Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

19/10/2004 : 04:09:04
YILLAR ÖNCE, SEATTLE’DA düzenlenen Engelliler Olimpiyatında, sıra 100 metre finallerine gelmişti. Finale kalan dokuz yarışmacıdan her biri ya fiziksel açıdan engelliydi yahut zihinsel açıdan. Yarışmacılar, başlama çizgisindeki yerlerini aldılar ve başlama işareti verilir verilmez var güçleriyle ileri atıldılar. Hiçbiri, atletizm yarışmalarında görmeye alışık olduğumuz türden bir hamle gerçekleştiremedi elbette; ama hepsi de bu yarışı kazanmaya istekliydi ve yapabildikleri en iyi koşuyu yapmaya çalışıyorlardı. Biri hariç! O, daha ilk birkaç metrede tökezleyip yere yuvarlanmış, dengesini koruyamadığı için yerde iki kere takla atmış, sonra da hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı. O kadar yüksek sesle ağlıyordu ki, öndeki sekiz yarışmacı da onun hıçkırıklarını işitip önce yavaşladılar, sonra başlarını geriye çevirdiler, sonra da bitiş çizgisine doğru koşmayı bırakıp yerdeki bu sakat gencin yardımına koştular. İçlerinden biri, Down Sendromu’ndan muzdarip bir kızcağız eğildi, gözyaşları içinde yerde oturan genci öptü, ve elinden tutup onu kaldırmaya çalıştı. Diğerleri de yardımcı oldular kendisine. Sonra, dokuz yarışmacı elele tutuşup bitiş çizgisine doğru beraberce koşmaya başladılar.


Yarış pistindeki bu tablo karşısında bütün stadyum ayağa kalkmıştı. Seyirciler, dokuz yarışmacıyı da ayakta alkışlıyor; kimisi de, bir duygu seli içerisinde, gözyaşlarını silmeye çalışıyordu. Alkışlar yarışmacılar elele bitiş çizgisini geçtikten sonra dahi bitmek bilmedi.


O gün o stadyumda bulunanlar, bu olayı hâlâ anlatırlar. Zira o an, hayatları boyu unutamayacakları birşey öğrenmişlerdir: Hayatta gerçekten değerli olan, her hâlükârda kazanıp birinci olmak değildir; başkalarının da kazanmasına yardım etmek çok daha değerlidir—bu, bizi bir derece yavaşlatsa, hatta yürüdüğümüz istikameti bir parça değiştirmemizi gerekli kılsa bile...

Son 3 yorum (en yenisi önce)

11/11/2004 : 03:45:55
Savaşcı adlı kitabında insanın kendi olabilmesinden ne istediğini bilmesinden bahsediyor. Kendi ruhunu bilmesinden bahsediyor. Toplumun bize verdiği ruhdan ailemizin bizi yönlendirmelerinden ne istediğimizi bilemeyen insanlar oluyoruz. Bunu demek istediği değişmeden kendi özbenliğimizle kalabilmeyi, bilmem anlatabildim mi?
10/11/2004 : 13:39:36
Doğan Cüceloğlunun eğer bir kitabını bile okumuş olsan ya da bir kere bile dinlesen ırkcığılıkdan bahsetmediğini anlarsın. Bu cümleden de nasıl o tür yargılar çıkardın onu anlayabilmiş değilim. Ayrıca, Türkçülük, Atatürkçülük ırkçılık değildir. Atatürk ırkçı bir insan değildi. Fark zaten bilim ve teknolojiyle yapılır. Atatürk'de bunu savunmuştur. Çağdaş, teknolojisiyle, bilimiyle güçlenmiş ve sonsuza kadar Türkiye Cumhuriyeti olarak kalmış bir devlet olacağız.
29/10/2004 : 13:57:35
Gerçekten çok etkilendim, bu insanlık adına yapılmış en güzel davranışlardan biri, hele ki günümüzde yaşanan (futbol) başta olmak üzere para kazanma hırsını gördükten sonra. Bence orada olan 9 yarışmacıda bu savaşı kazanmıştır.

Bir alıntı yapmak istedim. Değerli hocam Doğan Cüceloğlunun kitabından "Seni diğerlerinden farksız kılmaya tüm gücüyle yarışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını verebilmek demektir." e.e.cummings yazıda hata yaptıysam özür dilerim.