Bugün sabah uyandığımızda yataktan kalkmadan kendi kendimize şöyle bir düşünsek ve sorsak; “şirketimi, işimi, makineleri, bilgisayarları ve hatta araba dahil şirket namına olan her şeyi satsam da ceketi alıp gitsem hepsi kaç para eder?”
Elbette ki büyük bir çoğunluk durup dururken işini gücünü satıp yatla dünya turuna çıkmayı aklından bile geçirmeyecektir. Ancak, işler biz yokken de bir şekilde tıkır tıkır yürüyebiliyorsa bu dünya turuna çıkmayı hepimiz isteyebiliriz. Ne mutlu ki ülkemizde bu hayali gerçekleştirebilen örnekler var.
Bu yazıda dikkatinizi çekmek istediğim nokta, bilânço cetvelinizdeki karşılığını para olarak rakamlandırabildiğiniz bina, iş makineleri, ham madde ve ürün stokları, satışlar, alacaklar, borçlar, vs. gibi menkul ve gayrı menkullerinizi alt alta koyup topladığınızda çıkan rakama bir bakınız. Gördüğünüz değer şirketinizin toplam ederi midir?
- “Evet !..” diyorsanız siz gerçekten yol yakınken başka bir iş kolu ve hatta başka bir yaşam tarzı deneyiniz…
- “Hayır !..” diyorsanız bilançonuzda yazmayan ancak, sizin ve daha önemlisi müşterilerin gözünde karşılığında ödemeye değer bir şeylerden bahsedeceksiniz demektir. Belki de, benim markam, tabelam, logom, imajım, mevcut pazarım, müşteri bağlantılarım, güvenilirliğim, kredibilitem, vs. diyeceksiniz. Doğrudan ölçülemeyen bu “ederinizin büyüklüğü”, yukarıda saydığımız ölçülebilir değerlerinizin toplamından iki, üç ve hatta çok daha fazla katı büyüklüğünde olabildiğini göreceksiniz.
Böyle bir değerleme bize ve şirketimize ne katacak?
1. Yıllık büyüme, karlılık ve yatırım hedeflerinizde şirketinizin piyasa değerinin marjinal artışını izlemeye başlayacaksınız.
2. İkinci veya nadiren üçüncü kuşağa işini devretmekte sıkıntısı olanlar, çocukların işe sahiplenmediğini ya da sahiplenmek isteseler bile kapasitelerinin uygun olmayabileceğini gören sizler…; dişle tırnakla bugünlere getirdiğiniz işletmenin ikinci elde pek de para etmeyen ancak üzerlerine hayatınızı yatırdığınız makineleri sattığınız takdirde buharlaşıp giden uzun yılların emeğine hak ettiğiniz karşılığı isteyebileceksiniz.
3. Eğer isterseniz oluşabilecek borsa ve halka arz zeminlerinde, yerli ve yabancı ortaklıklarda şirketinizin gerçek ederi üzerinden şirket içerisindeki planladığınız yerinizi alabilirsiniz. Hatta isterseniz yerinizi profesyonel yöneticilere devredip şirketin sizin kan bağınızda olmayan ikinci ve belki de üçüncü kuşaklara devrini sağlayabilir, böylelikle endüstriyel kısırlık zincirini kırabilir, deneyim ve uzmanlığınızın kuşaklar boyu tersinir bir dönüşümle özelden kamuya mal olmasının önünü açabilirisiniz.
Sonuç olarak şirketinizin piyasa değerini bir skalaya oturttuğunuz andan itibaren ister iş yaşamınızda ve ister özel yaşamınızda uzak denizlerin özlemini duyabilirsiniz. Yok! ben bunları yapmadan da zaten hayal edebiliyorum diyorsanız size bunun bir hayal değil ütopya olduğunu söylemek durumundayız.
Hayallerimiz hedeflere, hedefler eylem planlarına, planlar uygulamaya geçsin…
Gözümüz açık, ufkumuz derin olsun…
15 Nisan 2007
Mustafa Salman
KOBI Metal Sektör Uzmanı
Elbette ki büyük bir çoğunluk durup dururken işini gücünü satıp yatla dünya turuna çıkmayı aklından bile geçirmeyecektir. Ancak, işler biz yokken de bir şekilde tıkır tıkır yürüyebiliyorsa bu dünya turuna çıkmayı hepimiz isteyebiliriz. Ne mutlu ki ülkemizde bu hayali gerçekleştirebilen örnekler var.
Bu yazıda dikkatinizi çekmek istediğim nokta, bilânço cetvelinizdeki karşılığını para olarak rakamlandırabildiğiniz bina, iş makineleri, ham madde ve ürün stokları, satışlar, alacaklar, borçlar, vs. gibi menkul ve gayrı menkullerinizi alt alta koyup topladığınızda çıkan rakama bir bakınız. Gördüğünüz değer şirketinizin toplam ederi midir?
- “Evet !..” diyorsanız siz gerçekten yol yakınken başka bir iş kolu ve hatta başka bir yaşam tarzı deneyiniz…
- “Hayır !..” diyorsanız bilançonuzda yazmayan ancak, sizin ve daha önemlisi müşterilerin gözünde karşılığında ödemeye değer bir şeylerden bahsedeceksiniz demektir. Belki de, benim markam, tabelam, logom, imajım, mevcut pazarım, müşteri bağlantılarım, güvenilirliğim, kredibilitem, vs. diyeceksiniz. Doğrudan ölçülemeyen bu “ederinizin büyüklüğü”, yukarıda saydığımız ölçülebilir değerlerinizin toplamından iki, üç ve hatta çok daha fazla katı büyüklüğünde olabildiğini göreceksiniz.
Böyle bir değerleme bize ve şirketimize ne katacak?
1. Yıllık büyüme, karlılık ve yatırım hedeflerinizde şirketinizin piyasa değerinin marjinal artışını izlemeye başlayacaksınız.
2. İkinci veya nadiren üçüncü kuşağa işini devretmekte sıkıntısı olanlar, çocukların işe sahiplenmediğini ya da sahiplenmek isteseler bile kapasitelerinin uygun olmayabileceğini gören sizler…; dişle tırnakla bugünlere getirdiğiniz işletmenin ikinci elde pek de para etmeyen ancak üzerlerine hayatınızı yatırdığınız makineleri sattığınız takdirde buharlaşıp giden uzun yılların emeğine hak ettiğiniz karşılığı isteyebileceksiniz.
3. Eğer isterseniz oluşabilecek borsa ve halka arz zeminlerinde, yerli ve yabancı ortaklıklarda şirketinizin gerçek ederi üzerinden şirket içerisindeki planladığınız yerinizi alabilirsiniz. Hatta isterseniz yerinizi profesyonel yöneticilere devredip şirketin sizin kan bağınızda olmayan ikinci ve belki de üçüncü kuşaklara devrini sağlayabilir, böylelikle endüstriyel kısırlık zincirini kırabilir, deneyim ve uzmanlığınızın kuşaklar boyu tersinir bir dönüşümle özelden kamuya mal olmasının önünü açabilirisiniz.
Sonuç olarak şirketinizin piyasa değerini bir skalaya oturttuğunuz andan itibaren ister iş yaşamınızda ve ister özel yaşamınızda uzak denizlerin özlemini duyabilirsiniz. Yok! ben bunları yapmadan da zaten hayal edebiliyorum diyorsanız size bunun bir hayal değil ütopya olduğunu söylemek durumundayız.
Hayallerimiz hedeflere, hedefler eylem planlarına, planlar uygulamaya geçsin…
Gözümüz açık, ufkumuz derin olsun…
15 Nisan 2007
Mustafa Salman
KOBI Metal Sektör Uzmanı