Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

04/10/2009 : 00:19:17
04/10/2009
ismet berkan

Önce izninizle serbest vezinde çevirisini yaptığım bir kısa alıntı:
“Bir an için hayal edin, güzel ve kârlı bir işiniz var ve işinizin başarısı ürününüzün kalitesine, müşterilerinizin markanıza olan sadakatına ve onların ödemeyi kabul ettiği adil fiyata bağlı.
Günün birinde genç ve parlak bazı yöneticileri işe alıyorsunuz ve onlar da ürününüzün şimdikine göre daha hızlı dağıtılmasını ve müşterilerinizin ürüne daha kolay ulaşmasını sağlayacak yeni ve gelişmiş bir versiyonunu yaratıyorlar. Bu yeni versiyon, esasen bir anlamda ambalajın yenilenmesi, çünkü ürününüz değişmedi. Ama bu yeni versiyon sadece eski müşterilerinizi çekmekle kalmıyor, size yeni yeni müşteriler de kazandırıyor.
Ama burada büyük bir hadise yok:
Çünkü, hâlâ parayla satmaya devam ettiğiniz eski versiyonunuza karşılık yeni versiyonu bedavaya dağıtıyorsunuz.
Sonuç olarak sizin toplam müşteri tabanınız genişliyor ama cironuz artmıyor. Bedava versiyon yayıldıkça kârınız azalıyor.
Yavaş yavaş kendinize sormaya başlıyorsunuz: Bu yeni iş modelinde bir yanlışlık var ama ne? Belki de ürünüzün yeni versiyonunu bedavaya dağıtmamalı, onun için de bir fiyat talep etmelisiniz. Ama bütün uzmanlar bunun için çok geç kaldığınızı söylüyor artık.
Evet, gazete sahipleri, internet adı verilen yeni dağıtım sisteminin büyüsüne kapıldılar, genç web müritlerine en kıymetli ürünleri olan ‘haber’i verdiler, onların haberleri interaktivite ve arşivlere anında erişim gibi, sürekli yenileme gibi sihirli yolları da kullanarak yeniden paketleyip sunmalarına izin verdiler, ve sonunda ürünü aslında kâğıda basılmış mürekkepten ibaret olan eski paketi parası karşılığı almakta olan insanlara bedavadan sundular. Bu mantıkta bir şeyler yanlış.
Eğer Mars’tan bir iş analisti dünyamıza gelseydi herhalde, kâğıda basılı olan ve 24 saat boyunca bir daha yenilenmeyen versiyona para ödenip de, aynı içeriği barındırdığı halde dakika başı tazelenen yeni versiyonun bedava olmasının arkasındaki mantığı anlamakta güçlük çekerdi.”
***
Bu aktardığım satırlar aslında çok daha uzun bir makalenin sadece başlangıcı. Yazarı Peter R. Kahn, Pulitzer ödüllü bir muhabir ve uzun yıllar boyunca da ünlü The Wall Street Journal gazetesini de yayımlamış olan Dow Jones’un başkanlığını yapmış bir kişi. Yazı, WSJ’nin 26-27 Eylül 2009 tarihli sayısında yayımlandı. Meraklısı, parasını ödeyip internetten yazının tamamına ulaşabilir!
***
Radikal, Türk basınında web sayfasını ilk açan gazetelerden biri. Açıkçası biz radikal.com.tr’yi açarken, bu birimin ne bağımsız bir bütçesi vardı ne de bir kâr beklentisi.
Ama daha sonra Milliyet’in ve onun ardından da Hürriyet’in internetteki büyük başarıları bizi de sayfalarımızı yenilemeye itti. Geçen yıl sitemizi baştan sona yeniledik, artık onu bir haber portalı haline getirdik ve şimdi bir kâr beklentisi içindeyiz, bunu bir heves olarak değil iş olarak görüyoruz.
Görüyoruz ama Radikal’i arkadan çekip alacak olursanız, radikal.com.tr’den geriye hiçbir şey kalmaz, kalamaz. Yani, radikal.com.tr tek başına ayakta durması, para kazanması mümkün olmayan bir girişim. Çünkü elde ettiği reklam geliriyle bırakın sabit giderlerini ödemeyi, yayımladığı haber ve analizleri üretemez. Radikal bu içeriğinde değil de, basitçe bir haber ajansından gelen haberleri bazı yazıişleri numaralarıyla yayımladığı içeriğinde olursa, zaten Radikal olmaz, zaten okuyucu onu okumaz.
Peki acaba internette Radikal’in bedava olması, kâğıda basılı olan ve pek de ucuz fiyata satılmayan gazeteyi nasıl etkiliyor?
İnternette Radikal’i okumak isteyenlerin sayısı, gazeteyi bayilerden satın alanlardan
10 kata yakın daha fazla. Aynı oran Milliyet için de geçerli. Hürriyet’te ise durum daha makul. Onların internet okuyucusu ortalaması, basılı gazete okurunun üç katına yakın.
Bir internet sitesi açmaya ve içeriğini bedava vermeye direnen benim bildiğim tek genel yayın yönetmeni Posta’nın yöneticisi Rifat Ababay. Ama o da ancak 2009’a kadar direndi. Pek yakında posta.com.tr de yayına başlayacak.
***
Bizim iş kolumuzda, Türkiye dahil, yaygın bir inanç var: İnternet patladı, patlıyor.
Bu nereden baktığınıza bağlı. İnternette yapılan reklam harcamalarında dehşetengiz oransal artışlar var. Bu alandaki reklam harcamalarının yıldan yıla büyüme hızı sahiden çok büyük. Ama yine de internete yapılan reklam yatırımlarının toplamı, yazılı basına yapılan toplam yatırımla kıyaslandığında çok ama çok küçük. Basın ve internete yatırılan reklam parasının eşitleneceği gün belki bir gün gelecek ama o gün galiba çok da yakın değil.
Peki o zaman ne olacak? Batı’da gazetelerin internette de paralı olması yeniden tartışılıyor. Bence doğrusu bu.
Çünkü insanlar, eğer gerçekten zamanında, doğru, dengeli, adil, kaliteli ve güzel yazılmış haber ve analiz okuma ihtiyacındaysa, bu çeşit haber ve analizler gökten düşmüyor, uzun yılların tecrübesi ve inanılmaz büyüklükteki yatırımların sonucu olarak bu çeşit haberlere ulaşabiliyoruz. Haber ve habercilik ucuz bir iş değil. Bunun bedelini birisinin ödemesi gerek.

Son 11 yorum (en yenisi önce)

01/03/2010 : 19:12:38
yakin tarihte waren buffot un google a karsi kazandigi zafere tekrar parmak atmak istiyorum arkadaslar. Bu sanirim bazi gelismelerin artik isik hizindan da hizli olacaginin garantisini verdi bize.

Yakinda intarnetten parali haber okuma devri basliyor.
27/02/2010 : 08:46:30
İnternet nedir ?

Torunlar için sonsuz oyun kaynağı...
Gençler için feysbuk, çat, çut...
Babalar için sonsuz araştırma kaynağı...
Dedeler için gazeteler, haberler, dini siteler...



11/10/2009 : 13:39:48
Yazı çok güzel de, bir de ülkeye uyarlama işlerini yapsalar daha güzel olacak,şimdi asyanın beğenilen köpekli ,böcekli yemeklerini bize de yedirmeye kalkmasalar dı eminim daha başarılı olurlardı,ayrıca AYNISI kelimesi üzerinde bence biraz daha durmak gerek...
11/10/2009 : 08:58:29
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - cengo2011

''Çok müthiş bir şey yapmanıza gerek yok. Eğer dünyada ne olduğunu iyi takip edebiliyorsanız ve bunu iyi uyguladığınız sürece Türkiye'de bir adım önde olabilirsiniz. Gerçekten birçok işte Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. O yüzden bizde ilk kez 1996'da internet sitemizi açtık. Yaptığımız, ABD gazetelerinden gördüğümüzü uygulamaktı.

İkinci önemli performans kriteri de (başarılı olabilmek için ilk gelen oturur). İlk olacaksınız, arandığınızda mevcut olacaksınız ama sonra bir kriter daha var. Her 10 dakikada da bir sandalye kapmaca oynanır. Her tur bir o kadar kişi daha geliyor. Burada hem ilk gelince oturacaksın, sonrasında da her zaman kendini yenileyeceksin.

Üçüncü sihirli kelime de biraz eskide kalmış gelebilir ama o da 'istikrar'dır. İstikrar, internette çok önemli. Doğru bildiğin bir şeye,istikrarlı bir şekilde yatırım yapmak, modalara yatırım yapmaktansa doğru bildiğin alana istikrarlı yatırım yapmak başarıyı getiriyor.”


Katkılarınız için teşekkürler sayın cengo2011
Çok güzel üç madde, bunu herkes çalıştığı işte uygulama imkanı bulabilse sektöründe lider olmaması için hiçbir neden yok
11/10/2009 : 00:13:58
ARKADAŞLAR YORUMSUZ OLARAK EKLİYORUM..UMARIM ALGINIZDA SORUN YOKTUR VE DOĞRU OKUR DOĞRU ANLARSINIZ:)))

E-GAZETE ÇIKIRACAK ARKADAŞLARADA İTHAF OLUNUR:)))


10 Ekim 2009


Gazete aslında bugün Benjamin Button gibi





"Bilişim Zirvesi 09" kapsamındaki "Yeni Medya" başlıklı konferansta konuşan Hürriyet Gazetecilik İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, gazetenin yeniden doğduğunu belirterek, “Gazete, bütün tarihi boyunca hiç olmadığı kadar, kanlı, canlı, genç, her yerde, her formda ve her şekilde. Gazete aslında hayat çizgisine baktığımda bugün Benjamin Button...(80'li yaşlarda doğup giderek gençleşen film kahramanı)” dedi.

VUSLAT DOĞAN SABANCI CEBIT'TE KONUŞTU WEB TV

Sabancı, İnterpromedya tarafından düzenlenen “Bilişim Zirvesi'09” kapsamında gerçekleştirilen “Yeni Medya” başlıklı konferansta, 1992-1996 yılları arasında New York'ta Uluslararası Medya ve İletişim Bölümü'nde lisansüstü programını bitirmeye hazırlandığını ve bitirme tezini “Gazetecilerin Geleceği” konusunda yazdığını söyledi.

O yıllarda internetin yeni yeni başladığını dile getiren Sabancı, “6 ay çalıştım, her boyutuyla baktım ve tezimi bitirdiğimde şu sonuca vardım. Özetle dedim ki '2003 yılına geldiğimizde hepimiz uyanacağız, yataklarımızdan kalkıp bilgisayarın başına koşacağız, internet zaten hazır olacak. Bir tuşa basacağız, özel formatta özel boyuttaki yazıcımızdan gazetemiz çıkacak ve kahvaltımızı o gazeteyi oku**** yapacağız'. Bir de başlık attım, 'Gazetelere Ölüm, Gazetelerin Sonu' diye...” şeklinde konuştu.

Sabancı, 1996 yılında Hürriyet gazetesinde çalışmaya başladığını anımsatarak, bu dönemde ise kendisine ABD'de öğretilen bazı yalanları keşfettiğini belirtti.
ABD'de gazeteler için “doğal tekel” yorumu yapıldığını ancak Türkiye'de bunun böyle olmadığını dile getiren Sabancı, şunları kaydetti:

“Çok müthiş bir şey yapmanıza gerek yok. Eğer dünyada ne olduğunu iyi takip edebiliyorsanız ve bunu iyi uyguladığınız sürece Türkiye'de bir adım önde olabilirsiniz. Gerçekten birçok işte Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. O yüzden bizde ilk kez 1996'da internet sitemizi açtık. Yaptığımız, ABD gazetelerinden gördüğümüzü uygulamaktı.

İkinci önemli performans kriteri de (başarılı olabilmek için ilk gelen oturur). İlk olacaksınız, arandığınızda mevcut olacaksınız ama sonra bir kriter daha var. Her 10 dakikada da bir sandalye kapmaca oynanır. Her tur bir o kadar kişi daha geliyor. Burada hem ilk gelince oturacaksın, sonrasında da her zaman kendini yenileyeceksin.

Üçüncü sihirli kelime de biraz eskide kalmış gelebilir ama o da 'istikrar'dır. İstikrar, internette çok önemli. Doğru bildiğin bir şeye,istikrarlı bir şekilde yatırım yapmak, modalara yatırım yapmaktansa doğru bildiğin alana istikrarlı yatırım yapmak başarıyı getiriyor.”

HURRIYET.COM.TR'NİN BAŞARISI

Vuslat Doğan Sabancı, diğer önemli şeyin de icraat olduğunu belirterek, gelinilen noktada Hürriyet gazetesinin “www.hurriyet.com.tr” adresli internet sitesinin, Türkiye'nin en büyük internet sitelerinden biri olduğunu, dünyanın ise 10. büyük medya portalı olduğunu ifade etti.

Sitenin aylık 1,5 milyar sayfasının görüntülendiğini, 20 milyon tekil ziyaretçisinin olduğunu ve günlük 20 bin ziyaretçi yorumunun yapıldığını anlatan Sabancı, şöyle devam etti:

“Geliştirdiğimiz hiçbir ürünü, hiçbir fonksiyonu, hiçbir yeni siteyi sadece Türkiye'yi düşünerek yapmadık. Bütün dünyayı düşünerek yaptık. Bu da bize çok büyük bir rekabetçi avantaj sağladı. Kafamızdaki ülke sınırlarını aştık. Bir ürün nerede daha iyi geliştirilebilirse orada geliştirdik. Bu coğrafyanın en büyük seri ilan platformu olmak istiyoruz. Şu an her gün 500 bin kişi Hürriyet gazetesini okuyor. Her gün 1,5 milyon farklı kişi internet sitemize giriyor. Aylık 600 bin kişi cep uygulamamızı kullanıyor.

Birçok form değişiyor ama gazetelerin 'ölüyor' denildiği bir dönemde benim Hürriyet'im okunuyor, tıklanıyor, konuşuluyor. Tezimin konusuna dönersek eğer, fena bir içerik yazmamışım ama bugün olsa başlığı tamamen değiştirirdim. Çünkü başlık 'Gazetenin Ölümü' değil, 'Gazete Yeniden Doğuyor'... Gazete, bütün tarihi boyunca hiç olmadığı kadar, kanlı, canlı, genç, her yerde, her formda ve her şekilde. Gazete aslında hayat çizgisine baktığımda bugün Benjamin Button...”

“TÜRKİYE, İNTERNETTE GEÇİRİLEN SÜRE BAKIMINDAN ZİRVEDE”

“Medya Fütüristi” ve Yazar Gerd Leonhard da kimsenin geleceği bilemeyeceğini, kendisinin de sadece önündeki 1-2 yıla bakarak trendleri incelediğini ve medya alanında araştırmalar yaptığını ve sonuçlara ulaştığını söyledi.

Bilgisayarın artık internete bağlanmanın tek yolu olmadığını ve insanların internete bağlanmak için birçok mobil cihaz kullandığını dile getiren Leonhard, ABD'de insanların yüzde 40-45'inin internete fotoğraflar yüklediğini ve internette sosyalleştiğini ifade etti.

Türkiye'de de ilginç rakamlara ulaştığını dile getiren Leonhard, şunları kaydetti:

“Türkiye, bir kişinin internette geçirdiği süre bakımından zirvede. Bir kişi, ayda 32 saatini geçiriyor internette ve Türkiye'de internet tüketimi 25 yaş altı kişiler tarafından yapılıyor. Burada artık insanlar ofislerdeki büyük bilgisayarlardan bağlanmıyorlar internete. Mobil cihazlar kullanıyorlar. 'Peki bu durum işlerinizi nasıl etkileyecek?' diye baktığımızda da artık iş modellerini değiştirmemiz gerekiyor.

Şimdi internet üzerinden paylaşımlar ücretsiz olarak yapılıyor. Peki burada nasıl para kazanılıyor? ABD'deki istatistiki bilgilere göre kitapların sadece yüzde
15'inden azı matbu basılmış. Artık kitaplar internet üzerinden download edilebiliyor. 'Amazon Kindlee' diye bir cihaz var. Bu cihazla kitapları yarı fiyatına download edebiliyorsunuz. İki yıl içinde bütün televizyonlardan internet bağlantısı sağlanacak ve bu noktada telekom, internet ve medya birleşecek. Sosyal ağlar birbirine girmiş olacak. Facebook'ta şu an 350 milyon kullanıcı var ve facebook en yaygın olarak kullanılan sosyal ağ olarak tanımlanıyor.

Sosyal network aktivitelerinin artmasıyla SMS ve MMS kullanımı azalacak. Artık kullanıcılar, telefon görüşmeleri için de internet temelli araçları kullanıyor. Değişiklik artık çok uzak değil. Çok hızlı, çok büyük gelişimler yaşanıyor. Siz bir mobil operatör veya bir telekomünikasyon firmasıysanız bu değişimlere ayak uydurmalısınız.”

Leonhard, gençlerin artık partilerde DVD veya VCD yerine Youtube'dan şarkı dinlediklerini belirterek, “DVD ve VCD artık lüks olarak algılanıyor. DVD ve VCD'lerin kullanımı çok azalacak” dedi.

Kitaplara internet üzerinden ulaşmanın ekolojik tasarruf sağlayacağına da dikkati çeken Leonhard, şöyle konuştu:

“Elektronik kitapların kullanımında ciddi bir yükseliş var. Devletler buradan yakalayacağı tasarrufu düşünecekler. Bütün içerik, fiziksel ortamdan dijital ortama taşınıyor artık. Tabii ki kitaplar yok olmayacak, insanlar kitap okumaya devam edecek ama ilk öncelik dijital olacak. e-kitapların da korsanlığını yapanlar olacaktır ama bunu engellemek için müzik sektörünün tecrübelerinden faydalanmalıyız ve aynı hataları tekrarlamamalıyız.

İş modellerinizi oluştururken korumayı birinci planda tutmalısınız. Teknoloji aslında korsanlığı kolaylaştırmıyor. Uygulanan iş modelleri korsanlığın yapılmasına olanak sağlıyor. Yeni iş modellerinde gizliliği ön planda tutmalıyız. Artık fiziksel olarak radyo, hesap makinesi satamıyorsunuz. i-phone'da bu işlevleri gerçekleştirebiliyoruz. Bunları satamıyorsak, bu uygulamaları satmalıyız. Şirketler artık içerik satmalı, geleceğe dönük yeni iş modelleri gerçekleştirmeli. Pek çok gazete, internet ortamına geçerek, baskı maliyetlerini düşürüyor. Bu durumu kabullenip buna yönelik çözümler getirmelisiniz.”

Leonhard, insanların internete ulaşım için ödeme yapmayı sevmediklerini ve buna yönelik çözümlerin üretilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

İNTERNET PENETRASYONU YÜZDE 100

Interactive Advertising Bureau (IAB) Türkiye Başkanı Levent Erden de Türkiye'deki internet penetrasyonunun (yayılım/kullanım oranı) yüzde 100 olduğunu iddia etti.

Erden, Türkiye'de 17 milyon hane olduğuna dikkati çekerek, hesapların haneler üzerinden yapılması gerektiğini söyledi.

Türkiye'de 25 milyon tekil internet kullanıcısının olduğunu anlatan Erden, “Dolayısıyla 17 milyon haneden aslında Türkiye'de pazarlama iletişimi yoluyla kendi kullanılabilir geliri bir şeyler harcamaya yeterli hane sayısı 6-7 milyondur” diye konuştu.

İnternetin, sadece gençler ve çocukların bir oyun aleti olmadığını vurgulayan Erden, “Türkiye'de internet penetrasyonu yüzde 100'dür. Bu, 2001'de de yüzde 100'dü” dedi.

10/10/2009 : 23:11:25
Zarar kar hanesi ne gelince bakın o iş insanın ufku ile ilgili,şimdi kendinizi ve ailenizi taşrada görevde düşünün,bir sürü imkandan yoksunsunuz,yada gemide tayfasının aylarca denizlerdesiniz,intin faydasını anlatmaya gerek yok sanırım,nasıl tv ler için uzakları yakın yakınları uzak yaptı deniyorsa, şimdi tv ler internete suçu devretmiş görünüyor..yada suç ortakları,yakınlarımızı ihmal etmediğimiz sürece şimdilik bir zararı yok...
10/10/2009 : 23:07:14
Hocam yakında yurt dışı paralıya geçmeyi düşünüyor internet gazeteciliği, malum krizler ,çalışanların huzursuzluğu,gelecek korkusu bilemiyorum ama işleri baya karışık hale getireceğe benzetiyor...
10/10/2009 : 22:28:10
Uzun süreli bilgisayar kullanmak çocuklarda fiziksel problemlere yol açabilir. Bu problemlerin başında; göz rahatsızlıkları, radyasyonun olumsuz etkileri, duruşta ve iskelet yapısında bozukluklar gelmektedir.
Özetle, bilgisayar ve internet kullanımının olumsuz etkilerini yok etmek için, ebeveynlerin yakın denetimi ve kontrollü yönlendirmesinin şart olduğu söylenebilir.


10/10/2009 : 17:41:45
İnternet'in özellikle 14-20 yaş aralığındaki gençlerde kullanım şekli çok verimsiz. Bu durum tehlikeli boyutlara ulaşıyor. asosyal bir kitle karşımıza çıkmak üzere 3-4 sene sonra...
04/10/2009 : 20:31:00
Yurt dışında da gazetelerin internettede paralı olması tartışılıyormuş...
onlarda internet reklam gelirleri beklenildiği kadar çok olmuyor da bunu düşünüyorlarsa, bizdeki durum daha kötü demektir...
04/10/2009 : 11:40:32
Düşündüğüm bir konuydu , ellerinize sağlık . Yurtdışındaki gazeteler acaba nasıl giderlerini karşılıyor, merak ettim ,bunun içinde bir araştırmanız olursa burada yayımlarsanız sevinirim .