20.si düzenlenen İstanbul Film Festivali bu yılda izleyicilerine zengin bir seyir şansı sunuyor. Geçen seneye kadar, üç hafta boyunca bir filmden öbürüne gitme şansı bulabildiğim festivade, bu sene gerek ekonomik kriz gerek de zaman kısıtlılığından film belirlemekte zorlanıyorum açıkçası.
Her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilen gece yarısı sineması gösteriminde bu yıl çok farklı ve renkli filmler izleyebileceğiz. Festivalin iki filmden oluşan bu gösterimler cuma ve cumartesi günleri 24: O0 te gerçekleşiyor.
14 Nisan Cumartesi gecesi ilk olarak My Generation sonra The Filth and The Fury gösterildi. Herzaman dergilerden okuyup, neden İstanbul'da hiç izleyemiyoruz diye yakındığım filmlerden biriydi, The Filth and The Fury.
Yönetmenliğini Julien Temple'ın yaptığı film, 70'lerin sonu İngilteresindeki sosyopolitik duruma paralel gelişen, 'punk' kavramını dünyaya tanıtan İngiliz grubu Sex Pistols'ı işliyor.
Grup üyelerinin hepsi işçi sınıfındandı ve aslında yaptıkları müzikle tepkilerini göstermek istediler. Söylemeye çalıştıklarını 3 akor ve 3 dakikaya sığdırdılar ve tek bir albümle müziğe yeni bir boyut kazandırdılar. Tüm dünyayı sallayan ve yeni bir akımın öncüsü olan Sex Pistols'ın; provaları, TV programları, konserleri ve hiç görülmemiş arşiv görüntülerini belgesel olarak izleyebileceginiz bu film, 21 Nisan Cumartesi saat 21:30'da Atlas sinemasında tekrar gösteriliyor.
28 Nisan Cumartesi geceyarısı sinemasında ise Prova ve Ölü ya da Diri filmleri gösterilecek. Takashi Miike'nin yönettiği bu filmler sanırım uzakdoğu sinemasının en başarılı örneklerinden. Festivallerden takip ettiğim kadarıyla uzakdoğu sinemasındaki en belirgin temalardan biri yabancılaşmaydı.Toplumda yabancılaşma, ailede yabancılaşma. Genel bir karamsarlığın hakim olduğu filmlerde; bireylerin değerlerini, giderek nasıl kaybettiğinin çarpıcı örnekleri işleniyor.
99 yapımı olan Prova'nın eleştirilerini okuduğumda bu deneysel filmin diğerlerine göre biraz daha farklı olduğunu ve mutlaka izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
'Gerilimli ve son derece sürprizli korku filmi en görmüş geçirmiş sinema izleyicisini bile koltuğunda titretecek, maceraperestler ise Miike'nin kendine özgü dehşet sinemasına dayanamayacaklar.' Yapılan eleştirilerin en etkileyicilerinden biri de budur herhalde.
Geceyarısı sinemasını kaçırırsanız;
Prova'yı, 29 Nisan Pazar, 13:30'da ve 21:30'da , Ölü ya da Diri'yi 29 Nisan Pazar, 16.00'da ve 21.:30'da Beyoğlu Sinemasında izleyebilirsiniz.
İyi seyirler.
Her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilen gece yarısı sineması gösteriminde bu yıl çok farklı ve renkli filmler izleyebileceğiz. Festivalin iki filmden oluşan bu gösterimler cuma ve cumartesi günleri 24: O0 te gerçekleşiyor.
14 Nisan Cumartesi gecesi ilk olarak My Generation sonra The Filth and The Fury gösterildi. Herzaman dergilerden okuyup, neden İstanbul'da hiç izleyemiyoruz diye yakındığım filmlerden biriydi, The Filth and The Fury.
Yönetmenliğini Julien Temple'ın yaptığı film, 70'lerin sonu İngilteresindeki sosyopolitik duruma paralel gelişen, 'punk' kavramını dünyaya tanıtan İngiliz grubu Sex Pistols'ı işliyor.
Grup üyelerinin hepsi işçi sınıfındandı ve aslında yaptıkları müzikle tepkilerini göstermek istediler. Söylemeye çalıştıklarını 3 akor ve 3 dakikaya sığdırdılar ve tek bir albümle müziğe yeni bir boyut kazandırdılar. Tüm dünyayı sallayan ve yeni bir akımın öncüsü olan Sex Pistols'ın; provaları, TV programları, konserleri ve hiç görülmemiş arşiv görüntülerini belgesel olarak izleyebileceginiz bu film, 21 Nisan Cumartesi saat 21:30'da Atlas sinemasında tekrar gösteriliyor.
28 Nisan Cumartesi geceyarısı sinemasında ise Prova ve Ölü ya da Diri filmleri gösterilecek. Takashi Miike'nin yönettiği bu filmler sanırım uzakdoğu sinemasının en başarılı örneklerinden. Festivallerden takip ettiğim kadarıyla uzakdoğu sinemasındaki en belirgin temalardan biri yabancılaşmaydı.Toplumda yabancılaşma, ailede yabancılaşma. Genel bir karamsarlığın hakim olduğu filmlerde; bireylerin değerlerini, giderek nasıl kaybettiğinin çarpıcı örnekleri işleniyor.
99 yapımı olan Prova'nın eleştirilerini okuduğumda bu deneysel filmin diğerlerine göre biraz daha farklı olduğunu ve mutlaka izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
'Gerilimli ve son derece sürprizli korku filmi en görmüş geçirmiş sinema izleyicisini bile koltuğunda titretecek, maceraperestler ise Miike'nin kendine özgü dehşet sinemasına dayanamayacaklar.' Yapılan eleştirilerin en etkileyicilerinden biri de budur herhalde.
Geceyarısı sinemasını kaçırırsanız;
Prova'yı, 29 Nisan Pazar, 13:30'da ve 21:30'da , Ölü ya da Diri'yi 29 Nisan Pazar, 16.00'da ve 21.:30'da Beyoğlu Sinemasında izleyebilirsiniz.
İyi seyirler.