Çalışma yaşamına ilk başladığım günlerde çok mutluydum. Deneyimsizdim, gençtim. İş hayatının entrikalarından haberim yoktu. Hem para kazanıyor, hem de çevre ediniyordum. Aradan geçen zaman içinde birbiriyle uğraşanları, birbirlerinin ayağını kaydırmak isteyenleri, gruplaşmaları, şikayetleri, işyerindeki çirkin aşk ilişkilerini, müzevirleri gördüm... Toplam 3 yıl içinde çalışma hayatından nefret ettim. Ve istifa ettim.
Çalışmamak güzeldi. O zamanlar evli de olmadığım için çok büyük sorumluluklarım yoktu. Sonra başka bir iş buldum. Burası da başlangıçta çok güzeldi. Hatta ilk girdiğim işten bile. Ama burada dönen dolapları anlamak en fazla 2 ayımı aldı. Hemen işten ayrılmak istedim ama abes olacaktı. Öyleyse kitabına uydurup bir şekilde kaytarmalıydım çünkü gördüklerim hoşuma gitmiyordu. Görünürde herkes işini yapıyordu. Ama yine benzer şeylerle karşılaştım.Sonunda 1 ay içinde bu işten de ayrıldım.Bir daha da çalışmayacaktım.
Uzun bir zaman sonra Yine işe girdim. Artık deneyim kazanmıştım.Ya da ben öyle sanıyordum.Burada yalnızca kendi işimle ilgilendim.Bir sürü katlanılmaz olaylarla karşılaştım ama çalışmam gerekiyordu.Çünkü hem sigortam işliyor ve hem de az da olsa para kazanıyordum.5 yıl çalıştım ve burayı da bıraktım.(Bu arada evlendim) Şimdi burada dirayetsiz olduğumu düşünebilirsiniz ve haklısınız.Herkes istese de istemese de bunlara katlanıyor.Ama başrol de yine bu herkes var.İnsan ilişkilerinde oldukça başarılıyımdır.Fakat bir süre sonra bu başarılılık insan idare etmeye,zorlama ilişkilere,hatta maske takmaya kadar gidiyor. Bir süre sonra bir hastanede personel şefi olarak çalışmaya başladım.Burada ise ayrılmayı istemediğim halde,şartnameyi değiştirip zorla ayırdılar.Bu iş yerinde 1 yılımı doldurmadığım için de hiç bir haktan yararlanamadım. İstifaya zorlandım. Bu yaşadığım benim en son deneyimimdi.
Bir süre işsizlikten ve bunalımdan sonra, Bursa'da sanayi sitesine sabah saat 9:00 da gidip kapı kapı dolaşıp iş aradım. Hiçbir bekçi beni kapıdan içeri almadı.Çoğunlukla internetten CV'nizi gönderin diyorlardı. Akşam saat 16 ya kadar iş aradım. Bu aramalarım sonuç vermedi. Sonra eve döndüm. İnternetten iş bulma sitelerinin hepsine yazdım. hiçbirinden olmulu yanıt gelmiyordu. Gelen bir iki yanıtta ise,başvurumun veri tabanlarına eklendiğini ve uygun pozisyon olursa bana haber vereceklerini yazıyordu. Bu arada kredi kartı borcum da vardı. Param olmadığı için ufak ufak oradan alışveriş yapıyordum. Ve borç ödeme günü geldiğinde çok zorlanıyordum.En sonunda bütün gücümle zorlayıp torpille bir işe girdim.Şimdi çalıştığım işime.
Bu iş yerinde de çakallar var.Ve Bilgisi,deneyimi benden daha az olan ama şef pozisyonunda olan,siyasi görüşleriyle hareket eden, müzevirler, buyurganlar, tuhaf tipler... hepsi var. Çalışmak zorundayım. İş bulmanın çok kolay olmadığını çok iyi öğrendim. Çalışma yaşamı olan her yerde her türlü insan var. iyisi...kötüsü... Tabii ki burada iyilerden kötülerden bahsederken kendi değer yargılarıma göre konuşuyorum. Yani benim iyi olduğunu düşündüğüm insan size göre kötü olabilir ya da tersi. Görece...
İş yapmak için piyasada çok az deneyimim var. Ama amacım başkalarına değil kendime çalışmak.Batsam da çıksam da , bir süre sonra kendi işimin sahibi ve kendimin patronu olmayı düşünüyorum.Çalışma yaşamıyla ilgili öğrendiğim en güzel deneyimim bu.Kendime gelene kadar bu iş yerimde çalışacağım.Ve bir yandan da gözlerimi kapatacağım.
- Öncelikle , bir işe girecekseniz mutlaka torpiliniz olacak. Yetenekleriniz ne olursa olsun, torpil mecburidir.
- Ne kadar çok çalışırsanız çalışın,işleriniz bitmez. Üstelik yaptıklarınızdan değil, yapmadıklarınızdan sorumlu tutulursunuz.
- "Deneyim yenilen kazıkların bileşkesidir" önermesinin doğruluğunu yaşa**** öğrenirsiniz.
- Başarı görece bir kavramdır.Aynı işi yapıp sizden çok daha az çalışan biri sizden daha başarılı olabilir!
- Hesap vereceğiniz birden fazla üst'ünüz varsa bu iş yerinde çalışmayın,çünkü her birinin aynı işle ilgili farklı beklentileri olacaktır. Ve işin,neden kendi istedikleri gibi yapılmadığını sizden soracaklardır. Vereceğiniz yanıt ise diğerleriyle aranızdaki ilişkinin geleceğini belirleyecektir.
Çalışma hayatı zor. Evet. Gerçekten öyle. Ama zevkli aynı zamanda. Bu sizin durumunuzdan ne kadar hoşnut olduğunuza ya da hoşnutmuş gibi yaptığınıza bağlı.
Sevgi ve saygılarımla.
Çalışmamak güzeldi. O zamanlar evli de olmadığım için çok büyük sorumluluklarım yoktu. Sonra başka bir iş buldum. Burası da başlangıçta çok güzeldi. Hatta ilk girdiğim işten bile. Ama burada dönen dolapları anlamak en fazla 2 ayımı aldı. Hemen işten ayrılmak istedim ama abes olacaktı. Öyleyse kitabına uydurup bir şekilde kaytarmalıydım çünkü gördüklerim hoşuma gitmiyordu. Görünürde herkes işini yapıyordu. Ama yine benzer şeylerle karşılaştım.Sonunda 1 ay içinde bu işten de ayrıldım.Bir daha da çalışmayacaktım.
Uzun bir zaman sonra Yine işe girdim. Artık deneyim kazanmıştım.Ya da ben öyle sanıyordum.Burada yalnızca kendi işimle ilgilendim.Bir sürü katlanılmaz olaylarla karşılaştım ama çalışmam gerekiyordu.Çünkü hem sigortam işliyor ve hem de az da olsa para kazanıyordum.5 yıl çalıştım ve burayı da bıraktım.(Bu arada evlendim) Şimdi burada dirayetsiz olduğumu düşünebilirsiniz ve haklısınız.Herkes istese de istemese de bunlara katlanıyor.Ama başrol de yine bu herkes var.İnsan ilişkilerinde oldukça başarılıyımdır.Fakat bir süre sonra bu başarılılık insan idare etmeye,zorlama ilişkilere,hatta maske takmaya kadar gidiyor. Bir süre sonra bir hastanede personel şefi olarak çalışmaya başladım.Burada ise ayrılmayı istemediğim halde,şartnameyi değiştirip zorla ayırdılar.Bu iş yerinde 1 yılımı doldurmadığım için de hiç bir haktan yararlanamadım. İstifaya zorlandım. Bu yaşadığım benim en son deneyimimdi.
Bir süre işsizlikten ve bunalımdan sonra, Bursa'da sanayi sitesine sabah saat 9:00 da gidip kapı kapı dolaşıp iş aradım. Hiçbir bekçi beni kapıdan içeri almadı.Çoğunlukla internetten CV'nizi gönderin diyorlardı. Akşam saat 16 ya kadar iş aradım. Bu aramalarım sonuç vermedi. Sonra eve döndüm. İnternetten iş bulma sitelerinin hepsine yazdım. hiçbirinden olmulu yanıt gelmiyordu. Gelen bir iki yanıtta ise,başvurumun veri tabanlarına eklendiğini ve uygun pozisyon olursa bana haber vereceklerini yazıyordu. Bu arada kredi kartı borcum da vardı. Param olmadığı için ufak ufak oradan alışveriş yapıyordum. Ve borç ödeme günü geldiğinde çok zorlanıyordum.En sonunda bütün gücümle zorlayıp torpille bir işe girdim.Şimdi çalıştığım işime.
Bu iş yerinde de çakallar var.Ve Bilgisi,deneyimi benden daha az olan ama şef pozisyonunda olan,siyasi görüşleriyle hareket eden, müzevirler, buyurganlar, tuhaf tipler... hepsi var. Çalışmak zorundayım. İş bulmanın çok kolay olmadığını çok iyi öğrendim. Çalışma yaşamı olan her yerde her türlü insan var. iyisi...kötüsü... Tabii ki burada iyilerden kötülerden bahsederken kendi değer yargılarıma göre konuşuyorum. Yani benim iyi olduğunu düşündüğüm insan size göre kötü olabilir ya da tersi. Görece...
İş yapmak için piyasada çok az deneyimim var. Ama amacım başkalarına değil kendime çalışmak.Batsam da çıksam da , bir süre sonra kendi işimin sahibi ve kendimin patronu olmayı düşünüyorum.Çalışma yaşamıyla ilgili öğrendiğim en güzel deneyimim bu.Kendime gelene kadar bu iş yerimde çalışacağım.Ve bir yandan da gözlerimi kapatacağım.
- Öncelikle , bir işe girecekseniz mutlaka torpiliniz olacak. Yetenekleriniz ne olursa olsun, torpil mecburidir.
- Ne kadar çok çalışırsanız çalışın,işleriniz bitmez. Üstelik yaptıklarınızdan değil, yapmadıklarınızdan sorumlu tutulursunuz.
- "Deneyim yenilen kazıkların bileşkesidir" önermesinin doğruluğunu yaşa**** öğrenirsiniz.
- Başarı görece bir kavramdır.Aynı işi yapıp sizden çok daha az çalışan biri sizden daha başarılı olabilir!
- Hesap vereceğiniz birden fazla üst'ünüz varsa bu iş yerinde çalışmayın,çünkü her birinin aynı işle ilgili farklı beklentileri olacaktır. Ve işin,neden kendi istedikleri gibi yapılmadığını sizden soracaklardır. Vereceğiniz yanıt ise diğerleriyle aranızdaki ilişkinin geleceğini belirleyecektir.
Çalışma hayatı zor. Evet. Gerçekten öyle. Ama zevkli aynı zamanda. Bu sizin durumunuzdan ne kadar hoşnut olduğunuza ya da hoşnutmuş gibi yaptığınıza bağlı.
Sevgi ve saygılarımla.