17/12/2004 : 00:34:51
Yorgunum...Ama tatlı bir yorgunluk..Ben denizi özlerken bir denizim oldu...göz kırpıyorum bak senin için:)
Bu şiiri gerçekten çok seviyorum ancak şairini bilemeyeceğim...
iyi geceler Türkiye
Eskimeyecek Sandıklarımız
Aynalar neden eskimezler lulu?
Geçer zaman içinde
Kimin yarası aynadaki yara?
Hangi yazgının anası?
Muştusu neyedir?
Umut sızısının kılıçtan akan ışıltısı
Kim açıklar, eskiyen günlerin resmini
Ne bıraktık arkamızda alnı yaralı?
Bu aynadaki adam hangi zamanın süvarisi
Eski bir sandıktan çıkacakları kim bilebilir?
Umut sandıkta mı yoksa eskimeyecek sandıklarımızda mı?
Kim?
Ah şimdi kim yoracak bu yaranın anlamını?
Yazacak tarihini,başlangıcını, hele de sonunu
Ah lulu aklında mı?
Senin ve benim serüvenlerimiz
O bizim anlaşılmazımız
Bir sır gibi birbirimize,
İçimize gömüp anlatamadığımız
Kalemlerin titrek uçlarında çaresiz kalan anımız
Anlayamadığımız,
Anlatamadığımız, yazamadığımız
O bizim sırrımız
Senin ve benim yaşayamadıklarımız
Aklında mı?
Artık kaçamayız bu aynadan
Aynadaki yaranın hayaleti kaçış yollarında uçurum
Kalemin korkmaya, usun kaçmaya mecali kalmadığı
Dön aynaya lulu
Yaranın kalbine dokun
Sandıklarımızın viraneliği hangi falın görüntüsü?
Bunu anlayabilecek misin?
Gözlerini kapatmadan bakabilecek misin aynaya?
O bizi kendisi yapana
Yabancılaştık bir el gibi kendimize
Kendi serüvenimizin yolundan saptık
Uçurum gibi başka serüvenlerin kahramanlarına düştük
Oysa terk ettiğimizde birbirimizi
İşe yaramaz bir dipnot bile değildik
O gürgen sandığımız sandıklarımız
Bizsiz süren yitik serüvenimizde kaldı
Aklında mı?
Eskimeyeceklerimize güveniyorduk
Temkinsizdik
Tetiksiz derviş kadar aç,
Onun kadar sabırlı değildik
Kedi yavruları kadar oynak,
Nasırlı el kadar ustaydık
En dayanılmaz yerlerimizi
Karanlıkta bir izci gibi titizlikle geziniyorduk
Eskimeyecek sandıklarımızı yeniden
Yeniden keşfediyorduk
Birbirinin olmuş ayrılmayacak bedenlerimizi
Yeni bir evrenin cazibesine tapıyorduk
Kendi yarattığımız mabette
Soluksuz ara vermeden kutsuyorduk her birleşmeyi
Aşk dininin orda
O andaki temsilcileriydik
Oysa eski tapınaktı dokunduğumuz
Efsane ayinler acırdı biz gezindikçe
Farkında değildik sütunlar devrilirken üzerimize
Zümrüt kullandıkça parlar diye
Zamana aldırmadan işliyorduk
Yanıldık, yorulduk
Yıkıldı kutsal tapınaklar
İşlemeli sütunlar altında öldük
Geriye aynadaki yaranın zaferi,
Kılıcın kahkahası,
Sırrın tenimi zorlayan kaynaması kaldı
Son gecede kırdığın ayna
Aklında mı?
Şimdi elimde gece karası bir taş,
Kulağımda eskinden kalma uğultular,
Kullandıkça parlayacak sandığımız zümrüt,
Evimde karanlık bir tavan arası,
Tavan arasında masum gürgen sandığım
Acımasızca nasıl da kanına girmişiz
Orda, tozların ablukasında,
Kırılgan duygu içinde eskimeyecek sandığım
Umursamazlığımızın gazabında bile sessiz,
Parlayan bir yıldızı nasıl göremedik?
Yazgıya,duyarsızlığa düşmüşlüğümüzü
Kim söyler sızının sesi olmadığını?
Sandık işte!
Sandıkta eskimeyecek sandıklarımız,
Aynadaki yara,
Son gecede kırdığın ayna
Zaman içimizi sıyıran karşı konulmaz güç,
Aramızdaki kedi
Bize bir sandık bırakan ihaneti elimizle mi yarattık?
Aklında mı?
Her şey nasılda telaşlı yolcu
Rolleri iyi yazmış senarist
Bir ben kaldım tavan arsında
Yalnızlık gücümü sınıyor
Yanı başımda tozlu sandık
Kilitli bir odanın eşiğinden kıvrıldım
Eskimez sandığım hıncına teslim
Yalnız bir adam bütün yalnızlığı nasıl yüklenir?
Hesapta olmayan bir oyuncu sahnedeyken aniden hangi replik verilir?
Suflörün sesi nerde, neden suskun her şey, nerde seyircilerim ?
Öyleyse bu hikaye benim değil!
Ben böyle sanmadım yanı başımda sandık
Bir parça ayna ayaklarımın ucunda aynada yara bizi bekliyor
Terkedilmiş bir yarayla nasıl baş edilir
Her şey nasıl da yolcu, o kediler nasıl da büyüdüler
O derviş nasıl doydu, nasıl durdu usta, hangi zaman eskitti aşkımızı
Tay nasıl duruldu,yıkıldı mabet öldü ve her şey
Faili görmüştün aklında mı?
Ayna kendini dayatıyor lulu
Bak buradayım diyor geleceğini biliyordum
Yara aynadaki bu anda benden intikam alıyor
Ardımızda bıraktığımız çiçek solmamış,kırdığın ayna yok olmamış
Aynayı sulayan yaradaki sızı bir de çiçeğin sabırlı intikam pususu
İçimde şehrin meydanlarında hedefsiz bir intihar ordusu
Sırtımda eskimez sandıklarımın enkazıyla dolanıyorum sokakları
Her şişeden bir yudum alsam ne fayda
Sahi ne kaldı geriye eskimeyenden, kendi ölümlerimizden başka
Sahi eskimeyen ne aklında mı?
Şimdi ayrı yönlere yuvarlanan iki küre gibi
Kendi kurduğu darağacına saldıran kanattıkça geçeği ile yüzleşeniz
Bir daha büyük patlama hiç olmayacak
Çarpışma anını çoktan kaçırmışız
İçimizdeki batak yutmuş sırrımızı
Serüvenimiz bizi terk etmiş
Bu kalabalık yalnızlıkta pusulasız ve tekiz
Duyar gibiyim bırak sandığı diyorsun
Kaç çiçekten,kır aynayı öldür yarayı
Nasıl olsa yolcuyuz
Ah lulu biliyorsun bıraksam düşeceğim bırakmazsam öleceğim
Bizim hikayemiz çoktan bitti
Artık dönüp cesetlerimi toplamalıyım
Ah lulu artık çok geç
Aktı zaman eskidi sandık, öldü usta ve her şey
Geriye aynadaki adamın alnındaki yara kaldı
Şimdi yaptığım her şey bir adamın yarasına, bir de eskimeyecek sandıklarımızın anısına
Hani ölmeyecektin aklında mı?