04/10/2009
ismet berkan
Önce izninizle serbest vezinde çevirisini yaptığım bir kısa alıntı:
“Bir an için hayal edin, güzel ve kârlı bir işiniz var ve işinizin başarısı ürününüzün kalitesine, müşterilerinizin markanıza olan sadakatına ve onların ödemeyi kabul ettiği adil fiyata bağlı.
Günün birinde genç ve parlak bazı yöneticileri işe alıyorsunuz ve onlar da ürününüzün şimdikine göre daha hızlı dağıtılmasını ve müşterilerinizin ürüne daha kolay ulaşmasını sağlayacak yeni ve gelişmiş bir versiyonunu yaratıyorlar. Bu yeni versiyon, esasen bir anlamda ambalajın yenilenmesi, çünkü ürününüz değişmedi. Ama bu yeni versiyon sadece eski müşterilerinizi çekmekle kalmıyor, size yeni yeni müşteriler de kazandırıyor.
Ama burada büyük bir hadise yok:
Çünkü, hâlâ parayla satmaya devam ettiğiniz eski versiyonunuza karşılık yeni versiyonu bedavaya dağıtıyorsunuz.
Sonuç olarak sizin toplam müşteri tabanınız genişliyor ama cironuz artmıyor. Bedava versiyon yayıldıkça kârınız azalıyor.
Yavaş yavaş kendinize sormaya başlıyorsunuz: Bu yeni iş modelinde bir yanlışlık var ama ne? Belki de ürünüzün yeni versiyonunu bedavaya dağıtmamalı, onun için de bir fiyat talep etmelisiniz. Ama bütün uzmanlar bunun için çok geç kaldığınızı söylüyor artık.
Evet, gazete sahipleri, internet adı verilen yeni dağıtım sisteminin büyüsüne kapıldılar, genç web müritlerine en kıymetli ürünleri olan ‘haber’i verdiler, onların haberleri interaktivite ve arşivlere anında erişim gibi, sürekli yenileme gibi sihirli yolları da kullanarak yeniden paketleyip sunmalarına izin verdiler, ve sonunda ürünü aslında kâğıda basılmış mürekkepten ibaret olan eski paketi parası karşılığı almakta olan insanlara bedavadan sundular. Bu mantıkta bir şeyler yanlış.
Eğer Mars’tan bir iş analisti dünyamıza gelseydi herhalde, kâğıda basılı olan ve 24 saat boyunca bir daha yenilenmeyen versiyona para ödenip de, aynı içeriği barındırdığı halde dakika başı tazelenen yeni versiyonun bedava olmasının arkasındaki mantığı anlamakta güçlük çekerdi.”
***
Bu aktardığım satırlar aslında çok daha uzun bir makalenin sadece başlangıcı. Yazarı Peter R. Kahn, Pulitzer ödüllü bir muhabir ve uzun yıllar boyunca da ünlü The Wall Street Journal gazetesini de yayımlamış olan Dow Jones’un başkanlığını yapmış bir kişi. Yazı, WSJ’nin 26-27 Eylül 2009 tarihli sayısında yayımlandı. Meraklısı, parasını ödeyip internetten yazının tamamına ulaşabilir!
***
Radikal, Türk basınında web sayfasını ilk açan gazetelerden biri. Açıkçası biz radikal.com.tr’yi açarken, bu birimin ne bağımsız bir bütçesi vardı ne de bir kâr beklentisi.
Ama daha sonra Milliyet’in ve onun ardından da Hürriyet’in internetteki büyük başarıları bizi de sayfalarımızı yenilemeye itti. Geçen yıl sitemizi baştan sona yeniledik, artık onu bir haber portalı haline getirdik ve şimdi bir kâr beklentisi içindeyiz, bunu bir heves olarak değil iş olarak görüyoruz.
Görüyoruz ama Radikal’i arkadan çekip alacak olursanız, radikal.com.tr’den geriye hiçbir şey kalmaz, kalamaz. Yani, radikal.com.tr tek başına ayakta durması, para kazanması mümkün olmayan bir girişim. Çünkü elde ettiği reklam geliriyle bırakın sabit giderlerini ödemeyi, yayımladığı haber ve analizleri üretemez. Radikal bu içeriğinde değil de, basitçe bir haber ajansından gelen haberleri bazı yazıişleri numaralarıyla yayımladığı içeriğinde olursa, zaten Radikal olmaz, zaten okuyucu onu okumaz.
Peki acaba internette Radikal’in bedava olması, kâğıda basılı olan ve pek de ucuz fiyata satılmayan gazeteyi nasıl etkiliyor?
İnternette Radikal’i okumak isteyenlerin sayısı, gazeteyi bayilerden satın alanlardan
10 kata yakın daha fazla. Aynı oran Milliyet için de geçerli. Hürriyet’te ise durum daha makul. Onların internet okuyucusu ortalaması, basılı gazete okurunun üç katına yakın.
Bir internet sitesi açmaya ve içeriğini bedava vermeye direnen benim bildiğim tek genel yayın yönetmeni Posta’nın yöneticisi Rifat Ababay. Ama o da ancak 2009’a kadar direndi. Pek yakında posta.com.tr de yayına başlayacak.
***
Bizim iş kolumuzda, Türkiye dahil, yaygın bir inanç var: İnternet patladı, patlıyor.
Bu nereden baktığınıza bağlı. İnternette yapılan reklam harcamalarında dehşetengiz oransal artışlar var. Bu alandaki reklam harcamalarının yıldan yıla büyüme hızı sahiden çok büyük. Ama yine de internete yapılan reklam yatırımlarının toplamı, yazılı basına yapılan toplam yatırımla kıyaslandığında çok ama çok küçük. Basın ve internete yatırılan reklam parasının eşitleneceği gün belki bir gün gelecek ama o gün galiba çok da yakın değil.
Peki o zaman ne olacak? Batı’da gazetelerin internette de paralı olması yeniden tartışılıyor. Bence doğrusu bu.
Çünkü insanlar, eğer gerçekten zamanında, doğru, dengeli, adil, kaliteli ve güzel yazılmış haber ve analiz okuma ihtiyacındaysa, bu çeşit haber ve analizler gökten düşmüyor, uzun yılların tecrübesi ve inanılmaz büyüklükteki yatırımların sonucu olarak bu çeşit haberlere ulaşabiliyoruz. Haber ve habercilik ucuz bir iş değil. Bunun bedelini birisinin ödemesi gerek.
ismet berkan
Önce izninizle serbest vezinde çevirisini yaptığım bir kısa alıntı:
“Bir an için hayal edin, güzel ve kârlı bir işiniz var ve işinizin başarısı ürününüzün kalitesine, müşterilerinizin markanıza olan sadakatına ve onların ödemeyi kabul ettiği adil fiyata bağlı.
Günün birinde genç ve parlak bazı yöneticileri işe alıyorsunuz ve onlar da ürününüzün şimdikine göre daha hızlı dağıtılmasını ve müşterilerinizin ürüne daha kolay ulaşmasını sağlayacak yeni ve gelişmiş bir versiyonunu yaratıyorlar. Bu yeni versiyon, esasen bir anlamda ambalajın yenilenmesi, çünkü ürününüz değişmedi. Ama bu yeni versiyon sadece eski müşterilerinizi çekmekle kalmıyor, size yeni yeni müşteriler de kazandırıyor.
Ama burada büyük bir hadise yok:
Çünkü, hâlâ parayla satmaya devam ettiğiniz eski versiyonunuza karşılık yeni versiyonu bedavaya dağıtıyorsunuz.
Sonuç olarak sizin toplam müşteri tabanınız genişliyor ama cironuz artmıyor. Bedava versiyon yayıldıkça kârınız azalıyor.
Yavaş yavaş kendinize sormaya başlıyorsunuz: Bu yeni iş modelinde bir yanlışlık var ama ne? Belki de ürünüzün yeni versiyonunu bedavaya dağıtmamalı, onun için de bir fiyat talep etmelisiniz. Ama bütün uzmanlar bunun için çok geç kaldığınızı söylüyor artık.
Evet, gazete sahipleri, internet adı verilen yeni dağıtım sisteminin büyüsüne kapıldılar, genç web müritlerine en kıymetli ürünleri olan ‘haber’i verdiler, onların haberleri interaktivite ve arşivlere anında erişim gibi, sürekli yenileme gibi sihirli yolları da kullanarak yeniden paketleyip sunmalarına izin verdiler, ve sonunda ürünü aslında kâğıda basılmış mürekkepten ibaret olan eski paketi parası karşılığı almakta olan insanlara bedavadan sundular. Bu mantıkta bir şeyler yanlış.
Eğer Mars’tan bir iş analisti dünyamıza gelseydi herhalde, kâğıda basılı olan ve 24 saat boyunca bir daha yenilenmeyen versiyona para ödenip de, aynı içeriği barındırdığı halde dakika başı tazelenen yeni versiyonun bedava olmasının arkasındaki mantığı anlamakta güçlük çekerdi.”
***
Bu aktardığım satırlar aslında çok daha uzun bir makalenin sadece başlangıcı. Yazarı Peter R. Kahn, Pulitzer ödüllü bir muhabir ve uzun yıllar boyunca da ünlü The Wall Street Journal gazetesini de yayımlamış olan Dow Jones’un başkanlığını yapmış bir kişi. Yazı, WSJ’nin 26-27 Eylül 2009 tarihli sayısında yayımlandı. Meraklısı, parasını ödeyip internetten yazının tamamına ulaşabilir!
***
Radikal, Türk basınında web sayfasını ilk açan gazetelerden biri. Açıkçası biz radikal.com.tr’yi açarken, bu birimin ne bağımsız bir bütçesi vardı ne de bir kâr beklentisi.
Ama daha sonra Milliyet’in ve onun ardından da Hürriyet’in internetteki büyük başarıları bizi de sayfalarımızı yenilemeye itti. Geçen yıl sitemizi baştan sona yeniledik, artık onu bir haber portalı haline getirdik ve şimdi bir kâr beklentisi içindeyiz, bunu bir heves olarak değil iş olarak görüyoruz.
Görüyoruz ama Radikal’i arkadan çekip alacak olursanız, radikal.com.tr’den geriye hiçbir şey kalmaz, kalamaz. Yani, radikal.com.tr tek başına ayakta durması, para kazanması mümkün olmayan bir girişim. Çünkü elde ettiği reklam geliriyle bırakın sabit giderlerini ödemeyi, yayımladığı haber ve analizleri üretemez. Radikal bu içeriğinde değil de, basitçe bir haber ajansından gelen haberleri bazı yazıişleri numaralarıyla yayımladığı içeriğinde olursa, zaten Radikal olmaz, zaten okuyucu onu okumaz.
Peki acaba internette Radikal’in bedava olması, kâğıda basılı olan ve pek de ucuz fiyata satılmayan gazeteyi nasıl etkiliyor?
İnternette Radikal’i okumak isteyenlerin sayısı, gazeteyi bayilerden satın alanlardan
10 kata yakın daha fazla. Aynı oran Milliyet için de geçerli. Hürriyet’te ise durum daha makul. Onların internet okuyucusu ortalaması, basılı gazete okurunun üç katına yakın.
Bir internet sitesi açmaya ve içeriğini bedava vermeye direnen benim bildiğim tek genel yayın yönetmeni Posta’nın yöneticisi Rifat Ababay. Ama o da ancak 2009’a kadar direndi. Pek yakında posta.com.tr de yayına başlayacak.
***
Bizim iş kolumuzda, Türkiye dahil, yaygın bir inanç var: İnternet patladı, patlıyor.
Bu nereden baktığınıza bağlı. İnternette yapılan reklam harcamalarında dehşetengiz oransal artışlar var. Bu alandaki reklam harcamalarının yıldan yıla büyüme hızı sahiden çok büyük. Ama yine de internete yapılan reklam yatırımlarının toplamı, yazılı basına yapılan toplam yatırımla kıyaslandığında çok ama çok küçük. Basın ve internete yatırılan reklam parasının eşitleneceği gün belki bir gün gelecek ama o gün galiba çok da yakın değil.
Peki o zaman ne olacak? Batı’da gazetelerin internette de paralı olması yeniden tartışılıyor. Bence doğrusu bu.
Çünkü insanlar, eğer gerçekten zamanında, doğru, dengeli, adil, kaliteli ve güzel yazılmış haber ve analiz okuma ihtiyacındaysa, bu çeşit haber ve analizler gökten düşmüyor, uzun yılların tecrübesi ve inanılmaz büyüklükteki yatırımların sonucu olarak bu çeşit haberlere ulaşabiliyoruz. Haber ve habercilik ucuz bir iş değil. Bunun bedelini birisinin ödemesi gerek.