuya kadar genişledi galiba. 60 senedir. için için kaynıyan , ihtiyaç hissedildiği zaman , dünya kamu oyunun önüne sıcak servis yapılan uygur meselesi , bir takım pravakatörler eli ile , türk kanı ile soslandırılarak yeniden servis ediliverdi .

Ve zamanlama oldukça doğru .
Orta doğu politikalarının önünde en büyük engel ,
Çin+Rus+İran birliği veya bazı alanlardaki güç birliği veya iş birliği
Eee bu orta doğu politikalarının eş başkanı bizim başbakanımızın , görevini bu şer birliktelik zorlar . Bir de bu birlikteliğe Türkiye göz kırparsa . Allah muhafaza
Zaten bunu telafuz edenlerin hepsi ergenokoncu. Şükür hepsi değilse bile en çok sesi çıkanlar silivride yazlıkta .

Kim katlediyor bizim akrabalarımız olan uygurları . Çin liler mi ?
Türkiye ile çinin arasının açılması kimin işine gelir. Yada yakınlaşması kimin işine gelmez sorusu , Uygur kardeşlerimizin katillerini kim olduğunu bu sorunun cevabı verir . Çok uzun oldu . Okuyan olacak mı merak ediyorum . Gır gır la başlayıp birden ciddileşiverdik. Acaba derdimi doğru anlatabildim mi.

17/07/2009 : 16:32:20
Bu devirde kahvehane açmak lazım Fakaaat unutmadan çayları müşteriye senet karşılığı vereceğiz:)) :)) Duydum ki kahvehanelerde veresiye defteri tutmaya başlamış:))
Yada Su ekmek peynir zeytin yumurtadan başka birşey satmayacağız :)) Çünkü bunları da yemeyen yok Kalitelisi de gidiyor kalitesizide
Unutmadan Tekstile girmek isteyenler Bakın iç çamaşırı olmadan insan dışarı çıkabilirmi :)) :)) donsuz atletsiz veya fanilasız gezebilen varmı ? :)) :))işte size kesin satılabilecek hayati ürünler:)) İhtiyaçları karşılayalım yeter:))Markalı olması da fark etmiyor nasılsa içimizde kimse markasını görmüyor:))
Bize yeni trendler, kalite, yaşam standartını yükseltecek ürünler gerekli değil kullanmak ta hakkımız değil :)) Biz nihayetinde toprakları verimsiz Dünyadan bihaber Suyu Denizi olmayan Borç batağına saplanmış , Dünyanın unuttuğu bir kıtada !!!! Yaşamak olsun diye yaşayan insanlar topluluğuyuz
Acaba Yoksa ben yanlış bir yerdemiyim :)) :)) :))
17/07/2009 : 15:54:24
Sıgara yasağı çıkıyor 19 temmuzda,şimdi baktım yazıya, neymiş restoranların,cafelerin,barların,kahvehanelerin işi düşecek hikayesi yalanmış,yapılan araştırmalar da bu yurt dışında hiç bir etkisi olmadığı,hatta işlerin arttığı bile olmuş,birileri ortalığı karıştırmak rant sağlamak için bu yasağa karşı imiş,bu yasak sadece sıgara satıcılarını vururmuş,bazısı klima satmak için sıgarayı temizleyen bu yasağa karşı imiş özel odalara bu klimayı tavsiye edmesinin sebebi de bu klimaları ithal etmek bu durumdan fayda sağlamakmış,mış,....Şimdi gelelim asıl meseleye kriz zamanı insanlar yiyecek içecek sektörüne yönelir,çünkü az sermaye ile bile çabuk bir dönüşüm söz konusudur,adım başı faas foodcu,ev yemekleri,kafe açılmasının sebebi budur bu insanlar hem kendileri bir ekmek teknesi çalıştırır hemde yanlarında 2-3-5 kişiye ekmek verirler bunlar işsizliği önlemede en ucuz maliyetli en önemli küçük işletmelerdir,kahveler ve bu işletmelerden başka da şu an hiç bir sektörde işler rast gitmemektedir,kapanan işletme sayısı,artan işsizlik,ana cadde üzerindeki boş dükkanlar,dönmeyen krediler,ödenmeyen çekler ve senetler,düşen sanayide ki kapasite sayıları abartıdır,hiç biri gerçeği yansıtmamaktadır,bunlar hükümeti çekemeyen sadece ucuz kredi isteyen yanında çalıştırdığı adama maaş zammı vermemek isteyenlerin çıkardığı uydurma haberlerdir,yukarda o yazıyı yazan arkadaşta halkı kin ve nefret duygularını kullanmaya kalkan bir şahıstır,ergenekoncu bile olabilir,hemen gereği yapılmalıdır,Saygılarımla Bakırköy Ruh Hastalıkları Hastenesi Başdelisi....NOT;BİZİM BURDA SAYIMIZ BELLİ DE ,DIŞARDAKİ AKILLILARIN SAYISI KAÇ KİŞİ...
17/07/2009 : 15:08:45
Arkadaşlar ben bu yazıyı okuduktan sonra şunları düşünmeye başladım
- Yüksek meblağlı işler yapmak yüksek paralar kazandığınız anlamına gelmiyor.
-Fakat 5000-10000 tl ile üretim yapmak zor daha fazlasına ihtiyaç var
-Üretim yapmanız veya kendi ürününüzün olması avantaj fakat Pazarlayamıyor ve pazarlama kanallarını kullanamıyorsanız bir anlamı yok Ticarette en önemli iş müşteri bulabilmek, üretmek değil.(Üreticinin "Onun vitrini var, o olmazsa ben malımı satamam, mecburum, dolayısıyla benim kárdan yüzde 2 pay istiyor;" dediği gibi)
- Ürettiniz ve Ürettiğinizi sattınız Sıra geldi Tahsilata :)) O da ayrı bir yetenek (heleki bizim ülkemizde)
-Sermayesiz iş yok:)) Olsada onun adı İŞ değil. İşte size sermayesiz iş fırsatı diyenlere kanmamak lazım
-Ticaret yapan insanlar kenarında köşesinde herzaman zor günler için birşeyler ayırmalı "Bir atımlık barutla savaşa girilimez"