Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

19/09/2007 : 10:32:30
Gönül alıcı bir söz söylemek ve başkasının kusurunu örtmek, peşinden incitme gelen yardımlardan daha hayırlıdır. ( Bakara Suresi)

Bizim için çok önem taşımayan bir iyilik, belki de yardım eli uzattığımız insana verdiğimiz mutluluk, cümlelerle anlatılamaz. Yaptığımız küçük ya da büyük iyilikler, ruhumuzdaki yaraya merhem olur. Kalbimizi güzelleştirir. Fakat kendini iyi hissetmek için, yapılan iyilikler kişiye daha çok zarar verir. Çünkü sadece egosunu tatmin eder. Yaptığı iyilik gururunu okşar. Hâlbuki gurur, karakteri zedeleyen bir tuzaktır. Mutluluk bir başkası üzerinden satın alınamaz. Mutluluk, karşılık beklemeden insanlara faydalı olabilmek ve paylaşmaktır.
Kimi zaman bizler için almak, vermekten daha mutluluk verici olabilir.

Osmanlı zamanında, sadakayı verenle muhtaç olanın birbirini görmemesi için belirli yerlere sadaka taşları dikilir. Bu mermer sütunlar yüksek ve tepesi çukur olur. Hayırseverler buraya fakirler için sadaka bırakır, ihtiyaç sahipleri de kimse ile görüşmeden bu sadaka taşlarından ihtiyaçları kadar para alırlarmış.

Kardeşlerin her ikisi de babalarından kalan çiftlikte çalışırlardı. Her günün sonunda da bu iki genç adam ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi. Kardeşlerden biri evli ve çocukları vardı. Diğeri ise bekârdı. Günün birinde bekâr kardeş kendi kendine:
“Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç hakça değil,” dedi. Ben yalnızım ve pek ihtiyacım yok.”
Böylelikle her gece dışarı çıkıp, dolu bir çuvalı gizlice ağabeyinin evindeki ambara ***ürmeye başladı. Bu arada evli olan kardeş kendi kendine: “Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç adil değil, üstelik ben evliyim. Çocuklarım var. Yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler. Oysa kardeşim yapayalnız. Yaşlanınca ona bakacak kimse yok”, diyordu.

Böylece, evli olan kardeş de her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice kardeşinin ambarına ***ürmeye başladı. İki kardeş yıllarca ne olup bittiğini anlayamadılar. Çünkü her ikisinin de deposundaki tahıl miktarı bir türlü değişmiyordu. Sonunda bir gece, yine birbirlerinin depolarına gizlice çuval taşırken çarpıştılar. İşte o anda bütün olup biteni anladılar ve çuvalları yere bırakıp birbirlerini kucakladılar.

İnsanlar her zaman kahraman olamazlar ama her zaman iyi bir insan olabilirler…

Eğer bir saatlik mutluluk istiyorsanız, uykuya yatın.
Eğer bir günlük mutluluk istiyorsanız, balığa gidin.
Eğer bir aylık mutluluk istiyorsanız, tatile çıkın.
Eğer bir yıllık mutluluk istiyorsanız, mirasa konun.
Eğer BİR ÖMÜR BOYU mutluluk istiyorsanız, YARDIM EDİN…

Ben bilirim ki tevazu demiri bile eritir. ( William Shakespeare)

Kaynak: internet, kitap: başarı ve mutluluk için önce karakter

Son 2 yorum (en yenisi önce)

20/09/2007 : 09:42:23
merhabalar ;

Kaliteli insanın daima iyilik tarafı ağır basacak, devamlı iyiliklerle iştigal edecek ki, kâmil insan olabilsin. Kendisine haksızlık yapılsa dahi iyi düşüncesini değiştirmeyecek, kin ve intikam hırsına kapılmayacaktır. Bunun aksini yaparsa zaten o insanın olgunluğundan söz edilemez. İnsan olma sıfatımıza yakışır davranışlar sergilememiz dileğiyle ..! iyi çalışmalar dilerim.. (Bende bu yazıyı düzenleyen Kübra Kütüklü kardeşime teşekkurlerimi sunuyorum )

19/09/2007 : 15:31:02
Sagolasın Keshifci;güzel yazılar derlemissin;İnsanlar her zaman kahraman olamazlar ama her zaman iyi bir insan olabilirler…