Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

11/10/2008 : 13:34:21
Dış şoklar gelecek aylarda temel ekonomik göstergeler üzerinde farklı yönlerde etkiler ortaya çıkaracak. Ekonomi yönetiminin 'ince ayar' önlemleri akılcı bir zamanlama ile uygulamaya koyması dış şoklara karşı bir 'dalgakıran' görevini görecek.

Ekonomi, gelecek aylarda dalga dalga gelen dış şoklarla mücadele edecek. Esasında kredi krizi, Türkiye ekonomisinin aşırı ısındığı bir hızlı büyüme döneminde ortaya çıksaydı, hasarın faturası çok daha ağır olacaktı. Zengin ülkelerdeki krizin, Türkiye ekonomisini bir soğuma ve yavaşlama dönemine rastlaması ise hasar ihtimalini büyük ölçüde azaltacak. Dış sarsıntıların, emlak piyasasının ve Borsa'nın zaten duraklama eğiliminde olduğu bir dönemde ortaya çıkması, bir tür hava yastığı görevini yapacak.
Dış şoklar gelecek aylarda temel ekonomik göstergeler üzerinde farklı yönlerde etkiler ortaya çıkaracak. Ekonomi yönetiminin "ince ayar" önlemleri akılcı bir zamanlama ile uygulamaya koyması dış şoklara karşı bir "dalgakıran" görevini görecek. Ekonomi politikasının uygulamasındaki tereddüt ve gecikmeler ise krizin Türkiye'ye de bulaşmasına yol açacak.
Gelişmiş ülkelerdeki kredi krizi ve durgunluk, Türkiye ekonomisinin temel göstergeleri üzerinde aşağıdaki etkileri ortaya çıkaracak:
Enflasyon: Gelecek aylarda fiyatlar genel düzeyini yükseltecek ve düşürecek faktörler bir arada ortaya çıkacak. İç ve dış talebin azalması fiyatların yükselmesini önlerken yüksek faiz oranları ve girdi maliyetleri fiyatları artırıcı bir etki yapacak. Yıllık enflasyonun tek haneye inmesi zorlaşacak ama bu oran yüzde 13'ün üstüne de pek çıkmayacak.
Döviz kurları: Kısa vadede yükselecek döviz kurları gelecek yılın ilkbaharından sonra istikrarlı bir seyir izleyebilecek. Doların 2009 yılındaki ortalama değerinin, 1.30 YTL dolayında kalması ve faiz oranlarındaki istikrarın ilk koşulu olacak.
Faiz oranları: Zengin ülkelerin aksine Türkiye, faiz oranlarının düşüşü konusunda epey ihtiyatlı davranmak zorunda kalacak ve Merkez Bankası indirim için belki de yeni yılı bekleyecek Bankalarda yaygınlaşan kredi çekingenliği, şirketlerin işletme ve yatırım kredisi bulmalarını zorlaştıracak. Yüksek oranlar ise durgunluk süresini uzatacak.

Durgunluğun etkileri
Ekonomide 2007'nin ikinci yarısında başlayan yavaşlama eğilimi, dış faktörlerin de etkisiyle uzun süreli bir resesyon dönemini başlatabilir. Bu nedenle hükümetin gelecek hafta açıklayacağı 2009 yılı programının aşağıdaki konularda önlemler içermesi gerekiyor:
Büyüme oranı: Türkiye'de bugüne kadar ekonomi ya hızlı büyüdü ya da kriz yaşadığı için iş dünyası durgunluk dönemlerine pek alışık değil, Büyüme oranının 2007'de yüzde 4.5'e düşmesi sonrasında, 2009 ve 2010 yıllarında da yüzde 3'ün altındaki oranlar gerçekleştiği takdirde girişimcilerin bu yeni duruma uyum sağlamaları zor olabilir.
İç talep: İhracatı artırmanın zorlaştığı bir dönemde iç talepteki duraklamanın devam etmesi başta şirketler olmak üzere tüm ekonomik birimlerin satışlarını iyice durgunlaştırabilir. Bu nedenle ekonomi yönetiminin, aşırı ısınmaya yol açmadan bazı canlanma önlemlerine başvurması beklenebilir.
İşsizlik: Büyüme oranının her 1 puanı yaklaşık 100 bin kişiye iş imkânı sağladığı için, bu orandaki gerileme işsizliği artıracak. İç talepteki ve yatırımlardaki duraklama da istihdam artışını önleyeceği için 2009 ve 2010'da işsizlik oranı maalesef yüzde 10'un üstünde kalacak.
Makine-teçhizat yatırımları: Girişimciler ortaya çıkan belirsizlik ortamında makine ve teçhizat yatırımlarını ister istemez erteleyecek. Tevsi ve kapasite yatırımları da mümkün olduğu kadar kredi alınmadan ve öz kaynaklar kullanılarak yapılacak.

Emtia fiyatları dalgalanacak
Gelecek 18 ay içinde dünya piyasalarında ortaya çıkabilecek şu gelişmelerin yakından izlenmesi ve iniş-çıkışlara karşı gerekli önlemlerin alınmasını kolaylaştıracak:
Ham petrol fiyatları: Zengin ülkelerdeki durgunluk nedeniyle petrol ürünleri talebi azalacağı için 159 litrelik bir varil başına ham petrol fiyatının 110 dolar üstüne çıkması çok zor olacak. İthalatçı ülkelerdeki stokların yetersizliği, bazı gelişmekte olan ülkelerde büyüme oranın yüzde 5'in üstünde gerçekleşmesi ve OPEC'in üretimi kısması ise fiyatın 80 doların altına inmesini engelleyecek.
Gıda ve metal fiyatları: Dünya piyasalarında talebin azalması ve zor duruma düşen yatırım bankalarının portföylerinde gıda ve metal sektörleri ile ilgili türev ürünlerin bulunması fiyatları kısa vadede düşürecek. Ancak talep biraz duraklasa da orta vadede gıda ve metal fiyatlarının, 2007 düzeylerinin altına düşmeyecek.

Cari açık en büyük sorun
Gelişmiş ülkelerde ekonomilerin durgunluğa girmesi, aşağıda görüldüğü gibi Türkiye'nin için cari işlemler açığını artırıcı bir etki yapacak:
İhracat: Durgunluk döneminde dış talebin azalması nedeniyle ihracatı artırmak zorlaşacak, artan rekabet ise ürünlerin ihracat fiyatlarını geriletecek. Gelişmiş ülkelerde satın alma gücü azalan veya duraklayan tüketici segmentleri için hesaplı fiyatlarla mal üreten şirketler, durgunluğa rağmen ihracatını artırabilecek. Turizmde de aynı politikayı izleyen şirketler kazançlı çıkacak.
İthalat: Kurların göreli olarak düşük düzeyi nedeniyle, ara malları ithalatı, büyüme oranı gerilese de artışını sürdürüyor. Dünya ticaretindeki artışın hız kaybetmesi ve artacak rekabet sayesinde ithal edilen ürünlerin fiyatları bir miktar düşecek. Talep azlığı nedeniyle enerji ve metal fiyatlarındaki duraklama veya dönem dönem görülebilecek gerileme de Türkiye'nin yararına olacak.
Cari açık: 2005'ten önce büyüme hızı gerilediğinde, cari işlemler açığı da azalırdı. Örneğin ekonominin resesyona girdiği 1998 ve kriz yaşadığı 1999 yılında cari işlemler açığı sorun olmamıştı. 2002 ile 2006 döneminde ortalama olarak yüzde 7.5 oranında büyüyen ekonominin 2007 ve 2008'de yavaşlamasına rağmen dış ticaret ve cari işlemler açığı artmaya devam etti. Ekonominin durakladığı, ihracatta ve yabancı sermaye girişinde sorunlar yaşandığı bir dönemde ithalatın ve cari açığın hızlı artışı ekonominin en zayıf noktası olmaya devam edecek.

Borç cephesinde durum
Dış borç içinde kısa vadeli borçların oranının yüzde 30'u aşması sorun yaratabiliyor. Türkiye'de ise bu oran yüzde 18,3'te kaldığı için şimdilik sorun oluşturmuyor. Bu yılın ortasında toplam 284.4 milyar dolar olan dış borçlar içinde özel sektöre ait olanların değeri ise epey yüksek ve 190.5 milyar doları buluyor. Özel sektörün
dış borcu içinde kısa vadelilerin oranı ise yüzde 25 olarak hesaplanıyor.
Özel sektörün ödeyeceği borç tutarı gelecek yıl 47 milyar, 2010'da ise 24 milyar doları bulacak. Güney Kore'de 1997'de yaşanan krizde başrolü özel sektörün yüksek düzeydeki borçları oynadığı için, bu konuda dikkatli olmak gerekiyor. AB tanımına göre borç stokunun milli gelire oranını yüzde 38'e kadar düşüren Türkiye, böylece Maastricht Kriterleri'ndeki yüzde 60 oranının altında bir performans gerçekleştirdi. Beklenmedik kur artışları faiz oranlarında ani bir artışa yol açmadıkça, borç sorunu bir dış şok durumunda bile ekonomik dengeleri fazla
Zorlamayacak.

Dayanıklılığı artıracak faktörler
Aşağıdaki olgu ve faktörler, Türkiye ekonomisin bir dış şoka karşı daha dirençli ve dayanıklı kılacak:
-Krizin son 14 ay içinde aşama aşama ilerlemesi, hükümetin ve şirketlerin gerekli önlemleri almasına zaman tanıdı. .
-Türkiye'de türev ürünlerin yaygın olmaması etkilenmenin bugün kadar beklenenden daha az olmasını sağladı.
-2001 Krizi'nden sonra oluşturulan resmi denetim kurulları, banka ve finans kuruluşlarının daha ihtiyatlı çalışmasını zorunlu kıldı.
-Bütçe açığının ve kamu sektörü borçlanma gereksiniminin denetim altında tutulması, istikrarın devamında önemli bir faktör oldu.

Risk faktörleri
Aşağıdaki faktörler ise durgunluğun umulandan daha uzun sürmesine yol açabilecek:
-Avrupa ülkelerinde ve diğer gelişmekte olan ülkelerde de portföy yatırımcıları, Türkiye için bir risk görmese de, zararlarını kapatmak için ellerinde bulunan Türk hisse senetlerini ve bonolarını satabilecek. Bu durumda durgunluk Türkiye'ye de bulaşacak.
-Planlanan özelleştirme ihalelerine yurt içinden ve dışından katılım azalacak, katılanların teklif düzeyleri de ister istemez düşük olacak. Bu nedenle hükümet bazı ihaleleri erteleyebilecek.
-Avrupa ülkelerinden gelen yabancı sermayedeki azalmanın bir bölümün Ortadoğu ülkelerinden gelen sermaye telafi edecek ama toplam değerin azalması kaçınılmaz olacak.
-Yabancı sermayenin portföy yatırımlarını çekmek ve ekonomi içinde tutmak için faizlerin yüksek tutulması, durgunluğun aşılmasını zorlaştıracak.
-Gelir dağılımında hızlı büyüme dönemlerindeki iyileşmenin durması, yerel seçim öncesinde popülist baskıları artıracak.

Reformlar için takvim şart
Hükümetin gelecek hafta içinde 2009 yılı bütçe tasarısını ve makroekonomik programını TBMM'ye sunması gerekiyor. Bütçenin mali ve parasal disiplin ilkelerine uygun bir şekilde açıklanması, Türkiye ekonomisini dış şoklara karşı daha dirençli ve dayanıklı kılacak.
2009 yılı programında hükümetin ekonomide istikrarı koruyacak önlemlere öncelik vermesi ve bunları vurgula**** kamuoyuna açıklaması güveni artıracak. Türk Ticaret Yasası'ndaki değişiklikler, Teşvik Yasası ve diğer ekonomik ve hukuksal reformlar için bir takvim verilmesi ise piyasaları bir ölçüde rahatlatacak. Ekonomi yönetimi, Merkez Bankası ve Hazine arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve dünyadaki her gelişmenin özel bir erken uyarı sistemi ile algılanması riskleri azaltacak

Faruk Türkoğlu
Ekonomiye 'ince ayar' dış şoklara karşı dalgakıran olur