Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

10/05/2002 : 18:53:26
MEMLEKETİM

ÜZEYİR LOKMAN ÇAYCI

Otuz yıl önce geride bıraktığımız sadece gençliğimiz değildi… Hatıralarımızı, özlemlerimizi şekillendiren birçok şeyi de oralarda bırakmıştık…
Boynu bükük insanların gurbette nasıl hasret ağına düştüğünü, bilmeyen yok gibiydi…
Saklanan, okuna okuna iyice kırışmış mektuplarda memleket şekillenirken, hasrete hasret katan acılar, hastalıklar ve ölümler gözyaşlarına adeta kaynaklık yapıyordu…
Diktiğimiz çam ağaçları oralarda büyürken, biz buralarda yeraltlarında parçalanan insanlarımızın anıları üzerine şiirler yazıyor ve ağıtlar yakıyorduk…”Bugün yine güneş oralarda çam ağaçlarımızın üzerine doğdu “ diye, teselliler arıyorduk…
Buralarda neler sığmadı ki memleketin içine ? Hayallerden taşan, rüyaları süsleyen, konuşmalarımıza renk katan anılar diyarı memleketim...
Kınalı ellerinde bocutlarıyla mahalle çeşmesinden su dolduran; cıvıl cıvıl elbiseleriyle, şalvarlarıyla narin genç kızlarımız, güğümleriyle analarımızın çeşmebaşı sohbetleri hiç unutulabilir miydi? Asla…
Adeta duyguların kuruduğu batı ülkelerinde bir şehrin, bir mahallesinde görmek mümkün değildi bu manzaraları…
Akşam üzeri iş sonrası babalarını karşılayan çocuklar…komşusunun sevincine ve acısına ortak olan insanlarımız…
Birbirlerine “gûnaydın” demeyi külfet sayan insanlar arasında yaşarken memleketimin öten horozlarını dahi özlemenin bir meziyet olduğunu düşünmemek mümkün değildi...
Gözyaşlarımla başbaşa kaldığım zamanlarda, dışarıdan gelen bana yabancı kahkahaların akislendiği yerlerde bacalardan bazan memleketim tüter, sabahları güneş yerine memleketim doğardı… İşte akşamın olmasını istemeyişimin tek sebebi de bu idi..
Bu sebeple kendimi geceyarılarında dahi sabaha yakın hissederdim.
Şu an Ankara’nın göbeğinde bir hastanenin odasında yatan anama nasıl ulaşamıyorsam beni Paris’te tutan acılardan da bu denli uzaklaşamıyorum.
Memleketim tablomdaki renkler üzerinde şekillenirken, şiirlerimin kaynağı, duygularımın da sembolüydü…
İşte yaşadığımız yerlerde bizlere teselli veren, herşeye rağmen yaşama sevincine ulaştıran bunlardı…
Benim güzel insanlarımın yaşadığı, güzel memleketim seni çok özledim.

PARİS - 15.11.2001

TRT ‘nin açtığı yarışma için tarafımca hazırlanan bu yazı ; 21.12.2001 tarihinde Memleket Saati Proğramında okunmuş ve TRT tarafından ödüle layık görülmüştür.



__________________
Üzeyr CAYCI