Çukurova Grubu'nu Koç ve Sabancı Grubu'nun önüne geçiren amiral gemisi hiç şüphesiz Turcell'di. Turkcell belki Çukurova Grubu'nun bile beklemediği kadar kısa bir sürede müthiş bir yükselişle büyük operatör haline gelmişti. Ve lisans hakkı 500 milyon dolara alındığı halde piyasa değeri 20—25 milyar dolar olan bir şirket haline dönüşmüştü. New York Borsası'na kote olan ilk Türk şirketi olması nedeni ile her Türk gibi biz de övünmüş, Batı'ya karşı yüzyıldan fazla bir süreden beri taşıdığımız aşağılık komplekslerimize bir darbe daha vurduğu için sevinmiştik. Bir açıdan bu bir rüya idi ve kimse böylesi güzel bir rüyadan uyanmak istemezdi. Her rüya bir gün biter ve gerçekler tüm çıplaklığı ile karşımıza dikilir. O dönemde medya, Turkcell'in ileriye dönük sıkıntılarını ve yeni ekonominin düşmeye başlayan hisselerini hep görmezlikten geldi. 50 bin liradan satışı yapılacak olan Turkcell'in fiyatının çok yüksek olduğu hep gizlendi. Ve satış ağırlıkla 44 bin liradan gerçekleşti.
Turkcell önce güldürdü sonra üzdü
Turkcell'in Türkiye'nin en büyük GSM operatörü olduğu ve nakit dönen bir para basma makinesi haline dönüştüğü doğru idi ama bu son krize, Turkcell'in borç yapısına, Walt Strett'te Turkcell aleyhine açılan davaya ve Çukurova Grubu'nun diğer sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerinin sıkıntılarına baktığımızda Karamehmet'i yine Türkiye'nin en zengini noktasında görebilecek miyiz? Mehmet Emin Karamehmet'i hangi faktrörlerin 'Türkiye'nin bir numarası' yaptığını önce bir hatırlayalım: Turkcell'in 1994 yılında Türk Telekom'la yaptığı lisans anlaşmasının ardından başardığı baş döndürücü büyümeyi hatırlayacak olursak: Kuruluşunda şirketin yabancı ortağı Finlandiyalı Sonera yüzde 41'lik bir paya sahipken diğer ortak Çukurova Grubu'nun ise yüzde 49,5'lik bir payı bulunuyordu.
O dönemde GSM sektörüne kısa vadede potansiyeli olan bir sektör olarak bakılmıyordu. Cep telefonları hem fiziki olarak ağır ve hantal hem de çok pahalıydı. Kısıtlı bir kitleye hitap edecek teknolojik bir oyuncak gözü ile bakılıyordu. Fakat dünyada mobil iletişimde öylesine hızlı bir ilerleme yaşandı ki cep telefonu düşük gelir gruplarının dahi alabileceği pratik bir alet haline dönüşüverdi. 1994 yılında 64 bin abone sayısına ulaşılmışken bir sene sonra bunun dört katı kullanıcı abone olunca geleceğin ne kadar açık olduğu ortaya çıkmıştı. 1998 yılına kadar Turkcell abone sayısını her yıl yüzde yüzler seviyesinde artırdı. 1998 yılı ise tam bir dönüm noktası oldu. Turkcell ve Telsim 500 milyon dolara lisanslarını Türk Telekom'dan satın alarak bağımsızlıklarını elde ettiler.
Yurt dışında da büyüdü
Türkcell gösterdiği büyüme potansiyeli ile Avrupa'nın en başarılı 10 firması arasında gösterildi. Turkcell 1998 yılından itibaren yurt dışına yöneldi. 1998 yılında Azerbaycan'dan alınan ikinci lisansla Acell faaliyete geçti. Ardından Kazakistan, Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti ve Moldavya'daki lisanslar geldi. Yurt dışındaki toplam yatırımları 200 milyon doları aştı. Şu anda 10,5 milyon abonesi ile Türkiye'nin en büyük GSM operatörü.
Turkcell nakit akışı itibarı ile 10 milyondan fazla abonesiyle iyi bir noktada. Çünkü abonolerinin yüzde 70'i 0535'li hatları kullanıyor ve kontür satışı nakit olarak dönüyor. Ama merceği biraz daha yakınlaştırdığımızda, Turkcell'in küçüldüğünü, bin 500 elemanını işten çıkardığını, bayilere yapılan sübvansiyonların durdurulduğunu ve yeni bayi açışına kesinlikle izin verilmeyeceğini, hatta bazılarının kapatılacağını görüyoruz. Son aylarda kontür satışlarında ve fiyatında da ciddi düşüşler yaşanıyor. Cep telefonlarına dünyada rağbet de zaten azalıyor. Geçen sene 3,5 milyar dolar altyapıya yatırım yaptı ve altyapı yatırımı ihtiyacının büyük kısmını gerçekleştirmiş oldu.
Turkcell'in cirosu 650 trilyon lira ama 500 milyon dolarlık kısa vadeli borcu söz konusu. Cirosunun tamamı kâr olsa bile kısa vadeli borçlarını karşılaması mümkün gözükmüyor. Hükümet de artık GSM operatörlerine eskiden gösterdiği toleransı tanımıyor ve vergi alma anlamında daha tavizsiz davranıyor.
44 bin lira 15 bin liraya düştü
Turkcell'in 2000 yılında 2 milyar dolara yakın halka arzı oldu ve piyasa değeri 17 milyar dolar olarak tespit edildi. O dönemde 44 bin liradan satışı yapılan hisseler şu anda 15 bin lira. Ve borsanın toparlanma sürecinde olduğu, yukarı çıkış yaşadığı günlerde dahi Turkcell'in ibresi üzerindeki kabuslardan dolayı hep aşağıya ilerliyor, bir türlü yukarı dönmüyor. Hatta şu anda düşük fiyattan ortak hisse satışlarına devam ediyor. Şimdi sıkı durun: 241 trilyon liralık sermayesini de baz alarak bir piyasa değeri hesabı yaparsak Turkcell'in şu andaki piyasa değeri yaklaşık 3 milyar dolar seviyesine inmiş durumda. Turkcell geçen sene 170 trilyon zarar etmişti. Ama 2001 yılında kâr gösterebilmek ve üzerindeki olumsuz imajı silmek için büyük bir gayret sarfediyor. Kısa vadeli borçları tehlikeli olsa da teknik olarak giderleri gelecek sene için göstererek bilançoda kâr açıklaması mümkün.
Turkcell önce güldürdü sonra üzdü
Turkcell'in Türkiye'nin en büyük GSM operatörü olduğu ve nakit dönen bir para basma makinesi haline dönüştüğü doğru idi ama bu son krize, Turkcell'in borç yapısına, Walt Strett'te Turkcell aleyhine açılan davaya ve Çukurova Grubu'nun diğer sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerinin sıkıntılarına baktığımızda Karamehmet'i yine Türkiye'nin en zengini noktasında görebilecek miyiz? Mehmet Emin Karamehmet'i hangi faktrörlerin 'Türkiye'nin bir numarası' yaptığını önce bir hatırlayalım: Turkcell'in 1994 yılında Türk Telekom'la yaptığı lisans anlaşmasının ardından başardığı baş döndürücü büyümeyi hatırlayacak olursak: Kuruluşunda şirketin yabancı ortağı Finlandiyalı Sonera yüzde 41'lik bir paya sahipken diğer ortak Çukurova Grubu'nun ise yüzde 49,5'lik bir payı bulunuyordu.
O dönemde GSM sektörüne kısa vadede potansiyeli olan bir sektör olarak bakılmıyordu. Cep telefonları hem fiziki olarak ağır ve hantal hem de çok pahalıydı. Kısıtlı bir kitleye hitap edecek teknolojik bir oyuncak gözü ile bakılıyordu. Fakat dünyada mobil iletişimde öylesine hızlı bir ilerleme yaşandı ki cep telefonu düşük gelir gruplarının dahi alabileceği pratik bir alet haline dönüşüverdi. 1994 yılında 64 bin abone sayısına ulaşılmışken bir sene sonra bunun dört katı kullanıcı abone olunca geleceğin ne kadar açık olduğu ortaya çıkmıştı. 1998 yılına kadar Turkcell abone sayısını her yıl yüzde yüzler seviyesinde artırdı. 1998 yılı ise tam bir dönüm noktası oldu. Turkcell ve Telsim 500 milyon dolara lisanslarını Türk Telekom'dan satın alarak bağımsızlıklarını elde ettiler.
Yurt dışında da büyüdü
Türkcell gösterdiği büyüme potansiyeli ile Avrupa'nın en başarılı 10 firması arasında gösterildi. Turkcell 1998 yılından itibaren yurt dışına yöneldi. 1998 yılında Azerbaycan'dan alınan ikinci lisansla Acell faaliyete geçti. Ardından Kazakistan, Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti ve Moldavya'daki lisanslar geldi. Yurt dışındaki toplam yatırımları 200 milyon doları aştı. Şu anda 10,5 milyon abonesi ile Türkiye'nin en büyük GSM operatörü.
Turkcell nakit akışı itibarı ile 10 milyondan fazla abonesiyle iyi bir noktada. Çünkü abonolerinin yüzde 70'i 0535'li hatları kullanıyor ve kontür satışı nakit olarak dönüyor. Ama merceği biraz daha yakınlaştırdığımızda, Turkcell'in küçüldüğünü, bin 500 elemanını işten çıkardığını, bayilere yapılan sübvansiyonların durdurulduğunu ve yeni bayi açışına kesinlikle izin verilmeyeceğini, hatta bazılarının kapatılacağını görüyoruz. Son aylarda kontür satışlarında ve fiyatında da ciddi düşüşler yaşanıyor. Cep telefonlarına dünyada rağbet de zaten azalıyor. Geçen sene 3,5 milyar dolar altyapıya yatırım yaptı ve altyapı yatırımı ihtiyacının büyük kısmını gerçekleştirmiş oldu.
Turkcell'in cirosu 650 trilyon lira ama 500 milyon dolarlık kısa vadeli borcu söz konusu. Cirosunun tamamı kâr olsa bile kısa vadeli borçlarını karşılaması mümkün gözükmüyor. Hükümet de artık GSM operatörlerine eskiden gösterdiği toleransı tanımıyor ve vergi alma anlamında daha tavizsiz davranıyor.
44 bin lira 15 bin liraya düştü
Turkcell'in 2000 yılında 2 milyar dolara yakın halka arzı oldu ve piyasa değeri 17 milyar dolar olarak tespit edildi. O dönemde 44 bin liradan satışı yapılan hisseler şu anda 15 bin lira. Ve borsanın toparlanma sürecinde olduğu, yukarı çıkış yaşadığı günlerde dahi Turkcell'in ibresi üzerindeki kabuslardan dolayı hep aşağıya ilerliyor, bir türlü yukarı dönmüyor. Hatta şu anda düşük fiyattan ortak hisse satışlarına devam ediyor. Şimdi sıkı durun: 241 trilyon liralık sermayesini de baz alarak bir piyasa değeri hesabı yaparsak Turkcell'in şu andaki piyasa değeri yaklaşık 3 milyar dolar seviyesine inmiş durumda. Turkcell geçen sene 170 trilyon zarar etmişti. Ama 2001 yılında kâr gösterebilmek ve üzerindeki olumsuz imajı silmek için büyük bir gayret sarfediyor. Kısa vadeli borçları tehlikeli olsa da teknik olarak giderleri gelecek sene için göstererek bilançoda kâr açıklaması mümkün.