15/10/2001 : 11:51:50
Sayın Aslan,
Yazılarımı okuduğunuzda , aslında tüm bu olup bitene ne kadar üzüldüğümü anlamanız gerekli. Sorularım, takıntılarım değil.Zaten bunlara takılıp kalsak sizin de dediğiniz gibi, beynimizi kemiren bu sorularla mücadele etmekten ,bir şey yapamaz hale geliriz.
Sayın İsmail Bey'e teşekkür ediyorum. Sanırım, mesajlarımı en iyi analiz yapabilen kişi kendisi olmuş. Kendisinin beni şahsen tanıması ve bu foruma üye olmamda önayak olması da etkili olmuştur belki.Benim amacım, burada, bu forum ortamında fikirlerini yazan, paylaşan insanlara birşeyleri farkettirmek değil. Zaten, eğer biz buradaysak , farklı eğitimler almış, farklı kültürlerden gelmiş olsak da az çok amacımızın ne olduğu belli. Yani, biz( yeni üye olmama rağmen kendimi de bu forumda çözümün bir parçası olarak görüyorum) , hepimiz daha güzel bir Türkiye'de yaşayalım istiyoruz. Sokaktaki insanlar ,görevlerinin bilincinde olsun istiyoruz.
Görevimiz, ilk önce çalışmak çok çalışmak.İşimiz ne ise yapabileceğimizin en iyisini yapmak.
Ben her zaman , işyerime aldığım elemanlarıma " Burada 5- 10 sene çalışabilirsiniz. Buradan ayrıldığınızda kendi kendinize şunu sorun", derim. "Ben , bu süre içinde ne yaptım? Firmaya, en önemlisi kendime artı değer olarak ne kazandırdım?"
Ben, firmamda çalışan elemanları , mesai kayıplarını üstlenerek, maddi yönü tarafımca karşılanmak üzere , eğitimlere gönderirim. Şimdiye kadar bakın neler oldu? Bilgisayar konusunda alabileceği en iyi eğitimi alması için genç bir elemanı eğitime göndermek istedim. Çünkü , yetersizdi ama kabul etmiyordu. Bu eğitime gitmemek için tam 1 ay direndi.Eğitimi aldı, çok şey öğrendi ve ayrıldı.
Bir diğeri ,sigortacılık konusunda eğitim alması için kursa gönderme önerime şöyle bir cevap verdi." Siz zaten bu konuyu çok iyi biliyorsunuz, sıkıştığımda size sorarım".Sunuma gittiği müşteri karşısında mahçup olma riskini almıştı. Utanmayacak, sıkılmayacaktı. Çünkü artık insanlarımızda, sıkıştığında yalan söyleme, günü kurtarma ,karşısındakini *** yerine koyma çok doğal hale gelmişti.Bu elemanla da ben yolumu ayırdım.Verilecek çok örnek var.
Bu örnekleri niye verdim? 1. Örnekte : Yetersizliğini kabullenmeme var. Bugün, herhangi bir iş için ilan verin. Binlerce müracaat olacaktır. Hepsi de, o işi çok iyi yapabileceğini iddia edeceklerdir.% 99'u yetersizdir.Ama hem kendini, hem de sizi kandırabileceğini düşünmektedir.Bu konuda Sayın İsmail bey'in yaptığı çalışmalar hem firmalar hem de kişiler için çok faydalıdır. Burada, kişilerin firmadan çok kendilerini kandırma teşebbüsleri beni daha çok üzüyor.ABD'de bir arkadaşım tam da bu konu ile ilgili bir işte çalışıyor. Bir firmayı ele alıyorlar, çalışanların verimliliğini ölçüyorlar. Siz eğer telefona cevap vermekten nefret eden biriyseniz , sizi santral memuru yapmıyorlar. Belki, siz hiç kimseyle konuşmadan, sadece kayıt tutacaksınız ve çok başarılı olacaksınız.
Bu örnekte bir diğer konu da, eğitimi aldıktan sonra firmadan ayrılma olayı var. Bunu engellemek sanırım çok zor.
2. Örnekte: Eğitimi gereksiz bulma ve sırtını bilen kişiye dayama var. Ne zamana kadar sürecek bir iş olabilir?
Sayın Aslan, verdiğiniz konferansları öğrendiğime çok memnun oldum. Keşke, benim de imkanım olsa da katılabilsem hatta yapabilsem. Burada ,gözden kaçan bir şey var sanırım. Sizin, konferanslarınıza katılan kişiler, zaten belli bir eğitim seviyesine gelmiş ve kendisini daha çok geliştirmek isteyen kişiler.Benim bahsettiğim kişiler ise sıradan vatandaşlar.Tek tek bireyler. Ben, kurtarıcı olarak tek bir kişiyi beklemiyorum. Şimdiye kadar bu beklentilerle neler olduğunu gördük. Ben de , bu eğer bir yeniden yapılanma, refaha çıkma operasyonu ise, bunun bir parçası olmak istiyorum. Sorularım, İsmail Bey'in farkettiği gibi kendimizi sorgulamamız içindi.
Yeni bir üye olduğum için birbirimizi tanımamız, anlamamız zaman alacaktır.Yazılarımdan, zaman içinde benim neler yaptığımı öğrenecek ve size fikir ve bilgi anlamında çok da uzak olmadığımı anlayacaksınız.
Saygılarımla
__________________
pyuksel