Aslında çok saçma başlamıştı öykü. Ve yine çok saçma bitecekti.
Siyah beyaz bir öykünün kahramanıydı başka bir yazar. Sonucu merak ediyordu yalnızca ikisi…
Eskiden okullarda bit olurdu. Hala var mı bilmiyorum. Anneler çocuklarını okula yollar çocuk kafasında bit’le dönerdi eve. Anne çocuğun kafasını dizlerinin üstüne alır maymunların yaptığı gibi bitleri bulmaya çalışırdı. Bulunca iki tırnağının arasına alır çıt diye bir ses gelene kadar sıkardı. Fakat daha sonra ağzına atmazdı.
Doğal olan bir şey daha vardı aslında. Kıçında kıl kurdu olması. Kaşındırır. Bilen bilir. Hatta iştahsızlıktan şikayet edipte sende kıl kurdu vardır demiştir bazı dostları. Eczaneye gidip kıl kurdu düşüren hap alıp, düşmelerini bekleyenler bile vardı.
Bizim kıl kurdumuz aslında böyle bir kurt değil. Felsefi bir boyutu var olayın.
Bundan sonra buna “Kıl kurdu sendromu” diyeceğiz.
Kıl kurdu sendromu olmak yada olmamak gibi bişey değildir. Ya sizde kıl kurdu vardır yada yoktur. Eğer kıl kurdunuz yoksa üzülmeyin yada sevinmeyin. Varsada üzelmeyin yada sevinmeyin. Aslına bakarsanız kıl kurdu sendromuna sahip bir insan olmamasını terciheder. Olmayanların ise zaten böyle bişeyden haberi yoktur.
Mutluluk görecelidir. Bir fakirin mutluluğu sizi tatmin etmeyebilir. İnsan hırsının sonu yoktur. Bazı insanlar kıl kurdu sendromuyla doğarlar. Onların kıçında kıl kurdu vardır. Mutlulukları hep kısa sürer. Yerlerinde oturamazlar. Bulundukları durumdan çoğunlukla hep rahatsızdırlar. İyi bir işe sahip olduklarında bir süre mutlu yaşarlar. Ama daha sonra kurtları yine kaşındırır onları. Tekrar mutsuzluğa kapılırlar. Arayış arayış. Şimdi ne olacak. Dostlar anne baba evladım otur oturduğun yerde aman bak ülkenin hali. Ne güzel çalışıyorsun.
İşten bahsettik ama ilişkilerdede kurtlu insanlar belli eder kendini. Çok mutlu oldukları bir insan daha sonra yetersiz gelir onlara. Dedikya kurtlular kurtsuzlara özenir diye. Hep bir manav veya bakkal olmak ister kurtlu. Tükkanı olsun. Ama adıda Tükkan olsun. Üst katta evi olsun. Karısı ve çocukları. İşten çıktıktan sonra doğru yukarı evine. Karısıyla sevişsin, çocuklarıyla güreşsin. Sabah tekrar tükkanının kepenklerini açsın. Ömrü böyle geçsin. Bu sene tatile gidemedim diye şikayet etmesin. Tatilin köyüne gitmek olduğunu düşünsün. Kurtlu doğdun geri dönüş yok. Bilmenin sorumluluğu insanın sırtına yüklenmemiş olsun bir kere. Geriye dönüş yoktur.
Aslında gelişimin sahibidir kurtlular.
Devamedecek…
Siyah beyaz bir öykünün kahramanıydı başka bir yazar. Sonucu merak ediyordu yalnızca ikisi…
Eskiden okullarda bit olurdu. Hala var mı bilmiyorum. Anneler çocuklarını okula yollar çocuk kafasında bit’le dönerdi eve. Anne çocuğun kafasını dizlerinin üstüne alır maymunların yaptığı gibi bitleri bulmaya çalışırdı. Bulunca iki tırnağının arasına alır çıt diye bir ses gelene kadar sıkardı. Fakat daha sonra ağzına atmazdı.
Doğal olan bir şey daha vardı aslında. Kıçında kıl kurdu olması. Kaşındırır. Bilen bilir. Hatta iştahsızlıktan şikayet edipte sende kıl kurdu vardır demiştir bazı dostları. Eczaneye gidip kıl kurdu düşüren hap alıp, düşmelerini bekleyenler bile vardı.
Bizim kıl kurdumuz aslında böyle bir kurt değil. Felsefi bir boyutu var olayın.
Bundan sonra buna “Kıl kurdu sendromu” diyeceğiz.
Kıl kurdu sendromu olmak yada olmamak gibi bişey değildir. Ya sizde kıl kurdu vardır yada yoktur. Eğer kıl kurdunuz yoksa üzülmeyin yada sevinmeyin. Varsada üzelmeyin yada sevinmeyin. Aslına bakarsanız kıl kurdu sendromuna sahip bir insan olmamasını terciheder. Olmayanların ise zaten böyle bişeyden haberi yoktur.
Mutluluk görecelidir. Bir fakirin mutluluğu sizi tatmin etmeyebilir. İnsan hırsının sonu yoktur. Bazı insanlar kıl kurdu sendromuyla doğarlar. Onların kıçında kıl kurdu vardır. Mutlulukları hep kısa sürer. Yerlerinde oturamazlar. Bulundukları durumdan çoğunlukla hep rahatsızdırlar. İyi bir işe sahip olduklarında bir süre mutlu yaşarlar. Ama daha sonra kurtları yine kaşındırır onları. Tekrar mutsuzluğa kapılırlar. Arayış arayış. Şimdi ne olacak. Dostlar anne baba evladım otur oturduğun yerde aman bak ülkenin hali. Ne güzel çalışıyorsun.
İşten bahsettik ama ilişkilerdede kurtlu insanlar belli eder kendini. Çok mutlu oldukları bir insan daha sonra yetersiz gelir onlara. Dedikya kurtlular kurtsuzlara özenir diye. Hep bir manav veya bakkal olmak ister kurtlu. Tükkanı olsun. Ama adıda Tükkan olsun. Üst katta evi olsun. Karısı ve çocukları. İşten çıktıktan sonra doğru yukarı evine. Karısıyla sevişsin, çocuklarıyla güreşsin. Sabah tekrar tükkanının kepenklerini açsın. Ömrü böyle geçsin. Bu sene tatile gidemedim diye şikayet etmesin. Tatilin köyüne gitmek olduğunu düşünsün. Kurtlu doğdun geri dönüş yok. Bilmenin sorumluluğu insanın sırtına yüklenmemiş olsun bir kere. Geriye dönüş yoktur.
Aslında gelişimin sahibidir kurtlular.
Devamedecek…