Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

17/12/2004 : 12:14:13
Toplumumuzun ve tüm toplumların temel taşlarından ve baş düşmanlarından yalakalık ilk kez Havva(Eva) Anamızın, Adem (Adam) Babamıza ‘evimin direği , aslanım kim takar Tanrı’yı sen onu da yersin şu elmayı da.’ deyişiyle başımıza musallat olmuştur. Modern tabirle gaza gelen Adem Babamız elmayı yemiş, sonrada insanoğlu ile hep birlikte ayvayı yemiştir. Bu olaydan sonra geçen binyıllar bile insandaki yalakalık güdüsünü ortadan kaldıramamıştır.
Modern çağımızın en mutlak gereksinimlerinden olan yalakalık, devlet adamlarının yüksek mevkideki kişilerin yanına yöresine yerleşmiş olan yalakalar sayesinde her zaman prim yapmıştır. O kapıda bulunan yalakalar tabaktan artakalanları alabilmek için efendisine sürtünmüş ve hep de yağlı bir kemik kapmayı başarmışlardır. Bu sayede yalakalar hep semirmis bir halde bulunmuş, eti yiyemese de kemikte mutlak hak sahibi olmuşlardır. Tarihte her zaman kralların yanında yalakalarda bulunmuş, bu bir sınıf halini almıştır.
Yalakalığın ilk kuralı çalışmamaktır. Tüm mesaiiyi efendiyi pohpohlamak için harcamak gerekir. İkinci kural efendi ne yaparsa iyidir ve bu tartışılamaz. Sonuna kadar savunulur. Üçüncü kural yağlama miktarında aşırıya gitmemek, etrafı vıcık vıcık yağ içinde bırakmamaktır. Tecrübeli yağcılar bu kurala mutlak riayet eder. Dördüncü kural kraldan çok kralcı olmak, bazen en büyük olduğuna efendiyi de inandırabilmektir. Son kuralsa iyi bir yalaka asla efendisinin yerine geçmeyi düşünmez.
Türk toplumunda yalakalar genellikle işinde uzman olmuş kişilerdir. Bu yalakalar ilk yalakalıklarına aile ocağında başlarlar. Ailede genelde yalakalık babaya yapılır. Çünkü en güçlü odur. Yalakalığın ödülü de genelde çikolata gibi şeylerdir. ‘Aslaaaan Babamm’ hiç de yabancı gelmedi dimi. Bu yalakanın ilk cümlesidir. Daha sonra yalaka okullu olur. Bunlar genelde sınıf başkanı falan olabilmek için öğretmene yalakalık yaparlar. İlk cümleleri ‘Öğretmenim Ali konuşuyooo’ dur. Tüm hevesleri öğretmene müzevirlik (jurnal-ihbar) yaparak iyi not almak veya sınıf başkanı olmaktır. Daha sonra lise veya üniversitede yapılan yalakalık genelde karşı cinse yöneliktir. Bu şekilde sınıfın güzelinin veya yakışıklısının yakınlarında dolaşmaya hak kazanılır. Lütufda genelde bir gülümsemedir. Fakat o yalakalık yaptığı kişiyle birlikte olduğu havasını yaratır. Bu kişiye genelde dedikodular eriştirilir ve bol bol pohpohlanır.
Yalakalığın son bölümü iş yeri yalaklıklarıdır. Bu yalaklıkların tek amacı iş yerinde diğerlerinden hızlı yükselmek, az çalışmak ve yüksek maaş almaktır. Ülkemizde bu tip yalakalık had safhadadır. İrili ufaklı her işletmede bir veya bir kaç tane yalaka bulunur. Bakanlıklarda, müdürlüklerde kısaca her devlet dairesinde boy boy çeşit çeşit yalakalar bulunur. Yıllanmış bu yalaklar sanatlarını en ince ayrıntılarına kadar icra ederler.

"DALKAVUKLARDAN SAKININIZ , ÇÜNKÜ ONLAR İNSANLARI BOŞ KAŞIKLARLA BESLER" Casino De Gregrio

"BAŞKA BİRİNİN OMUZUNDA TAŞIDIĞI KİMSE , ŞEHİRDEN NE KADAR UZAKTA OLDUĞUNU ANLAYAMAZ" Harold Conilander

Bu sözlerde yalakalarla ilgili söylenmiş ünlü sözlerdir. Görüyorsunuz ki düşünürler bile bu konuyu tahlil etmişler. Takip ediyorsunuzdur. Nette Türk harflerinin sayı değerlerine göre yapılan bir espiride iş yerinde istediği yere gelebilmesi için insana gereken yeteneklerin yüzdesi ;

Ç A L I Ş M A K
4 1 15 11 23 16 1 14 = %85
B A Ş A R I
2 1 23 1 21 11 =%59
Z E K A
29 6 14 1 =%50
Y A L A K A L I K
28 1 15 1 14 1 15 11 14 =% 100

Aslında tüm suç yalakalarda değildir. Birde onların beslendiği menba (kaynak) vardır. Bunlarda tabiki efendilerdir. Her yüksek mertebede bulunan kişi yalakaya ihtiyaç duymaz. Ama insanın doğasında pohpohlanma, şımartılma ve beğenilme isteği vardır. İşte kendine güveni olmayan yöneticiler yanlarındaki yalakalardan medet umarlar. Onlardan duydkları iltifatlarla gaza gelen yöneticiler Harold Conilander’in dediği gibi yöneticilikte gereken vasıfları zamanla kaybederler ve en sonunda büyük bir hata yapıp yerlerinden olurlar.

Basiretli ve kendine güveni olan bir yönetici yalakalardan uzak durur. O zaten kendi vasıflarının farkındadır. Ne yapabileceğini ne yapamayacağını bilir ve sürekli kendini geliştirir. Yalakalığın yaygın olduğu toplumlar (bizimki gibi) yavaş ilerler ve çok hata yapar. Bir iş de yükselmenin anahtarı yalakalık değil liyakat ve beceridir. Eğer bir yalakaysanız dostlarım ya da yalakalara ihtiyaç duyan biri siz ikiniz birlikte düşmeye mahkumsunuz.
Sevgiyle kalın, yüreğinizden umut, gözlerinizden ışık, hayallerinizden aşk eksik olmasın.

Son 13 yorum (en yenisi önce)

28/12/2004 : 15:45:03
İNSANLARI DA KELİMELER GİBİ ANLAMLANDIRSAK OLMAZMI.

ÖNEMLİ OLAN BİRİNCİ VE SONUNCU HARFLERİN,YERİNE OLMASI DİYORSUNUZ.
İLK YAPILANLAR İLK SÖYLENENLER VE SON SÖYLENENLER ÖNEMLİ OLSA
VE SADECE İLK VE SON SÖZLERDEN ANLAŞILSA İNSANLAR NASIL OLUR.

İLİŞKİLERİMİZDE ARADA OLAN UFAK AYRINTILARA BAKMASAK BAŞLANGIÇTAKİ NİYETE BAKSAK, NEDEN ÖYLE YAPILDIĞINA VE SONUCA BAKSAK İYİ OLMAZ MI?
22/12/2004 : 13:40:41
Sevgili Melih,

kelimeler değil midir insanlara her türlü duyguyu aktarabilmemize önayak olan en büyük aracılardan biri???

ayrıca saygılar sunuyorum sana:P
22/12/2004 : 13:36:59

Anladım kelimeler de yalakalık yapar diyorsun.
22/12/2004 : 11:30:36
"Bir üvnseritnede ypalaın arşaıtramya gröe, kleimleirn

hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş. Öenlmi oaln

brincii ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyış. Ardakai hfraliren srısaı

krıaışk oslada ouknyuorumş. Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btüün

oalark oykuorumuşz."

Bakın nasıl da düzgün okudunuz, ilginç değil mi?



Kendinizi bir cümle gibi düşünün. Hatta kafanız karışıksa, cümle olduğunuzu varsayın. İlk ve son harfler karakterinizdir. Aradakiler ise, düşünceleriniz, duygularınız, bilgileriniz, sözleriniz... Aradakiler ne kadar değişse de, ne kadar karmaşık olsa da, baştakiler yani karakteriniz, sizi tanımlar.
22/12/2004 : 01:48:05
SAYIN MİM...EĞER BENİM YAZDIKLARIMI ALINTILIYORSANIZ ÜZERİME ALINIRIM TABİ...
MADEM ORTAYA SAVURUYORSUNUZ(!) O ZAMAN ALINTILAMA YAPMADAN YAZINIZ LÜTFEN...

GÜNÜMÜZ ŞARTLARINDA PEK DE GEÇERLİ DEĞİL..." (BU BANA AİT BİR CÜMLEDİR)

(diyorsunuz. Ümidinizi kesmeyin...Tek-Tükte olsa var bu yasamlari yasatabilecek insanlar.) BU DA PEKALA BENİM CÜMLEMİ ALINTILAYIP YANINA KENDİ YORUMUNUZLA YAZDIĞINIZ CÜMLEDİR...

VALLA AÇIKÇASI BEN ÜZERİNE ALINMA MERAKI OLAN BİR İNSAN DEĞİLİM...VE YORUMUN KİME YAPILDIĞINI VEYAHUT NEYE YAPILDIĞINI ANLAMAYACAK KADAR DA ANLAM ÖZÜRLÜ DEĞİLİM....
DÜRÜST OLUN LÜTFEN...YA DA AZ ÖNCE DEDİĞİM GİBİ ALINTILAMAYIN YAZIMDAN...

SAYGILAR


21/12/2004 : 18:47:24
"Eger siz verebilirseniz, konjoktürdeki saninizda yüksektir.

"GÜNÜMÜZ ŞARTLARINDA PEK DE GEÇERLİ DEĞİL..." diyorsunuz. Ümidinizi kesmeyin...Tek-Tükte olsa var bu yasamlari yasatabilecek insanlar.
"Gute Männer sind abgebucht"= Iyi erkekler, kapatilmis

Schalt Dein Herz auf Empfang !!! Kalbinizin kapaklarini disa acin........bana göre...."

kalbim açıktır; hiç kapanmadı ki!!! sevgiyle dolu çünkü ve ben onu paylaşmasını iyi biliyor ve paylaşıyorum da...

ümitle alakalı bir durum yok Sayın Mim, gözlemlerimdi onlar...

ümitsiz olanlara iletirseniz daha makbule geçecektir bence bu cümleleriniz..;

21/12/2004 : 16:50:37
SAYIN MİM,

ALINTILARIN HEPSİ SİZİNDİ...ORADA BANA AİT BİR CÜMLE YOKTU...

AYRICA, "Insanlar insanlara ne kadar kendilerini adarlarsa, o kadarda karsisindaki insan kendini ona adar."

GÖRÜNÜŞTE DOĞRULUK PAYI YÜKSEKMİŞ GİBİ GÖRÜNSE DE "BANA GÖRE:)))))))"
GÜNÜMÜZ ŞARTLARINDA PEK DE GEÇERLİ DEĞİL... VALLA ETRAFIMDA NİCE İNSAN BİLİYORUM Kİ SEVDİĞİNE KOŞAR ADIM GİDERKEN BİR CM LE BİLE DÖNMEYENLERİN VARLIĞINI...
21/12/2004 : 15:38:56
SAYIN MİM'DEN ALINTILAR::::))

""Mademki biz buradayiz ve katkimiz olsun bu ülkeye diyoruz, Yukardaki aktuell konularida görmemezlikten gelemeyiz.

Sen yazma, Ben yazmayayim, ya kim yazacak ve gözlere sokacak bu problemleri ?

Korkmanizi anlamiyorum bu konulardan...

Kendinize gelin, kendinize güvenin, biz YAPARIZ deyin...

Selam""
21/12/2004 : 15:16:47
BURADA KONUŞULAN HERŞEY MALUM İNRENET ORTAMINDA KONUŞULUYOR VE BURADAKİ HERKES DÜŞÜNCELERİNİ BURADA DİLE GETİREBİLİYOR.

KİMSE KİMSEYİ İZLEYEMİYOR ZATEN, HERKES KENDİ FİKİRLERİNİ DİLİNİN DÖNDÜĞÜNCE DİLE GETİRİYOR.

SİZ BUNUN BURADA TARTIŞILMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORSANIZ DEMEKKİ SİZ KİŞİLERTİMİŞSİNİZ BEN DEĞİL.
21/12/2004 : 09:58:05
YOL KATETME VE TANIMA KONUSUNDAKİ FİKİRLERİNİZİ BEYENDİM.
AMA KARIŞTIRMIYORLARDIR, KARŞIDAKİ İNSANIN BEKLENTİLERİNİ ANLAMIYORLARDIR BENCE.
YADA ANLIYORLARDIR DA GERÇEKTEN YALAKALIKLA SAYGI ARASINDAKİ FARKI BİLDİKLERİ İÇİN YALAKALIK YAPMAMAYI TERCİH EDİYORLARDIR.

""ONLAR BİZİM HER AN KALBİMİZDE OLABİLİR, AMA İÇİMİZ DE DEĞİL" Pardon ??? Kalbinde olacak ama icinde olmayacak !!!! Sapla, samani karistiriyorsunuz burada...." ŞU ANLAMDA KURDUM O CÜMLEYİ: BİR İNSANI SEVEBİLİRİZ, DEĞER VEREBİLİRİZ, NE ANLAMDA OLDUĞU MEVZU DEĞİL, AMA KARDEŞÇE, AMCA GİBİ, ABİ GİBİ, DEDE GİBİ SEVEBİRLİZ O DA BİZİ AYNI DUYGULARLA SEVEBİRLİR SEVİLEN İNSANIN YERİ KALPTİR, YANİ SEVGİMİZ KALBİMİZDEDİR DİYE İFADE EDERİZ BUNU, BU SEVGİLİYE DUYGULAN KALP AĞRISI DEĞİL, ANCAK HAYATTA BAZEN ÇEŞİTLİ SIKINTILAR ÇEKEBİLİRİZ O GÜN CANIMIZ SIKKIN OLABİLİR, AMA KALPTEN SEVDİĞMİZ BU İNSAN BUNU ANLAYAMAZ, NE BİLSİN O GÜN CANIMIZIN SIKKIN OLDUĞUNU, NORMAL BİRGÜN GİBİ DAVRANIR, AMA KARAŞIDAKİ KİŞİDE ONUN BUNU ANLAMASINI İSTER.
O ZAMAN DUYGULARIMINA SAYGI GÖSTERMİYORSUN ANLAMINI ÇIKARIR BURADAN.
20/12/2004 : 17:47:33
ORTADA ÇELİŞKİYE GİRİLECEK BİR DURUM OLMAMALI BENCE
ÇEVREMİZDE OLAN, KONUŞACAK KADAR DEĞER VERDİĞİMİZ HER İNSANA SAYGI DUYMALIYIZ VE DEĞER VERMELİYİZ
ÇÜNKÜ KENDİMİZE VERDİĞİMİZ DEĞERDİR BİR ANLAMDA ONLARA VERDİĞİMİZ DEĞER
AYNI ŞEKİLDE ONLARIN DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNE DE DEĞER VERMELİYİZ
ONLAR BİZİM HER AN KALBİMİZDE OLABİLİR
AMA İÇİMİZ DE DEĞİL
BİLEMEZKİ BİZİM O AN İÇİMİZDE YAŞADIĞIMIZ DUYGULARI
BİZİM DUYGULARIMIZA GÖRE DAVRANABİLSİN

İNSANLAR VARDIR KENDİ İÇİNDE NASIL SAYGI DUYULACAĞINI BİLEN
AMA KARŞISINDAKİNE BU SAYGIYI AKSETTİRMEYEN, TABİ KARŞIDAKİNE GÖRE
VE BELKİ ONLARIN BEKLEDİĞİ SAYGI DEĞİL YALAKALIKTIR
GÖSTERDİĞNİZ BU SAYGIDA YETMEZ O İNSANA ÇÜNKÜ ONUN BEKLEDİĞİ SAYGI DEĞİL ..........DIR
17/12/2004 : 13:59:41
Teşekkür ederim ilginize.
Ben çevremizdeki birçok insanda bunu gözlemledim ve hala gözlemliyorum.
Saygıyla yalakalığı karıştırıyor bazı insanlar.
Ve nedense her zaman yüksek makamlardaki insanlar saygıyı hak ediyor onların bakış açısıyla, yalakalıkla saygıyı karıştıran bu bir takım insanlar, asıl insana saygı göstermeleri gerektiğini unutuyorlar.

Başlığım biraz acımasız kabul ediyorum bunu ve bilerek yaptım.
İnsanlar şöyle bir düşünsünler davranışlarını istedim.
Ve herkes pastadaki payını alır umarım.
17/12/2004 : 13:43:54
merhabalar,

Yazınızı okudum. Bol miktarda karşılaştığımız olaylardan bahsetmişsiniz. Ben de bu prototipe giren insanlardan oldum olası hiç haz etmemişimdir. İnsanın kendi gücünün farkına varması gerektiğine sonuna kadar inanan bir insan olarak, başkalarının himayesine girmeye çalışanları da bir türlü anlayamamışımdır. Yalakalık bir anlamda en azından benim düşünceme göre başkasının egemenliğine muhtaç olma durumuyla eşit bir durumdur.Hoş kendi faydası için yapılan bu "yalakalık" faaliyetlerinin, kendinden fazlasıyla ödün verme durumları, ilk etapta "egemenlik altına girmek" gibi görünmese de bence durum az önce anlattığıma denk düşmektedir.

Bu arada yazı başlığı biraz itici olmuş, naçizhane bir eleştiri... Ama çarpıcılıkta da üstüne yok:)

Sonuçta hangi babayiğit çıkıpta ben "şu kadar" yalakayım diyebilir ki? Eminim sizin de amacınız bu ölçüm mevzusu değildi.

Elinize kolunuza sağlık...