Toplumumuzun ve tüm toplumların temel taşlarından ve baş düşmanlarından yalakalık ilk kez Havva(Eva) Anamızın, Adem (Adam) Babamıza ‘evimin direği , aslanım kim takar Tanrı’yı sen onu da yersin şu elmayı da.’ deyişiyle başımıza musallat olmuştur. Modern tabirle gaza gelen Adem Babamız elmayı yemiş, sonrada insanoğlu ile hep birlikte ayvayı yemiştir. Bu olaydan sonra geçen binyıllar bile insandaki yalakalık güdüsünü ortadan kaldıramamıştır.
Modern çağımızın en mutlak gereksinimlerinden olan yalakalık, devlet adamlarının yüksek mevkideki kişilerin yanına yöresine yerleşmiş olan yalakalar sayesinde her zaman prim yapmıştır. O kapıda bulunan yalakalar tabaktan artakalanları alabilmek için efendisine sürtünmüş ve hep de yağlı bir kemik kapmayı başarmışlardır. Bu sayede yalakalar hep semirmis bir halde bulunmuş, eti yiyemese de kemikte mutlak hak sahibi olmuşlardır. Tarihte her zaman kralların yanında yalakalarda bulunmuş, bu bir sınıf halini almıştır.
Yalakalığın ilk kuralı çalışmamaktır. Tüm mesaiiyi efendiyi pohpohlamak için harcamak gerekir. İkinci kural efendi ne yaparsa iyidir ve bu tartışılamaz. Sonuna kadar savunulur. Üçüncü kural yağlama miktarında aşırıya gitmemek, etrafı vıcık vıcık yağ içinde bırakmamaktır. Tecrübeli yağcılar bu kurala mutlak riayet eder. Dördüncü kural kraldan çok kralcı olmak, bazen en büyük olduğuna efendiyi de inandırabilmektir. Son kuralsa iyi bir yalaka asla efendisinin yerine geçmeyi düşünmez.
Türk toplumunda yalakalar genellikle işinde uzman olmuş kişilerdir. Bu yalakalar ilk yalakalıklarına aile ocağında başlarlar. Ailede genelde yalakalık babaya yapılır. Çünkü en güçlü odur. Yalakalığın ödülü de genelde çikolata gibi şeylerdir. ‘Aslaaaan Babamm’ hiç de yabancı gelmedi dimi. Bu yalakanın ilk cümlesidir. Daha sonra yalaka okullu olur. Bunlar genelde sınıf başkanı falan olabilmek için öğretmene yalakalık yaparlar. İlk cümleleri ‘Öğretmenim Ali konuşuyooo’ dur. Tüm hevesleri öğretmene müzevirlik (jurnal-ihbar) yaparak iyi not almak veya sınıf başkanı olmaktır. Daha sonra lise veya üniversitede yapılan yalakalık genelde karşı cinse yöneliktir. Bu şekilde sınıfın güzelinin veya yakışıklısının yakınlarında dolaşmaya hak kazanılır. Lütufda genelde bir gülümsemedir. Fakat o yalakalık yaptığı kişiyle birlikte olduğu havasını yaratır. Bu kişiye genelde dedikodular eriştirilir ve bol bol pohpohlanır.
Yalakalığın son bölümü iş yeri yalaklıklarıdır. Bu yalaklıkların tek amacı iş yerinde diğerlerinden hızlı yükselmek, az çalışmak ve yüksek maaş almaktır. Ülkemizde bu tip yalakalık had safhadadır. İrili ufaklı her işletmede bir veya bir kaç tane yalaka bulunur. Bakanlıklarda, müdürlüklerde kısaca her devlet dairesinde boy boy çeşit çeşit yalakalar bulunur. Yıllanmış bu yalaklar sanatlarını en ince ayrıntılarına kadar icra ederler.
"DALKAVUKLARDAN SAKININIZ , ÇÜNKÜ ONLAR İNSANLARI BOŞ KAŞIKLARLA BESLER" Casino De Gregrio
"BAŞKA BİRİNİN OMUZUNDA TAŞIDIĞI KİMSE , ŞEHİRDEN NE KADAR UZAKTA OLDUĞUNU ANLAYAMAZ" Harold Conilander
Bu sözlerde yalakalarla ilgili söylenmiş ünlü sözlerdir. Görüyorsunuz ki düşünürler bile bu konuyu tahlil etmişler. Takip ediyorsunuzdur. Nette Türk harflerinin sayı değerlerine göre yapılan bir espiride iş yerinde istediği yere gelebilmesi için insana gereken yeteneklerin yüzdesi ;
Ç A L I Ş M A K
4 1 15 11 23 16 1 14 = %85
B A Ş A R I
2 1 23 1 21 11 =%59
Z E K A
29 6 14 1 =%50
Y A L A K A L I K
28 1 15 1 14 1 15 11 14 =% 100
Aslında tüm suç yalakalarda değildir. Birde onların beslendiği menba (kaynak) vardır. Bunlarda tabiki efendilerdir. Her yüksek mertebede bulunan kişi yalakaya ihtiyaç duymaz. Ama insanın doğasında pohpohlanma, şımartılma ve beğenilme isteği vardır. İşte kendine güveni olmayan yöneticiler yanlarındaki yalakalardan medet umarlar. Onlardan duydkları iltifatlarla gaza gelen yöneticiler Harold Conilander’in dediği gibi yöneticilikte gereken vasıfları zamanla kaybederler ve en sonunda büyük bir hata yapıp yerlerinden olurlar.
Basiretli ve kendine güveni olan bir yönetici yalakalardan uzak durur. O zaten kendi vasıflarının farkındadır. Ne yapabileceğini ne yapamayacağını bilir ve sürekli kendini geliştirir. Yalakalığın yaygın olduğu toplumlar (bizimki gibi) yavaş ilerler ve çok hata yapar. Bir iş de yükselmenin anahtarı yalakalık değil liyakat ve beceridir. Eğer bir yalakaysanız dostlarım ya da yalakalara ihtiyaç duyan biri siz ikiniz birlikte düşmeye mahkumsunuz.
Sevgiyle kalın, yüreğinizden umut, gözlerinizden ışık, hayallerinizden aşk eksik olmasın.
Modern çağımızın en mutlak gereksinimlerinden olan yalakalık, devlet adamlarının yüksek mevkideki kişilerin yanına yöresine yerleşmiş olan yalakalar sayesinde her zaman prim yapmıştır. O kapıda bulunan yalakalar tabaktan artakalanları alabilmek için efendisine sürtünmüş ve hep de yağlı bir kemik kapmayı başarmışlardır. Bu sayede yalakalar hep semirmis bir halde bulunmuş, eti yiyemese de kemikte mutlak hak sahibi olmuşlardır. Tarihte her zaman kralların yanında yalakalarda bulunmuş, bu bir sınıf halini almıştır.
Yalakalığın ilk kuralı çalışmamaktır. Tüm mesaiiyi efendiyi pohpohlamak için harcamak gerekir. İkinci kural efendi ne yaparsa iyidir ve bu tartışılamaz. Sonuna kadar savunulur. Üçüncü kural yağlama miktarında aşırıya gitmemek, etrafı vıcık vıcık yağ içinde bırakmamaktır. Tecrübeli yağcılar bu kurala mutlak riayet eder. Dördüncü kural kraldan çok kralcı olmak, bazen en büyük olduğuna efendiyi de inandırabilmektir. Son kuralsa iyi bir yalaka asla efendisinin yerine geçmeyi düşünmez.
Türk toplumunda yalakalar genellikle işinde uzman olmuş kişilerdir. Bu yalakalar ilk yalakalıklarına aile ocağında başlarlar. Ailede genelde yalakalık babaya yapılır. Çünkü en güçlü odur. Yalakalığın ödülü de genelde çikolata gibi şeylerdir. ‘Aslaaaan Babamm’ hiç de yabancı gelmedi dimi. Bu yalakanın ilk cümlesidir. Daha sonra yalaka okullu olur. Bunlar genelde sınıf başkanı falan olabilmek için öğretmene yalakalık yaparlar. İlk cümleleri ‘Öğretmenim Ali konuşuyooo’ dur. Tüm hevesleri öğretmene müzevirlik (jurnal-ihbar) yaparak iyi not almak veya sınıf başkanı olmaktır. Daha sonra lise veya üniversitede yapılan yalakalık genelde karşı cinse yöneliktir. Bu şekilde sınıfın güzelinin veya yakışıklısının yakınlarında dolaşmaya hak kazanılır. Lütufda genelde bir gülümsemedir. Fakat o yalakalık yaptığı kişiyle birlikte olduğu havasını yaratır. Bu kişiye genelde dedikodular eriştirilir ve bol bol pohpohlanır.
Yalakalığın son bölümü iş yeri yalaklıklarıdır. Bu yalaklıkların tek amacı iş yerinde diğerlerinden hızlı yükselmek, az çalışmak ve yüksek maaş almaktır. Ülkemizde bu tip yalakalık had safhadadır. İrili ufaklı her işletmede bir veya bir kaç tane yalaka bulunur. Bakanlıklarda, müdürlüklerde kısaca her devlet dairesinde boy boy çeşit çeşit yalakalar bulunur. Yıllanmış bu yalaklar sanatlarını en ince ayrıntılarına kadar icra ederler.
"DALKAVUKLARDAN SAKININIZ , ÇÜNKÜ ONLAR İNSANLARI BOŞ KAŞIKLARLA BESLER" Casino De Gregrio
"BAŞKA BİRİNİN OMUZUNDA TAŞIDIĞI KİMSE , ŞEHİRDEN NE KADAR UZAKTA OLDUĞUNU ANLAYAMAZ" Harold Conilander
Bu sözlerde yalakalarla ilgili söylenmiş ünlü sözlerdir. Görüyorsunuz ki düşünürler bile bu konuyu tahlil etmişler. Takip ediyorsunuzdur. Nette Türk harflerinin sayı değerlerine göre yapılan bir espiride iş yerinde istediği yere gelebilmesi için insana gereken yeteneklerin yüzdesi ;
Ç A L I Ş M A K
4 1 15 11 23 16 1 14 = %85
B A Ş A R I
2 1 23 1 21 11 =%59
Z E K A
29 6 14 1 =%50
Y A L A K A L I K
28 1 15 1 14 1 15 11 14 =% 100
Aslında tüm suç yalakalarda değildir. Birde onların beslendiği menba (kaynak) vardır. Bunlarda tabiki efendilerdir. Her yüksek mertebede bulunan kişi yalakaya ihtiyaç duymaz. Ama insanın doğasında pohpohlanma, şımartılma ve beğenilme isteği vardır. İşte kendine güveni olmayan yöneticiler yanlarındaki yalakalardan medet umarlar. Onlardan duydkları iltifatlarla gaza gelen yöneticiler Harold Conilander’in dediği gibi yöneticilikte gereken vasıfları zamanla kaybederler ve en sonunda büyük bir hata yapıp yerlerinden olurlar.
Basiretli ve kendine güveni olan bir yönetici yalakalardan uzak durur. O zaten kendi vasıflarının farkındadır. Ne yapabileceğini ne yapamayacağını bilir ve sürekli kendini geliştirir. Yalakalığın yaygın olduğu toplumlar (bizimki gibi) yavaş ilerler ve çok hata yapar. Bir iş de yükselmenin anahtarı yalakalık değil liyakat ve beceridir. Eğer bir yalakaysanız dostlarım ya da yalakalara ihtiyaç duyan biri siz ikiniz birlikte düşmeye mahkumsunuz.
Sevgiyle kalın, yüreğinizden umut, gözlerinizden ışık, hayallerinizden aşk eksik olmasın.