Sitedeki mesajlara şöyle bir baktım da tabir yerindeyse, iş kurmak adına işkembeden pek çok şey sallanmış. Ben ne işi kuracağınızı söyleyemem. Ne işi istiyorsanız onu kurun tabiki. Ama bir işe girişecekken nelere dikkat edilmeli konusunda yazacağım.
Bir iş kuracaksanız, önce geçmişe bakın. Sizden önce o işi kuranlar olmuş mu? Örneğin şu disneyland fikri. İstanbul gibi büyük bir şehirde kurulmuştu. Adı tatilyaydı ilk yıllar para bastılar. Ancak daha sonra tutunamadılar ve kar marjları oldukça düştü ve Sattılar. Bir nevi kepenk kapattılar. Hem de istanbul gibi bir şehirde. 15 milyon nüfusu olan bir şehirde "tek" tiler. Rakipleride yoktu ama karlılıkları düştü. Bunun nedenlerini araştırmak gerekir.
Girişimde bulunurken ikinci yapılması gereken şey, pazar araştırmasıdır. Pazar araştırması yapmak için uzman olmaya gerek yok. İstanbulda, şu yeni yapılan alışveriş merkezlerinden "kanyon" unun inşaat kararı, kapalı çarşıyı gezdikten sonra alınmıştır. Yani iş adamının aklına kapalı çarşı gezintisi sonra geldi. Yönetim kurulunda tartıştı ilgili holding ve yapım kararı aldı. Çünkü o bölgede büyük bir çarşı ihitayacı vardı. Ayrıca o bölge gelir düzeyi olarak yüksek bir bölgeydi. Alış veriş yapacak insanların Alış Veriş Merkezine ihtiyaçları vardı. Yani Talep yüksekti. Bu yüksek talebi gören iş adamları gerekeni yaptılar.
Bir üçüncü yapılması gereken, yeni bir iş kurmadan önce günlük gelirdir. Yani bir işe girişmeden önce sırtınızı sağlama almanız gerekir. Giriştiğiniz iş size 1 yıl 2 yıl belki 5 yıl gelir getirmez. Ama size günlük gelir getiren küçük bir dükkanınız varsa sırtınız sağlamdadır. İflas etmeden yolunuza devam edebilir ve kim iblir 5 yıl sonra sizi kurtaracak o büyük müşteri gelecektir. Örneğin Koç grubunun yükselişine bakabilirsiniz. Ankarada bir bakkal dükkanı ile işe başladılar. O bakkal daha sonra büyütülerek Migros oldu. Migros sayesinde Koç grubu günlük para ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Daha sonra çok iyi bir fiyata Migrosu sattılar gerçi orası ayrı bir hikaye...
Yüksek talep işletmenize hayat verir. Girişeceğiniz işte bir talep varsa o işi yapın. Unutmadan, talep bir kaç kişinin anlık ihtiyaçları anlamında değil. Uzun süreli kitle ihtiyacıdır.
Öte yandan, rekabette önemlidir. Siz o işe girdiğinizde rakiplerinizin durumunu unutmayın. İhtimalle rakipleriniz sizden daha tecrübeli ve müşteri portföyleri sizden daha geniştir. Rakipleri alt etmenin çeşitli yolları vardır. Mesela bunlardan en basiti, aynı iş kolunda ürün farklılaşmasına gitmektir. Mesela Beyaz eşya üreten firmalara bakın arçelik vestel gibi. Aslında ikiside buz dolabı veya çamaşır makine üretiyor. Ancak ürün özellikleri ile farklılaşıyor, müşteriyi bu şekilde kazanıyorlar. Büyük firmalarla rekabet etmeniz imkansızdır. Biz bir bar açtık örneğin. İlk aylar çok iyi para kazanıyordum. Çünkü o bölgedeki tek içkili dükkan bizimkiydi. Ve bölgenin nufus yapısıda akşam işten sonra bir iki kadeh içmek isteyecek insanların olduğu bir bölgeydi. Ancak 4-5 ay sonra yanımıza bir bar daha açıldı. Daha sonra öğrendiğime göre bu barın sahibinin serveti bir kaç milyon dolarla ölçülüyordu. Ve adam bana rakip olmuştu. Bizim 10 liraya verdiğimiz içkiyi o zararına 3 liraya satıyordu. Bir nevi müşteri hırsızlığı yaptı. Kendi para kazanmadığı gibi banada kazandırmadı. Daha fazla orada işletmecilik yapmak bana zarar getireceğini bildiğim için 2 ay içinde devrettik ve minumum zararla kurtulduk...
Peki iyi güzel, sen bu kadar şeyi biliyorsun peki girişim olarak ne önerirsin bize diye soracak olursanız da bir iki fikrim tabi ki var. Ancak herkes garanti para ister. Peki öyleyse açıklıyorum. En garanti para üniversitelerde. Bugünler üniversiteler açısından fırsatlar dönemi. Çünkü 81 ilde yeni üniversiteler kuruldu. Yeni üniversite yeni öğrenci demektir. Öğrenci ise sürekli tüketen bir canlıdır. Kırtasiye açın, Fastfood açın, Öğrenci pansiyonu açın, Yurt kurun, ama öğrenciye yönelik bir şey yapın. Ne koyarsanız 1-2 yıl içinde geri alır ve kar elde edersizin. Tabi bu örnek bütün üniversiteler için geçerli değil. Her işte olduğu gibi öncelikle yukarda açıkladığım kriterleri iyice araştırmak gerekir.
Bu ilk yazımda, her şeyi anlatmamakla birlikte umarım yararlı bilgiler vermişimdir. Okumanızdaki sabrınız için şimdiden teşekkürler.
Sağlıcakla...
Bir iş kuracaksanız, önce geçmişe bakın. Sizden önce o işi kuranlar olmuş mu? Örneğin şu disneyland fikri. İstanbul gibi büyük bir şehirde kurulmuştu. Adı tatilyaydı ilk yıllar para bastılar. Ancak daha sonra tutunamadılar ve kar marjları oldukça düştü ve Sattılar. Bir nevi kepenk kapattılar. Hem de istanbul gibi bir şehirde. 15 milyon nüfusu olan bir şehirde "tek" tiler. Rakipleride yoktu ama karlılıkları düştü. Bunun nedenlerini araştırmak gerekir.
Girişimde bulunurken ikinci yapılması gereken şey, pazar araştırmasıdır. Pazar araştırması yapmak için uzman olmaya gerek yok. İstanbulda, şu yeni yapılan alışveriş merkezlerinden "kanyon" unun inşaat kararı, kapalı çarşıyı gezdikten sonra alınmıştır. Yani iş adamının aklına kapalı çarşı gezintisi sonra geldi. Yönetim kurulunda tartıştı ilgili holding ve yapım kararı aldı. Çünkü o bölgede büyük bir çarşı ihitayacı vardı. Ayrıca o bölge gelir düzeyi olarak yüksek bir bölgeydi. Alış veriş yapacak insanların Alış Veriş Merkezine ihtiyaçları vardı. Yani Talep yüksekti. Bu yüksek talebi gören iş adamları gerekeni yaptılar.
Bir üçüncü yapılması gereken, yeni bir iş kurmadan önce günlük gelirdir. Yani bir işe girişmeden önce sırtınızı sağlama almanız gerekir. Giriştiğiniz iş size 1 yıl 2 yıl belki 5 yıl gelir getirmez. Ama size günlük gelir getiren küçük bir dükkanınız varsa sırtınız sağlamdadır. İflas etmeden yolunuza devam edebilir ve kim iblir 5 yıl sonra sizi kurtaracak o büyük müşteri gelecektir. Örneğin Koç grubunun yükselişine bakabilirsiniz. Ankarada bir bakkal dükkanı ile işe başladılar. O bakkal daha sonra büyütülerek Migros oldu. Migros sayesinde Koç grubu günlük para ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Daha sonra çok iyi bir fiyata Migrosu sattılar gerçi orası ayrı bir hikaye...
Yüksek talep işletmenize hayat verir. Girişeceğiniz işte bir talep varsa o işi yapın. Unutmadan, talep bir kaç kişinin anlık ihtiyaçları anlamında değil. Uzun süreli kitle ihtiyacıdır.
Öte yandan, rekabette önemlidir. Siz o işe girdiğinizde rakiplerinizin durumunu unutmayın. İhtimalle rakipleriniz sizden daha tecrübeli ve müşteri portföyleri sizden daha geniştir. Rakipleri alt etmenin çeşitli yolları vardır. Mesela bunlardan en basiti, aynı iş kolunda ürün farklılaşmasına gitmektir. Mesela Beyaz eşya üreten firmalara bakın arçelik vestel gibi. Aslında ikiside buz dolabı veya çamaşır makine üretiyor. Ancak ürün özellikleri ile farklılaşıyor, müşteriyi bu şekilde kazanıyorlar. Büyük firmalarla rekabet etmeniz imkansızdır. Biz bir bar açtık örneğin. İlk aylar çok iyi para kazanıyordum. Çünkü o bölgedeki tek içkili dükkan bizimkiydi. Ve bölgenin nufus yapısıda akşam işten sonra bir iki kadeh içmek isteyecek insanların olduğu bir bölgeydi. Ancak 4-5 ay sonra yanımıza bir bar daha açıldı. Daha sonra öğrendiğime göre bu barın sahibinin serveti bir kaç milyon dolarla ölçülüyordu. Ve adam bana rakip olmuştu. Bizim 10 liraya verdiğimiz içkiyi o zararına 3 liraya satıyordu. Bir nevi müşteri hırsızlığı yaptı. Kendi para kazanmadığı gibi banada kazandırmadı. Daha fazla orada işletmecilik yapmak bana zarar getireceğini bildiğim için 2 ay içinde devrettik ve minumum zararla kurtulduk...
Peki iyi güzel, sen bu kadar şeyi biliyorsun peki girişim olarak ne önerirsin bize diye soracak olursanız da bir iki fikrim tabi ki var. Ancak herkes garanti para ister. Peki öyleyse açıklıyorum. En garanti para üniversitelerde. Bugünler üniversiteler açısından fırsatlar dönemi. Çünkü 81 ilde yeni üniversiteler kuruldu. Yeni üniversite yeni öğrenci demektir. Öğrenci ise sürekli tüketen bir canlıdır. Kırtasiye açın, Fastfood açın, Öğrenci pansiyonu açın, Yurt kurun, ama öğrenciye yönelik bir şey yapın. Ne koyarsanız 1-2 yıl içinde geri alır ve kar elde edersizin. Tabi bu örnek bütün üniversiteler için geçerli değil. Her işte olduğu gibi öncelikle yukarda açıkladığım kriterleri iyice araştırmak gerekir.
Bu ilk yazımda, her şeyi anlatmamakla birlikte umarım yararlı bilgiler vermişimdir. Okumanızdaki sabrınız için şimdiden teşekkürler.
Sağlıcakla...