Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

23/09/2004 : 13:58:20
Yarın

uzaktan sevdim seni
çok uzaktan
tutmadan ellerini
cismin hiç yokken daha
sözcüklerinin ağırlığı omuzlarımda
gülüşünü gördüm sözlerinde
ve ağlarken sen gizlice
umutsuzluğunun duvarları arkasında
söyleyebilir miydim diye düşünüyorum
anlamazsan beni
bilemezsen esintilerimi

yarın sana geleceğim
tutmaya ellerini
saçlarını koklamaya
bir gülüşüne kurban olmaya
gözlerindeki her ışıltıya
saçlarının her teline gökten yıldız bağlamaya
yarın umutsuzluğumun son günü
yarın sensizliğin bittiği yer
yarın


Necmittin Davulcu

Son 30 yorum (en yenisi önce)

24/03/2005 : 18:59:27
Unutamadığım

Açardın,
Yalnızlığımda
Mavi ve yeşil,
Açardın.
Tavşan kanı, kınalı - berrak.
Yenerdim acıları, kahpelikleri...

Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindanı
Gözlerin hani?

"To be or not to be" değil.
"Cogito ergo sum" hiç değil...
Asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
Durdurulmaz çığı
Sonsuz akımı.

İçmek,
Gözlerinde içmek ayışığını.
Varmak,
Gözlerinde varmak can tılsımına.
Gözlerin hani?

Canımın gizlisinde bir can idin ki
Kan değil sevdamız akardı geceye,
Sıktıkça cellad,
Kemendi...

Duymak,
Gözlerinde duymak üç - ağaçları
Susmak,
Gözlerinde susmak,
Ustura gibi...
Gözlerin hani?


Ahmed Arif
26/01/2005 : 21:33:57
üzüntüyü göderin şimdi
başka zaman gelsin
yıllarca öğretmeye çalıştılar
sevgiyi
güzelli
ama başaramadılar

gözlerinde görüyorum üzüntüyü
melankolik hayatlar
tutkularıyla vardı onlar
insan ruhu asla ölmez,ölemez
işte bu ağladığım şey
etrafımdaki acıya bakın
işte bu uğrunda öleceğim şey
boşverin yazıyorum işte...
26/01/2005 : 20:23:11
OFELYA

Yıldızların vurduğu durgun, karanlık suda
Beyaz Ofelya, büyük, beyaz bir zambak gibi,
Gelin esvapları içinde dalgalanmada.
Uzak ormanda yerlilerin gürültüleri.


Mahzun Ofelya, beyaz bir tayf gibi, yıllardır
Dolaşır bu siyah nehrin suları içinde.
Deliliği içinde bir şarkı mırıldanır,
Bir çocukluk şarkısı, akşam serinliğinde.


Rüzgâr göğsünü öper ve açar yaprak yaprak
Sularda ağır ağır savrulan etekleri.
Söğütler omuzlarına sarkar ağlaşarak,
Hulyalı alnına eğilir su çiçekleri.


Dört bir yanına üzgün nilüferler dizilir.
Uykudaki bir ağaç uyanır, zaman zaman;
Bir yuvadan küçük bir kanat sesi yükselir;
Sihirli bir şarkı gelir altın yıldızlardan!

ARTHUR RIMBAUD



19/01/2005 : 00:25:25
ÖZLEDİM SENİ

Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl
içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
sürekli bir boşluğa dönüşüyor.
Sabahlara seni okşa**** başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,
bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken...
Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,
geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına
yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşa****,
doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde...
Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,
"O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...
Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek
ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...
"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın
mutluluğa" demek sana ne zor...
Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,
sesin, kokun hala beynimdeyken...
Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın
arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,
yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,
onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına,
arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla
uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
Yokluğunu beklemek, ne zor...
Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde
üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp,
terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınla****
sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak
ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden...
Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe
dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,
terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da
yüreğimin derinliklerinde du**** sana koşmak,
yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek
ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:
"Geri dön... Kulüben seni bekliyor..."



Can Dündar
18/01/2005 : 18:09:30
Bir Ayrılış Hikayesi

Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
- Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...

Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...

Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...

AYRILDILAR...


Nazım Hikmet Ran
17/01/2005 : 14:50:35
KELİMELER

Yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde
Denizlere açıldı içimizden biri
Niçin gittiğini söylemeden.
Doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri.
Yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden.
Bulacak sanıyordu yenilikleri.
Her an bir yeni su vardı,
Her yeni suda bir yeni an.
Deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
Yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
Bitmiyordu köpüklerle renkler
Bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.
Gözlerinin önünde bir oyun, ardında bir oyun.
Dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek.
Yeni manzaralarla gelen yeni duygular
Hani, eski kelimelerle olmasa
İnsanın ömrünce devam edecek.
Gözlerinin önünde bir oyun, ardında bir oyun.
Anladı,ölmekle yaşamanın birleştiği noktada
Yeni rüzgarlarla esen yeni korkulara
Yeniliklerini bağışlamayan kelimelerin
Nasıl düşman sığınaklar halinde direndiğini.
Anladı, bütün olmuşlarla olanların
Ve bütün olacakların
O kelimelerin içinde
Kendisine varmadan eskidiğini.

ÖZDEMİR ASAF



15/01/2005 : 19:51:02
YAPRAK DÖNERSE BİR GÜN GAZELE

Yaprak dönerse bir gün gazele
kapılırda rüzgara savrulur
bir ahire bir ezele
çırpınır kuşlar gibi zaman zaman
uçuverir kelebekler gibi nagehan
habercisidir çakan şimşek
yağan yağmur uğurlar son yolculuğuna
açar cömert bağrını toprak ana
mechule giden yolda naçar meftaha

Dağılır bulutlar birer birer
hancı hanına yolcu yoluna
yarılır maziden gökkuşağı
renk cümbüşüdür bahçeler
tomurcuklar açar güneşle
gökyüzü bir başka toz pembe
taki çalıncaya dek kapıyı
yeniden fırtına
15/01/2005 : 19:49:17
SENİ SEVİYORUM

Telefon başında senin aramanı bekliyorum
Senin o güzel sesini duymak istiyorum
Ağzından dökülecek güzel sözleri duymak istiyorum
Aramıyorsun ki yada aratmıyorlar
Her gece seni düşlüyorum
Gözlerimi kapadığım zaman hayalin geliyor
Gözümün önüne
Yıldızlar seni anlatıyor bana
Bu küçük Dünyamda
Sen varsın hayatımda
Seviyorum seni işte en güzel duygularımla
Hayat zorluklarıyla seni anlatıyor bana
Çünkü sen hayat kadar zor
Bulmaca kadar çözümsüzsün
Ama şu Dünyamın en tatlı varlığısın
15/01/2005 : 16:40:59
Maske

Maske ölmek isteğidir sevgilim
gerisingeriye dönen etiket
bak gökyüzünde takma bulutlar
ümitlerini yükseğe ayarla
ve bataklık halılarında dinlen
ey kutsal beden
sana da gelecek sıra
pilindeki kuraklık yetmiyor değil mi
hatıranın yüksek gerilimine
başkalarının bantlarında batıp çıkıyor sesin
kağıttan intihar kuleleri
eteklerinde dipnotlarıyla devrildi tek tek
bilgisayarlarının depoladığı vahşetten çıkış alıyor
yeni bir maskenin formülleri
granite dönüşsün diye iskelet iskelet ve etiket
Doğru, kolay silinebilir bir muşambadır seks
ateşten geçirir karton filmleri
bazukalar altında kadife gece
leoparlar öldü sevgilim, parslar, jaguarlar
çölü olmayan bedeviler platoların yeni aynalar
tinerle sil maskeni, ekrandaki görüntüyü ayarla
volümünü kıs kalbinin, dahili hatta seni arıyorlar

Ludwingshafen - Haziran 1991

Murathan Mungan
14/01/2005 : 12:56:05
Nükhet Duru'nun seslendirdiği ve sözleri Sabahattin Ali'ye ait olan bir şarkı daha....



MELANKOLİ


Beni en güzel günümde
Sebepsiz bir keder alır.
Bütün ömrümün beynimde
Acı bir tortusu kalır.

Anlıyamam kederimi,
Bir ateş yakar derimi,
İçim dar bulur yerimi,
Gönlüm dağlarda bunalır.

Ne kış, ne yazı isterim,
Ne bir dost yüzü isterim,
Hafif bir sızı isterim,
Ağrılar, sancılar gelir.

Yanıma düşer kollarım,
Görünmez olur yollarım,
En sevgili emellerim
Önüme ölü serilir...

Ne bir dost, ne bir sevgili,
Dünyadan uzak bir deli...
Beni sarar melankoli:
Kafamın içersi ölür.

Sabahattin Ali

10/01/2005 : 17:17:20
YAĞMURLU

Uzağı ne zaman düşünsem aydınlık
Burda geceler kaldı sen gittin
Geceyle uyku suyla yosun
Benimle olduğun bilmez misin

Uzak ve beyaz şehirlerden
Bir ince yağmurla gelirsin
Gece bekçisini sokağından
Garibi yatağından çeker alırsın

Bir hikaye bilir söylerim
Dost yıldızlara karşı ve sabaha doğru
Bu hikayenin bir ucu sendedir
Kurtarmak isterim kurtarmak isterim
Bütün uçurtmaların ipi elindedir.

GÜLTEN AKIN

09/01/2005 : 13:15:12
BARDAKTAN BOŞANIRCASINA

Çocuklar gibi koşmak boydan boya
Ufukları görünmeyen düzlüğü
Soluk soluğa şimdi
Üstümüze söken şafak

Biz böyle ayakta öleceğiz besbelli
Deniz gibi durmadan bir kıyıya çarparak
Her zaman bir yeşili, bir moru arındırarak
Biz böyle yaşayacağız
Sevişerek, savaşarak
Umarak, inanarak

Bardaktan boşanırcasına
Bir yağmurdur bizim için yaşamak

AFŞAR TİMUÇİN


09/01/2005 : 00:55:30
Korku ve Kuşku

Kuşkulanmana
gerek yok
korktuğunu
söyleyenden

ancak kork
kuşku
bilmediğini
söyleyenden

Erich Fried
30/12/2004 : 00:42:43
İYİ KALPLİ GÜNAHKARLAR

Kanaatkâr ve şakacı bir gece lambası gibisin ...
Yanıyorsun sevişmelerin en koyusunda,
sonuyorsun binlerce bilmeceyle.
Dışarda mağrur,başıboş, ahlaksız.
İyi kalpli gunahkârları
aydinlatan bir gece lambasi gibisin...
Kendi yangınına aşık...

CEZMİ ERSÖZ

30/12/2004 : 00:23:51
BİR TUTKUNUN TÜRKÜSÜ

Neden onu görünce
Karışıyor ellerin birbirine
Onu görünce neden
Kendini bırakıp gidiyorsun giderken

Bırakıp gidiyorsun ve sende
Sevinç gibi bir acı koyuluyor
Öyle durup kalıyorsun gecende

Onu görünce sende neden
Bin tohum ekiliyor birdenbire
Birdenbire nice ürün kaldırılıyor
Onu görünce neden hızlanıyor
Suların akışı kendi kendine

O gidince neden başka birisin
Adın başka, susuşun başka, sesin başka
O gidince hiç kimse değilsin
Tükenmiş bir rüzgârsın ağaçta

AFŞAR TİMUÇİN
21/12/2004 : 23:23:32
NE AYRILIKLAR

Biz ne ayrılıklar görmüş adamız
Gitmek istiyorsan gidebilirsin
Biz ne ayrılıklar görmüş adamız
Çekinme sende vur sırtımdan beni
Biz ne ihanetler görmüş adamız

Aldırma sen benim yalnızlığıma
Aldırma sen benim gözyaşlarıma
Boşver sende kalmış yarınlarıma
Biz kadere çelme takmış adamız.

Sevsen gidemezdin sevsen bırakamaz
Sevsen çıldırdın seven ne yapmaz
Git bu ateşte beni kül etmez yakmaz
Biz ne cehennemler görmüş adamız

Hadi daha çabuk daha acele
Git başka kollara git güle güle
Sende unutursun adımı bile
Biz ne vefasızlar görmüş adamız

Hep aynı hikaye hep aynı masal
Sen bu şarkıyı git başka yerde çal
Al yanı başımdan gölgenide al
Biz ne yalnızlıklar görmüş adamız

AHMET SELÇUK İLKAN

21/12/2004 : 23:22:08
KADINLAR SONBAHAR

Kadınlar sonbahar yapraklarını dökmeye başlar
Titrek dudaklarında sarışın bir keder
Nabız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar
Sisli bir nebuloz gökte yazılmamış şiirler

Dargın sevgililer yalnızlıklarına uzaklaşıyor

Anlaşılmaz çocukluğun ortaokullarından ders zilleri
Kilitli defterlerde kurutulmuş menekşeler
Tehlikeli yolculukların kanat çırpan mendilleri
Sazdan saza azalan hicranlı köçekçeler

Dünkü delikanlıları yaşlılığa taşıyor

Eylül şehirleri yağmurlu gürültülerle alır yerlerini
Deniz kahvelerinde son kadehlerde bulutlar birikir
Ilık bir aydınlıkla yıkayıp yorgun ellerini
Görgülü ihtiyarlar bir bir ortalıktan çekilir

Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor.

ATTİLA İLHAN

21/12/2004 : 10:59:04
SENİ SEVDİM !

Seni sevdim,
Seni birdenbire değil usul usul sevdim.
'Uyandım bir sabah' gibi değil,
Öyle değil nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve gün ışığı sislerden düşsel ovalara...
Seni sevdim...
Artık tek mümkünüm sensin.

GÜLTEN AKIN
20/12/2004 : 20:12:38
AYRILANLAR GEMİSİ

Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın
Yanaşmadan özleminin limanlarına
Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin
Uzasın dönmenin saçları, çagırma uzasın

GÜLTEN AKIN
17/12/2004 : 23:56:15
ADAM GİBİ

Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.
Ben seni hiç sevmedim ki
Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığımda
Ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda
Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi
Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi
Ben seni hiç sevmedim ki
Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
Menekşeyle konuşmanı
Nisan'a hatırlatmanı
Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
Ben seni hiç sevmedim ki
Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine
Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde
Alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde
Buğusunda sabahın, acımasızlığında ahın
Ağlayan yüzünde İsa'nın
Ferahlatan gücüyle duanın
Korkutan yanıyla nar'ın
İncenin, zeytinin ve kalbin üstüne
Gülün üstüne
Tutunduğum umudun üstüne
Korkunun üstüne
Hep senin üstüne, hep senin üstüne
Ben seni hiç sevmedim ki
Gittiğin zaman gitmeni sevdim
Evreni sevdim geldiğin zaman
Kalmanı sevdim
Korkuyordum sana alışmaktan
Yine de sevdim gülümsemeyi
Mendilimi sallarken, seni ***üren trenin arkasından
Kırlara ilk kar düştüğü zaman
Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim
Seni içimde öldürdüğüm zaman
Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylenen şarkı neyse
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
BEN SEVDİM Mİ ADAM GİBİ SEVERİM

İBRAHİM SADRİ

17/12/2004 : 19:15:27
SUSADIM

Susadım
Üç tane elma soydular,üç tane portakal
Nafile
Bir bardak suyun yerini tutmadı
Acıktım
Kuş sütü,kuru üzüm getirdiler
Nafile
Bir çimdik somunun yerini tutmadı
Seni düşündüm sevgilim şükrederek
Su gibi aziz olasın her daim
Ekmek gibi mübarek.

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU
17/12/2004 : 12:06:45
YOKLUĞUNDAKİ SEN

Yine yalnız değilim her zamanki gibi
Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım

Aramızda yirmibeşbin kilometre
Sen kıştasın ben yazdayım
Sen bir yarısında dünyanın
Ben öte yarısındayım
Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
Daha da bir gönlümcesin
Varlığından bin kat güzel
O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
Ve en gizlerden konuşurken ellerin
İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden

AZİZ NESİN
17/12/2004 : 11:56:19
Umut Uzun Bir Açılma

Umut uzun bir açılma
Var git peşinden
Var git, belki bir öncesi gelir
Yavaş yavaş toplanası
Ölürse telef olan sevisi gelir
Bir yanına çifte gece sokulu
Bir yanından gündüz akan çiçeğin
En iç yaprağından tohum sevinir

Onlar suya adanmış
Onlar hiç gün görmemiş
Akar gider boşuna
Bir açılsa ağızları
Söylenmemiş sözler gelir

Nerden başlarsan başla
Her adım çiğner yalnızlığını
Daralmış,arada kalmış sevgi
Hiç ummadığın yerde
Neden uykular çiçek
Neden çiçekler uyku

Var git peşinden durma
Bir yerlerde yeniden
Tezgahta yaşam kurulur

Özel Arabul

17/12/2004 : 00:34:51
Yorgunum...Ama tatlı bir yorgunluk..Ben denizi özlerken bir denizim oldu...göz kırpıyorum bak senin için:)
Bu şiiri gerçekten çok seviyorum ancak şairini bilemeyeceğim...
iyi geceler Türkiye



Eskimeyecek Sandıklarımız

Aynalar neden eskimezler lulu?
Geçer zaman içinde
Kimin yarası aynadaki yara?
Hangi yazgının anası?
Muştusu neyedir?
Umut sızısının kılıçtan akan ışıltısı
Kim açıklar, eskiyen günlerin resmini
Ne bıraktık arkamızda alnı yaralı?
Bu aynadaki adam hangi zamanın süvarisi
Eski bir sandıktan çıkacakları kim bilebilir?
Umut sandıkta mı yoksa eskimeyecek sandıklarımızda mı?
Kim?
Ah şimdi kim yoracak bu yaranın anlamını?
Yazacak tarihini,başlangıcını, hele de sonunu

Ah lulu aklında mı?
Senin ve benim serüvenlerimiz
O bizim anlaşılmazımız
Bir sır gibi birbirimize,
İçimize gömüp anlatamadığımız
Kalemlerin titrek uçlarında çaresiz kalan anımız
Anlayamadığımız,
Anlatamadığımız, yazamadığımız
O bizim sırrımız
Senin ve benim yaşayamadıklarımız
Aklında mı?

Artık kaçamayız bu aynadan
Aynadaki yaranın hayaleti kaçış yollarında uçurum
Kalemin korkmaya, usun kaçmaya mecali kalmadığı
Dön aynaya lulu
Yaranın kalbine dokun
Sandıklarımızın viraneliği hangi falın görüntüsü?
Bunu anlayabilecek misin?
Gözlerini kapatmadan bakabilecek misin aynaya?
O bizi kendisi yapana
Yabancılaştık bir el gibi kendimize
Kendi serüvenimizin yolundan saptık
Uçurum gibi başka serüvenlerin kahramanlarına düştük
Oysa terk ettiğimizde birbirimizi
İşe yaramaz bir dipnot bile değildik
O gürgen sandığımız sandıklarımız
Bizsiz süren yitik serüvenimizde kaldı
Aklında mı?

Eskimeyeceklerimize güveniyorduk
Temkinsizdik
Tetiksiz derviş kadar aç,
Onun kadar sabırlı değildik
Kedi yavruları kadar oynak,
Nasırlı el kadar ustaydık
En dayanılmaz yerlerimizi
Karanlıkta bir izci gibi titizlikle geziniyorduk
Eskimeyecek sandıklarımızı yeniden
Yeniden keşfediyorduk
Birbirinin olmuş ayrılmayacak bedenlerimizi
Yeni bir evrenin cazibesine tapıyorduk
Kendi yarattığımız mabette
Soluksuz ara vermeden kutsuyorduk her birleşmeyi
Aşk dininin orda
O andaki temsilcileriydik
Oysa eski tapınaktı dokunduğumuz
Efsane ayinler acırdı biz gezindikçe
Farkında değildik sütunlar devrilirken üzerimize
Zümrüt kullandıkça parlar diye
Zamana aldırmadan işliyorduk
Yanıldık, yorulduk
Yıkıldı kutsal tapınaklar
İşlemeli sütunlar altında öldük
Geriye aynadaki yaranın zaferi,
Kılıcın kahkahası,
Sırrın tenimi zorlayan kaynaması kaldı
Son gecede kırdığın ayna
Aklında mı?

Şimdi elimde gece karası bir taş,
Kulağımda eskinden kalma uğultular,
Kullandıkça parlayacak sandığımız zümrüt,
Evimde karanlık bir tavan arası,
Tavan arasında masum gürgen sandığım
Acımasızca nasıl da kanına girmişiz
Orda, tozların ablukasında,
Kırılgan duygu içinde eskimeyecek sandığım
Umursamazlığımızın gazabında bile sessiz,
Parlayan bir yıldızı nasıl göremedik?
Yazgıya,duyarsızlığa düşmüşlüğümüzü
Kim söyler sızının sesi olmadığını?
Sandık işte!
Sandıkta eskimeyecek sandıklarımız,
Aynadaki yara,
Son gecede kırdığın ayna
Zaman içimizi sıyıran karşı konulmaz güç,
Aramızdaki kedi
Bize bir sandık bırakan ihaneti elimizle mi yarattık?
Aklında mı?


Her şey nasılda telaşlı yolcu
Rolleri iyi yazmış senarist
Bir ben kaldım tavan arsında
Yalnızlık gücümü sınıyor
Yanı başımda tozlu sandık
Kilitli bir odanın eşiğinden kıvrıldım
Eskimez sandığım hıncına teslim
Yalnız bir adam bütün yalnızlığı nasıl yüklenir?
Hesapta olmayan bir oyuncu sahnedeyken aniden hangi replik verilir?
Suflörün sesi nerde, neden suskun her şey, nerde seyircilerim ?
Öyleyse bu hikaye benim değil!
Ben böyle sanmadım yanı başımda sandık
Bir parça ayna ayaklarımın ucunda aynada yara bizi bekliyor
Terkedilmiş bir yarayla nasıl baş edilir
Her şey nasıl da yolcu, o kediler nasıl da büyüdüler
O derviş nasıl doydu, nasıl durdu usta, hangi zaman eskitti aşkımızı
Tay nasıl duruldu,yıkıldı mabet öldü ve her şey
Faili görmüştün aklında mı?

Ayna kendini dayatıyor lulu
Bak buradayım diyor geleceğini biliyordum
Yara aynadaki bu anda benden intikam alıyor
Ardımızda bıraktığımız çiçek solmamış,kırdığın ayna yok olmamış
Aynayı sulayan yaradaki sızı bir de çiçeğin sabırlı intikam pususu
İçimde şehrin meydanlarında hedefsiz bir intihar ordusu
Sırtımda eskimez sandıklarımın enkazıyla dolanıyorum sokakları
Her şişeden bir yudum alsam ne fayda
Sahi ne kaldı geriye eskimeyenden, kendi ölümlerimizden başka
Sahi eskimeyen ne aklında mı?

Şimdi ayrı yönlere yuvarlanan iki küre gibi
Kendi kurduğu darağacına saldıran kanattıkça geçeği ile yüzleşeniz
Bir daha büyük patlama hiç olmayacak
Çarpışma anını çoktan kaçırmışız
İçimizdeki batak yutmuş sırrımızı
Serüvenimiz bizi terk etmiş
Bu kalabalık yalnızlıkta pusulasız ve tekiz
Duyar gibiyim bırak sandığı diyorsun
Kaç çiçekten,kır aynayı öldür yarayı
Nasıl olsa yolcuyuz
Ah lulu biliyorsun bıraksam düşeceğim bırakmazsam öleceğim
Bizim hikayemiz çoktan bitti
Artık dönüp cesetlerimi toplamalıyım
Ah lulu artık çok geç
Aktı zaman eskidi sandık, öldü usta ve her şey
Geriye aynadaki adamın alnındaki yara kaldı
Şimdi yaptığım her şey bir adamın yarasına, bir de eskimeyecek sandıklarımızın anısına
Hani ölmeyecektin aklında mı?



16/12/2004 : 20:51:37
SEN SÖYLEMEDEN DE BİLİYORUM

Seziyorum ki kaçacaksın..
Yalvaramam koşamam
Ama sesini bırak bende
Biliyorum ki kopacaksın
Tutamam saçlarından
Ama kokunu bırak bende
Anlıyorum ki ayrılacaksın
Çok yıkkınım yıkılamam
Ama rengini bırak bende
Duyumsuyorum ki yiteceksin
En büyük acım olacak
Ama ısını bırak bende
Ayrımsıyorum ki unutacaksın
Acı kurşun bir okyanus
Ama tadını bırak bende
Nasıl olsa gideceksin
Hakkım yok durdurmaya
Ama kendini bırak bende.

AZİZ NESİN

16/12/2004 : 19:14:11
BEN KİMİM

Ben kimim yaramaz bir çocuk
Sessizliğiyle kendine gizlenen
Bugün bile simyacılar iyi kötü
Bir şeyler bulup çıkarmak isterken
Ben kimim zamanın kıyısında direnen

Uçaklar uzaklara kanat vururken
Ben kimim kırılıp kalmış
Eski bir tekne gibi
Ben kimim çocuk düşlerinden
Anlaşılmaz ülkülere uzanmış

Ben kimim bilemiyorum
Açlığıyla olmadık sevgilerin
Bir küçücük bakışta oyalanan
Ben kimim olur olmaz zamanlarda
Kendine ve her şeye ağlayan

AFŞAR TİMUÇİN
16/12/2004 : 12:10:12
DAR DÜNYA

Yüreğim gövdeme sığmıyor
Gövdem odama
Odam evime sığmıyor
Evim dünyaya
Dünyam evrene sığmıyor
Patlayacağım

Acımın acısından susmuşum
Ki suskunluğum göklere sığmıyor
Böyle bir acıyı kimlere nasıl anlatacağım
Gönül dar geliyor sevgime
Kafam beynime
Ah şakaklarım
Çatlayacağım
Anladım artık anladım
Kimselere anlatamayacağım

AZİZ NESİN

16/12/2004 : 11:08:22
ÖZLEM.. .

Kime dokunsam sensin
Kimi çağırsa dudaklarım...
Başımın tacı, canım efendim.
Görünmez çığlıklarımı gören
Eğilmez başımı öpensin.
Sen bir deniz derinliğisin
Uslanmak bilmez kederler ülkesi...
Coşup yağan fırtına sessizliğim
Kül kedisi yorgunluğunda kalbim
Masalcı ninesini arıyor

AHMET HAMDİ TANPINAR
15/12/2004 : 20:09:28
BİTKİ OLACAKSAM

Bitki Olacaksam
Çayır çimen olayım
Aman baldıran değil
Yol altında kalacaksam
Gelin arabaları geçsin üstümden
Çelik paletler değil
Üstümde çocuklar koşuşsun
Ne kaçan ne kovalayan
Askerler değil
Kerpiç yapacaksanız beni
Okullarda kullanın
Ceza evlerinde değil
Soluğum tükenmez de kalırsa
Islık öttürsünler
Aman ha düdük değil
Kalem yapın beni kalem
Şiirler yazın sevgi üstüne
Ölüm kararı değil
Ölünce yaşamalıyım defne yapraklarında
Sakın ola ki
Silahlarda değil.

AZİZ NESİN

15/12/2004 : 12:39:39
ŞİİR VE YAŞAM

-I-

Yaşananı aşan sevda yorumu
Şiirin kanıyla yoğrulmamışsa
Gülün hevengini coşturan bengisu
Verilmemiştir çeliğin damarına

-II-

Şiirden söz açılınca
Diyor ki bana konuğum
- Başka söze gerek yok
Aşktır onun tarihçesi

AHMET TELLİ