Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

21/01/2010 : 15:40:43
Karşılıksız çek suçu, kasıtla işlenen bir suç haline getirilmediği sürece Anayasa’ya aykırılıktan kurtulamaz.

Hapis cezası öngörülerek alacaklının hakkının korunması ve kamusal güvenin sağlanması gerekçesi de kabul edilemez.

Hukuksal nitelikleri farklı da olsa bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerinde de ödenmediği takdirde kamusal güvenin bozulması ve alacaklının hakkının yok olması söz konusu olabilir.

Bu nedenle iyiniyetli olması koşuluyla bonosunu ödeyemeyen kimseye hapis cezası öngörülemeyeceği gibi karşılıksız çek içinde öngörülemez.

Etkili ceza düşüncesiyle karşılıksız çek nedeniyle hapisle tazyik yoluyla çalışma hayatının daha iyi düzenleneceği anlayışı Anayasa koyucunun iradesini saptırmaktır.

Anayasa’nın 38. maddesine 4709 sayılı Yasa ile eklenen sekizinci fıkrada Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. denilmektedir. Anayasa’da yapılan bu değişiklik Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4 nolu protokolün birinci maddesinden yazım farklılığı dışında aynen alınmıştır.
Anayasa koyucunun amacını ve hangi nedenle böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyduğunu maddenin gerekçesi ve Mecliste yapılan görüşmeler gözetilerek ortaya koymak gerekir. Yapılan bu değişiklik pozitif hukuk kurallarına kaynaklık etmiyor, ya da etkilemiyorsa kural haşivdir (gereksiz, hiç bir anlam ifade etmeyen) denilebilir. Anayasa koyucu böyle bir amaç gütmeyeceğine göre Anayasa’nın 38. maddesine giren bu kurala işlerlik kazandırmak gerekir. İhmal, hile ve kötü niyet dışında kalan ekonomik suçlara ekonomik ceza öngörülmesi çağdaş dünyada kabul edilen ve izlenen bir politikadır. Bu anlayış ve amaç içinde düşünülmediği takdirde Anayasa’nın 38. maddesinde yazılmış olan bu değişikliğin pozitif hukuk içinde uygulama alanı hiç yok denecek kadar işlevsiz olduğu çok açıktır. Bu değişiklik yapılmadan önce kimi ekonomik suçlara hapis cezası öngörülmesi Anayasa’ya aykırı olmamasına karşın, yeni kural bu alanı sınırla**** oldukça daraltmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4 nolu protokolün 1. maddesi Borç için hapis yasağı başlığını taşımakla beraber madde metninde, “özgürlüğünden yoksun kılınamaz.” denilerek yasağın sadece hapis cezası ile sınırlı olmadığı başka özgürlükleri de kapsadığı açıktır.
Sözleşmeden aynen alınan Anayasa‘mızdaki metni de sadece hapis cezası ile sınırlandırmamak gerekir. Sözleşmeden doğan yükümlülük de borç ilişkisi dışında bir şeyin yapılması ya da yapılmaması anlamında daha geniş değerlendirilmelidir.
Yükümlülük borç ilişkilerini de içine alan geniş bir kavramdır.
Yükümlülük sözleşmeden kaynaklanmıyorsa bu kapsamda değildir. Ayrıca, yükümlülüğün yerine getirilememesi iyi niyete dayanmalıdır.
Yükümlülüğünü yerine getiremeyeceğini önceden bilen kişiyi kural korumamaktadır. Nitekim TBMM Genel Kurulu’nda 38. maddedeki değişiklik görüşülürken Anayasa Komisyonu Başkanı kendi ihmal veya kusuru olmaksızın borcunu ödemekte acze düşen kişi, bu yüzden hapis cezasına çarptırılamaz. Ancak, borçlunun hileyle veya kasten borcunu ifa etmekten kaçınması halinde protokolün bu hükmünden yararlanması mümkün değildir. görüşünü dile getirmiştir.

Buna göre, yapılan Anayasa değişikliğinde ekonomik nedenlerle ve iyiniyetle borcunu ödeyemeyen kişilere hapis cezası verilmesini önlemek amacı ön plana çıkmaktadır. Etkili ceza düşüncesiyle karşılıksız çek gibi borç ödeyememe nedeniyle kişileri hapisle tazyik yoluyla çalışma hayatının daha iyi düzenleneceği anlayışı Anayasa koyucunun iradesini saptırmaktır.
Kasıt ve kötüniyet olmadığı sürece ekonomik suçlara hapis cezası öngörülmesi insan onuruyla bağdaşmadığı için çağdaş dünya ve demokratik toplumlarda terkedilmiştir.
Temel görüşte, borç ilişkisi ile çek kullanımı arasındaki bağ koparılmış soyut bir kambiyo ilişkisinden bahsedilmiş, sözleşmeden bağımsız bir kambiyo yükümlülüğü üzerinde durulmuştur. Oysa, keşideci ile lehdar arasındaki borç ilişkisini sözleşmenin dışında mutlak bağımsız bir işlem olarak nitelemek mümkün değildir. Sözleşmeye bağlı bir yükümlülük nedeniyle çek keşide edenle lehdar arasında bir ilişki her zaman olanaklıdır. Hapis cezası öngörülerek alacaklının hakkının korunması ve kamusal güvenin sağlanması gerekçesi de kabul edilemez. Hukuksal nitelikleri farklı da olsa bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerinde de ödenmediği takdirde kamusal güvenin bozulması ve alacaklının hakkının yok olması söz konusu olabilir. Bu nedenle iyiniyetli olması koşuluyla bonosunu ödeyemeyen kimseye hapis cezası öngörülemeyeceği gibi karşılıksız çek içinde öngörülemez.

3167 sayılı Yasa’nın 16. maddesinin birinci fıkrası suçlarda objektif sorumluluk esası benimsenerek düzenlenmiştir. Yargıtay’da bugüne kadar objektif sorumluluk kapsamında uygulamasını sürdürmüştür. Düzenlenen çek karşılığı yoksa karşılıksız çek suçu oluşmuştur. Bunun dışında yargıcın subjektif değerlendirme ve araştırmaları kuralı objektif sorumluluk kapsamından çıkarmaz. Objektif sorumluluk nedeniyle 16. maddenin birinci fıkrasına göre oluşacak suç da ödememe ya da ödeyememe durumlarının araştırılması sözkonusu değildir. Bilerek ve kasden ödemeyenle, iyiniyetle hareket edilerek ödeyememe durumlarını ayırmaya imkan tanımayan bir düzenleme Anayasa’nın 38. maddesine aykırılık oluşturur.

Karşılıksız çek suçu, kasıtla işlenen bir suç haline getirilmediği sürece Anayasa’ya aykırılıktan kurtulamaz.

Anayasa Mahkemesi Başkanı
Haşim KILIÇ


Link:
http://www.cekmagdurlari.com/2010/01/hasim-kilic-cekte-kast-unsuru-aranmal.html

Son 6 yorum (en yenisi önce)

22/01/2010 : 11:20:49
çek vermicekler,yada çek verilen kişiden bankalar nasıl kredi vereceği zaman ipotek alıyorsa karşılığında bir şekilde ipotek alacak.Ayrıca çekleri şahıslar kesmicek,bankalar kesecek.Nasılmı?
mesela benim bankaya 100 bin tl ipoteğim var,ben alacaklıma borcuma karşılık kesilecek çek için doldurulmuş bir form veriyorum,alacaklı bankaya gidiyor o form karşılığında banka şubesinden çeki alıyor.Eğer benim kestiğim çeklerin miktarı verdiğim ipoteği geçerse banka çeki kesmiyor.böylelikle herkes kendini korumuş oluyor ki,benim çek limitimi koruyabilmem içinde çek vadesini kısa tutup bir an evel başka çekler için limit açmam gerekiyor.
aynı zamanda bu uygulamada firmalara,şahıslara veya kurumlara sorgulama hakkı açık olmalı,nasıl bir bankadan kredi kartı yada kredi talebiniz olduğunda merkez bankası ekranından adamın 7 sülalesini görüyolar.Bana yada firmama mal veren kişilerde benim çek limitimi yada geçmişimi görmeli.Buna görede yorum yaparak ticaretine yön vermeli.
yada en güzeli bu ülkede vadeli satışı kaldırmalı,buna kredi kartıda dahil.insanlar parası kadar ticaret yapmalı.Vade açanda sorumluluğu tamamen kendi alıp vah tüh verdim ödemedi demesin.
22/01/2010 : 10:52:40
Çekini Tahsil edemediği için 15-20 yıllık işini kaybeden, borç altına giren kişiler var. Çekini ödemeyen insanlar neticesinde nice işletmeler kapanıyor.
Zincirleme olarak takip edildiğinde bunda iyi bir niyet olamaz zaten. Zincirin birinde bir kötü niyetli varki çekin karşılığı çıkmıyor. Para dönmüyor bir şekilde. Bunun yanındada %50 bilinçsiz ticaret etkenide var.

Firmanın çeki karşılıksız çıkıyor 2 çeki, 3. çeki yazdırmamam için bana gel o çeki ver sana yeni firmamın çekinden yazayım diyor. Yazsa ne olacak ödeyecek mi ? 20 gün daha kazanacak.

Nasıl olacak bu çek işleri ?
21/01/2010 : 18:59:48
teşekkür ederim
21/01/2010 : 17:31:55
Balzak arkadaşım öncelikle geçmiş olsun, bu yazı 2002 tarihindeki düzenleme için Haşim Kılıç'ın, yasanın anayasaya aykırılığını belirten itiraz yazısıymış.. 2009 daki Yeni çek yasasında hapis cezası kalkmadı ve bunun üzerine bu itiraz tekrar gündeme gelmiş. chp anayasa mahkemesine itirazda bulunacakmış yalnız nisana kadar bekliyecek galiba ! sana tavsiyem Linkteki şu yazılanı incelemen ;

'' YARGITAY DA DOSYASINDA TUTUKLAMA OLAN ARKADAŞLARA BİLGİ;

YENİ KANUNA VEYA ESKİ KANUNA GORE LEHİNİZE DURUM VARSA;SIRSIYLA YAPILMASI GEREKENLER;
AVUKAT TAKİBİ OLURSA İŞLEMLERİNİZ DAHA CABUK OLUR.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIGINA SUÇSUZ OLDUGUNUZU İSPAT EDECEK BİLGİ VE BELGELERLE ŞİRKET KAYITLARI ,BANKA EVRAKLARI,VEKALATNAME, VS.DURUMUNUZU HAKLILIGINI BELİRTEN BİR DİLEKÇE İLE İNFAZIN DURDURULMASI İÇİN BAŞVURUCAKSINIZ,(POSTA İLE OLABİLİR) ,HAKKINIZDA KARAR VEREN MAHKEMEYE DE AYNI EVRAKLARI POSTA İLE GONDERECEKSİNİZ,POSTA İLE GİDEN EVRAKLARINIZI PTT NİN SİTESİNDEN BARKODLA TAKİP EDEBİLİRSİNİZ.
BU EVRAKLARIN GONDERİLMESİNDEN SONRA AVUKATINIZ TAKİP EDERSE CABUK BİR SEKİLDE DOSYANIZ SAVCILIK TARAFINDAN İŞLEMLERİ ÖNE ALINARAK GEREKLİ İNCELEMELERDEN SONRA İLGİLİ CEZA DAİRESİNE GONDERİLİR,İLGİLİ CEZA DAİRESİNE GİDEN DOSYANIZ İÇİN AVUKATINIZ İLGİLİ TETKİK HAKİMİNE İTİRAZINI YAPAR VE HAKLI OLDUGUNUZ TESPİT EDİLİRSE İNFAZINIZ DURDURULUR,İSLEMLERİ AVUKAT OLMADAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ FAKAT KISA ZAMANDA OLMAZ,HAKİMLE GORUSMEK VE DOSYANIZA YENİ LEHE OLAN BİLGİLERİ ANCAK AVUKATINIZ YAPABİLİR,SUCUNUZ YOKSA VE GERKLİ BELGELERİ SUNARSANIZ,YARGITAYDAKİ SONUCU BEKLEMEDEN İNFAZINIZ DURDURULUR ,MAHKEMENİZ AYRICA DEVAM EDER,KESİNLİKLE COK KISA ZAMANDA SONUÇ ALIRSINIZ,
YAGIYA VE ADALETE GÜVENİN,HAKİMLARİMİZ VE SAVCILARIMIZ KANUNLAR DOGRULTUSUNDA KARAR VERMEK ZORUNDALAR,YARGININ VE ADLİ KOLLUK GOREVLİLERİN HEPSİ GOREVİNİ YAPMAK ZORUNDADIR,HERKESİN HESAP VERECEGİ BİR KURUM VARDIR,HAKLI İSENİZ ADALET MUTLAKA YERİNİ BULACAKTIR.HERKESE GEÇMİŞ OLSUN '' ( linkteki bir yazı )
21/01/2010 : 16:54:43
Ben bu yazıdan bişey anlamadım.Birisi burada anlatılmak isteneni bana daha yalın anlatsın.Kafam basmadı.Şimdi benim ödeyemediğim 12 adet çek var.bu çeklerden 6 tanesi icra takibine girdi.Bu 6 çekten 4 üde sulh ceza mahkemesinde karşılıksız çek düzenlemekten dava açılmasını bekliyor.Şimdi benim durumum ne bana ne olacak.Ben ne yapmalıyım.
21/01/2010 : 16:24:06
Ticaret hacmi diye bir şey var değilmi!? Diyelimki bir milyonun var illaki bir milyonluk işmi yapacaksın! Bu kişi bir yonluk mal satmış ve iki milyon alacağı olmuş ve hiç alacağını alamamış ve bütün çekleri patlamış, şimdi bu kişiye bir milyonluk çek cezasımı vermek gerekir !!! üstelik karşı tarafda ödeyemediği için onuda içeri atmak gerekir!
Yani kısaca bu şekilde çalışan yüz kişi olsun 99 kişi iyi niyetli olsun 1 kişi kötü niyetli! bu bir kişi yüzünden 99 kişinin cezalandırılması mantıksızdır. Bence alacağını ıspat edebilen bir çek madurunu içeri atmak haksızlık, insafsızlık ve adeletsizlikdir.. üstelik ekonomiyede vurulmuş büyük bir baltadır..!
(Haşim KILIÇ Anyasaya aykırılığı belirtmiş.Yanlış anlamışım düzeltim özür dilerim..)