Edirne de ayakkabıları boyatıyorum,belediye ayakkabı boyacısına saraçlarda bir yer göstermiş.Yer göstermekte kalmamış,Boyacığı sandığını da emanet etmiş, boyacı ağabey gelecek sabahları,oturacak sandığın başına akşama kadar boyayacak.
Boyacı Edirne nin yerlisi.
Daha önce kapı kulede çalışmış kendi tabiri ile ‘meydancı’.Yedi nüfus a bakıyor. Hırsızlık tan şikayet ediyor.Boyaları koymak için camdan şişeleri var.Şişelerin kapakları sarı pirinçten.Lafa tutup pirinç kapakları çalıyorlarmış.
‘Çalanların hepsi arkadaşım diyor,arkasından da ekliyor taş uzaktan gelmez.’
Kapakları ne yapıyorlar diye sordum.Satıyorlarmış.Pirinç kapak ne kadar edecekse.
Çay söylüyor
Sigaralar benden.
Belediye başkanından korkuyor eksik kapakların hesabını nasıl veri cem diye.
Laf arasında misafir olduğumu düğün için geldiği ve yarın sabah döneceğimi söylüyorum.
Boyama işi bitiyor.
Borcumu soruyorum.
Beş milyon diyor.
Gülüyorum ayakkabıları sana bırakayım diyorum.
O da gülüyor.
‘Ağabey diyor sen nasıl olsa misafirsin,bir daha bana gelmezsin ne kopartırsak kardır’.
Çıkartıp bir milyon lira veriyorum.
Bir paraya bakıyor birde bana.
‘Arkasından ekliyor çay da söyledim ben sana beya’.
Boş ver diyorum ALLAH bin bereket versin de,nasıl olsa bir daha karşılaşmayacağız.
Arkamdan sesleniyor ‘sarı sarı’ diye ama.
Bakan kim..
Saraçlar caddesini boydan boya otopark yapmışlar.Elli metrede bir otopark görevlisi.
Aracınızı park ettiğiniz zaman ne kadar kalacağınızı soruyor.
Bana da sordular.
Bir saat dedim.Ne bileceğim işimin ne kadar süreceğini.
Caart otopark görevlisinin elinde ki RASPİSKA Fiş kesiyor.
Tutar bir buçuk milyon.
Ayakkabıları boyattım,Tıraş oldum.
Bilal ağabey Silivrili, Edirne de saraçlarda leke mağazası var ona uğradım hasret giderdik.
Aracı park ettiğim yere döndüm.
Otopark görevlisi benim arabanın başında.
Allah dedim,arabaya çarptılar.Endişem kısa sürdü görevlinin orada durma sebebi başkaymış,adam beni bekliyor.
Bir saat on beş dakika olmuş,
Bu ne demek RASPİSKA bir fiş daha kesecek onda da bir buçuk milyon yazacak.Bende ödeyeceğim.
Öyle de oldu kırk beş dakika ne olacak dedim.
Ona bir şey yapamıyorum dedi.
Çıkarttım bir buçuk milyon daha verdim.
Ne de olsa deplasmandayız.Ayakkabı boyacısına da kelek attık.
Otopark görevlisi ve ayakkabı boyacısı bir omuz omuza verirlerse mümkün atı yok ikisiyle de baş edemem.
Kırk beş dakika alacaklayım Edirne belediyesinden dedim.Görevliye.
‘Biz belediye ye bağlı çalışmıyoruz’ dedi çocuk.
Özel.
Sonra kısa bir araştırma yaptım,Edirne belediyesi bir ihale açmış.
İhaleyi alan firma ara sokaklar dahil Edirne’nin her yerini Çizmiş biçmiş otopark yapmış.
Uygulamanın doğru yada yanlış olması tartışılabilir ama onu Edirne de yaşayanlar düşünsün,Evinizin önünde aracınızı sürekli park ettiğiniz yerin otopark haline getirilip,sizden ücret istendiğini canlandırsanıza kafanızda..
Boyacıya takıldım ben,
Çoğumuzun felsefesi boyacı gibi yoksa.
SU AKARKEN KOVANI DOLDURACAKSIN,
Bu ne demek su sürekli akmayabilir fırsatları değerlendir.
Fırsatları değerlendirdik,kovayı taşa taşa doldurduk.
Ya su bir daha akmazsa?
Bu hatırlatmayı,boyacı hikayesini neden mi anlattım.
Yaz ayları boyunca Silivri yi,denizi gelen YAZLIKÇI dediğimiz misafirler ile paylaşıyoruz,
Birkaç dost sohbetin de,giydiği şorttan ti-şörtten yazlıkçı sanılan Silivrili
Arkadaşımın,üç paralık hizmeti elli paraya aldığını duydum üzüldüm.
Boyacı gibi olacağız sonunda,
Biri gelecek,boya şişelerinin pirinç kapaklarını çalacak.
Biri gelecek altımızda ki tabureyi alacak.
Boya sandığımız bile ödünç olacak.
Kovamızda çok büyük olacak ama,hem dibi delik olacak.
Hem sular akmadığı için ihtiyacımız olmayacak..
Boyacı Edirne nin yerlisi.
Daha önce kapı kulede çalışmış kendi tabiri ile ‘meydancı’.Yedi nüfus a bakıyor. Hırsızlık tan şikayet ediyor.Boyaları koymak için camdan şişeleri var.Şişelerin kapakları sarı pirinçten.Lafa tutup pirinç kapakları çalıyorlarmış.
‘Çalanların hepsi arkadaşım diyor,arkasından da ekliyor taş uzaktan gelmez.’
Kapakları ne yapıyorlar diye sordum.Satıyorlarmış.Pirinç kapak ne kadar edecekse.
Çay söylüyor
Sigaralar benden.
Belediye başkanından korkuyor eksik kapakların hesabını nasıl veri cem diye.
Laf arasında misafir olduğumu düğün için geldiği ve yarın sabah döneceğimi söylüyorum.
Boyama işi bitiyor.
Borcumu soruyorum.
Beş milyon diyor.
Gülüyorum ayakkabıları sana bırakayım diyorum.
O da gülüyor.
‘Ağabey diyor sen nasıl olsa misafirsin,bir daha bana gelmezsin ne kopartırsak kardır’.
Çıkartıp bir milyon lira veriyorum.
Bir paraya bakıyor birde bana.
‘Arkasından ekliyor çay da söyledim ben sana beya’.
Boş ver diyorum ALLAH bin bereket versin de,nasıl olsa bir daha karşılaşmayacağız.
Arkamdan sesleniyor ‘sarı sarı’ diye ama.
Bakan kim..
Saraçlar caddesini boydan boya otopark yapmışlar.Elli metrede bir otopark görevlisi.
Aracınızı park ettiğiniz zaman ne kadar kalacağınızı soruyor.
Bana da sordular.
Bir saat dedim.Ne bileceğim işimin ne kadar süreceğini.
Caart otopark görevlisinin elinde ki RASPİSKA Fiş kesiyor.
Tutar bir buçuk milyon.
Ayakkabıları boyattım,Tıraş oldum.
Bilal ağabey Silivrili, Edirne de saraçlarda leke mağazası var ona uğradım hasret giderdik.
Aracı park ettiğim yere döndüm.
Otopark görevlisi benim arabanın başında.
Allah dedim,arabaya çarptılar.Endişem kısa sürdü görevlinin orada durma sebebi başkaymış,adam beni bekliyor.
Bir saat on beş dakika olmuş,
Bu ne demek RASPİSKA bir fiş daha kesecek onda da bir buçuk milyon yazacak.Bende ödeyeceğim.
Öyle de oldu kırk beş dakika ne olacak dedim.
Ona bir şey yapamıyorum dedi.
Çıkarttım bir buçuk milyon daha verdim.
Ne de olsa deplasmandayız.Ayakkabı boyacısına da kelek attık.
Otopark görevlisi ve ayakkabı boyacısı bir omuz omuza verirlerse mümkün atı yok ikisiyle de baş edemem.
Kırk beş dakika alacaklayım Edirne belediyesinden dedim.Görevliye.
‘Biz belediye ye bağlı çalışmıyoruz’ dedi çocuk.
Özel.
Sonra kısa bir araştırma yaptım,Edirne belediyesi bir ihale açmış.
İhaleyi alan firma ara sokaklar dahil Edirne’nin her yerini Çizmiş biçmiş otopark yapmış.
Uygulamanın doğru yada yanlış olması tartışılabilir ama onu Edirne de yaşayanlar düşünsün,Evinizin önünde aracınızı sürekli park ettiğiniz yerin otopark haline getirilip,sizden ücret istendiğini canlandırsanıza kafanızda..
Boyacıya takıldım ben,
Çoğumuzun felsefesi boyacı gibi yoksa.
SU AKARKEN KOVANI DOLDURACAKSIN,
Bu ne demek su sürekli akmayabilir fırsatları değerlendir.
Fırsatları değerlendirdik,kovayı taşa taşa doldurduk.
Ya su bir daha akmazsa?
Bu hatırlatmayı,boyacı hikayesini neden mi anlattım.
Yaz ayları boyunca Silivri yi,denizi gelen YAZLIKÇI dediğimiz misafirler ile paylaşıyoruz,
Birkaç dost sohbetin de,giydiği şorttan ti-şörtten yazlıkçı sanılan Silivrili
Arkadaşımın,üç paralık hizmeti elli paraya aldığını duydum üzüldüm.
Boyacı gibi olacağız sonunda,
Biri gelecek,boya şişelerinin pirinç kapaklarını çalacak.
Biri gelecek altımızda ki tabureyi alacak.
Boya sandığımız bile ödünç olacak.
Kovamızda çok büyük olacak ama,hem dibi delik olacak.
Hem sular akmadığı için ihtiyacımız olmayacak..