Dış Kaynak Kullanımı (Outsourcing) Nedir?
Şirketlerin gittikçe artan bir biçimde, yalnızca “sahip oldukları yetenek ve becerileri esas alan işleri” yapmak istemeleri ve temel yeteneklerini kullanılmadıkları işleri, organizasyon dışındaki başka şirketlerden alma eğilimleri, dış kaynak kullanımı (outsourcing) uygulamasını ortaya çıkardı. Şirketler bu sistemi kullanarak, kaynak tasarrufu yapıyor, küçük ve yalın bir yapıya sahip oluyor ve çok iyi bildikleri işler üzerine yoğunlaşabiliyor.
Bir şirketin her alanda üstünlük sağlayabilmesi mümkün değil. Eğer herhangi bir alanda bir işlevi yerine getiremiyorsa, bunu çok daha iyi yapabilen başka bir şirkete yaptırabilir. Geleneksel dış kaynak kullanımının temelinde, bir ürünün hammaddesinin dışarıdan temin edilmesi söz konusuydu. Günümüzdeyse, yalnızca hammadde de değil, tüm işlerde dış kaynak kullanımı görülüyor.
Örneğin, Westinghouse, şirket olarak üretimde çok iyi olduğunu; fakat bunun yanında nakliye işlerinde kendilerinden daha uzman kişiler olduğunu gördü ve başarılı bir nakliye şirketi ile uzun dönemli bir anlaşma gerçekleştirdi.
Bir şirket, birkaç temel yetenek geliştirerek sürekli bir rekabet avantajı sağlama olasılığını artırabilir. Bunun yanında, şirketin yerine getirmesi gereken faaliyetleri dış kaynak yoluyla sağlaması, temel yetenekleri üzerinde tümüyle konsantre olmasını sağlar.
Outsourcing için “global kaynak kullanımı” deyimini kullanmak da yanlış olmaz. Günümüzde üreticiler/imalatçılar ürünlerini, daha ucuz hammadde ve tedarikçilerin olduğu ülkelerde yaptırıyor. Bir şirket, anlaşmasını yerel bir şirketten alıp, 8000 mil uzaklıktaki Uzak Doğu’daki bir şirkete verebiliyor.
Kaynak: KobiFinans
Şirketlerin gittikçe artan bir biçimde, yalnızca “sahip oldukları yetenek ve becerileri esas alan işleri” yapmak istemeleri ve temel yeteneklerini kullanılmadıkları işleri, organizasyon dışındaki başka şirketlerden alma eğilimleri, dış kaynak kullanımı (outsourcing) uygulamasını ortaya çıkardı. Şirketler bu sistemi kullanarak, kaynak tasarrufu yapıyor, küçük ve yalın bir yapıya sahip oluyor ve çok iyi bildikleri işler üzerine yoğunlaşabiliyor.
Bir şirketin her alanda üstünlük sağlayabilmesi mümkün değil. Eğer herhangi bir alanda bir işlevi yerine getiremiyorsa, bunu çok daha iyi yapabilen başka bir şirkete yaptırabilir. Geleneksel dış kaynak kullanımının temelinde, bir ürünün hammaddesinin dışarıdan temin edilmesi söz konusuydu. Günümüzdeyse, yalnızca hammadde de değil, tüm işlerde dış kaynak kullanımı görülüyor.
Örneğin, Westinghouse, şirket olarak üretimde çok iyi olduğunu; fakat bunun yanında nakliye işlerinde kendilerinden daha uzman kişiler olduğunu gördü ve başarılı bir nakliye şirketi ile uzun dönemli bir anlaşma gerçekleştirdi.
Bir şirket, birkaç temel yetenek geliştirerek sürekli bir rekabet avantajı sağlama olasılığını artırabilir. Bunun yanında, şirketin yerine getirmesi gereken faaliyetleri dış kaynak yoluyla sağlaması, temel yetenekleri üzerinde tümüyle konsantre olmasını sağlar.
Outsourcing için “global kaynak kullanımı” deyimini kullanmak da yanlış olmaz. Günümüzde üreticiler/imalatçılar ürünlerini, daha ucuz hammadde ve tedarikçilerin olduğu ülkelerde yaptırıyor. Bir şirket, anlaşmasını yerel bir şirketten alıp, 8000 mil uzaklıktaki Uzak Doğu’daki bir şirkete verebiliyor.
Kaynak: KobiFinans