Perakende bugün en hızlı sektörlerden biri. Son tüketiciyle en çok temas halinde olan sektör olduğu için de bu kaçınılmaz bi durum. Peki şu anda hangi trendler hakim perakendeye? Yarın için okunması ve düşünülmesi gerekenleri derledik.
Bundan 10 yıl öncesine kadar perakende denilince akla marketler ve hayatımıza yeni yeni girmeye başlayan alışveriş merkezleri geliyordu. Zaten ne olduysa hep bu 10 yıl içerisinde oldu. Discount marketler her yanı sardı, bir zamanlar sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen yabancı markalar, yerli markaları geçecek bir noktaya geldi. Kentlerin en müstesna köşelerinde dev alışveriş merkezleri yükseldi. Birkaç yıl öncesine kadar adı bile duyulmayan elektronik marketlerin ciroları şaşırtıcı boyutlara ulaştı. Kısacası yenilikleri ile pazara öncülük eden yatırımcılar hem çok iyi kazandı hem de yeni döneme öncülük etti. Süreç tamamlanmış değil, Türkiye’de perakende sektörünün devinim hızı çok yüksek. Bu durum sektördeki tüm oyuncular için trendleri çok iyi takip etmek zorunda bırakıyor. Biz de üç yıldır yaptığımız her perakende araştırmasından sonra, içinde yaşadığımız ama yaşarken pek de formüle edemediğimiz trendleri bu sayfalarda aktarıyoruz.
AVM yatırımları Anadoluya kayıyor
İstanbul Türk ekonomisinin her anlamda amiral gemisi. Hemen her sektörde olduğu gibi perakende de büyümenin dinamosu İstanbul oldu. Ancak son zamanlarda İstanbul’da alış veriş merkezlerinin (AVM) çok hızlı artması beraberinde “İstanbul doyuma ulaştı mı?” sorusunu da getirdi. . 2008’de perakende harcamalarında gözlenen yavaşlama İstanbul’da AVM’lerle birlikte çok hızlı bir mağazalaşma sürecine girildi. Dolayısıyla özellikle giyim perakendecilerinin kar marjlarında gözle görülür bir daralma yaşandı. AVM’lerin hızlı büyümeleri ve mağazalaşma tartışmalarının aynı zamanda içeride siyasi belirsizlik ortamının arttığı dışarıda ise ekonomik durgunluk ortamına denk gelmesi sıkıntıları boyutlarının da artmasına yol açtı. Böyle bir ortamda yeni mağazalar açmak durumunda kalan giyim perakencileri zor bir sene geçirmek durumunda kaldı. Ernst &Young Türkiye Genel Müdürü Osman Dinçbaş’a göre İstanbul’da yoğunlaşmış bu avm yatırımları perakende sektöründeki en büyük riski oluşturuyor. Bu durum önce giyim perakendecilerini, sonra da AVM yatırımcılarını hızla Anadolu’ya açılmaya itti.
Görüştüğümüz perakende uzmanları da ağız birliği etmişcesine gelişme potansiyeli yüksek Anadolu kentlerine dikkat çekiyor. Konya, Kayseri, Kocaeli, Adana, Mersin, Bursa, Eskişehir, Antalya en hareketli iller arasında. Hem arsa fiyatları açısından hem de yatırımın gerektirdiği büyüklük açısından İstanbul’dan çok daha düşük maliyetlere gerçekleştirilebilen AVM yatırımları ile birçok Anadolu kenti ilk defa alışveriş merkezleriyle tanışıyor. Bu da aynı zamanda süpermarket, elektronik market, food court kavramlarını Anadolu’nun her köşesine taşıyor.
Halen aktif durumdaki 200 alışveriş merkezinin 65 tanesi İstanbul’da geri kalan 135 tanesi ise Anadolu’da. Yeni yapılması planlanan ve inşa halinde olan 267 alışveriş merkezinin ise 89’u İstanbul’da iken, 187’si Anadolu’da. Anadolu’daki alışveriş merkezleri bölgelerinin ihtiyaçlarına göre temel alışveriş merkezi standartlarında olurken, İstanbul’da ise önümüzdeki dönemde gerçek anlamda farklı konseptte açılmayan alışveriş merkezlerinin ayakta kalmasının zor olacağı konuşuluyor.
Her şeye discount market
Discount yani indirim marketi kavramı ile Türkiye’yi 1995 yılında BİM tanıştırdı. Zapsu Ailesi’nin öncülüğünde açılan BİM marketleri stratejisini Almanya’daki Aldi gibi maliyetleri olabildiğince düşük tutarak tüketiciye ürünün dışında maliyet yansıtmama üzerine kurdu. BİM’in ortaya çıkmasından hemen sonra Migros da Şok marketlerini devreye sokarark discount market pazarına girdi.
2001 yılında ise rekabete Sabancı da DiaSA markasıyla katıldı. Şok ve Dia ürünleri arasına alkollü içecekler, dondurulmuş ürünler gibi reyonlar ekleyerek soft discount marketçiliğe yöneldiler. BİM ise kendi tanımını hard discount belirledi. Discount perakendecilik 2003’e kadar sadece marketlerde karşımıza çıkan bir kavram olarak kaldı. 2003 yılında yine Zapsu’lar çoğunlukla kişisel bakım ürünleri sattıkları bir discount zinciri oluşturdu: For You. Daha BİM’deki hisselerini devretmeden başlattıkları bu girişimin ileride “marketleşeceğini” herkes biliyordu. Keza öyle oldu da…
Zapsu’lar 2005’te BİM’deki hisselerini satıp ayrılınca, For You’ya yüklendi ve hızlı bir büyüme dönemi başladı. For You’nun raflarında bugün sadece kişisel bakım ürünleri değil, gıda ve diğer ihtiyaç malzemeleri de satılıyor. O da artık bir nevi soft discount market.
Gıda ve kişisel bakım ürünlerinden sonra üçüncü discount dalgası ise 2006’da Zapsu’ların BİM’deki eski ortakları Mehmet Fatih Saraç’tan geldi. Saraç Evdi adında ev geliştirme ürünlerini uygun fiyata satan bir mağaza zinciri kurdu. O’nun da amacı hızla gelişen ev geliştirme ve tüketici elektroniği pazarında bir “discount” cephesi açmaktı. Discount marketlerde dördüncü dalga ise yine Zapsu’lardan geldi. Bu kez discount rekabeti hazır giyime taşındı. Kurdukları Tedi mağazaları ile markasız hazır giyim ürünlerini çok ucuz fiyatlara müşterilerine sunmaya başlayan Zapsu’lar böylelikle perakendenin en büyük alanlarında (gıda-kişisel bakım-giyim) discount zincirlerini kurmuş oldu.
Zapsulardan hard discount’a dönüş
Zapsular BİM’i satarak çıktıkları hard discount marketçilik işine 2008’in ortalarında yeniden döndü. A101 marketleriyle BİM’deki stratejilerinin aynısını izleyen aile, özellikle BİM’in olmadığı semtlerde ve illerde hızlı bir mağazalaşma atılımı gerçekleştiriyor bu günlerde. Mağazanın adının A101 olmasını, Zapsu’ların şirketi Alman ALDİ’ye satacağı söylentilerine bağlayanlar var. ALDİ 2010 yılında Türkiye pazarına satın alma ile girebileceğini açıklamıştı.
Zapsular perakendenin her alanına adım atarken bir rakip de tekstil kanadından geldi. Kumaş üretimi ve çok katlı mağazacılık alanında faaliyet gösteren Tohum Holding, 2007 eylülünde semt mağazaları açmaya başladı. “İyi giyin az öde” sloganıyla yola çıkan Semt Tekstil Marketleri de kısa sürede hızla büyüyerek 21 mağazaya ulaştı.
Bugün 2115 BİM, 574 Dia, 568 Şok, 207 For You, 155 A101, 118 Evdi, 55 Tedi, 29 Semt mağazası var. Discount perakendecilik her ne kadar daha çok ekonomik sıkıntıların arttığı kriz dönemlerinde hızlı gelişme gösterse de Türkiye pazarında yeni yeni çeşitleniyor. Önümüzdeki dönemde özellikle kişisel bakım ürünleri, elektronik ve ev geliştirme gibi alanlarında yeni girişimlerle karşılaşabiliriz. Elektronik ve ev geliştirmede discount perakendecilik aslında Doğubank’ın öncülük ettiği spot mağazacılığa benzese de kredi kartının yaygın kullanır olması ve mağazaların mahalle aralarına kadar mağazaların girmesi ile başarı şansı yüksek bir iş modeli olarak karşımıza çıkıyor.
Yabancıların pazara girişi devam eder
Doğrudan yabancı yatırım girişi geçtiğimiz yıl 20 milyar dolar seviyesine kadar yükseldi. Bu yılın hedefi ise 15 milyar dolar. Global likidite sıkıntıları, batıdan gelen yatırım dalgalarını yavaşlatsa da özellikle enerji alanındaki ihalelerin yılın ikinci yarısında başlaması yabancı sermaye girişini hedeflenen seviyeye ulaşılmasının çok zor olmayacağını gösteriyor. Perakende sektöründe ise yabancı yatırımların mağazalaşmadan çok alışveriş merkezi yatırımlarına kayması dikkat çekiyor.
Gayrimenkulün son dönemde ciddi değer kazanmasıyla yabancı yatırımcılardan da özellikle alışveriş merkezi projeleriyle ilgilenenler geldi. Önceki yıllarda da Türkiye’de faaliyetleri bulunan Hollanda ortaklı Multi Turk Mall’un 2008’de 1,8 milyar YTL’lik yatırım hedefiyle en büyük yatırımcı konumuna gelmesi bu alandaki ilginin boyutlarını göstermesi bakımından iyi bir örnek. Zira, yine Hollanda menşeli Corio’nun önce Akmerkez’i alması ardından hem İstanbul hem de Anadolu’da yeni projelere yönelmesi yabancıların Türkiye’ye olan ilgilerinin ‘yüksek’ seyredeceğini gösteriyor. İlginin bir kısmı bu alanda uzman firmalardan gelse de Cevahir Alışveriş Merkezi, Eskişehir Neo Alışveriş Merkezi ve Bahçeşehir Prestige Mall satışlarında karşılaştığımız türden yatırım gruplarının da gelmesi bekleniyor.
Yeni markalar gelebilir
Marketler cephesinde ise Migros’un satışı sonrası yabancı sermaye açısından bir bekleme dönemine girildiği söylenebilir. Halen Avrupa’nın en büyük üç perakende grubu Carrefour, Metro ve Tesco Türkiye’de faaliyetlerini sürdürüyor. Canlı olan discount pazarına yabancı yatırımcı beklentisi hipermarket yatırımlarına olan beklentiden daha yüksek.
Giyim perakendesinde ise yabancı yatırımcı ilgisi kesintisiz devam ediyor. Türkiye’ye geçtiğimiz yıllarda gelen ilk büyük yabancı yatırım dalgasıyla Al Shaya Grubu, Inditex, Harvey Nichols, C&A gibi zincir yatırımcıları gelmişti. Son olarak da geçen sene Amerikalı GAP geldi. Halen global devlerden pazara giremeyen ise H&M var. Lüks markalardan ise pazara girmemiş olanların mağazalarını açmaları an meselesi. Son dönemde gelen markaların daha çok Moschino, Chloe, Fendi, Celine, Etro, Paul Smith, Giuseppe Zanotti Jimmy Choo ve Tod’s gibi lüks segmente hitap eden markalar olması bu kanıyı güçlendiriyor.
Siyasi alanda beklenen olumsuz senaryoların yerini görece iyimser yaklaşımlara bırakması giyim perakendesi alanında özellikle çok katlı mağaza zincirlerinin yatırımlarını hızlandırdı. Her türlü segmente özellikle de üst segmente hitap eden mağaza zincirlerinin önümüzdeki dönemde de artarak geleceğini bekliyor perakende sektörü. Global yönetim danışmanlık şirketi A. T. Kearney tarafından hazır giyim perakendecileri için bu yıl ilk kez hazırlanan endekste ilk üç sırayı Brezilya, Çin ve Hindistan alırken Türkiye bu üç büyük ve hızlı gelişen pazarından ardından dördüncülüğe oturdu. Türkiye endekste özellikle tüketici potansiyeli kategorisinde aldığı 58,9 puan ile tüm ülkelerin üzerinde yer alıyor.
Teknoloji market çılgınlığı devam ediyor
Geçtiğimiz yıla belki de damgasını vuran en önemli trend teknoloji marketlerindeki artış oldu. Hem metrekare alanı olarak, hem sayı olarak, hepsinden çok da gördüğü ilgi açısından elektronik, perakendenin en canlı alanı oldu. Media Markt, Electro World, Darty bu alanda yabancı yatırım dalgasıyla gelenler oldu. Yerlilerden de Teknosa liderliği kaptırmamak için elindeki en büyük kozu yani yaygın satış ağını daha da geliştirdi. Bimeks, Vatan, Gold gibi zincirlere yabancıların ilgisinin olduğu dikkate alınırsa bu durumun önümüzdeki yıllarda da sürmesini beklemek iyimserlik sayılmaz. Doğan Holding’in küçük Smile dükkanları ile bu alanda sahaya girme çabası ise dikkatle izleniyor. Mağazalaşma yatırımı için franchise yöntemi ile küçük yatırımcıdan destek alan Smile’ın özellikle dağıtım konusunda iyi bir ağ oluşturması bekleniyor. Şube sayısı 650’ye ulaşan Smile aynı zamanda KVK, Başarı, Telpa ve Genpa gibi distribütörler için de güçlü bir rakip.
Marketlerde konsolidasyon hızlanıyor
Bundan 10 yıl önce 2 bin 135 olan hiper, süper ve zincir market sayısı 8 bin 252’ye ulaştı. Küçük ve orta ölçekli market yatırımlarının sayısı ise hızla artıyor. Aralarından Kiler gibi bir örneğin çıkmış olması bu orta ölçekli perakendecileri agresif büyümeyi yüreklendiriyor. Özellikle son üç-dört yılda gelişen bölgesel marketler hem büyüklere hem de birbirlerine karşı bir tehdit oluşturuyor. Böyle bir ortamda tabii ki konsolidasyon kaçınılmaz olarak daha çok gündeme gelecek. Karlılık ve büyüme konusunda sıkıntı yaşayan yatırımcılar, marketlerini başkalarına devrederek pazardan çekilirken büyüme imkânı olan yatırımcılara güzel fırsatlar sunuyor. Örneğin Migros yakın zamanda önce Silivri, Tekirdağ ve Çengelköy’deki toplam 13 bin metrekare satış alanına sahip Maxi mağazalarını bünyesine kattı. Ankara’nın son dönemde öne çıkan yerel perakendecisi Makromarket geçtiğimiz yıl bünyesine kattığı 25 şubeli Nazar Marketleri ve Kombassan’ın Afra marketlerinden sonra geçtiğimiz ay 14 şubesi bulunan Kayserili Ofis Marketleri satın alarak mağaza sayısını 105’e çıkardı. Makromarket’in bu yıl içerisinde en az bir grubu daha satın alabileceği konuşuluyor.
Her fırsatta satın almalarla büyüyeceğini dile getiren Kiler’in ise son olarak Yimpaş’ın 15 mağazasını kirala**** bünyesine katması bu konsolidasyon oyununda iddialı olacağının kanıtı. Hedefi ise yıl sonunda 200 mağazaya ulaşmak. Tesco Kipa, BİM gibi perakendeciler satın almalarla büyümeyi tercih etmezken özellikle bu rakiplerinin yanında yavaş kalan Carrefoursa ise yerelde satın almalarla büyüme planı yapan perakendecilerin başında geliyor. Carrefoursa önümüzdeki üç yılda 500 milyon YTL’lik yatırım yapmayı planlıyor.
e-ticaret perakendeyi tehdit ediyor
Perakende sektörü bir taraftan hızla büyürken tehditleri de onunla birlikte büyüyor. Elektronik ticaret tüm dünyada olduğu gibi ilk aşamasında Türkiye’de de perakendeyi tehdit eder bir noktada. Dünyada perakende alanında faaliyetleri bulunan firmaların e-ticaret platformları perakende işlerini tamamlar biçimde yapılandırılmıştır. Ancak Türkiye’de birinci internet patlaması döneminde büyük perakendecilerin e-ticarete girişip başarısız olmaları onları bu alandan uzak tuttu. Boşta kalan alanı doldurmak ise internet girişimcilerine kaldı. Hepsiburada, Estore gibi e-ticaret siteleri bugün özellikle elektronik marketleri tehdit edecek boyutlara ulaştı. Elektronik perakendesine konu olan ürünlerin gıda, giyim ve ev geliştirme perakendesine konu olan ürünlerden çok daha standardize olması bu alanda e-ticarete büyük bir potansiyel sağlıyor. 2008 yılının ilk altı aylık döneminde e-ticaret işlemleri tutarı 2007 yılının aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, yüzde 84’lük rekor bir artış göstererek e-ticaret cirosu yılın ilk yarısında 4 milyar 450 milyon YTL’ye ulaştı. E-ticarete talebin artması ile birlikte, 2008’in ilk altı ayında, bir önceki yıla oranla kayıtlı iş yeri sayısında yüzde 130 oranında bir artış kaydedildi. Böylelikle iş yeri sayısı 36 bini aşarken, aktif iş yeri sayısı da yüzde 166 artış oranı ile 23 bin 383’e ulaştı. Tüm bunlar da haliyle internet alanına yatırım yapmayan perakendeciler için birer tehdit oluşturuyor.
Kaynak: TurkishTime
Bundan 10 yıl öncesine kadar perakende denilince akla marketler ve hayatımıza yeni yeni girmeye başlayan alışveriş merkezleri geliyordu. Zaten ne olduysa hep bu 10 yıl içerisinde oldu. Discount marketler her yanı sardı, bir zamanlar sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen yabancı markalar, yerli markaları geçecek bir noktaya geldi. Kentlerin en müstesna köşelerinde dev alışveriş merkezleri yükseldi. Birkaç yıl öncesine kadar adı bile duyulmayan elektronik marketlerin ciroları şaşırtıcı boyutlara ulaştı. Kısacası yenilikleri ile pazara öncülük eden yatırımcılar hem çok iyi kazandı hem de yeni döneme öncülük etti. Süreç tamamlanmış değil, Türkiye’de perakende sektörünün devinim hızı çok yüksek. Bu durum sektördeki tüm oyuncular için trendleri çok iyi takip etmek zorunda bırakıyor. Biz de üç yıldır yaptığımız her perakende araştırmasından sonra, içinde yaşadığımız ama yaşarken pek de formüle edemediğimiz trendleri bu sayfalarda aktarıyoruz.
AVM yatırımları Anadoluya kayıyor
İstanbul Türk ekonomisinin her anlamda amiral gemisi. Hemen her sektörde olduğu gibi perakende de büyümenin dinamosu İstanbul oldu. Ancak son zamanlarda İstanbul’da alış veriş merkezlerinin (AVM) çok hızlı artması beraberinde “İstanbul doyuma ulaştı mı?” sorusunu da getirdi. . 2008’de perakende harcamalarında gözlenen yavaşlama İstanbul’da AVM’lerle birlikte çok hızlı bir mağazalaşma sürecine girildi. Dolayısıyla özellikle giyim perakendecilerinin kar marjlarında gözle görülür bir daralma yaşandı. AVM’lerin hızlı büyümeleri ve mağazalaşma tartışmalarının aynı zamanda içeride siyasi belirsizlik ortamının arttığı dışarıda ise ekonomik durgunluk ortamına denk gelmesi sıkıntıları boyutlarının da artmasına yol açtı. Böyle bir ortamda yeni mağazalar açmak durumunda kalan giyim perakencileri zor bir sene geçirmek durumunda kaldı. Ernst &Young Türkiye Genel Müdürü Osman Dinçbaş’a göre İstanbul’da yoğunlaşmış bu avm yatırımları perakende sektöründeki en büyük riski oluşturuyor. Bu durum önce giyim perakendecilerini, sonra da AVM yatırımcılarını hızla Anadolu’ya açılmaya itti.
Görüştüğümüz perakende uzmanları da ağız birliği etmişcesine gelişme potansiyeli yüksek Anadolu kentlerine dikkat çekiyor. Konya, Kayseri, Kocaeli, Adana, Mersin, Bursa, Eskişehir, Antalya en hareketli iller arasında. Hem arsa fiyatları açısından hem de yatırımın gerektirdiği büyüklük açısından İstanbul’dan çok daha düşük maliyetlere gerçekleştirilebilen AVM yatırımları ile birçok Anadolu kenti ilk defa alışveriş merkezleriyle tanışıyor. Bu da aynı zamanda süpermarket, elektronik market, food court kavramlarını Anadolu’nun her köşesine taşıyor.
Halen aktif durumdaki 200 alışveriş merkezinin 65 tanesi İstanbul’da geri kalan 135 tanesi ise Anadolu’da. Yeni yapılması planlanan ve inşa halinde olan 267 alışveriş merkezinin ise 89’u İstanbul’da iken, 187’si Anadolu’da. Anadolu’daki alışveriş merkezleri bölgelerinin ihtiyaçlarına göre temel alışveriş merkezi standartlarında olurken, İstanbul’da ise önümüzdeki dönemde gerçek anlamda farklı konseptte açılmayan alışveriş merkezlerinin ayakta kalmasının zor olacağı konuşuluyor.
Her şeye discount market
Discount yani indirim marketi kavramı ile Türkiye’yi 1995 yılında BİM tanıştırdı. Zapsu Ailesi’nin öncülüğünde açılan BİM marketleri stratejisini Almanya’daki Aldi gibi maliyetleri olabildiğince düşük tutarak tüketiciye ürünün dışında maliyet yansıtmama üzerine kurdu. BİM’in ortaya çıkmasından hemen sonra Migros da Şok marketlerini devreye sokarark discount market pazarına girdi.
2001 yılında ise rekabete Sabancı da DiaSA markasıyla katıldı. Şok ve Dia ürünleri arasına alkollü içecekler, dondurulmuş ürünler gibi reyonlar ekleyerek soft discount marketçiliğe yöneldiler. BİM ise kendi tanımını hard discount belirledi. Discount perakendecilik 2003’e kadar sadece marketlerde karşımıza çıkan bir kavram olarak kaldı. 2003 yılında yine Zapsu’lar çoğunlukla kişisel bakım ürünleri sattıkları bir discount zinciri oluşturdu: For You. Daha BİM’deki hisselerini devretmeden başlattıkları bu girişimin ileride “marketleşeceğini” herkes biliyordu. Keza öyle oldu da…
Zapsu’lar 2005’te BİM’deki hisselerini satıp ayrılınca, For You’ya yüklendi ve hızlı bir büyüme dönemi başladı. For You’nun raflarında bugün sadece kişisel bakım ürünleri değil, gıda ve diğer ihtiyaç malzemeleri de satılıyor. O da artık bir nevi soft discount market.
Gıda ve kişisel bakım ürünlerinden sonra üçüncü discount dalgası ise 2006’da Zapsu’ların BİM’deki eski ortakları Mehmet Fatih Saraç’tan geldi. Saraç Evdi adında ev geliştirme ürünlerini uygun fiyata satan bir mağaza zinciri kurdu. O’nun da amacı hızla gelişen ev geliştirme ve tüketici elektroniği pazarında bir “discount” cephesi açmaktı. Discount marketlerde dördüncü dalga ise yine Zapsu’lardan geldi. Bu kez discount rekabeti hazır giyime taşındı. Kurdukları Tedi mağazaları ile markasız hazır giyim ürünlerini çok ucuz fiyatlara müşterilerine sunmaya başlayan Zapsu’lar böylelikle perakendenin en büyük alanlarında (gıda-kişisel bakım-giyim) discount zincirlerini kurmuş oldu.
Zapsulardan hard discount’a dönüş
Zapsular BİM’i satarak çıktıkları hard discount marketçilik işine 2008’in ortalarında yeniden döndü. A101 marketleriyle BİM’deki stratejilerinin aynısını izleyen aile, özellikle BİM’in olmadığı semtlerde ve illerde hızlı bir mağazalaşma atılımı gerçekleştiriyor bu günlerde. Mağazanın adının A101 olmasını, Zapsu’ların şirketi Alman ALDİ’ye satacağı söylentilerine bağlayanlar var. ALDİ 2010 yılında Türkiye pazarına satın alma ile girebileceğini açıklamıştı.
Zapsular perakendenin her alanına adım atarken bir rakip de tekstil kanadından geldi. Kumaş üretimi ve çok katlı mağazacılık alanında faaliyet gösteren Tohum Holding, 2007 eylülünde semt mağazaları açmaya başladı. “İyi giyin az öde” sloganıyla yola çıkan Semt Tekstil Marketleri de kısa sürede hızla büyüyerek 21 mağazaya ulaştı.
Bugün 2115 BİM, 574 Dia, 568 Şok, 207 For You, 155 A101, 118 Evdi, 55 Tedi, 29 Semt mağazası var. Discount perakendecilik her ne kadar daha çok ekonomik sıkıntıların arttığı kriz dönemlerinde hızlı gelişme gösterse de Türkiye pazarında yeni yeni çeşitleniyor. Önümüzdeki dönemde özellikle kişisel bakım ürünleri, elektronik ve ev geliştirme gibi alanlarında yeni girişimlerle karşılaşabiliriz. Elektronik ve ev geliştirmede discount perakendecilik aslında Doğubank’ın öncülük ettiği spot mağazacılığa benzese de kredi kartının yaygın kullanır olması ve mağazaların mahalle aralarına kadar mağazaların girmesi ile başarı şansı yüksek bir iş modeli olarak karşımıza çıkıyor.
Yabancıların pazara girişi devam eder
Doğrudan yabancı yatırım girişi geçtiğimiz yıl 20 milyar dolar seviyesine kadar yükseldi. Bu yılın hedefi ise 15 milyar dolar. Global likidite sıkıntıları, batıdan gelen yatırım dalgalarını yavaşlatsa da özellikle enerji alanındaki ihalelerin yılın ikinci yarısında başlaması yabancı sermaye girişini hedeflenen seviyeye ulaşılmasının çok zor olmayacağını gösteriyor. Perakende sektöründe ise yabancı yatırımların mağazalaşmadan çok alışveriş merkezi yatırımlarına kayması dikkat çekiyor.
Gayrimenkulün son dönemde ciddi değer kazanmasıyla yabancı yatırımcılardan da özellikle alışveriş merkezi projeleriyle ilgilenenler geldi. Önceki yıllarda da Türkiye’de faaliyetleri bulunan Hollanda ortaklı Multi Turk Mall’un 2008’de 1,8 milyar YTL’lik yatırım hedefiyle en büyük yatırımcı konumuna gelmesi bu alandaki ilginin boyutlarını göstermesi bakımından iyi bir örnek. Zira, yine Hollanda menşeli Corio’nun önce Akmerkez’i alması ardından hem İstanbul hem de Anadolu’da yeni projelere yönelmesi yabancıların Türkiye’ye olan ilgilerinin ‘yüksek’ seyredeceğini gösteriyor. İlginin bir kısmı bu alanda uzman firmalardan gelse de Cevahir Alışveriş Merkezi, Eskişehir Neo Alışveriş Merkezi ve Bahçeşehir Prestige Mall satışlarında karşılaştığımız türden yatırım gruplarının da gelmesi bekleniyor.
Yeni markalar gelebilir
Marketler cephesinde ise Migros’un satışı sonrası yabancı sermaye açısından bir bekleme dönemine girildiği söylenebilir. Halen Avrupa’nın en büyük üç perakende grubu Carrefour, Metro ve Tesco Türkiye’de faaliyetlerini sürdürüyor. Canlı olan discount pazarına yabancı yatırımcı beklentisi hipermarket yatırımlarına olan beklentiden daha yüksek.
Giyim perakendesinde ise yabancı yatırımcı ilgisi kesintisiz devam ediyor. Türkiye’ye geçtiğimiz yıllarda gelen ilk büyük yabancı yatırım dalgasıyla Al Shaya Grubu, Inditex, Harvey Nichols, C&A gibi zincir yatırımcıları gelmişti. Son olarak da geçen sene Amerikalı GAP geldi. Halen global devlerden pazara giremeyen ise H&M var. Lüks markalardan ise pazara girmemiş olanların mağazalarını açmaları an meselesi. Son dönemde gelen markaların daha çok Moschino, Chloe, Fendi, Celine, Etro, Paul Smith, Giuseppe Zanotti Jimmy Choo ve Tod’s gibi lüks segmente hitap eden markalar olması bu kanıyı güçlendiriyor.
Siyasi alanda beklenen olumsuz senaryoların yerini görece iyimser yaklaşımlara bırakması giyim perakendesi alanında özellikle çok katlı mağaza zincirlerinin yatırımlarını hızlandırdı. Her türlü segmente özellikle de üst segmente hitap eden mağaza zincirlerinin önümüzdeki dönemde de artarak geleceğini bekliyor perakende sektörü. Global yönetim danışmanlık şirketi A. T. Kearney tarafından hazır giyim perakendecileri için bu yıl ilk kez hazırlanan endekste ilk üç sırayı Brezilya, Çin ve Hindistan alırken Türkiye bu üç büyük ve hızlı gelişen pazarından ardından dördüncülüğe oturdu. Türkiye endekste özellikle tüketici potansiyeli kategorisinde aldığı 58,9 puan ile tüm ülkelerin üzerinde yer alıyor.
Teknoloji market çılgınlığı devam ediyor
Geçtiğimiz yıla belki de damgasını vuran en önemli trend teknoloji marketlerindeki artış oldu. Hem metrekare alanı olarak, hem sayı olarak, hepsinden çok da gördüğü ilgi açısından elektronik, perakendenin en canlı alanı oldu. Media Markt, Electro World, Darty bu alanda yabancı yatırım dalgasıyla gelenler oldu. Yerlilerden de Teknosa liderliği kaptırmamak için elindeki en büyük kozu yani yaygın satış ağını daha da geliştirdi. Bimeks, Vatan, Gold gibi zincirlere yabancıların ilgisinin olduğu dikkate alınırsa bu durumun önümüzdeki yıllarda da sürmesini beklemek iyimserlik sayılmaz. Doğan Holding’in küçük Smile dükkanları ile bu alanda sahaya girme çabası ise dikkatle izleniyor. Mağazalaşma yatırımı için franchise yöntemi ile küçük yatırımcıdan destek alan Smile’ın özellikle dağıtım konusunda iyi bir ağ oluşturması bekleniyor. Şube sayısı 650’ye ulaşan Smile aynı zamanda KVK, Başarı, Telpa ve Genpa gibi distribütörler için de güçlü bir rakip.
Marketlerde konsolidasyon hızlanıyor
Bundan 10 yıl önce 2 bin 135 olan hiper, süper ve zincir market sayısı 8 bin 252’ye ulaştı. Küçük ve orta ölçekli market yatırımlarının sayısı ise hızla artıyor. Aralarından Kiler gibi bir örneğin çıkmış olması bu orta ölçekli perakendecileri agresif büyümeyi yüreklendiriyor. Özellikle son üç-dört yılda gelişen bölgesel marketler hem büyüklere hem de birbirlerine karşı bir tehdit oluşturuyor. Böyle bir ortamda tabii ki konsolidasyon kaçınılmaz olarak daha çok gündeme gelecek. Karlılık ve büyüme konusunda sıkıntı yaşayan yatırımcılar, marketlerini başkalarına devrederek pazardan çekilirken büyüme imkânı olan yatırımcılara güzel fırsatlar sunuyor. Örneğin Migros yakın zamanda önce Silivri, Tekirdağ ve Çengelköy’deki toplam 13 bin metrekare satış alanına sahip Maxi mağazalarını bünyesine kattı. Ankara’nın son dönemde öne çıkan yerel perakendecisi Makromarket geçtiğimiz yıl bünyesine kattığı 25 şubeli Nazar Marketleri ve Kombassan’ın Afra marketlerinden sonra geçtiğimiz ay 14 şubesi bulunan Kayserili Ofis Marketleri satın alarak mağaza sayısını 105’e çıkardı. Makromarket’in bu yıl içerisinde en az bir grubu daha satın alabileceği konuşuluyor.
Her fırsatta satın almalarla büyüyeceğini dile getiren Kiler’in ise son olarak Yimpaş’ın 15 mağazasını kirala**** bünyesine katması bu konsolidasyon oyununda iddialı olacağının kanıtı. Hedefi ise yıl sonunda 200 mağazaya ulaşmak. Tesco Kipa, BİM gibi perakendeciler satın almalarla büyümeyi tercih etmezken özellikle bu rakiplerinin yanında yavaş kalan Carrefoursa ise yerelde satın almalarla büyüme planı yapan perakendecilerin başında geliyor. Carrefoursa önümüzdeki üç yılda 500 milyon YTL’lik yatırım yapmayı planlıyor.
e-ticaret perakendeyi tehdit ediyor
Perakende sektörü bir taraftan hızla büyürken tehditleri de onunla birlikte büyüyor. Elektronik ticaret tüm dünyada olduğu gibi ilk aşamasında Türkiye’de de perakendeyi tehdit eder bir noktada. Dünyada perakende alanında faaliyetleri bulunan firmaların e-ticaret platformları perakende işlerini tamamlar biçimde yapılandırılmıştır. Ancak Türkiye’de birinci internet patlaması döneminde büyük perakendecilerin e-ticarete girişip başarısız olmaları onları bu alandan uzak tuttu. Boşta kalan alanı doldurmak ise internet girişimcilerine kaldı. Hepsiburada, Estore gibi e-ticaret siteleri bugün özellikle elektronik marketleri tehdit edecek boyutlara ulaştı. Elektronik perakendesine konu olan ürünlerin gıda, giyim ve ev geliştirme perakendesine konu olan ürünlerden çok daha standardize olması bu alanda e-ticarete büyük bir potansiyel sağlıyor. 2008 yılının ilk altı aylık döneminde e-ticaret işlemleri tutarı 2007 yılının aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, yüzde 84’lük rekor bir artış göstererek e-ticaret cirosu yılın ilk yarısında 4 milyar 450 milyon YTL’ye ulaştı. E-ticarete talebin artması ile birlikte, 2008’in ilk altı ayında, bir önceki yıla oranla kayıtlı iş yeri sayısında yüzde 130 oranında bir artış kaydedildi. Böylelikle iş yeri sayısı 36 bini aşarken, aktif iş yeri sayısı da yüzde 166 artış oranı ile 23 bin 383’e ulaştı. Tüm bunlar da haliyle internet alanına yatırım yapmayan perakendeciler için birer tehdit oluşturuyor.
Kaynak: TurkishTime