Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

14/08/2007 : 15:14:44
Hamalsan iki şey önemlidir senin için : Yük ve yol..
Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzu bahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun!
Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise bir kaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği… Diyordum ki içimden “Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!..”
Nitekim, çok geçmeden dedi ki;
“Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!..”
“Ne molası”, dedim ona hayretle. “Ben daha terlemedim!..” Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini, “Sen de dinlen hadi” dedi.
Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.
Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, sonra uzanarak dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında.. “Yükünü indirip sen de dinlen” demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım.. Sonra yine durdu. Bana da dinlenmemi söyledi yine ama onu dinlemedim, dinlenmedim.
Yarım sat sonra “dinlenelim mi?” diye sordu, aksi aksi başımı salladım.. Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım. Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek; “Haydi kalk”, dedi “Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra yine dinleniriz.” Dediğini yaptım. Omuzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana.
“Ben yılların hamalıyım”, dedi. “Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda. Yolda gördüğümüz, saçılmış kuru kemiklerin çoğu anlattığım bu insanlara ait. Halbuki bir yükü taşımak bizim işimiz, altında ezilmek değil!. Unutma ki bur yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma !.. Akşamları bırak ve hafifle. Sabah dinlenmiş olarak yeniden taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil!
Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var..”

Son 3 yorum (en yenisi önce)

25/08/2007 : 09:08:59
Güzel yazıyı paylaştığınız iin teşekkür ederim.

Dünyada bizden değerli birşey olamaz, bir iş kurduysak ta o işteki en değerli sermaye biz oluruz. O yüzden kendimizi asla ihmal etmemeliyiz.
Biz güçlü olduğumuz sürece ilişkilerimiz, işimiz, çevremiz güçlü olur
18/08/2007 : 17:33:57
Çok güzeldi teşekkürler.
14/08/2007 : 17:34:29
Güzel bır yazı;okudum.
''Ben ısımı evın ıcıne sokmam''dıyenlerden olamadım hıc bır zaman;yanlısta olsa.