Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

02/05/2006 : 13:11:47
Yurdum insanı pek sever girişmeyi :)))




Maalesef girişmeninde her işin olduğu gibi belirli kuralları vardır. Bakınız uzak doğu nasıl girişiyor.



Acaba pek çok girişimcimizin hüsrana uğraması neden kaynaklanıyor?

Japonlar bir binayı 5 yılda tasarlayıp 5 ayda bitirirlermiş.
Birşey anlatmaya çalışıyorlar ama??? Ne?

Araştırmanızı tam yapmazsanız, global düşünüp yerel çözümler üretmezseniz, müşteri veya başka bir kurum sizi zorunlu tuttuğu için mühendis çalıştırırsanız, kısaca hile yapar ve taklitçi olursanız:

bu sahneden ileri gidemezsiniz


bir sonraki yazımda bu konuya acıklamalı (bol soğanlı) bir örnek vereceğim ...

Son 3 yorum (en yenisi önce)

08/05/2006 : 22:00:38
Benimde anlatmak istediğim buydu zaten :)

Bizim girişimcilerimiz maalesef elmayla armutu birbirinden ayıramamaktadır.

Hikayemize başlayalım artık:

Köklü bir x firması -sektör önemli değil,çevrenizde pek çok örnek görebilirsiniz.- uzun yıllar fason çalıştıktan sonra kendi markasıyla pazara girmeye karar verir. Stratejileri ünlü pazarlama gurusu Seth Godin'in öngördüğü gibi bir filozofi - Harley Davidson gibi- ile pazar bulmaktır. Bu x firmasının yönetim kurulu bu filozofiye o kadar inanırlarki siyah bir perde gibi gerçekleri görmelerine mani olur. Sonunda bu markayı önce Türkiye'de pazarlamaya karar verirler ve bu iş için bir pazarlama müdürü istihdam ederler.

Pazarlama müdürümüz "y" :

Pazar araştırmaları yapar, rakipleri analiz eder ve stratejisini belirler. Bu stratejilerini üst yönetime sunduğunda ise şiddetli bir tepkiyle karşılaşır. Sebebiyse bu markanın pazarda lider konumundaki markalarla bir tutulmasıdır. y, ne yaptıysa üst yönetimi ikna edememiştir. Oysa araştırma sonuçları rekabetin çok yoğun olduğunu, müşterilerin artık marka bağımlısı olmadıklarını, tüketicinin bilinçlendiğini, her ne kadar direkt pazarlamaya ters düşse de müşteri memnuniyetinin pazarı yönlendirdiğini ortaya koymaktadır. bütün bu verilerin ışığında "y" pek çok strateji geliştirmiştir. Bağlantılar yapmıştır. Fakat üst yönetimimiz y'nin başarısız olduğunu düşünerek başka çözümler arama yoluna gitmiştir. Bir süre sonra bu arayışlar çırpınma şekline dönüşmüş ve son çare(?) işçi çıkarma yoluna gidilmiştir.-Yüzlerce işçi çıkartılmıştır- Son olarak marka olamayacağını anlayan "x" fason çalışmaya geri dönmüştür.


Bu hikaye girişimin sadece pazarlama kısmı daha üretim kısmına girmedik bile :)

Şu an şöyle düşündüğünüzü duyar gibiyim: "y, istese bu duruma engel olabilirdi."
Belki. Ne varki mücadele ettiğiniz konu ne olursa olsun önce sizin inanmanız gerekir ve "y" matematiğe inanan bir yöneticidir.
08/05/2006 : 00:24:39
valla bu verilecek bol soğanlı örneği bende merak ediyorum,miroğlu ve karete kit benzetmesi enteresan ötesi komik ama elma ile armutu karşılaştırmak bence,yoksa her ikiside aynı sepettemi artık..
07/05/2006 : 03:28:37
düşündürücü