Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

17/07/2001 : 12:54:29
AŞK

Öylesine bir gülüşünse aklımı başımdan alan
Sıcak bir dokunuţunsa beni ayakta tutan
Olmuyorsa
Yaşanmıyorsa sensiz
Hiçbir şey bulamayıp adını aşk koymuşlarsa bunun
Ben sana deliler gibi
Ben sana çılgınlar gibi aşığım

Barış

Son 24 yorum (en yenisi önce)

16/10/2001 : 12:05:27

Ayrılık Sevdaya Dahil

Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim dusuyorum
Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
Tedirgin gulumser
Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
Hic bir ani tek basina yasayamazlar
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus butun sahili
Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
Cunku ayrilanlar hala sevgili
Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor ustumuze
Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik coktu denize
Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ

Attila İlhan
16/10/2001 : 11:55:11

Aysel Git Başımdan

Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum
Hem kötüyüm, karanlığım, biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum
Benim yağmurumda gezinemezsin, üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın
Hiçbir dakikamı yaşayamazsın
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Hem kötüyüm, karanlığım, biraz çirkinim
***
İşliğimi denesen hemen düşürürsün
Gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere ***ürür trenlerim
Ya ölmek ustalığını kazanırsın
Ya korku biriktirmek yetisini
Acılarım iyice bol gelir sana
Sevincim bir türlü tutmaz sevincini
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ümitsizliğimi olsun anlasana
Hem kötüyüm, karanlığım, biraz çirkinim.
***
Sevindiğim anda sen üzülürsün
Sonbahar uğultusunu duymamışsın ki
İçinden bir gemi kalkıp gitmemiş
Uzak yalnızlık limanlarına
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
Sakın başka bir şey getirme aklına
Aysel git başımdan, ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum
Hem kötüyüm, karanlığım, biraz çirkinim
Aysel git başımdan seni seviyorum.

Attila İlhan
08/10/2001 : 16:57:38

Ben seni hic sevmedim ki

Ben seni hic sevmedim ki
yorgun aksamlarda soyledigimiz sarkilari sevdim
bir cicege gulmeni bir gule benzemeni sevdim
bir de yildizlari sevdim
eylul aksamlarinda gelip gozlerinde durdular
Ben seni hic sevmedim ki

beni yola kodugunda ayrilmayi sevdim
kursunlari sevdim beni vurdugunda
aglamayi sevdim beni unuttugunda
aglamayi sevdim yanliz oldugumu anladigimda
ayakta kalmami sevdim
yikilmami sevdim seni her hatirladigimda
ekmegi sever gibi sevdim sensizligi
su gibi ozledim temmuz gunesinde sesini
ikindide yagmur gibi
geceleyin ruzgar gibi sevdim seni sevdigimi
Ben seni hic sevmedim ki

kuslara sarkilar ogretmeni sevdim
menekseyle konusmani
nisana hatirlatmani
baharin adinda yanlizlik olmadigini
dustugum zaman kanayan yanlarimi
ve tuhafligimi usudugum zaman
sakiz satan cocuklari yeni cikan sarkilari
her kaybettiginde kazanan yanlarini sevdim
denize dusmus gul gibi dustum atese
ben yangini sevdim
ben yandigim zaman boyle iste
Ben seni hic sevmedim ki

bir gece ceylan indi dagdan kalbine
bir gece siir gibi kibrit alevinde
alemin ortasinda kimsesizligin sesinde
bugusunda sabahin
acimasizliginda ahin
aglayan yuzunde isanin
ferahlatan gucuyle duanin
korkutan yaniyle narin

gulun ustune
tutundugum umudun ustune
korkunun ustune
senin ustune
hepsinin ustune
ben seni hic sevmedim ki

gittigin zaman
gitmeni sevdim
evreni sevdim geldigin zaman
kalmani sevdim
urkuyordum sana sana alismaktan
yinede sevdim gulumsemeyi
mendilimi sallarken seni goturen trenin arkasindan
kirlara ilk kar dustugu zaman
olumun en guzel oldugunu sevdim
seni icimde oldurdugum zaman

her kaybettigimde kazanan yanlarini sevdim
denize dusmus gul gibi dustum atese
ben yangini sevdim
yandigim zaman boyle iste
ben seni hic sevmedim ki
ben sevdim mi adam gibi severim

IBRAHIM SADRI
SOZ:TUTKUN BICAK
26/09/2001 : 14:24:22

Başka Türlü Bir Şey



başka türlü bir şey benim istediğim:
ne ağaca benzer, ne de buluta.
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim?
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka...

Can Yücel



10/09/2001 : 14:52:22

Selam

Yola çıkınca her sabah,
Bulutlara selam ver.
Taşlara, kuşlara, atlara, otlara
İnsanlara selam ver.
Ne görürsen selam ver.
Sonra çıkarıp cebinden aynanı
Bir selam da kendine ver.
Hatırın kalmasın el gün yanında
Bu dünyada sen de varsın!
Üleştir dostluğunu varlığınla,
Bir kısmı seni de sarsın.

Üstün Dökmen

07/09/2001 : 13:32:55

Arkadasım Badem Agacı



Sen agaclarin ***i
Ben insanlarin
Seni kandirir havalar
Beni sevdalar
Bir iliman hava esmeye gorsun
Dusunmeden gelecek karakis..
Acarsin ciceklerini ..
Bense hayra yorarim gordugum dusu...
Bir guler yuz bir tatli soz..
Acarim yuregimi hemen
Yemise durmadan carpar seni karayel
Beni karasevda
Hemde bilerek kandirildigimizi
Kacinci kez balanmisiz bir olmaza
Koo desinler bize saskin
Sonu gelmesede hic bir askin
Acalim yinede ciceklerimizi
Senden yanayim arkadasim
Havani bulunca ac ciceklerini
Nasil aciyorsam yuregimi
Belki bu kez kis olmaz
Bakarsin sevdan dus olmaz
Nasil vermissem kendimi son sevdama
Vur kendini sende bu guzel havaya.

Aziz Nesin



07/09/2001 : 13:21:19

Yaşayabilme İhtimali



Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...

Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.

İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..

Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...

Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..

Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..)

Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzümdüm sadece

Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine ***ürüyordu
Ben, senin benimle Tunali Hilmi Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde

Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.

Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam

Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği)
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!


Yılmaz Erdoğan






07/09/2001 : 13:11:08

Sevi Şiiri



Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kah çocukça mavi, kah inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karsısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevgini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...


Ümit Yaşar Oğuzcan



31/08/2001 : 09:06:25

Her Şey Sende Gizli



yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan
yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,sevdiğin kadar
sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. işte budur
hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

SEVDİĞİN
KADAR
SEVİLİRSİN....

Can Yücel



31/08/2001 : 01:43:09
Arıyorum

Kendimi, benliğimi, yeteneklerimi,

Beni ben yapan herşeyi arıyorum,

Rüylarıımda görüp "keşke" dediklerimi,

Görünce heyecanlanıp kaybettiklerimi,

Arzularımı, beklentilerimi arıyorum,


Aradıklarımın çok anlamlı hale gelmesini istemiyor,

Belki de elde edememekten korkuyorum,

Benliğimle savaşıyor,

Yeni hayallerimi arıyorum.



Biliyorum ki, aramaktan vazgeçtiğim zaman,

Sahip olmanın da hiçbir anlamı olmayacak!..

Akın Arslan
29/08/2001 : 17:02:16

Seni Seviyorum



Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi,
Ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,
Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi.
Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi.
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
İçimde kımıldanan birşeyler gibi
Seviyorum seni yaşıyoruz çok şükür' der gibi.


Nazım Hikmet Ran



29/08/2001 : 11:03:49

Merhaba Akın bey,

Bizlere bilgi vererek, aydınlatıp düşündürdüğünüz yazılarınız gibi şiirinizde çok güzel... Çok yönlü bir insan olarak formumuza olan katkılarınızdan ötürü teşekkürler ederim. Ve güzel şiirlerinizin devamını dilerim.

Çok beğendiğim Attila İlhan'ın bir şiirini daha sizlerle paylaşmak istiyorum.

Mutlu ve başarılı günlere.

Aynur Çamlı



Bela Çiçeği

Alsancak garı'na devrildiler
Gece garın saati bela çiçeği
Hiçbir şeyin farkında değildiler
Kalleş bir titreme aldı erkeği
Elleri yırtılmıştı kelepçeliydiler
Çantasını karısı taşıyordu

Hiç kimse tanımıyordu kimdiler
Gece garın saati bela çiçeği
Üçüncü mevki bir vagona bindiler
Anlaşıldı erkeğin gideceği
Bir şeyden vazgeçmiş gibiydiler
Bir türlü karısına bakamıyordu

Ayaküstü birer bafra içtiler
Gece garın saati bela çiçeği
Şimdiden bir yalnızlık içindeydiler
Karanlık gelmişi geleceği
Birdenbire sapsarı kesildiler
Vagonlar usul usul kımıldıyordu.

Attila İlhan





29/08/2001 : 09:19:47
Aynur Hanım Merhaba,

Atilla İlhan'ın bu güzel şiirini bize hatırlattığın için teşekkürler,

Keşke duygularımızı onun kadar özgür bir şekilde dışa vurabilseydik,

Şiir çevreye birden çok gözle bakmak gibi,.. sanki insanın beş duyusunun sinerjisi.

Şiir duyguların en güzel resmi, neresinden bakarsan güzel, ne kadar bakarsan güzel, ...


Bazen ben de duygularımı dizelere aktarmışımdır, beni rahatlatmıştır.

Sizinle 2 yıl önce "düşünmek" üzerine yazdıklarımı paylaşmak istedim:




Düşünüyorum,

Yarınları, getireceklerini ve ***üreceklerini düşünüyorum,

Varlığımın sebebini, içindeki sevginin gücünü, arzularımı düşünüyorum,

Ve birden fark ediyorum ki hayallerimi kontrol etmeye çalışıyorum,

Kendimle yüzleşiyor ve hesap soruyorum,

Neden?

İnsan hayallerini neden kontrol etmek ister?

Kendi kendime karar veriyorum,

Daha çok hayal edeceğim,

Hayal etme sınırlarını zorlayacağım, hayali hayal edeceğim,

Biliyorum ki, hayal etmeden istemek haksızlık,

Artık farklı düşüyorum...

İnsanları hayal etmediklerini hayal etmek istiyorum,

Kendi kısıtlarımın dışında özgürce düşünebilmeyi hayal ediyorum.

Haykırmak istiyorum: "Ben de varım!..."

Çünkü ben düşünüyorum.

Akın Arslan





29/08/2001 : 08:50:26

Ben Sana Mecburum

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını ***ürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..


Attila İlhan



29/08/2001 : 01:42:37
Adımla Nasıl Berabersem

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın


Atilla İlhan


__________________
DD
08/08/2001 : 16:37:26
Karda İzler



Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Bir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünya
Uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

Adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlık
Gibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi bana
Siliyor adımı bir dal kırarak çam ormanından

Geçmişim kar sessizliğiyle özetleniyor artık
Anılarım buz tutmuştur aşklarım kar yangını
Ömrüm parmak uçlarımda eriyen bir kar tanesi

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

Kar yağıyorken milyon bekerel hüzün yağıyordur
Derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
Yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Bir uçurum kıyısında vursunlar beni,vursunlar
Bir kahkahayla çekip giderim karlı ovalardan

Şairler vurulmalıdır,hayat yakışmıyor onlara
.

Ahmet Telli



08/08/2001 : 14:39:14
Çocuksun Sen II



Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa
Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.
Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil
.

Ahmet Telli



08/08/2001 : 14:14:48


Anısı biz olalım bu sokakların
öpüşmediğimiz tek saçak altı
hiç bir otobüs durağı kalmasın
Biz yürüyelim kent güzelleşsin
gürültüsüz sözcükler bulalım
yeni sevinçlere benzeyen

Biz gelince bir yağmur başlar
yüzün çizilir buğulanan camlara
bir uzun karatma biter
akasyalar köpürür birdenbire
ve her avluda adınla anılan
çiçekler sulanır akşamüstleri

Bir arkadaş evine uğrarız yol üstü
bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi
başını sessizce omzuma koyarsın
gülüreyhan olur soluğun
Biz kalırız kuşlar dönüp gelir
her balkonda bir menekşe sesi

Belki yeniden güzelleştirirz
adları değiştirilen parkları
perdeleri hiç açılmayan evlerde
ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur
tanıdık sevinçler dolar yeniden
kendi sesini kemiren alanlar

Anısı biz olalım bu sokakların
ve hiç durmadan yağmur yağsın
Biz gürültüsüz sözcükler bulalım
sarmaşıklar fısıldaşsın yine
Gidersek birlikte gideriz
yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen

Ahmet Telli
08/08/2001 : 13:53:44
ağustos şiiri

yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
hep böylesi havalar besler fırtınaları
korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek.
duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
bu rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
geri dönsem bile artık o ben olmayacağım
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek...

Hasan Hüseyin
25/07/2001 : 09:52:06

Ne hazin bir çağda yaşıyoruz :
Bir önyargıyı ortadan kaldırmak
Atomu parçalamaktan daha zor .....

Albert EINSTEIN
24/07/2001 : 11:33:26

Ağustos Çıkmazı

Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin, çocuğun olur
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

ATİLLA İLHAN
18/07/2001 : 11:39:40
GAZEL
Benî candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı

Kamû bîmârınâ cânan devâ-yî derd eder ihsan
Niçin kılmaz banâ derman benî bîmâr sanmaz mı

Gamım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî vefâ bilmen inânır mı inanmaz mı

Şeb-î hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım
Uyârır halkı efgaanım karâ bahtım uyanmaz mı

Gül'î ruhsârına karşû gözümden kanlu âkar sû
Habîbım fasl-ı güldür bû akar sûlar bulanmaz mı

Değildim ben sanâ mâil sen etdin aklımı zâil
Bana ta'n eyleyen gaafil senî görgeç ********** mı

Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bû ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

(Fuzûlî)



18/07/2001 : 11:19:41
MAHZUN DURMAK

Sevdiğim insanlara
Kızabilirdim,
Eğer sevmek bana
Mahzun durmayı
Öğretmeseydi.

Orhan Veli KANIK
17/07/2001 : 18:08:50

hep bir Meksika sınırım olsun isterdim
Almancı komşumuzun siyah beyaz t.v.sinde
kovboylar hep Meksika sınırına giderdi
kimse dokunamazdı sınırı geçtilermi
Meksika sınırı isterdim en sevdiğim şairlere hep hapiste olurlardı
nedense!


hapis yatmış olurdu yoldaşım gönüldaşım
saf tutmak istediğim namazda omuz omuza...
hapse düşersin derlerdi tutup ciğerimden yazsam
en sevdiğim film artisti hepsi boylardı illaki filmin en güzel yerinde...

camimizin imamı ,edebiyat öğretmeni
Meksika sınırımız olmadığından belki
ortasında dururlardı en can alıcı lafın
bir damar kabarırdı cümlelerinde...

Meksika sınırı olsaydı Türkiye'min
on dokuz yaşımda sevdiğim kızla
atlar geçerdim sınırı
kimse dokunamazdı
yerine Gayrettepe'de dayaklar yedim
günlerce uyutmadılar siyasi şubede

şimdi Meksika sınırına iki saat mesafede
tekrarlayıp duruyorum kendi kendime
bir Meksika sınırı lazım her memlekete
Meksika'nın kendisi de.