Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

15/08/2005 : 23:59:53
İş görüşme hikayelerimizi bir başlık altında anlatıp birilerine yardımcı olmayı çok isterim. İlk önce ben başlıyorum. Sizlere hangi iş görüşmemi anlatsam bilemiyorum. Bir senedir bayağı bir iş görüşmesinde bulundum. Hepsi birbirinden ilginç hikayeler çıkarır. Ben size en son girdiğim iş görüşmesini anlatmak isterim. Bir banka mülakatı idi. Yazılı sınavı geç tikten sonra, sözlü mülakata çağrılmıştım. Çok heyecanlı ve rahatsızdım. Güç toplamak için vitamin hapı, enerji içeceği, kahve ve şeker yiyip girmiştim. Mülakat toplu bir mülakat türü idi. Yaklaşık 10 kişi kadardık. En sonda ben oturuyordum. Görevlilerden birinin sırtı bana dönük kalmıştı. Bize genel kültüre dayanan bir soru sordular ve bu konu üzerinde bir beyin fırtınası oluşturmamızı istediler. Konu AB ye girilirse ekonomiye katkıları ne olur idi. Bunda gerek genel kültürümün iyi olması, gerekse topluluk içerisinde öne çıkıp konuşmanın hoşuma gitmesinden dolayı başarılı olduğumu düşünüyorum. En fazla fikrini ortaya koyanlardan birisi bendim. Beyin fırtınası bittikten sonra tek tek kendimizi anlatmamızı istediler. Herkes konuştu ve sıra bana gelince müthiş heyecanlandım. Sus pus oldum. Sesim güçlükle çıktı ve dilim ikide bir sürçmeye başladı. Aksanlı konuşmaktan kendimi alamadım. Yine durumu idare edebildiğimi biraz düşündükten sonra eşimin yaptığı mesleği sordular. Uzun süreli bir yerde kalamayacağını tayinci olduklarını öğrendikleri an benimle mülakatı bitirdiler. Çok korktum. Mülakatımı kısa tutmaları kesin işe alındım ya da kesin alınmadımdı. 3 gün sonra aldığım haberle başarısız olduğumu öğrendim. Çok üzüldüm. Kaybetmeme sebep heyecanımıydı, önyargılarımıydı bilmiyordum ama, o 10 kişi içerisinde en iyi performansı sergileyen, en yüksek tahsili yapan ve dış görünüşüne en önem veren bendim. Keşke işe alınmama sebeplerini şirketler belirtse ve bizde kendimizde olan eksikliklerimizi görebilsek. Benimde iş görüşme hikayem buydu. İş görüşmelerini birbirimizle paylaşsak ve burda bir arşiv oluştursak bir çok arkadaşa yardımcı oluruz. Katılımları heyecanla bekliyorum

Son 30 yorum (en yenisi önce)

21/12/2006 : 15:03:24
bir komik anı da benden bir gün öncesinden başlayayım birkaç firma temsilcisiyle oturmuş sohpet ediyoruz konu iş görüşmelerine geldi değişik test sorularından bahsetmeye başaldık derken bir firmanın adaylara şu soruyu yönelttiğinden bahsedildi
" elinizde bir basket topu var ve çizgidesiniz karşınızda sağda solda ve ortada 3 pota var hangisine atarsınız? sağ - sol bir cevap aldıktan sonra girmediğini söylüyorsunuz ve ikinci bi şansınız var bu sefer hangi potaya atarsınız şeklinde bir soru geliyor bunu 3 defa tekrarlıyorsunuz"
amaç kararlılığı ölçmekmiş aynı potada diretiyormu yoksa değişik cevplarmı veriyor.:) çok ilginç geldi. o sırada da ilan vermişiz görüşmeler yapıyoruz ertesi gün bir bayan aday geldi formu inceledikten sonra konuşma sırasında bu soruyu sordum nerden sorduysam diyolag aynen şöyle oldu

s: bir çizgidesiniz elinizde bir basket topu var karşısınızda 3 pota hangisine atarsanız
c: ortadakine
s: peki attınız ve girmedi 2. şansınız var bu sefer hangi potaya atarsınız?
c. işte bomba:) olmaz benim üçlüklerim girer ben basketçiyim:)

ben tabi şok olay kitlendi ben varsayalım girmedi diyiptoparlamaya çalışıyoum ama arkadaş ısrarla diretiyor girdi girmedi derken bizim görüşme koptu değerlendirip haber vericeğimizi söyledik

bir daha da soruyu kimseye sormadım:)
27/10/2006 : 15:00:01
Selamlar,

İstanbula taşınmadan önce benimde başımdan geçen bir iş başvurumu anlatayım. Bu benim kendi işimi kurmadan önceki iki iş başvurumdan ilki. Bi ithalat firmasıydı ve İzmir'de büyük firmalar için yan sanayyi ürnleri ithal ediyorlardı. Bu şirkete dış ticaret dep. çalışmak için başvurmuşdum. Aranan kişi özelliklerinede fazlasıyla uyuyordum. Görüşmeyi yaptığım kişi ile çalışacağım söylendi. Beraber yürütecektik. Görüşmeden hem ben hemde görüşmeyi yapan kişi çok memnun ayrılmıştık. Hatta bana çıkarken hayrılı olsun dedi. Dahada önemlisi, bana bize ne katabilirsin dedi, bende yurt dışında bir şube açmanın kolaylıklarından bahsettim ve farklı ülkeler aracılığı ile işler yapılırsa vergi muh. den de yararlanabileceğimizden bahsettim. Akıllarına yatmıştı ve benden ön çalışma yapmamı istemişlerdi. Daha işe başlamadan iş almış oldum. Gelelim sonuca; Beni aradılar daha sonra ve işe alınmadığımı söylediler. Benimle görüşme yapan adam beni aradı ve patronun bir akrabasını işe aldıklarından ve lise mezunu, ingilizcsininde az olduğunu söylediler. Kurumsal bir firmada böyle bişey olması beni üzdü. Asıl üzen ve şaşrıtan, yurt dışında bir şube açıp, farklı ülkeler aracılığı ile mal ithal etmeleri oldu

Şimdi, sadece gülüp geçiyorum. Hayırlısı olsun dedim ve unutmaya çalıştım ve oldu da. Kendi işimi kurdum, ilerliyorum.

Saygılarımla
12/09/2006 : 15:24:48
herkese merhaba,
son zamanlarda benim gorusmelerim de "kac yıllık evlisiniz? "sorusuna 1 yıllık cevabını verince "eee cocuk ne zaman? sorusu ile sona eriyor..."bizim çocugumuzun olması tıbben mümkün değil!" gibi bir cevap vereceğim bundan sonra..başka yolu yok sanırım?
09/09/2006 : 11:20:15
Merhaba arkadaşlar,
Ben çok fazla iş değiştirmediğim için arkadaşlarımın ki kadar ilginç anılarım yok. Ben size Türkiye'de bayan olupta iş bulmanın ne kadar zor olduğunu yazmak istedim aslında. Okuldan mezun olduktan sonra çok iyi bir iş bulup çalışmaya başladım. Evlilik geldi arkadan evliykende sorun yoktu sonra kızım doğdu. Ben çocuğumu kendim büyütme kararı alıp işimi bıraktım. Biraz ele avuca gelince kızım tekrar işe dönmek istedim. Yaptığım bütün görüşmeler çok iyi giderken sıra evlilik ve çocuk sorularına gelince biz sizi ararız cevabını aldım :)) Baktım olacak gibi değil kendi işimi kurup kurtuldum:)) Şimdi kapım bütün evli ve çocuklu bayanlara açık olacak.
Not:Sakın boşandım demeyin hiç iş bulamıyorsunuz.
07/09/2006 : 15:33:00
Bende İnternet sitesinden başvurduğum Alman elektronik firmasında mülakata çağırıldım.Öğrenciyken çalışmayı denemiş ve beni geliştirdiğini görmüştüm (dersler açısından tam tersi oluyor ama çıkınca ne yapacam ben demektense iyi deneyim olur).Neyse önce öss vari sorularla mantığımız denendi.Teste cevap veremeyen adam pc ile ilgili sınavda demekki tam yaptı! ki o kadar iyi yapmama rağmen beni ve diğer kişileri elendiğimizi söyledir.Yaptıracakları işte telefon başında bilgi vermekti.
Şans ve tanıdık bu aşamada önemli olarak değerlendiriyorum.
Yine bi beyazeşya firmasının dükkanında çalışmak için iş başvurusunda bulundum.Travesti ile birlikte karşılıklı çay içtik.Patron mal indirtti,çayını içti,evladıyla konuştu sonra beni çağırdı.Hava sıcak,burcu burcu terliyorum.İlk sorusu;daha önce geldinmi başvuruya oldu? Haydaa amca sen bana ne diyosun...
Gazeteden ilana başvurduk sınıftan ark.la. Gittik,ilgi alaka çok iyi.Kişisel bilgileri aldılar.Sekreter bizi içeriye davet etti.PAtron kitap pazarlamacısı çıktı.Okuldan referans istiyodu.Bizde hocalarımızı bildirmiştik.Adamın niyeti anladım,cepten para koyup ortak olcaz o kitapları satacaz.Olmaz deyip gittiğimizde referansları arayıp kitap satışı yapmak...Kazan-kazan...SOn anda cv yi almak aklımıza geldi.Bi arkadaşı daha alıp tekrar gittik işyerine.Hemşerin diyerek tanıştırdık,sohbet iyiyken cv leri geri alabilir miyiz dedik.Ortam buz oldu ve aldık.
Yine bi ilana yine aynı ark ile gittik.Yine pazarlama çıktı.Sigorta,maaş prim falan diye gözüken işte 500milyonluk kefil belgesi istedi.Bulamayız deyince prim usulu satışa yöneltti bizi.Oturup bide prim pazarlığı yapmıştık.Ne kadar esnek çalışma...
Son zamanlarda, ailemin yanına az kaldığı bi zamanda,finaller bitmek üzere, Kanadaya gitmek ve eğitim fikrini gerçekleştirmek için bir iş başvurusunda bulunduk.Bulunur bulunmaz bi adam sizin referansınız ben olcam dedi ve bizi işe sokmuştu.İş iyiydi ama tmsf el koydu firmaya.Şans...
02/03/2006 : 14:35:00
merhaba arkadaslar,

ben de sizler gibi mulakatlarda degisik olaylarla karşılaşanlardan biriyim.meslegimin insan kaynakları olması sebebiyle hem cok sayıda degisik insan karakterleriyle karsılastım,hem de kendi mülakatlarımda abuk sabuk birçok işverenle karşılaştım.Ama ben size ilk iş görüşmemi anlatmak istiyorum.

yeni mezun olmuştum ve açıkçası ne yapmak istediğime karar vermeden kendimi atıverdim kurtlar sofrasına ve dedim ki "şu tekstil firmasına bir başvuru yapayım,sonra biraz deneyim kazanıp ciddi anlamda arayışlara girerim."Ardından başvuru yaptığım firma beni görüşmeye davet edince ben de mülakat saatinden 15 dakika evvel sekreterin karşısında hazır olup başladım beklemeye.15 dakika,20 dakika,30 dakika derken daral basmaya başladı.Patronun keyfi gelecek de çağırtacak beni ya tam 1 saat sonra alımdım beyefendinin odasına.oturdum kendimi tanıttım.sıra üniversite bilgime gelince mezun olduğum okulu ve bölümümü hatta iş ile olan bağlantılarını anlattım.Adam tesadüfen benim mezun olduğum kolejden mezunmuş ama bitirdiğim üniversiteden nasıl adam çıkarmış orasını bilemezmiş.Aynen tabir böyleydi.Bir de demezmi "ama Oxford mezunu olsan düşünmeden alırdım seni işe...".Bu lafı duyunca afalladım ve dedim ki nasıl olsa ipin ucu kaçtı,ben de ilanınızda oxford mezunu olma ibaresini göremedim dedim.Adam bana bakakaldı ve dese beğenirsiniz pazartesi gel başla...

Hay başlamaz olaydım.Ama tecrübesizlik işte.1 ay zor dayandım ve sonunda şunu anladım.Başvuru yaparken lütfen özellikle yeni mezun aradaşlar ne yapmak istediğinize ve nasıl bir kurumda çalışmak istediğinize karar verin.İş olsun da ne olursa olsun diye başvuru yapmayın.Çünkü ben karar vermemişim ki şuanda insan kaynakları alanında tecrübem var ve idealimin bu meslek olduğunu keşke o başvuruyu yapmadan önce bilerek adım atsaydım.

Sevgiler
06/10/2005 : 12:22:15
merhaba arkadaşlar,bu siteye ,benim için çok önemli olan bir mülakata,belki yardımı olur diye girdim, hani neler yapabilirim,nasıl davranayım,hareketlerim nasıl olsun diye,bazı cümleler yardımcı oldu inkar edemem ama maşallah tartışmalar bu siteye de girmiş,bence bir insanı işe alırken güvenilir olup olmadığı da incelenmelidir,çok zeki çalışkan olabilir ama ya aklı fırlamalığa çalışırsa,ben bir işverensem işe alacağım insana şirketimi gözüm kapalı emanet edebilmeliyim,yok yatını katını göstermiş yok bilmem ne,ben zaten öyle alakasız ,görgüsüz insanlarla çalışmayı hiç istemem,öyle iş te olmayı versin
25/08/2005 : 20:30:28
ben ne zaman hayata atılacam...
25/08/2005 : 16:03:46
Bir tane iş görüşmesinde bana motor kullanıp kullanamayacağımı sordular. Bende motor ehliyetim yok dedim, adam ehliyeti boş ver, kimse sormaz, dedi. Ben yinede kullanamayacağımı söyledim. Hoş bir işti bu yüzden kaybettim. Ancak motor işi çok gıcık bana göre, helede iş hayatında...
25/08/2005 : 14:22:51
haklısın Deniz.
25/08/2005 : 13:50:51
Sevgili Kenan boşuna parçalanmayın.
25/08/2005 : 13:17:14
bu başlık fikir yeri değil. anlamayanlar için ikinci kez tekrar ediyorum. İŞ TECRÜBELERİNDEN BAHSEDECEKLER BURAYA YAZSIN. fikir, hayal, reklam, sataşma, meydan okuma vs vs bu başlık dışındaki konulardır.
25/08/2005 : 11:55:23
tabi tabi tecrübeni aktardın. aha aşağıda aktardığın iş görüşmesi tecrüben:

"Mülakat vardi. Sözlü ve yazili.
11 müracaat edenden tek ben secildim"

bu kadar...

sana da bir edep ya Hu!
25/08/2005 : 11:14:34
Sayın Mim;

Kuşkusuz herkes özgürce düşüncelerini söyleyebilmeli. Bu konuda sizinle sanırım hem fikiriz.

Bununla birlikte anlatıklarınız hayal mi gerçek mi bu konu hakkında bir şey diyemem. Ama beni asıl ilgilendiren tüm bunların altında yatan ana fikir, felsefe ve düşüncedir. Bu yüzden hayalleriniz de olsa içinde bir düşünce, fikir, felsefe varsa ciddiye alırım. Olaya bakış tarzım bu şekildedir.

Elbette şu dediğiniz de haklısınız: Bu kadar büyük bir ülke de niçin büyük mucitler çıkmasın? Neden buna şaşırmıyorum? Buna şaşırmıyorum çünkü bunun nedenlerini biliyorum.
24/08/2005 : 20:26:49
Sayın Kenan Kablan öneriniz için teşekkür ederim. Bazı konuları Mim açtığı için yanıt verme gereği duydum; ister istemez; ayrıca Sevgili Yasemince81'in yakınmalarının altında yatan asıl nedenleri ortaya koymak istedim; çünkü buradan farkettiğim kadarıyla kendisi uzun süredir iş bulamamaktan ve iş görüşmelerinden şikayetçi ve sürekli olarak bunları ve bunun altında yatan nedenleri sorgulayıp duruyor, o zamanda kaçınılmaz olarak böyle bir cevap vermek gerekiyordu, bununla birlikte tüm bunları parentez içindeki dip-notlar olarak algılayıp konuya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Zira biz zaten anlatacağımızı anlattık ve gerçek nedenleri ortaya koyduk.

Öte yandan Sayın Mim'in anlattıklarını şaşkınlıkla okumaya devam ediyorum. Türk Milletinin yetiştirdiği ne değer ve ne büyük mucitler varmış da bu millet bunu hiç farkedememiş ve anlayamış doğrusu epey şaşırtıcı buluyorum. Çünkü Sayın Mim her seferinde dünyayı sarsacak ve titrecek şeylerden büyük buluşlardan söz ediyor. O halde kendisi madem bu kadar büyük bir mucit, büyük bir bilim adamı ve aynı zamanda büyük bir iş adamı olduğuna göre iş görüşme vb konularda söyleyeceği çok şey olması gerekir. O da sanırım bu büyük anılarını bizlere anlatıyor: daha nice sayısız deneyimi varsa onu bizlere anlatabilir çünkü biz ne de olsa böyle büyük işler, buluşlar, devrimler, transistörler, kablolar vb yapmadık. Yoksa tüm bunlar Sayın Kenan Kablan'ın dediği gibi hayal ve fantezi mi? Gerçek olmayan düşler mi?

Neyse; sahneyi Sayın Mim ve yine iş görüşmelerinde tecrübesi olan yöneticilik yapmış biri, Sayın Kenan Kablan'a bırakıyorum. Şimdilik bu kadar.Hoşçakalın.
24/08/2005 : 17:39:11
mim yukarda yine döktürmüşsün.
kendini anlatmayı ne kadar çok seviyorsun. seviyorsan sev problem yok ama konu ile ne alakası var şimdi.
herkesin hayalleri var. şimdi herkes burada (yani bu başlık altında) hayallerini mi anlatsın?
Levent Dostum. konu başlığını ziyan etmeyelim mim ile yazılarınızı alın bir başka başlık açıp orada sürdürün bilgi paylaşımınızı lütfen. Konu başlığını sabote etmeyelim arkadaşlar.

şimdi iş görüşmeleri ile ilgili aktaracak bir iki lafı olan varsa beri gelsin.
24/08/2005 : 14:28:30
Sosyal haklar ekonomik güçle orantılıdır ama bu tek başına yeterli değildir. Gelir dağılımınız bozuksa ne kadar üretirseniz üretin bu üretilenleri bir kaç kişi yiyorsa bir şey değişmez aynı noktaya gelirsiniz.

A.B.D'de bugün milyonlar insan sürünüyor ve en kötü koşullar altında yaşıyor, neden? Çünkü gelir dağılımı bozukluğu açısından A.B.D dünyanın en kötü ülkelerinden biri. Birinci sırada Meksika, İkinci Sırada Türkiye'nin yer aldığını söyleyelim.

Yani sonuçta ne kadar üretirsen üret ayarlar bozuksa bir şey değişmez.Sanırım Marks'ın çok kapsamlı bir şekilde ortaya koyduğu bu şeye saçmalık diyorsun ama bunun saçmalıkla filan alakası yoktur. Marks'ı ve onun yazdığı bir çok şeyi hiç okumadığın belli oluyor. Marksist biri değilim, onun yanılgılarını da kabul etmek gerek ama onun doğrularını da bilmek gerekir. Hiç okumadan konuşmak, ahkam kesmek bilgisizlik ve cahillikten başka bir şeyi göstermez. Ayrıca bugünkü dünya da sorun üretim sıkıntısı değildir. Çünkü bugün 21. yüzyılda üretim imkanları hiç bir yüzyılda olmadığı kadar artmıştır. Ama buna rağmen insanlar hala aç kalıyor, açlıktan ölüyor ve iş bulamıyor. Üretim imkanları hiç bir çağda görülmediği kadar artmışken milyonlarca insan aç kalıyor, işsizlik artıyor, zenginlerin cebi doluyor, bazı zenginler devletlerden çok kazanıyor ve bu konuda her geçen gün yeni rekorlar kırılıyor. Bunlar çelişkili değil mi? Bir yanda 80 milyar dolar gibi büyük bir servetle daha önce hiç bir dönemle kıyaslanamayacak ölçüde bir sürü zengin bir yanda açlıkla karşı karşıya kalan milyonlarca insan. Her gün karnımı nasıl doyuracağım diye düşünen, böbreğini, bedenini ve başka her şeyini satmak zorunda kalan milyarlarca insan. Üretim imkanları inanılmaz artıyor, makineler, ilerleyen bilim ve teknoloji sayesinde inanılmaz hızla ve çoklukla üretilebiliyor ve nüfusun yüzde birinden daha az kısmı tarımda vb çalışsa bu bile insanların doyması ve aç kalmaması için yeterli ama nedense aç kalan insanların sayısı artıyor.

Dünyanın en zengin doğal kaynaklarına Bor madenlerine sahipsiniz, en zengin insan kaynaklarına sahipsiniz, size üretmekten alıkoyan kim? Sizin kafanız, beyniniz, aklınız yok mu? İlle A.B.D'li bilmem nereli mi üretecek, düşünecek sizin her şeyinizi?

Kısaca lafı uzatmaya gerek yok. Tabii kapitalistlerin derdi başka, kapitalizmin derdi üretim filan değildir. Kapitalizmin derdi egemenliktir.


Bir evde yirmi kişi yaşadığını düşünün. Ve günlük ekmek ihtiyacınız yimi tane olsun. Ve elinizde otuz,kırk belki daha da fazla emek üretebilecek imkanlar bulunsun. Diyelim ki bu evde 30 ekmek üretildi. Bu 30 ekmeğin 25'ini 3 kişi el koysun. Ve kalanını yani 5 ekmeği de istediği gibi diğer 17 kişiye dağıtsın. Bunlardan bazılarına hiç vermesin, bazılarına da çok az versin.Bazıları ekmek almak için türlü yalakalıklar yapsın, yalvar yakar olsun çünkü onların başka çareleri kalmasın. Fakat tüm güçleri ve imkanları elinde bulunduran bu 3 kişi sürekli olarak onları azarlasın. Size az veriyorum çünkü az çalışıyorsunuz; çok çalışırsanız çok vereceğim, siz üretmiyorsunuz ki desin. Kendi uydurduğu bilim olan liberalizmi size zorla öğretsin, beyninizin her hücresine arz-talep diye yazsın. Kısa bir zaman içinde sizde her şeyin bundan kaynakladığını düşüneceksiniz. En temel doğruları bile göremeyecek hale geleceksiniz. Biraz düşünseniz arz,talep diye bir çok şeyin yönlendirildiği ve size yutturulduğunu anlarsınız. Bu üç kişi kendisini eleştiren kişileri ise şiddetle cezalandırabilsin gerektiğinde onları evden atsın ve onların ölümüne yol açsın.Yani sorunun özü üretim filan değildir egemenlik ve egemenliğini kaybeden uluslar için tek başına çalışmak, arz-talep filan bir şeyi değiştirmez. Bunlar işin hikaye ve masal kısmıdır. Çünkü sadece sahibi için çalışan bal yapan arı durumunda olursunuz. Ne arz-talebinden söz ediyorsun sen, beynini bile kullanmaktan aciz insana neyin arzı ve talebinden söz edilebilir. Onların beyin hücrelerini bile ele geçirmişsin, her şeyi istediğin gibi güdümlü olarak yönlendiriyorsun, her yerde tekeller, Soroslar bilmem neler var sen hala arz talep masallarından söz ediyorsun. Bunun adı arz talep değildir bunun adı güdümlü yaşamak ve kendini kandırmaktır. İşte yaşadığımız dünya budur arkadaşlar.
23/08/2005 : 18:58:10
Çok iyi iş yapmak önemlidir kendi görüşüm bu ama bir çok noktada maalesef görünmüyor bile. Bugüne kadar gittiğim hiç bir iş görüşmesinde diplomaya yada bitirme derecesine bakmadılar. Ama hepsinde medini halimle ve eşimin ne iş yaptığıyla ilgilendiler. Nezaman ön yargısız bir toluma kavuşacağız merak ediyorum. Bazen merak ediyorum gerçekten bir işim olacakmı diye. Torpil olayından nefret ediyorum. Onurumu zedeliyeceğini düşünüyorum. Torpille bir işe girersem benliğimden kaybedecek şeyleri düşünüyoum. Sizce onurluca yaşamak en güzeli değil mi? Herkes adaletsiz yarışınca yarışmanın ya da bir yerlere gelmenin ne önemi var?
23/08/2005 : 18:16:41

Sayın Mim, söylediğiniz şeyin tek başına üretimle ilgisi yoktur. Üretim, adil paylaşma, politikalar vb şeylerle de çok alakalı bunlar. Şimdi serbest piyasa da iş bulmak için ille de işi çok bilmek, çok yetenekli olmak filan da gerekmez. Örneğin geçenlerde okuduğum bir habere göre bir maymunun tablosu binlerce dolara satılmıştı, üstelik eleştirmenlere göre bu tablo önemli bir şeyde değildi. Çok iyi bir iş yaparsınız, proje üretirsiniz ama kimse dönüp yüzünüze bakmazsa zaten bunların anlamı da olmaz.
23/08/2005 : 13:54:44
Kenan Bey in anılarıda çok renkli.Yazarlardan daha çok hikaye çıkacağından eminim,
Bir iş ziyaretinde tekstil firması sahibi biri ile görüşüyorduk,ve birden önümüze resim albümünü çıkarıp sahip olduğu yatların,katların ve nicelerinin resimlerini göstermeye başladı.
Arkadaşım ve ben şaşırmıştık ama o devam etti
-Ben de görmemiş gibi gösteriyorum
-Lütfen devam edin
-Gerçek şu ki;ben görmemişim,ne yatım vardı ne de villam ama şidmi herşeye sahibim herşeyee...

-
23/08/2005 : 13:28:52
Bir kaç iş görüşmesi hatıramı da ben aktarıvereyim;

muhasebe bölümüne alınacak personel ile görüşmedeyiz. doldurduğu formu inceliyorum. bir baktım ...... okul, ben o okuldaki hocaların bir çoğunu tanırım dedim. başladım sormaya. vatandaşta tık yok. falanca diyorum yüzüme bakıyor, filanca diyorum gözlerini kırpıştırıyor. en sonunda "sen" dedim "o okulda okuduğundan ve oradan mezun olduğundan emin misin?" biraz şaşala**** evet cevabını verdi sonra yanındaki çantasından diplomasını çıkardı. inceledim hakikaten orada okumuş ve mezun olmuş. fakat hocaların hiç birini tanımıyordu. hatta en ufak bir fikri bile yoktu diyebilirim...

bir başka iş görüşmesinde ise iyi giyimli, hoş görünümlü 30 yaşlarında bir bayan geldi. sekreterim beklemesi gerektiğini ondan önce görüşme için bekleyenler olduğunu söylemiş olmasına rağmen doğrudan odaya girdi. çok farklı insanlarla karşılaştığım için çok fazla tepki vermedim. oturmasını rica ettim. içeride görüşmedeki arkadaş çıktıktan sonra "buyrun" dedim. iş ilanı için geldiğini, çok şanslı olduğumuzu, zira kendisinin büyük bir şans eseri şu sıralar iş aradığını söyledi. başvuru formu veya özgeçmişi olup olmadığını sordum. oturduğu koltukta hafifçe dikleşti. gözleri şaşkınlıkla açılmış bir vaziyette ve şaşkınlığı sesine tamamen yansımış bir halde "ne? bana da mı form doldurtacaksınız? inanmıyorum.." dedi. bu bayanın kim olduğu, nereden gelip nereye gittiği konusunda en ufak bir fikrim yok. form doldurmasını veya özgeçmiş vermesini istediğim için özür diledim. bunun prosedür gereği olduğunu belirttim. telefon numarasını sekreteryaya bırakmasını ve arayacağımızı söyledim. tabi ki daha sonra aramadık. acaba bize kızmışmıdır ne dersiniz?

bir başka görüşme macerası ise bundan 15 yıl kadar önce olmuştu. yazılım firmasına programcılar arıyoruz. başvuruları değerlendirmeye çalışıyorum. gençten bir aday geldi. formuna hızlı bir biçimde göz attım. bir de ne göreyim bildiği programlama dilleri arasında C yazıyor. C dili o zamanlar populer olan Pascal dili ciddi manada geliştirilerek oluşturulmuş yeni bir programlama dili. üniversitelerimizden hocalar ingiltereye filan gidip bu dil ile ilgili eğitim alıyorlar henüz. karşımda C bilirim diyen bir aday görünce itiraf etmeliyim ki çok heyecanlanmıştım. Zira C ile çok sağlam uygulamalar geliştirip rakiplere fark atmak işten bile değildi. hemen her şeyi es geçip bu dili nasıl öğrendiğini, yurt dışında eğitim alıp almadığını, ne tip uygulamalar geliştirdiğini filan sormaya başladım. sorularıma karşılık gelen cevaplar çok alakasız ve tuhaftı. yaklaşık bir 10-15 dakika sonra adayın C diye bahsettiği şeyin MS-DOS işletim sisteminde görünen disk promptu (hani komut istemine geçince sürücü adı görünür ya, hard diski belirten C:>) olduğunu anladım. arkadaş bu C'yi biliyormuş meğer... diğer C programlama dilinden ise zerre haberi olmadığını anladım mülakatın sonunda.

iş görüşmesine geldiği zaman; "bir ay sonra evlenecem düğünümde maddi yardım yapacaksanız işe başlıyayım yoksa hiç başlamayayım" diyenler mi istersiniz, yoksa koltukta arkası dönük oturup sadece kafasını çevirip konuşanı mı? veya iş görüşmesi esnasında cep telefonunda karısıyla uzun uzun kavga edeni mi? daha bir sürü şey var. ama bana göre ilk iş görüşmem çok ilginçti. başvuru yapacağım firmaya gittim. fazla bekletmeden mulakata alındım. mulakatın sonunda masamda çalışmaya başlamıştım....
22/08/2005 : 16:08:57
Sosyalizm ne yazık ki ölmedi; çünkü sosyalizm ne Troçki ile ne Mao ile ne de Lenin ile sınırlıdır. Sosyalizm ölmedi çünkü sosyalizmin sonsuz biçimi ve türü var. Olmasa bile yeni biçimler ve teoriler, yapılar geliştirmek insanın kendi elinde tıpkı demokrasi düşüncesi gibi. Demokrasi, yasalara saygı gibi kavramlar gökten zembille inmedi, insan aklı onu buldu ve geliştirdi.

Yine Avrupa'da Aydınlanma Çağında demokrasi kavramı ortaya atılırken: ama bu çok önceden yaşanmıştı, eski Yunanlılar bunu denedi ve bu başarılamadı denmedi. Aksine onlar demokrasi kavramının üzerine giderek onu öğrenmeye çalıştı.

Kapitalizmin en büyük korkusu yıllarca sol ideolojiler olmuştur. Çünkü teorik düzlemde kapitalistlerin tartışacak güçleri yoktu. Her ne kadar bu iş için büyük paralar ve servetler ayırsalarda onlar sosyalist düşüncelerden korkarlar. Çünkü aklı başında her insan açlığın, sömürünün vb şeylerin engellemesini ister ama kapitalizm açlığı ve sömürüyü yok etmez istemez çünkü varlığı buna dayanır.

Ne yazık ki sosyalizm ve sol düşünce hakkında en ufak bilgi birikimi olmayanlar bu konuda bugün konuşuyor. Fukuyama artık tarihin sonuna geldiğimizi çünkü kapitalizmden başka alternatifin olmadığını söylüyor; tıpkı bu forumda her fırsatta kapitalizmi öven Sayın Mim gibi.

İnsanın hayalleri ölemez; eğer onun hayallleri ve düşünceleri ölürse bir anlamda insanlık ölmüş demektir.İnsanoğlu bugüne kadar gerçekleştiremez denilen onca şeyi gerçekleştirdi. Onca eleştiri, yaygaraya rağmen.

Kapitalizm bugün tüm dünya da yaygara çıkarmaya çalışmaktadır. Brezilya, Venezüella'da olup bitenler kapitalistleri şaşırtıyor. A.B.D, Venezülla'da ki sosyalist hareketi engellemeye çalıştıysa da başaramadı, Venezüella halkı A.B.D'lileri denize döktü. Demokratik ama sosyal haklara öncelik veren, insanı, halkı koruyan, onu kapitalizm içinde ezdirmeyen, aşağılamayan bir sisteme kavuşmak dileğiyle.
Bu arada demokrasi=kapitalizm demeyin alakası yok. Biraz okuyun öyle konuşun lütfen.
22/08/2005 : 13:51:53
Gerçekten çok hoş homer. Bende bir görüşme esnasındayken müdür telefonla kasabı aradı ve 2 kilo dana kıyma istedi. Bişey içmem desemde zorla çay getirtti. Burda çay yapmaktan gocunmuycaksın dedi. Küçük oğlunun arabayı alıp kaçtığına sinirlendi. Bende yüksek lisanslıyım nolmuş yani dedi? Ben hamburgeri 5 milyona yiyorsam sen 500 bine yiyorsun dedi. Bayağ enteresan oıldu yani. Sonuç ne olursa olsun arıycam dedi. Hiç aramadı.
22/08/2005 : 13:05:47
Arkadaşlar Merhaba,
Bende onlarca iş başvurusu yapmış ve mülakata katılmış biri olarak aklımda ençok kalan sahne;patron adayımın özgeçmişimin üzerine notlar alırken "bak kıymetini bil senin için 600 Euro luk kalemimi kullanıyorum"
Aman Allahım ne büyük onurdu(!)benim için ve sanırım önemli bir kırılma noktasıda oldu;çünkü aradığım patronu bulmuştum beni aşağılayacak ve aşağılamayı öğretecek.

21/08/2005 : 20:29:37
Komunizmin neden olmayacağını yazmak bana düşmez. Ama tabii komunizmi de bilmek, okumak ve anlamak gerek. Yıllarca bu ülke de "komunizm" A.B.D ve onun iç müttefikleri tarafından en iğrenç, en kötü şey olarak gösterildi. Komunist olmak vatan haini olmak, şerefsiz, adi olmak ile eş tutuldu. Onlar için katli vacip denildi. 60'lı yıllarda komunistler A.B.D dışarı dediğinde, A.B.D'yi müttefik olarak gören yeşil kuşak bunlara '*********' vb diyerek saldırdı.Tabii genç kuşak okumadığı için bunlar çabuk unutuldu.

Türkiye'de 12 Eylül ve Sovyetlerin çökmesinden sonra çok fazla komünist kalmadı ve komunistlerin nesli neredeyse kurudu ve kurutuldu. Bunun dışında sosyalizmin ve komünizmin tek bir biçimi yok: Maoist, Troçkist vb bir çok yaklaşımı var. Sadece Sovyetlerin çökmesine yani bir tek yaklaşıma ve çalışmaya bakarak sosyalizm öldü denilebilir mi?

Sosyalizm insanın uçma hayali gibidir. Ve insanların aç, işsiz kalmaması gibi önemli hedefleri ve vaatleri olan bir sistemdir. Bilindiği gibi yüz-yıllar boyu insanlar uçmak için çaba gösterdi. Bunun için binlerce insan öldü çoğu uçmayı başaramadı. Hatta bir ara bilim adamları insanın havada uçmasının imkansız olduğunu söylemeye ve bunu ispatlamaya kalktı ama sonunda insan havada uçmayı başardı ve şu an gökyüzü uçaklarla dolu. Kısaca tek bir örneğe ve deneyime bakarak böyle şeylerin gerçekleşmeyeceğini söylemek yanlıştır. Kaldı ki bugün Venezüella, Brezilya ve Küba'da ve bir çok ülkede sosyalizmin prensiblerini savunan partiler iktidardadır. Küba Birleşmiş Milletlerin yayınladığı 'insanı Kalkınma Endeksi rapora göre' Türkiye'den daha iyi durumumda: yanılmıyorsam Küba 52. sırada, Türkiye 85. sırada.

Almanya'ya gelince: Almanya, İsveç, Norveç gibi bir çok ülke serbest piyasa mantığını tam olarak uygulayan ülkeler değil. Öyle olsaydı işsizlik maaşı ve daha nice sosyal haklar insanlara verilmezdi. Bu ülkeler de işsizler, açlar yıllarca insan gibi yaşadı ama Türkiye'de senin dediğin gibi sosyal devlet politikları filan uygulanmadı. İnsanlar bugün çöplükten ekmek topluyorsa, böbreğini satmak zorunda kalıyorsa, binlerce sokak çocuğu sokaklarda sürünüyorsa bunu söylemek abesle iştigal olur.

Ayrıca bugün dünyanın her yerinde serbest piyasa ekonomisine karşı büyük bir tepki var. Almanya, Fransa ve bir çok yerde insanların huzuru kaçtı. Çünkü serbest piyasa ve kapitalist politikalar böyle giderse bu ülkeler içinde geriye gidiş söz konusu ve Fransa'nın bu yüzden A.B'nin genişlemesine karşı çıkması anlamlı.
20/08/2005 : 21:36:57
Teşekkür ederim bende bu sözün üstüne derim ki,

Nokta kadar çıkar için virgül kadar eğilmeyeceksin.
20/08/2005 : 20:19:51
Şimdi her şeyin özelleştiğini, şuna buna satıldığını düşünün. Bu arada İngiltere, Fransa gibi bir çok ülkede stratejik önemi olan kuruluşlar özelleştirilmedi. A.B.D bazı şirketlerin Çin'e satılmasına karşı çıktı filan. Her şeyi özelleştiririm, bedavaya satarım, üstüne para veririm, hatta donumu bile veririm mantıkları kapitalizmin mantığıdır. Kardeşim donun verdin diyelim daha sonra ne vereceksin, neyini vereceksin, düşünüyor musun? Tabii sen düşünmezsin, okumazsın, bilmezsin, habire konuşurda konuşursun, araştırmazsın, özelleştirme sonucu Arjantin, Meksika, Tayvan ne gelmiş bakmazsın.

Şimdi gençler iş aramaya gidiyor: iş bulmak kolay mı, neden zor olduğunu anlamak için Marks'ı okumanızı ve anlamınızı öneririm. İş bulmak zordur çünkü milyonlarca ve milyonlarca insan işsizdir. Zaten patronların çoğunun eleman bulmak gibi sıkıntısı da yok. Adamlar Çin'e gidiyor. Çin'li mühendisler 20,50 dolar ücretle çalışıyor, yemiyor, içmiyor çünkü kafaları bu kadar çalışıyor. Militarist Çin devleti ve global kapitalistler çok seviniyor çünkü kasalarını dolduruyor ama Çin milleti kan ağlıyor. Tayvan insanı kan ağlıyor çünkü onlar parayla bedenleri satmak zorunda kalıyor.

Sayın Mim'in çok övdüğü, öve öve bitiremediği piyasa ve kapitalizmin mantığı böyledir sevgili Yasemince81. Şimdilik hoşçakalın
.
19/08/2005 : 18:56:09
Ve de iğrenç!!
19/08/2005 : 16:12:38
Uzun sure is aramistim askerden sonra. Sanki Universiteyi bitirince, ustune askerligide yapinca butun kapilar ardarda acilacak sanmistim kendime.. Iste genclik :)

Is bulunamiyor, ben moralmen cokuyorum (Tabi bu arada bulunnan isler var ama ne ben soyleyeyim nede siz sorun). Artik biyik sakal birbirine karismis, sabahlari gec kalkan amacsiz bir adam olmustum.

Bu arada bir arkadasim bir Yazilim firmasini onerdi. Bir tanidigi varmis, is gorusmesi ayarladi bana...

Ben gene umursamaz tavirlarla ve ayni sekilde (sac sakal karismis, normal bir kiyafetle gittim) nasil olsa ise almayacaklar. O kadar rahatim ki fikra bile anlattim. Sonradan destek muduru oldugunu ogrendigim bayan cok guldu bana...

Neyse ciktim, arkadas aradi. Yok be oglum birincisi yazilim bizde bilgisayar nerdeee dedim (Daha yeni yeni goruyoruz bilgisayarlari su commodorelerden yeni gecmis o pc lere piyasa :) )

2-3 gun sonra gene cagirdilar beni. Cok begenmisler. Haydaaa nasil olur yav dedim kendi kendime.. Neyse bu sefer sac, sakal duzgun kiyafet duzgun gittik gorusmeye. Biraz daha ciddiyim...

2-3 kisiyle toplu gorustuk, sorular cevaplar derken tamam dediler. Ise aldik. Ben one kadar Musteri Temsilcisi olacagim diye dusunuyordum. Cunku genellikle hep Satis agirlikli islerde calismistim. Dedilerki sen EGITIMCI olacaksin.., Nasil egitimcilik, egitim vermek kim ben kim vb bir suru soru...

Sonra ne mi oldu. Zaman beni o gun secenleri hakli cikardi. Iyikide hakli cikardi... :)

Saygilar...
16/08/2005 : 08:44:44
Bekliyorum. Dürüst olmamak herzaman için dezavantaj değil midir iş görüşmelerinde?