Konfuçyüs der ki : iyi konuşmak önemlidir fakat nokta koymak daha da önemlidir.
Oysa pazarlamada nokta koymak kaybetmek demektir. Nokta koyduğunuzda görüşme
süreci bir durağanlık halini alır ve bu durağanlık ve netlik ortamı ile müşteriye kafasında bir bilanço yaratma şansı verirsiniz , bundan sonra yapacağınız evet ya da hayır cevabını bekleme ötesine geçemez. Süreci bir durağanlık haline sokarsanız resmi netleştirirsiniz.
Bilinmeyen ise bilinenden daha kolay satılır, bilinmeyenin içine müşterinin görmek istediğini de katabilirsiniz.
Bilinen hayatın kendisi gibidir ; gerçek , siyah ve beyaz.
---------- 0 ------------
Buradaki yazılarda da sık sık mutlak bir doğru gibi çok sık tekrarlanan bir cümle okursunuz : bilgi paylaşıldıkça çoğalır
Aceba bu da yukarıdaki cümle gibi sorgulamadan kabul ettiğimiz bir, iş dünyası ya da pazarlama alanına uygulandığında yanlış olabilecek bir cümle olabilir mi?
Pazarlamada doğru yoktur , doğrular vardır.
Yaratıcılık ve özgünlük gerektiren işlerde yol tarif edilmez, bulunur. Doğru olan şey yanlış kişide sırıtır , yakışmaz.
Düşe kalka bisiklet sürmesini öğrenebilecek bir kişiye iki yan tekerlek verirseniz hep dört tekerle sürmeye alışır.
Mülakata girecek bir kişiye ; “bana öyle bir şey yap ki seni hiç unutmayayım “ sorusu
sorulduğunda kültablasını al yere at diye anlatıp , bu yönde bilginizi paylaşırsanız, o
kişinin kafasında bu tür kalıplar oluşturursanız hem o kişinin kendi yaratıcılığını ortaya koymasını engellersiniz hem de o hareketin arkasında durabilecek altyapıdan yoksunsa düşebileceği komik durumdan sorumlu olursunuz.
Bilgi her zaman paylaştıkça çoğalmaz , paylaşıldıkça kalıplaşır , üzerindeki düşünce yoğunluğunu kaybeder , yaratıcılığı sınırlar ve her ağrıda kullanılan aspirin halini alabilir.
Oysa pazarlamada nokta koymak kaybetmek demektir. Nokta koyduğunuzda görüşme
süreci bir durağanlık halini alır ve bu durağanlık ve netlik ortamı ile müşteriye kafasında bir bilanço yaratma şansı verirsiniz , bundan sonra yapacağınız evet ya da hayır cevabını bekleme ötesine geçemez. Süreci bir durağanlık haline sokarsanız resmi netleştirirsiniz.
Bilinmeyen ise bilinenden daha kolay satılır, bilinmeyenin içine müşterinin görmek istediğini de katabilirsiniz.
Bilinen hayatın kendisi gibidir ; gerçek , siyah ve beyaz.
---------- 0 ------------
Buradaki yazılarda da sık sık mutlak bir doğru gibi çok sık tekrarlanan bir cümle okursunuz : bilgi paylaşıldıkça çoğalır
Aceba bu da yukarıdaki cümle gibi sorgulamadan kabul ettiğimiz bir, iş dünyası ya da pazarlama alanına uygulandığında yanlış olabilecek bir cümle olabilir mi?
Pazarlamada doğru yoktur , doğrular vardır.
Yaratıcılık ve özgünlük gerektiren işlerde yol tarif edilmez, bulunur. Doğru olan şey yanlış kişide sırıtır , yakışmaz.
Düşe kalka bisiklet sürmesini öğrenebilecek bir kişiye iki yan tekerlek verirseniz hep dört tekerle sürmeye alışır.
Mülakata girecek bir kişiye ; “bana öyle bir şey yap ki seni hiç unutmayayım “ sorusu
sorulduğunda kültablasını al yere at diye anlatıp , bu yönde bilginizi paylaşırsanız, o
kişinin kafasında bu tür kalıplar oluşturursanız hem o kişinin kendi yaratıcılığını ortaya koymasını engellersiniz hem de o hareketin arkasında durabilecek altyapıdan yoksunsa düşebileceği komik durumdan sorumlu olursunuz.
Bilgi her zaman paylaştıkça çoğalmaz , paylaşıldıkça kalıplaşır , üzerindeki düşünce yoğunluğunu kaybeder , yaratıcılığı sınırlar ve her ağrıda kullanılan aspirin halini alabilir.