12/03/2002 : 10:38:56
21. Yüzyılın rekabetçi ortamında şirketlerin eskiye göre daha da verimli çalışması olmazsa olmaz koşullardandır. Yoksa bu yok edici rekabet ortamı, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da bir çok şirketi piyasadan silip süpürecektir. Ayakta kalarak varlığını sürdürmek isteyen şirketlerin teknolojik yenilenmenin yanısıra, çalışanlarının motivasyonunu artıracak yeni çalışma biçimlerini uygulamaları gerekmektedir. Neticede bu yenilenen teknolojileri kullanacak olan da insandır ve teknolojik yenilenme tek başına hiçbir şey ifade etmemektedir.
Konular üzerinde bilimsel açıklamalar yapmak yerine bunları bazen yaşanmış öykülerle irdelemek çok daha yerinde olacaktır. IBM şirketinde yaşanmış aşağıdaki motivasyon öyküsünün bizlere çok şeyleri anlattığı ümidiyle çalışmalarınızda başarılar dilerim
Selam ve Saygılarımla
Ünal Savaş - ERDEMİR
BİR MOTİVASYON ÖYKÜSÜ
ÜRETİMİN ÖDÜLLENDİRİLMESİ
IBM’ın kurucusu Thomas J.Vatson, ofis ve atölyelerde dolaşırken bir çek defteri taşımasıyla ünlüydü. Birinin sıradışı bir iş yaptığını gördüğünde, o kişiye çek yazardı. 5, 10 veya 25$ olabilirdi. Miktarlar küçüktü ama hareketinin etkisi muhteşemdi. Bir çok durumda, insanlar çekleri asla tahsil etmezlerdi. Onları çerçeveletir ve duvarlarına asarlardı. Ödüllerini parada değil, üretimlerinin kişisel takdirinde bulurlardı. Bu, kişiye önem veren ve onu elinden gelenin en iyisini yapmaya ***üren şeydir.
Eğer ürün ödüllendirilmek yerine aşağılanıyorsa, çalışkan ve üretken bir kişi bile demoralize olabilir. Ekmek yapımına yardım etmek isteyen küçük kırmızı tavukla ilgili çocuk hikayesini bilirsiniz belki. İşte onun modern bir versiyonu:
Bir zamanlar,buğday tohumlarını açığa çıkarana kadar ambarın yanındaki avlunun zeminini kazıyan küçük kırmızı bir tavuk varmış. Komşularını çağırmış ve şöyle demiş: ”Eğer bu tohumu ekersek, yiyecek ekmeğimiz olur. Bunu ekmeme kim yardım eder?
“Ben değil,” demiş inek.
“Ben değil,” demiş ördek.
“Ben değil,” demiş domuz.
“Ben değil,” demiş kaz.
“O halde ben yapacağım,” demiş küçük kırmızı tavuk ve yapmış. Tohumlar büyümüş ve altın sarısı başaklara dönüşmüş. “Başaklarımı biçmeme kim yardım eder? Diye sormuş küçük kırmızı tavuk.
“Ben değil,” demiş ördek.
“Bu benim işimin dışında,” demiş domuz.
“Saygınlığımı kaybederim, demiş kaz.
“İşsizlik tazminatımı kaybederim, demiş kaz.
“O halde ben yapacağım,” demiş küçük kırmızı tavuk ve yapmış.
Sonunda, ekmeği pişirme zamanı gelmiş. “Ekmeği pişirmeme kim yardım eder? Demiş küçük kırmızı tavuk.
“Bu benim için fazla mesai olabilir,” demiş ördek.
“Aldığım yardımları kaybederim,” demiş ördek.
“Tek yardımcı bensem, bu ayırım yapmak anlamına gelebilir,” demiş kaz.
“O halde ben yapacağım,” demiş küçük kırmızı tavuk. Beş somun ekmek yapmış ve komşularının görmesi için kaldırmış. Hepsi biraz istemişler. Aslında, paylaşmak istemişler. Ama küçük kırmızı tavuk şöyle demiş: “Hayır,beş somunu da kendim yiyeceğim.”
“Haksız kazanç,” diye bağırmış inek.
“Kapitalist sülük,” diye ağlamış ördek.
“Eşit haklar istiyorum,” diye haykırmış kaz.
Domuz sadece homurdanmış. Sonra hemen pankartlar hazırlamışlar ve açık saçık bağrışarak ortalıkta dolaşmaya başlamışlar.
Hükümet temsilcisi küçük kırmızı tavuğa gelerek şöyle demiş: Aç gözlü olmamalısın.”
“Ama ekmeğimi hakettim,” demiş küçük kırmızı tavuk.
“Kesinlikle demiş,” demiş temsilci. “Bu harika hür teşebbüs sistemi. Avludaki herkes istediği kadar kazanabilir. Ama, hükümet düzeni altında, üretici çalışanlar ürünlerini işsizlerle paylaşmalıdır.”
Ondan sonra hepsi mutlu yaşamışlar. Ama küçük kırmızı tavuğun komşuları, onun neden bir daha ekmek pişirmediğini merak etmişler.
Buradan çıkarılacak ders:
Liderler insanların kendilerini küçük kırmızı tavuklar gibi hissetmemelerine dikkat etmelidirler. Asla hükümet temsilcileri gibi olmamalıdırlar. Üreticilere olumlu teşekkür ve teşviklerini sunmalı ve aylakları ödüllendirmemeye dikkat etmelidirler.
ŞİMDİ:ORGANİZASYONUNUZA DİKKATLİ BAKIN, NELERİ ÖDÜLLENDİRİYORSUNUZ?