Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

25/03/2005 : 15:33:22
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine. "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"
"Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan ***üremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil veren kazançlıdır her zaman..."

Son 4 yorum (en yenisi önce)

31/03/2005 : 09:37:14
çok anlamlı bir yazı.vermeyi bilmezsen almaya hakkın olmaz..
29/03/2005 : 17:07:41
talepin olmadığı yerde arzda olmaz -biz demekki bize empoze edilen bu kadar sisteme müsait bir yapıdayız ki herkesin kınadığı bu sistem bizim iliklerimize kadar girmiş. bununm etkisi nasıl azaltılabilir diye düşündüğümde tek bir cevap çıkıyor karşıma -
milli ve manevi değerlerin kıymetini bilme öğrenme ve öğretme emril bin maruf nehyail anil münker(iyiliği emretme kötülükten men etme-).
din bilgisi-allah korkusu-vatan -millet sevgisi -...
türkiyenin kurtuluşu ne haydar başta ne de başka bir siyaside türkiyenin kurtuluşu başındaki hangi partiden olursa hangi kanun ve nizamı baz alıyorsa neyse kutsal gözüyle neye ayıp gözüyle bakıyorsa bunları bir kenara koyup NİZAM VERENİN NİZAMINA sıkı sıkıya sarılmakta ve o nizamı kendi içimizde ve ailmizde kullanmaktadır. yoksa ithal kanunlarla -ithal kültürle hiç bir yere varılmaz.
benciililk-cana -mala kıyma-adaletsizlik-dolandırıcılık-müstehcenlik-hırsızlık vs... gibi kavaramlar günümüzde bu kaadr çok oluyorsa biraz da suçlu biziz talep yoksa arz da yoktur.
bunu talep eden benim-benim çocuğum -halini sormadığım komşum-komşusu açken kendisi tok yatan bizler-bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen bizler- allahın verdiği canı kendi mülkümüz zannedip fuzuli işlerle hgarcayan bizleriz......
sizden sofi olun demiyorum- evliya olun da demiyorum RABBİNİ TANIMAK İSTEYEN EVVELA KENDİNİ TANIMALI.nefsini terbiye den dünyayı terbiye eder........
25/03/2005 : 17:20:44
Bence de...ama insanoğlu çiğ süt emmiş..
25/03/2005 : 16:37:41
Teşekkürler,bu hikaye çok şey anlatıyor.