Arkadaşlar ,
Hepimiz iş dünyasında ekmeğimizin peşindeyiz. Ama bu koşuşturma arasında acaba bazı değerleri yaşatabiliyor muyuz ?
Nisan ayında babamı kaybettim. Canımdan çok sevdiğim babamı toprağa verirken , şunu düşünmüştüm. Ondan özür dileyecek bir hareketim bile olmamıştı. En büyük mutluluk buydu. Ne zaman gideceğimiz belli değil sevgi dolu ilişkilerde bulunmak kadar insanı rahatlatan hiç birşey olamaz.
Bu konuda sizlere bir hikaye aktarmak istiyorum. İçimden geldi herkesle paylaşmak istedim.
Adam ve oğlu çok ama çok mutlu yaşıyorlarmış. Aralarından su sızmazmış. İkiside birbirini çok seviyormuş.
Gel zaman git zaman oğlu büyümüş ve evlenmiş. Ama oğlu hergün babasına uğramadan eve gitmezmiş. Bir ihtiyacı var mı diye sorarmış.
Oğlu çok zeki biriymiş ve bunu ticarete yansıtmaya başlamış. Tabi işler çoğalınca yoğunluk artmış. Artık çocuk babasına 3 - 4 günde bir uğramaya başlamış.
Çocuk işlerini iyice büyütmüş. Çocuk çok zenginleşmiş. Evler , arabalar v.sv.s Ama babasına artık ayda bir uğruyormuş.
Daha da işlerini büyüten çocuk , iyice hırsa kapılmış. Ticaret ve para herşeyi olmuş. Babasına artık sadece bayramları gidiyormuş. Onu hayata kazandıran en değerli varlığını artık sadece bayramlarda yarım saat uğra**** hatırlar olmuş.
Gel zaman git zaman babası vefat ediyor. Çocuk çok üzgün babasının başında ağlıyor. Babasının üzeri örtülü evde başında okunuyormuş.
Babasının arkadaşı oğluna bir mektup vermiş ve şöyle demiş ; Babanın vasiyeti vardı. Öldüğüm akşam bu mektubu oğluma verin dedi. Al oğlum oku bunu demiş.
Çocuk hemen zarfı açmış. Babasının el yazısıyla mektupta oğlundan bir isteği yazıyormuş.
- Evladım beni yarın yıkadıktan sonra ayağıma bir çorap giydir ve göm. Nedenini asla sorma demiş.
Çocuk babasının vasiyetini yerine getirmek için ertesi gün babası yıkandıktan sonra çorabı ayağına giydirmiş.
Babasını yıkayan imam sormuş ;
- Bu çorabı neden giydiriyorsun diye .
Çocuk cevap vermiş.
- Babamın vasiyetidir. Tek çorap giydirerek göm dedi dedikten sonra mektubu da imama göstermiş.
Bütün ısrarlara rağmen imam böyle gömülemeyeceğini söylemiş ve çocuğu ikna etmiş. Çocuk çorabı çıkararak babasını kefenlemiş ve gömmüşler.
Babası gömüldükten sonra çocuk mezarının başında ağlarken , babasının arkadaşı gelmiş ve çocuğa tekrar mektup vermiş.
- Babab dedi ki , bu mektubu gömüldükten sonra oğluma ver. Buyrun oğlum demiş.
Çocuk şaşkın . Hemen mektubu açmış. Mektupta şöyle yazıyormuş.
- Oğlum bak gördün mü ? Bir çorabı bile öbür dünyaya ***üremedim. Ben artık öldüm. Ama geride kalan sevdiklerini asla ihmal etme ve hırslarına kurban etme. Çünkü bir çorabı bile öbür dünyaya ***üremeyeceksin.
Bende nacizane bir dost tavsiyesinde bulunayım. Bir çorabı bile ***üremediğimizi ve fani olduğumuzu asla unutmayalım. Sevdiklerimize sımsıkı sarılalım. Çünkü öldüklerinde hiçbir şeyin geri dönüşü yok. Giden gelmedi bugüne kadar.
Sevgiyle kalın
Hepimiz iş dünyasında ekmeğimizin peşindeyiz. Ama bu koşuşturma arasında acaba bazı değerleri yaşatabiliyor muyuz ?
Nisan ayında babamı kaybettim. Canımdan çok sevdiğim babamı toprağa verirken , şunu düşünmüştüm. Ondan özür dileyecek bir hareketim bile olmamıştı. En büyük mutluluk buydu. Ne zaman gideceğimiz belli değil sevgi dolu ilişkilerde bulunmak kadar insanı rahatlatan hiç birşey olamaz.
Bu konuda sizlere bir hikaye aktarmak istiyorum. İçimden geldi herkesle paylaşmak istedim.
Adam ve oğlu çok ama çok mutlu yaşıyorlarmış. Aralarından su sızmazmış. İkiside birbirini çok seviyormuş.
Gel zaman git zaman oğlu büyümüş ve evlenmiş. Ama oğlu hergün babasına uğramadan eve gitmezmiş. Bir ihtiyacı var mı diye sorarmış.
Oğlu çok zeki biriymiş ve bunu ticarete yansıtmaya başlamış. Tabi işler çoğalınca yoğunluk artmış. Artık çocuk babasına 3 - 4 günde bir uğramaya başlamış.
Çocuk işlerini iyice büyütmüş. Çocuk çok zenginleşmiş. Evler , arabalar v.sv.s Ama babasına artık ayda bir uğruyormuş.
Daha da işlerini büyüten çocuk , iyice hırsa kapılmış. Ticaret ve para herşeyi olmuş. Babasına artık sadece bayramları gidiyormuş. Onu hayata kazandıran en değerli varlığını artık sadece bayramlarda yarım saat uğra**** hatırlar olmuş.
Gel zaman git zaman babası vefat ediyor. Çocuk çok üzgün babasının başında ağlıyor. Babasının üzeri örtülü evde başında okunuyormuş.
Babasının arkadaşı oğluna bir mektup vermiş ve şöyle demiş ; Babanın vasiyeti vardı. Öldüğüm akşam bu mektubu oğluma verin dedi. Al oğlum oku bunu demiş.
Çocuk hemen zarfı açmış. Babasının el yazısıyla mektupta oğlundan bir isteği yazıyormuş.
- Evladım beni yarın yıkadıktan sonra ayağıma bir çorap giydir ve göm. Nedenini asla sorma demiş.
Çocuk babasının vasiyetini yerine getirmek için ertesi gün babası yıkandıktan sonra çorabı ayağına giydirmiş.
Babasını yıkayan imam sormuş ;
- Bu çorabı neden giydiriyorsun diye .
Çocuk cevap vermiş.
- Babamın vasiyetidir. Tek çorap giydirerek göm dedi dedikten sonra mektubu da imama göstermiş.
Bütün ısrarlara rağmen imam böyle gömülemeyeceğini söylemiş ve çocuğu ikna etmiş. Çocuk çorabı çıkararak babasını kefenlemiş ve gömmüşler.
Babası gömüldükten sonra çocuk mezarının başında ağlarken , babasının arkadaşı gelmiş ve çocuğa tekrar mektup vermiş.
- Babab dedi ki , bu mektubu gömüldükten sonra oğluma ver. Buyrun oğlum demiş.
Çocuk şaşkın . Hemen mektubu açmış. Mektupta şöyle yazıyormuş.
- Oğlum bak gördün mü ? Bir çorabı bile öbür dünyaya ***üremedim. Ben artık öldüm. Ama geride kalan sevdiklerini asla ihmal etme ve hırslarına kurban etme. Çünkü bir çorabı bile öbür dünyaya ***üremeyeceksin.
Bende nacizane bir dost tavsiyesinde bulunayım. Bir çorabı bile ***üremediğimizi ve fani olduğumuzu asla unutmayalım. Sevdiklerimize sımsıkı sarılalım. Çünkü öldüklerinde hiçbir şeyin geri dönüşü yok. Giden gelmedi bugüne kadar.
Sevgiyle kalın