İşte Anadolu bilgesi nineden şehirdeki çocuklarına göndermek üzere gazeteci Cemal Gülaz'a yazdırdığı mektubun en büyük filozoflara taş çıkartan satırları:
"Canımın direği, bakma bugünkü dağların ak karına,
Gün gelip güneş daha sıcak doğacak ve eriyecek buzlar.
Gelecek toprağa otlar, sürgün verecek yine kuru görünen ağaç dalları,
Uyanan toprağın yüzünü tırmalayacak umut kazmaları,
Yurt dediğin nedir oğul, doğduğun yer mi, doyduğun yer mi?
Bir yere 'yurt' diyebilmen için önce doğmalı, sonra doymalısın elbet.
istekleri bitmeyene iki cihanda da huzur yoktur,böyle bilirim.
Asıl olan çok çalışıp az istemektir bu topraklarda,
Her sene bir çift mısırdı hasatta umudum,
Odur bağlayan beni hayata ve buraya.
Önce ekerim tohumları kara toprağa,
Sonra beklerim ki dönüşsünler ak koçanlara.
Böyle geçti yüzyılım bu topraklarda.
Ne kötüden iz gördüm, ne de namertten söz duydum.
Şükrettim ama beklemedim ki Tanrı göndersin.
Bildim ki eğer vermezsem bu sarı tohumu kara toprağa,
Ne umudum kalacak, ne de toprakla bir bağ aramda.
Dağın arkası dağ olur,derler,doğrudur.
Lakin bakarsan, beklemeyi bilirsen, dağın arkası bağ da olur.
Onun için ne sabrımı, ne umudumu yitirdim yalan dünyada.
Ana rahmi gibidir dünya insana,
Ana rahminde göbek bağıdır hayat bağımız,
Dünya ise umutlarımız,
Umudunu yitiren hayat bağını da yitirir oğul.
Ben bunu bilir, bunu söylerim.
Kalın sağlıcakla.
"Canımın direği, bakma bugünkü dağların ak karına,
Gün gelip güneş daha sıcak doğacak ve eriyecek buzlar.
Gelecek toprağa otlar, sürgün verecek yine kuru görünen ağaç dalları,
Uyanan toprağın yüzünü tırmalayacak umut kazmaları,
Yurt dediğin nedir oğul, doğduğun yer mi, doyduğun yer mi?
Bir yere 'yurt' diyebilmen için önce doğmalı, sonra doymalısın elbet.
istekleri bitmeyene iki cihanda da huzur yoktur,böyle bilirim.
Asıl olan çok çalışıp az istemektir bu topraklarda,
Her sene bir çift mısırdı hasatta umudum,
Odur bağlayan beni hayata ve buraya.
Önce ekerim tohumları kara toprağa,
Sonra beklerim ki dönüşsünler ak koçanlara.
Böyle geçti yüzyılım bu topraklarda.
Ne kötüden iz gördüm, ne de namertten söz duydum.
Şükrettim ama beklemedim ki Tanrı göndersin.
Bildim ki eğer vermezsem bu sarı tohumu kara toprağa,
Ne umudum kalacak, ne de toprakla bir bağ aramda.
Dağın arkası dağ olur,derler,doğrudur.
Lakin bakarsan, beklemeyi bilirsen, dağın arkası bağ da olur.
Onun için ne sabrımı, ne umudumu yitirdim yalan dünyada.
Ana rahmi gibidir dünya insana,
Ana rahminde göbek bağıdır hayat bağımız,
Dünya ise umutlarımız,
Umudunu yitiren hayat bağını da yitirir oğul.
Ben bunu bilir, bunu söylerim.
Kalın sağlıcakla.