Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

22/05/2001 : 23:22:24
YÜZÜCÜ

4 Temmuz 1952 günü 34 yasinda bir kadin, Pasifik Okyanusu'na dalarak, Catalina adasindan, 21 mil batisinda kalan Kaliforniya'ya dogru yüzmeye basladi. Eger basarili olursa, bunu yapan ilk kadin olacakti. Adi Florence Chadwick olan bu yüzücü, Mans Denizi'ni her iki yönde geçen ilk kadindi. O sabah su, vücudu uyusturacak kadar soguktu ve sis o kadar yogundu ki, beraberindeki tekneleri güçlükle seçebiliyordu. Milyonlarca insan televizyonlarindan onu izliyordu, köpekbaliklari ve dondurucu sogugun etkisini hiçe sa**** 15 saat yüzdü. Yakindaki bir teknede bulunan annesi ve antrenörü, karaya çok yaklastiklarini ve devam etmesini söyledilerse de o, kendisini sudan çikarmalarini istedi. Azimli yüzücü, Kaliforniya kiyisina yarim mil kala sudan çikisinin nedenini söyle açikladi:

"Karayi görebilseydim, basarabilirdim!"

Vazgeçmesinin nedeni ne yorgunluk, ne de soguktu... Tek neden, sis yüzünden karayi görememekti. Bu hayatin bir gerçegiydi: Bir seyi basarabilmek için, ortada gözle görülür bir hedef olmaliydi!




Dr.Paul Ruskin, ogrencilerine yaslanmanın psikolojik belirtilerini ogretirken onlara su olayı okur :

" Hasta ne konusuyor, ne de soylenenleri anliyor.Bazen saatlerce anlasilmaz seyler geveliyor.Zaman, yer ya da kisi kavrami yok.Yalniz, nasil oluyorsa, kendi adi soylendiginde tepki veriyor.Son alti aydir onun yanindayim, ne gorunusu icin bir caba sarf ediyor ne de bakim yapilirken yardimci oluyor.Onu hep baskalari besliyor, yikiyor ve giydiriyor.Disleri yok, yiyeceklerin pure halinde verilmesi gerekiyor. Gomlegi salyalarindan dolayi surekli leke icinde. Yurumuyor.Uykusu surekli duzensiz.Gece yarisi uyanip cigliklariyla herkesi uyandiriyor.Cogu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor.Biri gelip onu yatistirana kadar da feryat figan bagiriyor."

Bu olayi okuduktan sonra, Ruskin ogrencilerine boyle birinin bakimini ustlenmek isteyip istemediklerini sorar. Ogrenciler bunu Yapamayacaklarini soylerler.Ruskin, kendisinin bunu buyuk bir zevkle yaptigini ve onlarinda yapmasi gerektigini soyleyince ogrenciler sasirirlar.Daha sonra Ruskin hastanin fotografini dolastirmaya baslar. Fotograftaki doktorun alti aylik kizidir.

Dr.Ruskin, Amerikan Tip Birligi Dergisindeki makalesinde, (gunumuzde cok yasandigi gibi) gulunc bir yanlis anlamanin insana nasil tamamen farkli bir perspektif kazandiracagini anlatmaktadir.

sevgiyle ve sevdiklerinizle kalın...

Son 5 yorum (en yenisi önce)

03/10/2001 : 09:55:34
Akın bey sağolsun.bana yenibir konunun kapısını açtı.Şeyh Edebali'den bir mesaj aktaracağım.
Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman bey'e Şeyh Edebali'nin meşhur vasiyeti,günümüz devlet adamlarına ışık tutacak niteliktedir.İmparator bir devletin felsefesini ve olaylar karşısındaki tutumunu belirliyor.Vasiyeti aynen aktarıyorum:

Ey oğul, beysin;

Bundan sonra;

Öfke bize, uysallık sana.

Güceniklik bize, gönül almak sana.

Suçlamak bize, katlanmak sana.

Acizlik bize,yanılgı bize, hoş görmek sana.

Geçimsizlikler,çatışmalar,uyumsuzluklar,
anlaşmazlıklar bize, adalet sana.

Kötü göz,şom ağız,haksız yorum bize, bağışlama sana.

Ey oğul;

Bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana.

Üşengeçlik bize, uyarmak,gayretlendirmek,
şekillendirmek sana.


Ey oğul;

Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.

Şunu da unutma!

İnsanı yaşat ki; devlet yaşasın.

Ey oğul;

İşin ağır,işin çetin,gücün kıla bağlı

Allah yardımcın olsun.
30/09/2001 : 12:14:26
Merhaba

10 sene kadar önce "İnsan Mühendisliği" kitabının yazarı Nüvit Osmay'la bir sohbet esnasında bize verdiği bir notu sizinle paylaşmak istedim. Osmanlı İmparatorluğunu kuran Osman Bey' e ünlü İslam Alimi, Şeyh Edeb-Ali'nin verdiği öğütleri
anlatan bir yazı. Çok hoşumuza gitmişti. Binlerce yıldır hala geçerli, hala çok etkili bir dizi nasihat:




"Oğul insanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler.
Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın,
ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah
rüzgarında savrulur gidersin...

Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve
iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük
değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler,
görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına
çıkacaktır. Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.

Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere
dönersin. Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma. Gördün söyleme,
bildin bilme.

Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.

Üç kişiye acı:
* Cahiller arasındaki alime,
* Zenginken fakir düşene,
* Hatırlı iken itibarını kaybedene.

Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğunda mücadeleden korkma.

"Bilesin ki atın iyisine DORU,"
"Yiğidin iyisine DELİ derler."
29/09/2001 : 19:09:28

Hayattan Dersler alınabilecek kişiler galerisinde görüpte beğendiğim şahsiyetlerden birisi, yaşayan değerlerimizden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sayın Rauf R. Denktaş'tır.Sabırla yoğrulmuş bir hayatı var.İnancını koru**** verdiği mücadelenin hayat kesitine yansıyan çok güzel hatıraları ve anektotları var.Bizim ülkenin liderlik uygulamaları incelendiğinde dikkate alınması gereken bir öğretisi var..
Saadet Sırları isimli kitabının önsöz'ünden hayat kesitine bir göz atalım.

" Saadet Sırları'nı 1943'te, on dokuz yaşında iken yazmıştım."Ne cür'et" desem,yeridir.Fakat hakikatte bu çaba,kendi kendimi teselli için okuduklarımla,düşüncelerimden meydana gelen bir hamurdu.
Teselliye muhtaçtım.1941 Ekim'inde babamı kaybetmiş,hayatta kimsesiz, yapa yalnız kalmıştım.Birkaç ay sonra okulumu bitirecektim.Fakat babamın ölümü beni bir bocalama devresine itmişti.İkinci Dünya Savaşı bütün şiddetiyle devam ediyordu...KıbrısGönüllü Ordusu'na kayedilmek için gereken formaliteleri tamamlamak üzere okula başvurup belge istedim.Okulu bıracaktım.
Okul müdürü Mr.Sims Sert beni karşısına alıp,sıkıntı,bunalım ve ümitsizlik hikayemi sabırla dinledikten sonra bana,

"Babanın ölümü ile hayatta ağır bir darbe yediğini ben de biliyorum; fakat hayatta başarı bu darbelere göğüs germesini bilenlerindir."

Biz,büyüklerimizin sözlerine ve hayattaki tecrübelerine saygı göstermesini bilen bir neslin çocuklarıydık."
Rauf Denktaş'ı bu günlere taşıyan düşünceleri böyle akıp gidiyor.Okunmaya değer yaşanmış hayat hikayesi var.