Nakit Esaslı Vergilendirme
Bugünkü vergi tekniğinde gelir ve giderlere konu olan değerler tahsil-nakit esaslı değil, tahakkuk esaslı olması, reel kesimin elde etmediği gelirleri üzerinden vergi ödemesine neden oluyor. Bu da reel kesimin elde etmediği gelirleri olmadığı için, vergi ödemelerinde kredi kullanmaya zorluyor. Tahakkuk esaslı ve nakit esaslı işlemleri karşılaştırırsak;
Tahakkuk esasında işlemler,
* Nakit akımlarının ne zaman olduğuna bakılmaksızın, ortaya çıktıklarında kaydedilir.
* Gelirler hesabı, nakit olarak tahsil edilip edilmediklerine bakılmaksızın, mali yıl boyunca tahakkuk eden ve genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre gelir olarak kaydedilmesi gereken gelir işlemlerini gösterir.
* Giderler hesabı, ilgili dönemde faturalı işlem gerçekleşmişse, bedelin ödenip ödenmediğine bakılmaksızın gider kaydedilir ama bazı giderler ilgili dönemde ödeme esaslıdır. Örneğin, ilgili döneme ait SSK giderleri ödenmemiş ise gider kayıt edilemez. Ama faturalı tüm işlemler için gelirler ve giderlerin kaydı yapılırken nakit işlem yapılıp yapılmadığına bakılmaz. İlgili dönem içinde kayıt edilir ve vergilendirilir.
* Tahakkuk eden gelir ve giderler, doğdukları mali yılın hesaplarına ve raporlarına dahil edilir.
* Ekonomik olaylara ilişkin işlemler ait oldukları mali yılda kaydedilir ve raporlanır. Bu özelliği ile dönemsel mali raporlar, ilgili faaliyet dönemlerine ilişkin mali işlemleri tam olarak yansıtırlar.
Nakit esaslı işlemler,
* Nakit akımlarından doğan işlemleri kaydeder.
* Mali işlemlerin ve olayların nakit alındığında veya ödendiğinde muhasebeleştirilmesi söz konusudur.
* Nakit esaslı işlemlerden sağlanan hizmet ve faydaların ne zaman ortaya çıktığı ile ilgilenmez. Dönemsellik ilkesi değil, ödemenin yapıldığı dönem önemlidir.
* Mali raporlar, asıl olarak, nakit girişlerini, nakit çıkışlarını, açılış ve kapanış nakit varlıklarını raporlar.
Günümüzde reel kesim faaliyetleri ağırlıklı olarak nakit esaslıdır. Bu bakımdan vergilendirmenin, tahakkuk esaslı Gelir Tablosundan değil, nakit esaslı Nakit Akım Tablosu üzerinden yapılması gerekir.
Nakit Akım Tablosu, işletmenin belirli bir dönemdeki nakit akışlarını; nakit girişlerini ve çıkışlarını gösteren bir tablodur. Belirli bir dönem itibariyle düzenlenen Nakit Akım Tablosunda temel olarak iki taraf söz konusudur:
Nakit Girişleri
* Satışlar,
* Diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karlar,
* Olağandışı gelir ve karlar,
* Kısa vadeli yabancı kaynaklardaki artışlar,
* Uzun vadeli yabancı kaynaklardaki artışlar,
* Sermaye artırımı,
* Hisse senedi ihraç primleri,
* Diğer nakit girişleri.
Nakit Çıkışları
* Maliyetler,
* Faaliyet giderleri,
* Diğer faaliyetlerden olağan gider ve zararlar,
* Finansman giderleri,
* Olağandışı gider ve zararlar,
* Duran varlık yatırımları,
* Kısa vadeli yabancı kaynak ödemeler,
* Uzun vadeli yabancı kaynak ödemeler,
* Vergi ve Benzeri ödemeler,
* Temettü ödemeler.
Nakit esaslı vergilendirmeye hemen geçebilmek için, muhasebe ilkelerinde köklü değişiklikler yapmak gerektiği gibi, diğer dezavantajları şöyle sıralanabilir:
* Tahakkuk esaslı işlemlerde, işlem yapan her iki tarafı da kontrol etmek mümkün olduğu halde, nakit akışlı işlemde dönem kayması olabileceğinden, vergilerin tahsilinde mükelleflere tam güven esası sorunu ortaya çıkabilir.
* Gelir gider ayarlaması nedeniyle, devlet yeterince vergiyi toplamakta zorlanabilir.
* Büyük esnafların çoğu sermayeye göre işlem yaparken, küçük esnaf tamamen kredi ile işlemlerini yürüttüğü için, onların üzerinde zaman içerisinde biriken ve ödenmeyen bir sürü vergi alacağı ortaya çıkabilir.
* Biriken vergi alacaklarını devletin tahsilat yapması için, ayrıca bir denetim ve tahsilat dengesi oluşturması ve buna göre bütçe düzenlemesi yapması gerekebilir.
Kaynak: progroup.com.tr
Bugünkü vergi tekniğinde gelir ve giderlere konu olan değerler tahsil-nakit esaslı değil, tahakkuk esaslı olması, reel kesimin elde etmediği gelirleri üzerinden vergi ödemesine neden oluyor. Bu da reel kesimin elde etmediği gelirleri olmadığı için, vergi ödemelerinde kredi kullanmaya zorluyor. Tahakkuk esaslı ve nakit esaslı işlemleri karşılaştırırsak;
Tahakkuk esasında işlemler,
* Nakit akımlarının ne zaman olduğuna bakılmaksızın, ortaya çıktıklarında kaydedilir.
* Gelirler hesabı, nakit olarak tahsil edilip edilmediklerine bakılmaksızın, mali yıl boyunca tahakkuk eden ve genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre gelir olarak kaydedilmesi gereken gelir işlemlerini gösterir.
* Giderler hesabı, ilgili dönemde faturalı işlem gerçekleşmişse, bedelin ödenip ödenmediğine bakılmaksızın gider kaydedilir ama bazı giderler ilgili dönemde ödeme esaslıdır. Örneğin, ilgili döneme ait SSK giderleri ödenmemiş ise gider kayıt edilemez. Ama faturalı tüm işlemler için gelirler ve giderlerin kaydı yapılırken nakit işlem yapılıp yapılmadığına bakılmaz. İlgili dönem içinde kayıt edilir ve vergilendirilir.
* Tahakkuk eden gelir ve giderler, doğdukları mali yılın hesaplarına ve raporlarına dahil edilir.
* Ekonomik olaylara ilişkin işlemler ait oldukları mali yılda kaydedilir ve raporlanır. Bu özelliği ile dönemsel mali raporlar, ilgili faaliyet dönemlerine ilişkin mali işlemleri tam olarak yansıtırlar.
Nakit esaslı işlemler,
* Nakit akımlarından doğan işlemleri kaydeder.
* Mali işlemlerin ve olayların nakit alındığında veya ödendiğinde muhasebeleştirilmesi söz konusudur.
* Nakit esaslı işlemlerden sağlanan hizmet ve faydaların ne zaman ortaya çıktığı ile ilgilenmez. Dönemsellik ilkesi değil, ödemenin yapıldığı dönem önemlidir.
* Mali raporlar, asıl olarak, nakit girişlerini, nakit çıkışlarını, açılış ve kapanış nakit varlıklarını raporlar.
Günümüzde reel kesim faaliyetleri ağırlıklı olarak nakit esaslıdır. Bu bakımdan vergilendirmenin, tahakkuk esaslı Gelir Tablosundan değil, nakit esaslı Nakit Akım Tablosu üzerinden yapılması gerekir.
Nakit Akım Tablosu, işletmenin belirli bir dönemdeki nakit akışlarını; nakit girişlerini ve çıkışlarını gösteren bir tablodur. Belirli bir dönem itibariyle düzenlenen Nakit Akım Tablosunda temel olarak iki taraf söz konusudur:
Nakit Girişleri
* Satışlar,
* Diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karlar,
* Olağandışı gelir ve karlar,
* Kısa vadeli yabancı kaynaklardaki artışlar,
* Uzun vadeli yabancı kaynaklardaki artışlar,
* Sermaye artırımı,
* Hisse senedi ihraç primleri,
* Diğer nakit girişleri.
Nakit Çıkışları
* Maliyetler,
* Faaliyet giderleri,
* Diğer faaliyetlerden olağan gider ve zararlar,
* Finansman giderleri,
* Olağandışı gider ve zararlar,
* Duran varlık yatırımları,
* Kısa vadeli yabancı kaynak ödemeler,
* Uzun vadeli yabancı kaynak ödemeler,
* Vergi ve Benzeri ödemeler,
* Temettü ödemeler.
Nakit esaslı vergilendirmeye hemen geçebilmek için, muhasebe ilkelerinde köklü değişiklikler yapmak gerektiği gibi, diğer dezavantajları şöyle sıralanabilir:
* Tahakkuk esaslı işlemlerde, işlem yapan her iki tarafı da kontrol etmek mümkün olduğu halde, nakit akışlı işlemde dönem kayması olabileceğinden, vergilerin tahsilinde mükelleflere tam güven esası sorunu ortaya çıkabilir.
* Gelir gider ayarlaması nedeniyle, devlet yeterince vergiyi toplamakta zorlanabilir.
* Büyük esnafların çoğu sermayeye göre işlem yaparken, küçük esnaf tamamen kredi ile işlemlerini yürüttüğü için, onların üzerinde zaman içerisinde biriken ve ödenmeyen bir sürü vergi alacağı ortaya çıkabilir.
* Biriken vergi alacaklarını devletin tahsilat yapması için, ayrıca bir denetim ve tahsilat dengesi oluşturması ve buna göre bütçe düzenlemesi yapması gerekebilir.
Kaynak: progroup.com.tr