Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

26/08/2009 : 21:12:56
Romanya Ve Bulgaristan’dan AB Ülkelerine Büyük Göç Olmayacak

Avrupa Birliği içindeki işgücü hareketliliği ile ilgili tahminlerin çoğu, efsaneden öteye gidemedi. İnsanların zorunlu olmadıkça ülke değiştirmediği, bir istisna olan Polonya’dan göçen işçilerin bile kısa dönemli işlerde para biriktirip tekrar ülkelerine döndükleri gözlemlendi.

Bulgaristan ve Romanya’nın bu ay başında AB’ye katılmasının ardından, bu değişimin hem bölgedeki, hem AB içindeki işgücü piyasasına nasıl etki edeceği gündeme geldi. İnsan kaynakları danışmanlık şirketi Hewitt’in Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, İsveç, Yunanistan, Rusya, Ukrayna, Baltık Devletleri (Estonya, Litvanya, Letonya) ve Balkan ülkelerini kapsayan Avrupa Gelişmekte Olan Pazarlar Yöneticisi Zsolt Szelecki, "Yönetim seviyesinde, Çek yöneticinin Sırbistan’da çalışması veya Bulgar yöneticinin Romanya operasyonunu yürütmesi gibi, bölgesel göçler gerçekleşebilir" diyor.

Bulgaristan ve Romanya’nın bu ay başında AB’ye katılmasının ardından, bu değişimin hem bölgedeki, hem AB içindeki işgücü piyasasına nasıl etki edeceği gündeme geldi. İnsan kaynakları danışmanlık şirketi Hewitt’in Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, İsveç, Yunanistan, Rusya, Ukrayna, Baltık Devletleri (Estonya, Litvanya, Letonya) ve Balkan ülkelerini kapsayan Avrupa Gelişmekte Olan Pazarlar Yöneticisi Zsolt Szelecki, "Yönetim seviyesinde, Çek yöneticinin Sırbistan’da çalışması veya Bulgar yöneticinin Romanya operasyonunu yürütmesi gibi, bölgesel göçler gerçekleşebilir" diyor.

Romanya ve Bulgaristan’ın işgücü ne durumda?
Son birkaç yıldır bu ülkelere yatırım yapan birçok yabancı şirket var. Yetenek açısından önemli bir pazar ancak limitsiz bir yetenek arzı da yok. Bu nedenle, özellikle Bulgaristan’a yatırım yapan ülkeler daha şimdiden aradıkları yetenekli çalışanları bulmakta zorluk çekiyorlar. Eğitimli ve deneyimli kişiler kolay bulunmuyor. Yeni bir ülkeye giden bir şirketin yapması gereken en zor şeylerden biri, yerel pazarda ürünlerinizi satmak için yönetim ekibini ve güçlü satış gücünü kurmaktır. Önümüzdeki 1-3 yıl boyunca, buralardaki satışçılar Avrupa veya Batı tarzı satış konusunda eğitimli olmadıkları için, bölgedeki kilit sorun satış gücü olacak. İkinci zor alan ise orta seviye yöneticiler olacak. Üst düzey yönetici sorunu, başka ülkelerden getirilecek kişilerle çözülebilir. Ancak iyi orta düzey çalışanlar bulmak, tipik bir sorundur. Genç profesyoneller bulursanız, bu kişiler uzun süre orta seviyede çalışmaktan tatmin olmaz. Orta seviye değil, süpervizör değil, en azından direktör olmak isterler. Sonuç olarak iki ülkede de yetenekli çalışan bulmak gittikçe daha zorlaşıyor.

Bu ülkelerdeki işçiler çalışmak için diğer AB ülkelerine göç edecekler mi?
Özellikle entelektüel işler için, AB’deki göçmen işçilerin sayısı her zaman yanlış tahmin edildi. Mekanik ve yapı işçileri, komşu pazarlarda daha iyi iş ve daha fazla fırsat bulabilir. Hatta Almanya kadar uzağa veya diğer ülkelere de gidebilirler. Çünkü tüm yeni üye ülkeler birbirine benzer kültürlere sahip. Ama Polonyalıların tersine, özellikle bu ülkeler için fazla bir göç gerçekleşmesini beklemiyorum. Belki yönetim seviyelerinde geçişler olabilir. İkinci olarak, bölgesel göçmen olabilirler. Bir Çek yöneticinin Sırbistan’da çalışması veya Bulgar yöneticinin Romanya operasyonunu yürütmesi gibi, yönetim seviyesinde bu tür bölgesel göçler gerçekleşebilir. Bu tahminlerim en fazla birkaç bin kişiyle sınırlı, onbinler veya yüzbinlerden bahsetmiyorum. Bir de şunu belirtmekte fayda var: İnsanlar yaşadıkları yeri değiştirmede direnç gösterir. Ancak kendileri için para biriktirmek ve bir süre sonra ülkelerine geri döndüklerinde kendi işlerini kurmak için bir süreliğine göçmen işçilik yapabilirler. Sadece çok azı temelli göçmen olacaktır.

Yani Bulgar ve Romen işçilerin çalışmak için eski Avrupa ülkelerine gideceklerini düşünmüyorsunuz...
Eski AB ülkelerine giderlerse, bu kısa süreli işler için olacaktır. İskandinavya’da bazı tıbbi uzmanlık gerektiren işler, Almanya’da IT geliştirme işleri, İngiltere’deki aşçılık veya servis elemanlığı gibi. Bunların çoğu, yerel pazarın yapmadığı işler. Peki büyük kitleler göç edip, herhangi bir işte çalışacaklar mı? Muhtemelen hayır.

Eski AB üyeleri, bu ülkelerden işçi girişlerini en azından iki yıl için sınırlayacaklarını söylediler. Sizce bu olabilir mi?
Yasal olarak mümkün tabii. Ancak bence bunlar daha çok iç politik mesajlar. Kendi seçmenlerine, sizin hassas olduğunuz konuları koruyorum, mesajı göndermek olarak görüyorum. Aslında korunması gereken bir şey de yok ortada.
Türkiye’de 500 bine yakın aynı zamanda Bulgaristan pasaportu sahibi kişi olduğu tahmin ediliyor. Onlar da artık aynı haklara sahip...
Konuyu çok iyi bilmiyorum ancak duymuştum. Benzer nedenden kaynaklanan bir durum Makedonya’da oldu. Çok sayıda Makedon Bulgaristan pasaportu almak istedi çünkü Bulgaristan AB’ye üye olduğunda onların da AB pasaportları olacaktı. Hatta Makedonya’nın eski başbakanının dahi Bulgaristan pasaportu için başvurduğu iddiaları basın için güzel bir skandal haberi olmuştu. Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşları için tek tahminim, Bulgaristan’daki şartların onlar için daha parlak olmayacağı. Göç olgusuyla ilgili tüm gelişmeler, AB’nin genişlemesi ve yasalardaki değişikliklerle bağlantılı olacak. Ancak bence, göçü etkileyen, AB’den daha önemli olgular var.

Neler bunlar?
Teknoloji ve onun getirdiği globalleşmeyle birlikte oluşan, "iyiysen her yerde çalışabilirsin" mantığı. Çalışanların ülkeler arasındaki hareketliliğini asıl şekillendirecek olan esas faktörler bunlar. Evden çalışma her geçen gün artıyor. İskandinavya ve Birleşik Krallık’ta evden çalışanların oranı yüzde 10’un üzerinde. İnternet kullanımının artmasıyla birlikte, bu rakam daha da yükselecek. İşverenler, bu yöntemin çalışan istihdam etmek için esnek bir yol olduğunu anlamaya başlıyor. Yeni iş modelleri dikkate alınıyor. Yetenek yönetimi açısından baktığımızda ise, bu kişileri elde tutmak ve şirkete çekmek için daha yaratıcı yöntemlere ihtiyaç duyuluyor. ABD’de şirketler, karlı ücret paketleri ve daha yüksek ücretler yerine, haftada 4 gün çalışmak gibi daha fazla özgürlük vaat ediyor. Ya da evde çalışmalarına imkan tanıyor. ABD’de çalışanlar bunlara daha fazla önem veriyor. Hayattan keyif almak artık en önemlisi. Bence bu kısa dönemde, AB’deki göçleri şekillendirecek olan da bu.

AB içindeki işçi göçüyle ilgili beklentiler gerçekleşmedi, yüzbinlerce işçi başka yerlere göç etmedi. Ancak Polonya gibi bir istisna da var. Bir insanın çalışmak için başka bir ülkeye gitmesine neden olan nedir?
Polonya, büyük bir ülke. Ve öyle alanları var ki, ağır sanayi gibi, gerçekten gençler için hiç umut vaat etmiyor. Bu şartlar nedeniyle, geleceğimi Londra veya Berlin’de denemek istiyorum diyorlar. Buna rağmen, bizim çok basit bir değişim yönetimi modelimiz var. İnsanlarda her zaman değişikliğe karşı doğal bir direnç vardır. Eğer bu direnç; ilk adımınızı atmanızı kolaylaştıracak koşul (AB’ye üye bir ülkede yaşamak gibi), tatminsizliğiniz ve gelecek beklentinizin toplamından daha küçükse, gitmezsiniz. Aksi takdirde gidersiniz.

Kaynak: Hürriyet İnsan Kaynakları Gazetesi

Son 6 yorum (en yenisi önce)

16/09/2009 : 13:35:00
Romanya ve Bulgaristan'da geçen 5 yıl içinde İnşaat sektöründe patlama yaşanmış, muazzam cirolarla 500 euro ile 1000 euro arasında değişen m2 fiyatlarına ulaşılmıştı ve bu durumdan bi haber olan Türk girişimcisi o esnada Avrupaya döner dükkanları açmakla meşkuldü.bugünkü krizin etkisiyle Türkiyede fırınların kapandığını gören Türk inşaatçısı artık ekmek çıkmayacağını anlayınca Romanya ve Bulgaristana sızmayı planlarken bu ülkelerin durma noktasına gelmiş olan inşaat sektöründe yıllardır emlak piyasasına hakim olan Almanlar ve İngilizler pastanın franbogazlı kısmını şimdiye kadar yemişlerdi bile.
16/09/2009 : 12:56:44
SELAMLAR
2009 yili avrupada bir kriz yili olmus ve halen bazi ulkelerde devam edmekte bazilarida cikmis veya cikmaya calismaktadir , romanya vatandaslari bu yil ortalarinda ulkelerine donmeye baslamistir, sebebi ise bu krizde is imkanlarinin az olmasi yasam hergun avrupada zorlanmaktadir, hatta bazi ulkeler issizlik parasini pesin odeme gibi vs konularda hizlandirmak yolundadir. ispanyada yabancilarin kesin donus veya 3 ila 5 yillik donuslerinde bazi kolayliklar saglanmaktadir. romanya gelecegin is imkanlarinin ve ticaret ortamlarinin olacagi bir ulke olmus ve dunyanin her yerinden ufak capta akimlar vardir.
01/09/2009 : 15:41:33
orıares tesbıtler tam yerınde.
01/09/2009 : 14:47:03
Bulgaristan ve Romanya, Türkiye gibi dışa bağımlı ülkelerdir.
Emir Komuta zinciri var Dünyada vazgeçilmez olanda bu zaten.
Alıştınmı dışardan gelen paraya...geleceğe dair çok hesap yapmazsın.

Bu Ülkelerde durum bizimkinden biraz daha değişik...
Komunizmde Çalışmak ve Üretmek asıl olan kaidedir.
Kumbaranda birikeni, Devlet senin geleceğine yatırım yapar
Oralarda hala bu yüzden Komunizmden kalan hayat garantisinin izleri devam ediyor.
fakat Komşuda biliyorki eski Rejimin kemiklerinden eser bile yok.
Kapitalizmin %100 hayat sömürülür organizasyonunda seyirci değil oyuncu olduğunuda öğreneli çok olmadı yani.

bizler 80 yıldır Kapitalizmle sevişiyoruz zaman zaman değişik pozisyonlarıda denediysekte birlikte, bilindiği gibi o hep üsttedir altta olan ise biz..ve bu yüzden Komşudan daha kıdemliyiz. kısacası yolu göstermek bize düşer.

yollanan paralar, Ülkeyi ellerinde tutan komunistlerin cebine girdi tabiki.
paralar çok, yiyenlerin sayısıda az olunca.
Merd perişan, Namerd ise adı sanı şan oldu.

zenginliğin görgüsüzlüğe dönüşmesiyle komkomlar ''yani defolu komunistler'' Luks Oteller, Kumarhaneler, Restoranlar,Barlar,Klupler vs.vesaire
gibi yatırımlarla Ülkenin Karadeniz kıyılarını ışıldattılar.

çok sürmedi tabiki geçimini Turistle sağlayan bu sağım merkezleri, olmayan Turizm politikalarıyla Turist çekemeyince 2004 yılından beri kan revan oldu ortalık. Turizm kan ağlamaya başladı.

Kumarhane cenneti olan Bulgaristan bile, Makinalarını siftahsız açıp kapatmaya başlayınca alarm vermeye başladı.

bu donemde Avrupa yasalarını teker teker yurda sokan parlamento.
büyük özveriler sonucu evladı gibi sevdiği mafya babalarının herbirini tek tek bir köşede sıkıştırıp tepeledi.

bu anlı şanlı görevi eski İçişleri Bakanı, sonraları Başkent Beldiye Başkanı ve en nihayetinde Başbakan olan BOYKO BORİSOV agaya vermişlerdi.

temizlik sonrası deriiin bir sessizlik oldu

Bulgaristanda ki komunistler paraları Türk parti yöneticileriyle paylaşa paylaşa Hazineyi kurutsalarda.
son kaçınılmaz oldu

halk ayaklanma gibi bir seçimle hepsini alaşağı etti ve BOYKO BORİSOV agayi baş tacı yaparak Devleti ona emanet ettiler.

BORİSOV ilk iş olarak eski yöneticilerin kulaklarını çeke çeke Banka hesaplarındaki Euro Dolar ve Japon Yen'lerini ayrıca Mal varlıklarını tekrar Hazineye, yani kaçırılan paraları ait olduğu yere koymak için kolları sıvadı.

Bulgarlar, günlük kazandıkları paraları Diskolarda yiyorlar zannetsekte, uzaktan Kemal unakıtan bile Riki Martin gibi gözükür benzetmesi ile durumun öyle olmadığını biliyoruz.

yani hiçbirşey göründüğü gibi değildir ve asla öyle olmayacaktır.








01/09/2009 : 08:58:52
Bulgaristan a yapılan yardımlar hükümetten bir kaç ismin cebine girdi. Hiç bir gelişme yok ülkede. Aynı tas aynı hamam.. Ülkeyi güzelleştirmek,geliştirmek adına bir çaba yok. Gece aleminden başka bir şey yok. Günlük kazandıkları parayı barlarda diskolarda yiyorlar. Gelecek kaygıları yok. Rahat insanlar :) Türkiye'de küçük bir imalathane burda cok zengin olabilir bence çünkü üretim yok. AB nin bir amacı da sınırlarını genişletmekti ama bu yükü Avrupa Birliği daha ne kadar taşır bilinmez.
31/08/2009 : 11:58:03
iki yıl evvelki haber bu yanlış anlamadıysam.
ABye 2007 Ocak ayında girdiler.o zamandan bu zamana çok şey değişti.

Bulgaria ve Romania toprakları
Alman, Ingiliz, İskandinav ülkeleri ve Amerikan şirketlerinin istilasına uğradı değimi yerindeyse.
bedavadan ***ürdüler toprakları
birde yatırım yapacagız diye bi vaadler bi vaadler,
Avrupalı hiç çamura yatırım yaparmı
anasını ağlattılar yerli şirketlerin,onların paralarıyla oynayıp kendileri yatırım yapıyormuş gibi gösterip
komşu topraklarında bir uçtan diğer uca kendi bayraklarını diktiler.

bizim gariban komşular bile bile lades oluyorlar neyapsınlar.
biz başedemedik onlarla bunlar ne yapsın.

1989 göçüyle oralardaki Türkler Vatan topraklarına, Çingeneler ise vatanları olmadığı için Hollanda ve Belçika gibi Avrupa ülkelerine sığındı.
yerleşti ve kökleştiler.
af gibi sayılabilecek ülkene geri dön çağrısına rağmen çok hemde çok azı geri döndü.
sonraki dönemler fakirlik ve sefalet, berbat ülke politikaları Bulgaristanı ve Romanyayı hep uçurumun kenarında bekletti.
**lık, dolandırcılık, kalpazanlık ne ararsan
karamsar komşularımız tarihten gelen alışkanlıkla Alkolizmle dertlerini unutmaya çalışsada
hep bir umutla beklediler.

ve Türk yatırımcısı sahneye çıktı.Ülke ekonomilerini hesaba katmadan 90 lı yıllarda gittikleri komşudan sefalet tokatı yiyince arkalarına bakmadan Türkiyenin yolunu tuttular.
Ruslardan büyük tokat yiyen Komşu, Türk yatırmcısına o tokatı atarken içi cızz etmişti oysaki.
yatırımcıların çok azı dayanabildi tabiki, geri dönen ise Yeminbillah etti daha da ayak basmam oralara diye.

Türklerden sonra kimler geldi kimler gitti komşuya.
zaman herşeyi değiştirdi.

2000 li yıllar Komşunun ayağa kalkma,silkinme ve kaybettiklerinin kıymetini anlama dönemi oldu.

ve Avrupalı kollarını açtı onlara
gel ekmeğini burda çıkar Ülkende ye diye anonslar yaptı.
Avrupa tabelasını gören yüzlerce binlerce balkan yurttaşı bir umutla koşmaya başladı
komşu Avrupalının ayak işlerini gören uşak olmuştu artık.

Avrupalı, Balkan Ülkelerinden takım kurup onları hamur gibi yoğurmaya, Balkanlarıda istediği şekli vermeye devam ederken

Avrupaya dahada yakınlaştılar.

komşu Dış işleri konusunda uzmanlaşmaya ve kaçırdıklarını geri getirme çabasına düştü.

Türklerden topraklarımıza yatırım yapın arzusuyla bürokratik ilişkiler kurdular.
2002 kriziyle birlikte olmayan paramı nereye yatırsam diye düşünüp hayaller kuran çakma Türk yatırımcılarının cenneti oldu komşu.
bu seferde komşu yemişti tokatı Türklerden
adam gibi yatırım yapanlarda oldu tabiki orası ayrı mevzu...

Türkiye 90 lı yıllardaki yatırımlarını sefalet içindeki komşunun parayı sen yatır ama sözsahibi ben olacağim şartlarını kabul ederek değilde
akıllı politikalarla, ciddi hesaplarla ve bürokratik destekle yaptırım uygula**** yapabilseydi. yani gücü elinde tutabilseydi.
bugun komşu dediğimiz Bulgaristan ve Romanya gibi ülkeler bizim bahçemiz olacak ve ekmeği birlikte paylaşacaktık.
onlarda Avrupalıya bedavaya uşaklık etmeyecekti.

komşu bugun hala çaresiz ve bence hala geç kalınmış değil...