Hatırlamamız ve düşünmemiz gereken şeyler var.
Süpermarket gelene kadar bakkallar kafalarına göre fiyat yazıyordu. Serbest piyasa ekonomisine geçmeden önce her bakkal, manav vs satış fiyatı ile alış fiyatı arasında %10 dan fazla kar marjı olmadığını fatura ile kanıtlamak zorundaydı. Çift etiket numaralarını hatırlayın.
Süpermarketlerden önce mal çeşidi de yoktu. Peynir, zeytin tek çeşit bulunurdu bakkalda. Bu yüzden ayrıca mandıralar vardı. Manav ayrı, kasap ayrı, bakkal, mandıra derken alışveriş yapmak için epeyce gezinmek gerekiyordu. Süpermarketler tüm bu ürünleri bir araya topladı.
Bakkalda her şeyden bir örnek bulunurdu. Marketler herşeyden 50 çeşit koydu.
Bakkalın veresiye defteri vardı, iyi uygulamaydı. Marketler ise kredi kartıyla cevap verdiler.
Bakkal eve yakın olurdu. Marketler de ufalıp yaygınlaşmayı tercih ettiler.
Bakkala sepet sarkıtılırdı. Marketler de internet sitesinden sipariş almaya başladılar.
Bütün bunlar olurken, hayatımız değişti, hızlandı, sığ ama geniş bir yaşantı oldu. Bakkal "bize uymaz" oldu.
Bakkalın önünde araba parkı yok, rafları da ufak, her peynirden ya da her içecekten bulunduramaz. Olmuyor işte bir türlü. Ekmek ve sigara için ayakta kaldılar gibi. Belki bir de kola...
Hayat hızlandı. Artık eski tip alışverişe zaman ayırmak kolay değil. Şimdi arabamız var... Fazla mesaimiz, ilgilenmemiz gereken kariyerimiz, karşı tarafta gidilmesi gereken yemekli toplantımız.
Hayat hızlandı, marketler geldi... Bakın Ankara'ya. Alt geçitler yapıldıkça AVM ler arttı.
Eskiden her mahallenin bir parkı, caddesi olurdu. Zaman oralarda akıp geçerdi, bedavaya...
Şimdi AVM lerde vitrin önlerinde para hırsıyla dönüyor hayat.
Marketler geldi, hayat hızlandı... "Yavaş şehirler"in bir kuralı da, süpermarketlere hayır demek, hepsini kapatmak. Tesadüf mü acaba?
Yeni dünyada daha fazla kazanmak için daha fazla çalışmak ve daha fazla çalışmak için hızlanmak gerektiğini söylediler. Hızlandık ve çok çalıştık. Bu sayede herşeye sahip olacağımızı ve mutlu olacağımızı söylediler.
İnandık...
Sorun, bakkal ve market sorunu değil. Dünyanın manifestosu bitti. Bundan sonra nasıl yaşayacağımızı bulmamız lazım.
Not: Yavaş şehirler hızla yayılıyor.
Süpermarket gelene kadar bakkallar kafalarına göre fiyat yazıyordu. Serbest piyasa ekonomisine geçmeden önce her bakkal, manav vs satış fiyatı ile alış fiyatı arasında %10 dan fazla kar marjı olmadığını fatura ile kanıtlamak zorundaydı. Çift etiket numaralarını hatırlayın.
Süpermarketlerden önce mal çeşidi de yoktu. Peynir, zeytin tek çeşit bulunurdu bakkalda. Bu yüzden ayrıca mandıralar vardı. Manav ayrı, kasap ayrı, bakkal, mandıra derken alışveriş yapmak için epeyce gezinmek gerekiyordu. Süpermarketler tüm bu ürünleri bir araya topladı.
Bakkalda her şeyden bir örnek bulunurdu. Marketler herşeyden 50 çeşit koydu.
Bakkalın veresiye defteri vardı, iyi uygulamaydı. Marketler ise kredi kartıyla cevap verdiler.
Bakkal eve yakın olurdu. Marketler de ufalıp yaygınlaşmayı tercih ettiler.
Bakkala sepet sarkıtılırdı. Marketler de internet sitesinden sipariş almaya başladılar.
Bütün bunlar olurken, hayatımız değişti, hızlandı, sığ ama geniş bir yaşantı oldu. Bakkal "bize uymaz" oldu.
Bakkalın önünde araba parkı yok, rafları da ufak, her peynirden ya da her içecekten bulunduramaz. Olmuyor işte bir türlü. Ekmek ve sigara için ayakta kaldılar gibi. Belki bir de kola...
Hayat hızlandı. Artık eski tip alışverişe zaman ayırmak kolay değil. Şimdi arabamız var... Fazla mesaimiz, ilgilenmemiz gereken kariyerimiz, karşı tarafta gidilmesi gereken yemekli toplantımız.
Hayat hızlandı, marketler geldi... Bakın Ankara'ya. Alt geçitler yapıldıkça AVM ler arttı.
Eskiden her mahallenin bir parkı, caddesi olurdu. Zaman oralarda akıp geçerdi, bedavaya...
Şimdi AVM lerde vitrin önlerinde para hırsıyla dönüyor hayat.
Marketler geldi, hayat hızlandı... "Yavaş şehirler"in bir kuralı da, süpermarketlere hayır demek, hepsini kapatmak. Tesadüf mü acaba?
Yeni dünyada daha fazla kazanmak için daha fazla çalışmak ve daha fazla çalışmak için hızlanmak gerektiğini söylediler. Hızlandık ve çok çalıştık. Bu sayede herşeye sahip olacağımızı ve mutlu olacağımızı söylediler.
İnandık...
Sorun, bakkal ve market sorunu değil. Dünyanın manifestosu bitti. Bundan sonra nasıl yaşayacağımızı bulmamız lazım.
Not: Yavaş şehirler hızla yayılıyor.