Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

19/07/2009 : 18:50:25
Küçük de olsa biraz araziniz var mı ?

Çilek yetiştiriciliği bütün dünyada önceleri küçük aile işletmeleri halinde dar alanlarda başlamıştır. Genellikle verimi az olan çeşitlerin yetiştirilmesi, çevre koşullarından fazlaca etkilenmesi, meyvelerin küçük, hasadının ve pazara hazırlanmasının fazla işçiye ihtiyaç göstermesi, yola dayanamaması, pazarda fazla bekleyememesi, taşınma ve satış organizasyonunun bir bütün olarak ele alınamaması gibi sorunlar nedeniyle çilek tarımının gelişmesi oldukça yavaş olmuştur.

Başta Amerika olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde bu sorunları en aza indirebilmek için yapılan uzun çalışmalar neticesinde, verimli, yola dayanıklı çeşitlerin ıslahı yanında, yetiştirme tekniklerindeki gelişmeler 1970'li yıllarda çileğin iç tüketimine ve ihracatına yeni boyutlar kazandırmıştır.

Ülkemizde ilk defa 1960'lı yıllarda yerli çeşitlerimizin pomolojik incelemeleri yapılmış ve çeşitli bölgelerimiz için çeşitlerin ıslah edilerek adaptasyon çalışmalarının gerektiği vurgulanmıştır.

Fakat o tarihlerden beri başta çeşit koruma yasası olmak üzere muhtelif eksiklikler nedeniyle ülkemizde istenilen ölçülerde bir üretim gelişmesi olmamıştır. Halbuki

Türkiye'nin sahip olduğu ekolojik koşullar her mevsim çilek yetiştirme imkanı sağlamaktadır.

1984 yılında yürürlüğe giren ve fide ithalatının önünü açan kararlara kadar yeni çeşitlerin denenmesi Üniversite ve Resmi Araştırma Kuruluşları tarafından yapılabilmiştir. Özel kuruluşların konuya girmesi söz konusu kararlardan sonra mümkün olabilmiştir. 1985 yılından iitbaren California

Üniversitesi çeşitlerinden önce Douglas serisi (Douglas, Pajaro ve Brightonçeşitleri) olmak üzere, Chandler serisi (Chandler, Parker, Selva, Fern çeşitleri), Seascape serisi (Seascape ve Capitola çeşitleri), Camarosa serisi (Camarosa, Anaheim, Carlsbad, Cuesta, Laguna ve Sunset çeşitleri) ve en son olarak Diamente serisi (Diamente, Aromas, Gaviota çeşitleri) özel sektör tarafından ithal edilerek denenmiştir.

Ayrıca başta Florida çeşidi Sweet Charlie olmak üzere muhtelif menşeli Milsei Tudla, Eris, Tethis, Elsanta, Dorit, Malakh, Kabarla, Hope v.b. gibi çeşitler de denenmiştir. Bu çeşitlerin birkısmı Tarım Bakanlığı tarafından tescil edilmiştir.

Şu anda üretiicler tarafından en çok talep gören çeşitler yüksek verimi ve yola dayanıklılığı ile Camarosa, erkenciliği, görünümü ve tadıyla Sweet Charlie, yüksek rakımlı yazı serin geçen yerlerdeki üstün performansıyla Fern' dir.

Ülkemizde çilek ileilgili mevzuat da devamlı gelişme göstermiştir. Çeşit koruma ve Tescil ile ilgili mevzuat 19.09.1997 tarih ve 23115 sayılı Resmi Gazete'de, fide sertifikasyonu ile ilgili olan ise 04.07.1999 tarih ve 23745 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Bu gelişmelerle çilek üretimimiz son yıllarda tahminen 100 bin tonlara ulaşmıştır.

Üretim teknikleri ve çeşitler konusunda çok yol alınmış ancak hasat sonrası işlemler istenen ölçüde gelişememiştir. Sadece Silifke ve Adana' da özel sektöre ait birer adet dünya standartlarına uygun ön soğutma tesisi kurulabilmiştir. Alt yapı eksikliğinden dolayı az miktarda ihracat yapılabilmektedir.

İç ve dış piyasalarda büyük gelişmeler beklenen bir dönemde çilek meyvesi büyük bir hormon iftirası ile karşılaşmıştır. 1986 yılında yurt dışından ithal edilen fidelerin hiçbir hormon uygulaması yapılmadan çok iri meyveler verdiği görülmüştür. Bu irilikte çileklere alışık olmayan tüketicilerin meyvelere önyargı ile yaklaşmaları üzerine aynı yıl sadece deneme amacıyla küçük bir parselde hormon uygulaması yapılmış ve netice çok şaşırtıcı olmuştur.

Hormon alan bitkiler normalden birkaç kat fazla sayıda çiçek üretmiş, ancak bu kadar çiçeği meyve olarak üretmeye çalışan bitki sınırlı sayıdaki köklerinden aldığı yetersiz miktardaki gıda ile meyvelerini gerektiği kadar besleyemediğinden, tüm meyveler üzüm salkımı şeklinde bol taneli fakat fındık iriliğinde olgunlaşmıştır.

Bazı meyvelerin içlerinin boş olması yüzlerce değişik çeşidi mevcut olan çilek bitkilerinin bazı çeşitlerinin karekteristik özelliğidir. Bu değişik çeşitler bitkilerin değişik iklimlere uyum sağlaması, erkencilik elde edilmesi, albenili meyve üretimi, yola dayanıklılık, raf ömrü, tat, koku ve renk faktörlerinin tercihe göre elde edilmesi için başta Amerika olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde melezleme yöntemi ile geliştirilmekte ve dünyaya dağıtılmaktadır. Bütün bu çeşitlere tescilli isimler verilmekte ve patent kanunları ile korunmaktadır.

Çileklerde görülen şekil genelde ilkbaharın ilk meyvelerinde görülür. Zira henüz yeteri kadar sıcak olmayan havalarda çiçekten meyveye dönüş sırasında meydana gelen ani ısı düşmeleri bu şekil bozukluğunun başlıca nedenidir ve hormon ile hiçbir ilgisi yoktur. Kaldı ki, meyve iriliği hormon ile elde ediliyor olsa, insan sağlığı konularına bizden daha çok önem veren ve aynı fidelerden aynı irilikte meyve üreten Amerika ve Avrupa ülkeleri bu konuda çoktan önlem alır ve üretime izin vermezlerdi.

Dünyanın en büyük çilek üreticisi olan ABD'de yıllık üretim yaklaşık 500 bin tondur. Avrupa'nın en büyüğü olan İspanya' da ise her yıl 400500 milyon fide üretilmekte ve bunu eken çiftçiler 250300 bin ton çilek üretmektedirler. Sadece çilek ihracatından (taze ve dondurulmuş) İspanya 300 milyon ABD dolarının üstünde gelir sağlamaktadır.

1980'li yılların başında İtalya Avrupa' nın en büyük çilek üreticisi iken daha sonra İspanya öne geçmiştir. Emek yoğun biriş olan çilek üretiminde Avrupa Birliği ülkelerinde işçi üreticilerinin çok artmış olması sebebiyle Türkiye' nin hızla üretimini arttırıp pazarını büyütmesi çok kolaydır.

Ancak bunun için aşağıdaki tedbirlerin alınması gerekir.

1- Yeni çeşitlerin yurt dışından getirilebilmesi veya Türkiye' de ıslah edilebilmesi için dünya normlarına uygun çeşit koruma mevzuatının tesisi.
2- Fide sertifikasyonunun ciddi olarak uygulanması
3- Ürünlerin iç ve dış pazarlanmasında gereken soğuk zincirin kurulması için yatırımların teşviki
4- Gerek sözleşmeli üretim gerekse kooperatifleşme ve şirketleşmenin teşvik edilerek pazarların isteğine uygun bol ürün üretiminin teşviki

Ülkemiz elindeki imkanları iyi kullanırsa özellikle Akdeniz şeridindeki arazilerde erkenci çilek üretimini geliştirerek üreticisine yeni ve yüksek bir gelir kaynağı sağladığı gibi işsizlere yeni iş imkanları ve ülkemizde döviz geliri kazandırmış olacaktır.

İtalya'nın yerini İspanya'nın aldığı gibi Türkiye' de İspanya'nın yerini alacaktır

Son 30 yorum (en yenisi önce)

17/06/2013 : 16:48:03
düzce akçakoca için en verimli çilek çeşidi hangisidir nereden temin edebilirim
16/02/2013 : 19:17:24
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - vetman996
Merhabalar.
Çilekle ilgili bir çok seraya gittik. bir çok kitap - döküman okuduk. özellikle topraksız tarımda çilek yetiştiriciliği ile ilgili çok farklı bilgiler edindik. ilkönce verdiğimiz kararları sonradan değiştirmek zorunda kaldık. bazen akinselcuk hocamızın bazen de Prof. Dr. Hüdai Yılmaz hocamızın başını ağrıttık. ama sonunda kararımızı verdik. macera aramaya gerek yok. en başarılı olduğunu gördüğümüz üçlü yatay kanallarda cocopeat içinde albion cinsi çileği istanbullu konikten tanıştığımız bir arkadaşımla deneyeceğiz. seramız hazır içinin sehbaları hazırlanıyor. cumartesi dikimimiz var. görelim mevlam ne eyler. ne eylerse güzel eyler.. selamlar... saygılar...


Ne mutlu size inşallah dilediğiniz gibi sürdürürsünüz işlerinizi...
02/02/2013 : 13:02:37
çok güzel bilgiler öğrendim hepinize teşekkür ederim
21/12/2012 : 01:53:48
Sayın yesbol merhaba. koniks ortamında fotograf paylaşımı olmadığı için aşağıdaki linkini verdiğim siteden takip edebilirsiniz. çalışan, üreten, paylaşan arkadaşlarımıza katkıda bulunabilmek bize onur verir. selamlar... saygılar...

http://www.agaclar.net/forum/topraksiz-tarim/29441.htm
21/12/2012 : 00:56:32
hayırlı olsun vetman guzel haberlerinizi bekliyoruz
18/12/2012 : 23:40:00
Merhabalar.
Çilekle ilgili bir çok seraya gittik. bir çok kitap - döküman okuduk. özellikle topraksız tarımda çilek yetiştiriciliği ile ilgili çok farklı bilgiler edindik. ilkönce verdiğimiz kararları sonradan değiştirmek zorunda kaldık. bazen akinselcuk hocamızın bazen de Prof. Dr. Hüdai Yılmaz hocamızın başını ağrıttık. ama sonunda kararımızı verdik. macera aramaya gerek yok. en başarılı olduğunu gördüğümüz üçlü yatay kanallarda cocopeat içinde albion cinsi çileği istanbullu konikten tanıştığımız bir arkadaşımla deneyeceğiz. seramız hazır içinin sehbaları hazırlanıyor. cumartesi dikimimiz var. görelim mevlam ne eyler. ne eylerse güzel eyler.. selamlar... saygılar...
30/11/2012 : 07:00:38
selamlar bn çabnakkaleden melih bnde çilek yatiştirmek istiyorum ama fidesini falan nerden alcaz birde basit sera yapımıyla ilk bahara doğru olurmu dikimi falan ne zaman bana yardımcı olacak varmı
29/11/2012 : 02:21:22
Çeltik kavuzunda bilimsel bir sakınca yok. Burada asıl düşünmemiz gereken şey pratiklik ve fiziksel şartlar. Kavuzlar sezon sonunda veya kullanım esnasında bir sıkıntı yaratır mı buna bakmak lazım. Bir malzemeyi kullanmadan hakkında yorum yapmak zor. Kavuz bana biraz itici gelmedi değil açıkcası ama belki de perlitin tampon işlevini artıracak besinli suyun kökle temasını daha yükseltecek de olabilir.

Sürekli üretimde amatör de olsa en pratik fiziksel şartların oluşturulması işi boğmaması açısından önemlidir.

Yatay sistemlerde akan su düzeninde bile drenaj umulmadık sorunlar ortaya çıkarabiliyor. Düzen kurulurken sadece tahminlerle değil epeyce bir fiziksel hesaplama yapmak gerekebiliyor. En uygunu basit düzenekler kurup hakkını vererek sabırla denemeler yapmak.

Yatay sistemde bir kullanım pratikliği var. İş dikeye döndüğünde drenaj sorunu azalsa bile bu sefer malzemenin aşağılara doğru artan bir baskısı söz konusu oluyor. Mesela 1 metrelik bir boru içinde zamanla perlit aşağılara birikme eğilimine girecek. Su üstlerden dışarı sızmaya başlayacak. Perlitin her yükseklikte aynı yoğunlukta kalabilmesi için belli aralıklarla su geçiren ama perliti taşıyıcı bir zemine ihtiyacı doğacak. Perlit kuru iken çok güzel bir malzeme ama su ile temas ettiği andan itibaren zaptı zorlaşıyor dikeyde.

Bence tüm sistemi kurmadan önce tek başına birer sistem oluşturup denemelisiniz. Bana göre yatay her zaman iyidir. Çünkü dikeyde basit bazı mühendislik hesapları bazen kullanıcının boyunu aşıyor sıkıntı fazlalaşıyor. Yatayda bazı fiziki hareketleri tahmin etmek ve çözmek daha kolay.

Perlitin tek başına iken köke tampon görevi biraz düşük kalıyor. Su kesildiği zaman kökün hava teması gereğinden fazla artıyor. Su kök bölgesinden daha hızlı uzaklaşıyor. Sistemin çalıştırılma hızı artıyor. Torf veya kavuz bu hızı yavaşlatıp kullanıcıya zaman kazandırır. Yani tampon işlevini arttırır.

Sosis düzeni için her fide seviyesi altına süzek ama taşıyıcı bir düzen lazım. yani malzemeyi taşıyacak ama suyu hiç engel yokmuş kadar rahat geçirecek. Buna bir çare bulursanız gayet güzel kullanılabilir. Çeşitli kaynaklarda gördüğümüz harika görünüşlü düzeneklerin altında genellikle epey para harcanmış kullanışlı sistemler var. Aynısını amatörce yapmaya kalkıştığımızda bu güzel sistemlerin bir sürü püf noktasını atlıyoruz. Bu yüzden bir sürü teknik sıkıntı ile boğuşuyoruz.

50 cm lik dikey bir boruda bile perlitin alttaki sıkışmasından dolayı su zamanla en üst fide deliklerinden taşmaya başlıyor. Su alınca şişen kil tabletleri de çok kullanışlı bir malzeme. Ama perlitten daha ucuzu yok.

2,5 litrelik kola şişesinin dış çapında, sulama için kullanılan naylon hortumlardan alın mesela. Kola şişelerinin kafalarını kesip 20-30 cm aralıklarla hortuma sıkı geçirin. Vidalı kapağın olduğu ağzı aşağı baksın. 1,5 metrelik dikey sosisler yapın. Damlamayı en üstten verin en alttan toplayın depoya geri gönderin. Sıkı geçme işlemi püf noktası. Hortum çapı ile kola şişesi çapı birbirine çok uyumlu denk gelmeli.

Şişe kafaları huni gibi durup perliti taşır. Bu işte bitki yetiştiriciliği kadar fiziksel el becerisi de lazım. Zaten zevki de buradan geliyor.

28/11/2012 : 18:49:26
Sayın Hocam merhaba.
Çilek kanalına koyacağımız inorganik madde olarak perlit kullanacağım kesinleşti ama yanında organik madde olarak çeltik kavuzu sizin cevabınıza göre pratik değil.bu nedenle kullanmayacağım. peki organik madde olarak torf kullansam yine olumsuzluk yaşarmıyım, torf + perlit hakkındaki düşünceniz nedir.
en çok merak ettiğim de dikey torba (sosis) kültürü şeklindeki ortamlardaki yetiştiricilik. veya sizin de denediğiniz dikey pimaş borulardaki yetiştiricilik. yatay kanalların metresi 3.5 tl olunca ve Kudret Hocamın drenajı yeterli değil demesiyle yatay kanalları ileride kullanmayı düşünmüyorum. yerine alternatif sistemler düşünüyorum. Bu konularda da en bilgi ve deneyim sahibi sizin olduğunuzu düşünüyorum. benim için değerli olan fikirlerinizi alabilirsem kendimi bahtiyar hissedeceğim. selamlar.. saygılar...
28/11/2012 : 05:14:24
Plastik kanal maliyeti yüksek geliyorsa daha basit ucuz bir kanal düşünebilirsiniz. yatay uzunlamasına 4 sıra çubuğa naylon serebilirsiniz mesela. Fakat düzgün malzeme ile başlamak her zaman daha iyidir.

Cocobiti ben hiç kullanmadım fakat seri üretimde iyi ve pratik bir malzeme olduğundan beğeniyorum. Perlit en pratik malzemedir. Aşırı ucuzdur. Üstelik her sezonda perlite gereken bakımı yapmak şartıyla tekrar tekrar kullanılabilir. Oysa aynı cocobit balyasını sürekli kullanamayacaksınız.

Perlite çeltik kavuzu karıştırıldığında kök beslemmesinde bir sorun yaşamazsınız ama cocbitteki sonuca ulaşırsınız. Temizlenmesi mümkün olmayacağından her sezonda yenilemeniz gerekir. Üstelik karıştırdığınız perlitte kavuzlarla karışık olduğundan atmak zorunda kalırsınız. Perliti kavuzdan ayırmak ve yeni kavuzla karıştırıp tekrar kullanmak mümkün olsa da ilave işçilik demektir.

Kavuzlar ve diğer organik malzeme sezon boyu içine emdiği kimyasalı atamaz ve zamanla yapısı bozulur. Perlit ilk haline kolayca döndürülebilirken organik malzemeler sürekli kullanılamazlar. Organik malzemeye kullan at şeklinde yaklaşmak zorundasınız. Bunun dışında olumsuz bir yanı yok tabi ki.

Bitkinin karbondioksit ihtiyacını düzenleyen temel faktörler ışık, sıcaklık derecesi ve alabildiği besin elementleridir. Kökün içinde bulunduğu malzemenin karbondioksit ihtiyacına etkisinin amatör üretim için yok sayılabilir bir düzeyde olacağına eminim. Köke yataklık edecek malzeme için, besinlerin köke ulaştırılması ve köke tampon görevlerini sağlıklı yapabilmesi dışındaki detayları önemsemeyebilirsiniz.

Akdeniz kıyıları yaz olmadan bize mekruh hocam tabiri caizse eğer. Ama iyi olurdu . . .

Sağlıcakla kalın.

26/11/2012 : 15:44:31
Hocam cevabınız için çok teşekkürler. deneme serası için malzemelerimizi aldık çukurları kazdık betonlar döküldü. ters V şeklinde 4 kat yapmak için plan yaptık ama deneme serası olduğu için alacağımız plastik kanal maliyeti çok yüksek çıktı. biz de sadece 2 sıra da 4 kat yapmaya karar verdik. diğer kalan boş yerlere de sizin bir forma yazdığınız düşey sosis şeklindeki naylonlara ekim yapmayı düşünüyoruz. bu sistem hakkında detaylı bilgi verebilirmisiniz hocam. Bu şekildeki bir sistemle iyi ürün elde edilebiliyorsa ilk yatırım maliyeti aşırı çok olmaz düşüncesindeyim.
Cocobit ithal olduğundan kullanmak istemiyorum. bunun için de dediğiniz gibi perlit kullanmayı düşünüyorum. bir makaleden okuduğum kadarıyla organik malzeme kullanılmadığında karbondioksit ihtiyacı şekillenir yazıyordu. bunun için de bir miktar organik materyal olarak çeltik kavuzunu perlitle karıştırarak kullanmak istiyorum. uygun mudur sizce.
Kudret hocamızdan sera bekçisi siparişi yaptık. ayrıca etlik kümeste kullandığım nem,ısı, havalandırma sistemi gibi bir otomat kullanmayı planlıyorum.
Sizinle yüzyüze de tanışmak isterim. aralık ayının ilk haftasındaki Antalya tarım fuarını ziyaret etmek istiyorum. teşrif ederseniz buluşabiliriz. selamlar, saygılar...
25/11/2012 : 23:15:31
Cocobit veya perlitte öneririm. Bu boyutta bir serayı bir kaç yüz liralık kare profil demirden rahatlıkla yaptırabilirsiniz. 300 m2 alan eder ki dünyanın çileği çıkar. 5 kattan fazla yapmayın derim. 5 bile epey zorluk çıkarır amatör serada. Yatay kanalların içinde 3-4 katlı ters V tezgahlarda gayet güzel olur. 25 metre tarafına 2 metrelik 8-10 tezgah sığar. 4-5 dizi de 12 metre tarafından alsa 32 ila 50 tezgah sığdırabilirsiniz. Depoya ve dağıtım borularına serbest alan bırakmak gerek. Bu alana 2X2m lik 50 tezgah çok sıkışık olur.

Sera, küçük basitte olsa otomasyona biraz para harcayın. Fide seçimi ve kaliteli otomasyon sonucu çok etkileyecek. 20X20 cm lik kare kanallar özellikle cocobit ile harika olur. Her fide dibine damlama kazığı takar besin ana borusunu da kanalın bir yan yüzeyinden geçirirsiniz. Gerisi güneşle sizin ilginize kalır.

Başarılar dilerim.
18/11/2012 : 01:00:05
akinselcuk Hocam merhaba: agclar.net teki yazılarınızı da ilgiyle okuyorum. 10 yıl kadar önce pazarciogretmen kardeşin memleketi Kütahya Pazarlar'da Tarım İlçe Müdürü olarak görev yaptım. Hayvan yetiştiriciliğinde mısır sılajının önemini anlatabilmek için hayvancılığa başlamak zorunda kaldık. halen hayvancılık yaparım. halk ancak uygulayıp gösterirsen öğrenebiliyor. Keşke birileri çıkıp pazarlama stratejilerini de öğretebilse. Simav çileği yurtdışına ihraç ediyor ama 10 km yanındaki Pazarlar çilek satacak pazar bulamıyor. şaşılacak bir durum.
Hocam modüler 12*25 boyutlarında çilek yetiştirmek için deneme serası düşünmekteyim. topraksız tarım ve raflı sistem düşünüyorum. ne önerirsiniz. selamlar...
07/08/2012 : 19:21:36
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - pazarciogretmen


aynı tuşuluk salatalık üretiminde de yaşandı.

aynı şey altın çilekde de yaşandı.



Öğretmenim, sizin orada insanların yapıpda olduğu bir şey yok mu ?

Birinin pazarı yok. Evet pazar sizin kapının tam önünde değil. Haklısınız.

Birinde tüccar para vermiyor. Çok üretin kazandırayım diyor. Bu tüccar ne yapısı ? Bu tüccarın bildiğini siz niye bilmiyorsunuz ?

Para ayağa kendiliğinden gelmeyince insanı bir sinir kaplıyor değil mi ? Bence siz şöyle söylenmelisiniz. "Lanet olsun ben neden Sabancının Koçun torunu değilim ? "

Siz ne yapsanız olmaz. Sizin tarladan gömü altın çıksa polis sizi tutuklar zannımca bu karamsarlıkla . . .

Altın çileğin bizim ülkede kazandırmayacağını ben eskiden beri söylerim. Avrupada pahalı olabilir bizde olmaz. Bunun sırrı bizde üretip dışarda satmak olabilir. Buna da bağlantı sermaye güç kuvvet gerekir. Her ekildiği yerde çıkan, herkes tarafından kolayca yetiştirilebilen bir şeyin değerli olması beklenemez.

Ülkemize bir alternatif ürün sokmak için gazlanmış bir bitkidir hepsi bu.

Her şeyden önce toprağa bir şey ekeceğim çıkacak kilosu 50 liradan alıcı bulacak yıllarda böyle geçip gidecek zihniyeti ile piyangodan 1 milyon çıksada yesek zihniyetinin tam olarak aynı şey olduğunu bir kavrayın da.

Çilek her yerde yetişir. Tütün her yerde yetişmez. Çilek meyvedir herkese satılır. Meyvedir büyük küçük aromalı tatsız mutlaka birşy çıkar. Tütün bitki olarak olur ama yaprağında yeterli alkoloid özelliği olmadan da yetişir. Tütün sizin oradaki alıcıdan başka kime satılır. Narkotik spesifik bir bitkidir.

Sizin tütünü satacak birilerini bulmuş olmanız herkese tavsiye edebileceğiniz anlamına gelmez ki.

Çilekten de her yetiştiren kazanacak diye bir kaide yoktur. Bu bir yoldur. Uygulanabilir bir yöntemdir. Mucizenin reçetesi değildir.

Öğretmenim uyanın da balığa gidelim.
07/08/2012 : 14:47:04
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - akinselcuk
a) Sizin için danışmana gerek olmamalı. Büyük ihtimalle hiç ihtiyacınız yoktur fakat siz kabul etmiyorsunuzdur : )

b) Böyle bir kaynak bence yoktur. Oturup hesaplamaktan başka bir yol yok.

Hesaplamak aslında çok zor değil. Bu hesapları en detaylı gene Kudret hoca ve onunla karşılıklı yazışanların anlatımlarında bulursunuz. Bir çok kitaptan daha açıklayıcı hiç bilmeyen için. Kudret hocanın bir iki başlığını oturup kitapcık yaptım okulda çocuklara anlattım. Hatta kendimde bu sırada anladım diyebilirim. Oysa elimde bu konuda kimya kitapları vardı gübre hesap programları vardı. Sonuç gene Kudret hocadan çıktı. En basite indirgenmiş hali orada.

Bu besin hesabında ve üretiminde ki asıl problem hesabı anlamak değil. Besin kaynağı olarak kullanılacak gübre her yerde başka bir formatta. Sizin azot kaynağınız ile benimki farklı olacak. Klasik NPK olsa bile. Hesaplarımız mutlaka farklı olacak. Mesela ticari isimleriyle bir reçete yazılsa, yani 320 gr 20 lik x marka Kompoze gübre; 125 gr x marka DAP diye herkesin sadece tartıp suya karıştıracağı hesapla uğraşmayacağı bir reçete yazılsa 100 kişinin belki ancak 5-6 tanesi bu reçeteyi doğru yapabilirdi. Çünkü aynı fabrikanın farklı zamanlarda ürettiği aynı model gübrede bile dolgu maddesi oranı ve element oranları açısından farklar olabilir. Bu farklar çoğu kez işi bozmayacak kadar küçük hatalar çıkarır ama denk gelir her şey alt üst olur.

Bunlardan kurtulmanın tek yolu oturup eldeki çuvala göre hesaplama yapmak.

Bu hesap işine başlayın derim ben. Kafasını gözünü kırarak hesaplayın. Çok kısa süre içinde basit gelecek. Bakkal hesabı kadar kolay yapabileceksiniz. Buradaki en önmeli adım besin kaynakları için gübre almaya başlamak. Ben bir kaç yüz lira diye başladım bir kaç bin lira ile bitirdim. Her detaya girildiğinde alınması gereken çok fazla ürün var. Öğrenci için biz her detaya girdik siz kendiniz için daha az ürünle de üretirsiniz.

Bizim buradaki seralar için bu formül işini biliyor diye alıp gotürdükleri bir bahçıvan var. Hazırladıkları şey oldukça kabalama oluyor. İçinde eksik bir sürü iz element var. Temel besinlerin oranları çok kabaca denk getirilmiş. Buna rağmen bitkiler büyüyor.

Yani Kudret hoca bu işe olabilecek en titiz en hassas haliyle yaklaşıyor. Doğru da yapıyor. Zaten bunu kasten yapmıyor bence doğal yapısı bu. Hazırladığı kitler bu yüzden çok iyi sonuç veriyor.

Bu durumda sizde oturup rastgele şerbet hazırlar gibi başlayıp kısa sürede hassaslaşırsınız. İz elementleri boş verin. Sadece NPK oranını kurup şerbeti yapın. Beyniniz sizi kendiliğinden yönlendirir. Şunu da ayarla bunu da denk getir. Onu o kaynaktan değil bu kaynaktan al . . . . Bir anda bu işi nasıl kavradığınızı siz de anlayamazsınız gibime geliyor.

Malzemeci dediğiniz adam gübre bayisindeki eleman hocam. Sizden bambaşka bir frekansta olacak. Ne yapacağınızı anlattığınızda sizi anlamayacaktır. Eline verilen listenin de sadece birkaç kalemini istendiği şekilde verebilecektir. Yani 10 ticari gübrenin içinden belki üçüne var der. Kalan yedisi için başka şeyler önerir. Önerisi elinde olan mal şeklinde olur sizin işinizi görecek şeklide olmaz. Yani bu elimizde yok ama şu şekilde olanı var der ama o hali sizin kullanamayacağınız bir haldir. Bunu sizin tespit etmeniz gerekir o bunu bilmez.

15-16 adet element için, suda eriyebilen besin kaynağını ticari haliyle alacaksınız. Piyasadan toplayacaksınız. Mesela sadece azot için 4 farklı çuval almak durumunda kalısınız. Her reçeteye uyum sağlayabilmek için. Demir için bile alınabilenek bir den çok kaynak var. Her element için böyle.

Bazıları 50 kilo bazıları yarım kilo ambalajlı alınır. Ama hiç biri açık satılmaz. Kapalı çuval ya da küçük ambalaj alınır.

Bu iş bitince yeterince kaynak olunca, sadece azot fosfor ve potasyumla işe başlayın.

Kendi seranızda kendi deponuza a , b diye detaylandırmanıza gerek kalmaz. Oranı kurup hepsini aynı suda eritebilirsiniz. Direk kullanılacaksa eğer.

Araba sürmek gibi hocam. Eskileri hatırla. Bilmezsin ama yaparsın. Bir süre sonra bilerek yapmaya başlarsın.

Hocam evde balkonda bir zamandır yapıyorum.Sizin ve Kudret hocanın yazılarından öğrendiklerimle .Kudret hocanın ziyaretine gittim,serasını gördüm.Laboratuvar olarak kullandığı odacığı gördüm.Hayran olmamak mümkün değil. Şimdi Köyde sizin deyiminizle azıcık çakma bir serayı kendim yapacağım. 240 veya 300 metre olacak.Bütün telaşım birinci denememde başarılı olamamaktan korkuyorum.Onun çaresi de galiba Kudret hocanın kitlerinden yeteri kadar tedarik etmek.Hele geçen sene tanıttığı sera bekçisinden de hocaya bir tane yaptırabilirsem yeme de yanında yat durumu. Sonraki aşamada yavaş yavaş dediğin gibi kendimiz de mutlaka yapabilmeliyiz.Şimdi Bizim bölgede bu işi yapan yok gibi. öyle olunca bilgi alacağınız kimsede yok. Danışman da malzeme de bulmakta zorluk var.Yani dağın başında elde bilgisayar Ağaçları -Bahçeseli takipten daha iyi bir yol yok.Ama Beklediğim bir gayri menkul satışı var.O gerçekleşir gerçekleşmez.İşe koyulacağım.Muhtemel sizin de epey başınızı ağrıtacağım.Her bilmediğim karar vermekte zorlandığım konuda sizi rahatsız edeceğim gibi gözüküyor.
07/08/2012 : 11:59:34
yazınız "küçük de olsa biraz araziniz var mı " diye başlıyor.

insanları yanlış yönlendiriyorsun hocam. büyük arazilerin varsa sermayen çoksa bu işe girin arkadaşlar. yoksa arazi kiala**** vs bu iş olmaz. çilek ekeceğinize gidin tütün yetiştirin eşşek yüküyle para kazanırsınız önümüzdeki üç yıl içinde sonrasını bilmiyorum

dediğim gibi kütahya pazarlarda kaymakamlık destekli çilek yetiştiren 50 kadar adam var ama pazar yok. bu adamlar yurtdışına çilek yollayabilecek kapasitede olsa zaten bu işi yapmaz. tüccar günlük diyor 30 ton çilek üretin size para kazandırayım. o da mümkün değil. zaten o tüccar da biliyor onun o kadar üretilemeyeceğini o yerde. neden öyle diyor vatandaşı oyalıyor var olanı beleşe almak için

aynı tuşuluk salatalık üretiminde de yaşandı.

aynı şey altın çilekde de yaşandı.

lütfen vatandaşı bilgilenidirken doğru bilgiler verin. yukardaki yazı herkes çilek yetiştirmeye soyunsun ben de ucuza çilek elle edip istediğimi alıp gidip onların sırtından para kazanayım diyen tüccarın çiftçiye verdiği gazla aynı şey.
04/08/2012 : 16:49:35
a) Sizin için danışmana gerek olmamalı. Büyük ihtimalle hiç ihtiyacınız yoktur fakat siz kabul etmiyorsunuzdur : )

b) Böyle bir kaynak bence yoktur. Oturup hesaplamaktan başka bir yol yok.

Hesaplamak aslında çok zor değil. Bu hesapları en detaylı gene Kudret hoca ve onunla karşılıklı yazışanların anlatımlarında bulursunuz. Bir çok kitaptan daha açıklayıcı hiç bilmeyen için. Kudret hocanın bir iki başlığını oturup kitapcık yaptım okulda çocuklara anlattım. Hatta kendimde bu sırada anladım diyebilirim. Oysa elimde bu konuda kimya kitapları vardı gübre hesap programları vardı. Sonuç gene Kudret hocadan çıktı. En basite indirgenmiş hali orada.

Bu besin hesabında ve üretiminde ki asıl problem hesabı anlamak değil. Besin kaynağı olarak kullanılacak gübre her yerde başka bir formatta. Sizin azot kaynağınız ile benimki farklı olacak. Klasik NPK olsa bile. Hesaplarımız mutlaka farklı olacak. Mesela ticari isimleriyle bir reçete yazılsa, yani 320 gr 20 lik x marka Kompoze gübre; 125 gr x marka DAP diye herkesin sadece tartıp suya karıştıracağı hesapla uğraşmayacağı bir reçete yazılsa 100 kişinin belki ancak 5-6 tanesi bu reçeteyi doğru yapabilirdi. Çünkü aynı fabrikanın farklı zamanlarda ürettiği aynı model gübrede bile dolgu maddesi oranı ve element oranları açısından farklar olabilir. Bu farklar çoğu kez işi bozmayacak kadar küçük hatalar çıkarır ama denk gelir her şey alt üst olur.

Bunlardan kurtulmanın tek yolu oturup eldeki çuvala göre hesaplama yapmak.

Bu hesap işine başlayın derim ben. Kafasını gözünü kırarak hesaplayın. Çok kısa süre içinde basit gelecek. Bakkal hesabı kadar kolay yapabileceksiniz. Buradaki en önmeli adım besin kaynakları için gübre almaya başlamak. Ben bir kaç yüz lira diye başladım bir kaç bin lira ile bitirdim. Her detaya girildiğinde alınması gereken çok fazla ürün var. Öğrenci için biz her detaya girdik siz kendiniz için daha az ürünle de üretirsiniz.

Bizim buradaki seralar için bu formül işini biliyor diye alıp gotürdükleri bir bahçıvan var. Hazırladıkları şey oldukça kabalama oluyor. İçinde eksik bir sürü iz element var. Temel besinlerin oranları çok kabaca denk getirilmiş. Buna rağmen bitkiler büyüyor.

Yani Kudret hoca bu işe olabilecek en titiz en hassas haliyle yaklaşıyor. Doğru da yapıyor. Zaten bunu kasten yapmıyor bence doğal yapısı bu. Hazırladığı kitler bu yüzden çok iyi sonuç veriyor.

Bu durumda sizde oturup rastgele şerbet hazırlar gibi başlayıp kısa sürede hassaslaşırsınız. İz elementleri boş verin. Sadece NPK oranını kurup şerbeti yapın. Beyniniz sizi kendiliğinden yönlendirir. Şunu da ayarla bunu da denk getir. Onu o kaynaktan değil bu kaynaktan al . . . . Bir anda bu işi nasıl kavradığınızı siz de anlayamazsınız gibime geliyor.

Malzemeci dediğiniz adam gübre bayisindeki eleman hocam. Sizden bambaşka bir frekansta olacak. Ne yapacağınızı anlattığınızda sizi anlamayacaktır. Eline verilen listenin de sadece birkaç kalemini istendiği şekilde verebilecektir. Yani 10 ticari gübrenin içinden belki üçüne var der. Kalan yedisi için başka şeyler önerir. Önerisi elinde olan mal şeklinde olur sizin işinizi görecek şeklide olmaz. Yani bu elimizde yok ama şu şekilde olanı var der ama o hali sizin kullanamayacağınız bir haldir. Bunu sizin tespit etmeniz gerekir o bunu bilmez.

15-16 adet element için, suda eriyebilen besin kaynağını ticari haliyle alacaksınız. Piyasadan toplayacaksınız. Mesela sadece azot için 4 farklı çuval almak durumunda kalısınız. Her reçeteye uyum sağlayabilmek için. Demir için bile alınabilenek bir den çok kaynak var. Her element için böyle.

Bazıları 50 kilo bazıları yarım kilo ambalajlı alınır. Ama hiç biri açık satılmaz. Kapalı çuval ya da küçük ambalaj alınır.

Bu iş bitince yeterince kaynak olunca, sadece azot fosfor ve potasyumla işe başlayın.

Kendi seranızda kendi deponuza a , b diye detaylandırmanıza gerek kalmaz. Oranı kurup hepsini aynı suda eritebilirsiniz. Direk kullanılacaksa eğer.

Araba sürmek gibi hocam. Eskileri hatırla. Bilmezsin ama yaparsın. Bir süre sonra bilerek yapmaya başlarsın.
04/08/2012 : 01:21:04
Besin konusunda Çok kısıtlı seçeneklere mecbur olmak düşündürüyor. Kudret hoca ve tartes vb gibi seçenekler yerine kendimiz yapabilsek topraksız tarıma hemen başlayacağım.Bir kaç defa amatörce balkonda denedim. Çok güzel neticeler aldım.Ama Çakma da olsa bir örtü yaparak bir dönümde yapmayı iyice kafama taktım .Eksik kalan Bir ziraat müh. danışman ve Besin hazırlama .Yani işin esas önemli kısmı. Akın hoca bu konuda önerebileceğiniz bir şeyler var mı?
Yer Bolu
a) danışman konusu
b) Besin hazırlamada ilk okul öğrencisinin bile anlayacağı bir kaynak var mı?
Yani nereden alınacağı .
a ve b kitleri için her malzemeden ne kadar katılacağı piyasaki isimleri ile bir liste. Malzemeciye listeyi verdiğimizde bunları hazırla, yandaki miktarlarında alıp doğrudan suya karıştırabilsek.
Hocam önerilerinizi bekliyorum .
ifkkaragul@hotmail.com
02/08/2012 : 14:28:21
Çilek toprakta da gayet güzel yetişir. Çilek için sera düşünmek için ya topraksız sistemlerde gelişkin lezzetli çilekler yetiştirmek hedeflenmeli ya da mevsimin çilek için kısa olduğu coğrafyalarda sera ile toprakta yetiştiricilik yapmak hedeflenebilir.

Eğer hava şartları uygunsa çilek için topraklı sera çabasına girmek gereksizdir.

Bu 500 m2 ye basitce perlitli bir düzen kurarsanız daha avantajlı olursunuz. Sizi avantajlı kılacak olan durum özel beslenen çileklerin daha canlı ve lezzetli olmasından kaynaklanır. Pazar değeri daha yüksek olur. Temiz iri ve lezzeti yüksek bir çilek çıkar.

Bunun için çeşidi iyi seçmeli ve istediğiniz çeşidin fidesini temin ettiğinizden emin olmalısınız. Kurduğunuz topraksız sistemin astarı yüzünden pahalı bir şey olmamalı. Ancak ucuza çıkaracağım derken yetiştirmede sizi sıkıntılara gark edecek bir basitliktede de kalmamalısınız. Üçüncü olarak da besinli suyunuzun formülasyonunu bilimsel ve dosdoğru yapmalısınız.

500 m2 ye katlı bir sistemle 2500 m2 yi sığdırabilirsiniz. Bir avantaj da budur.

Bütün bunlar sizi korkutmasın. Sistem kurmak, formülasyon vs gibi.

Bu işi sadece interneti taraya rak ve belki bir kurulu sistemi ziyaret ederek kolayca çözersiniz.

Çilek serası domates serasına göre çok daha basittir ve emeği daha azdır.

Bir kaynak makinası bir testere. Bolca alt naylonu. (PVC boru yerine) Bir depo bir pompa ve bolca bağlantı borusu. Bir de geri dönüş sistemi. Eliniz becerikli ise kendi başınıza bile yaparsınız. Değilse siz düşünün bir demirciye yaptırın. Agaçlar.nete bir bakın. Topraksız sistemlere. Başlangıç için çok fazla bilgi bulursunuz.
02/08/2012 : 02:06:38
Taşkentte geçen sene dalından 5-8 lira arasında satıldı kirazlar. Bu bir kiraz bahçesinin ulaşacağı en uç noktadır. Bu sene biraz daha düşük oldu. 8 lirayı gören çıkmadı. Gene de 300 ün üzerinde ağaçı olan çiftçiler yılda 3 aylık toplam çalışma ile vergisiz net bir öğretmen maaşı çıkardılar sayılır.
02/08/2012 : 02:00:05
Mesela Konya pazarında kiraz satmak ta kazandırmaz. Taşkent' te dalında 5 lira olan kiraz pazarda 2-3 liradır. Daldan 5 liraya kiraz alan tüccarlar *** olamayacağına göre demek ki bu işin içinde başka bir şey olmalı.

Her ürünün pahalı satıldığı bir pazar ve zaman var. Ürün o zamanı bekleyemez ama o zamanda üretecek düzen kurulabilir. Ama yer seçilebilir. Çileklerini ham halde satmak yerine paketleyip markalayıp İzmir' e ***ürsünler mesela. Tabi bir araba ve İzmirde yer edinmiş bir de adam ile tezgah lazım. Bu zor geliyor küçük üreticiye.

Taşkentteki kirazlar genellikle yurtdışına veya en kötüsü İstanbul halinden pazara iner. İstanbul halinde Kütahya pazarına kiraz gelmez. Kütahya ya kendi ürettiğini ya da Akşehir kirazını yer. Üreticisinin kazanamaması gayet normal. Gazipaşa çileği var mesela. 2005 den bu yana Fransaya gidiyor. Kütahya çinisi kütahya çarşısında değilde daha uzaktaki pazarlarda para eder. Yani Kütahyanın çilek üreticisinin eksik yaptığı bir şeyler vardır. Akşehir üreticisinin yaptığı gibi.

Her işin bir püf noktası var. Akşehirin tüccarı az para verir çünkü iç pazara verecek. Üstelik kalibrelerde düşüktür. Kirazın piyasayı kapladığı zamanda olur.

Taşkentin tüccarı çok para verir çünkü dış pazar hedefli topluyor. Kalibre yüksek ve kirazın bittiği mevsimde hasat başlar.

Gazipaşa çiftcisi ortak üretim yapar ürün bol ve standart olur. Ürün yurtdışı için üretilir. Bu yüzden kazanırlar.

Kiraz 10 dekardan az üretilirse üreticinin pazarlık şansı düşük olur. Çilekte de bu iş böyledir. Yani ayağa gelen tüccar kafasından ben bu ürünü şu ürüne ilave edebilirim diye bir ip ucu yakalayamıyorsa az para verecektir.

Çilek üretip para kazanmak Milli Eğitimin tık demeden ayın onbeşinde hesaba ikibin lira yatırması kadar kolay olmaz tabi ki.
01/08/2012 : 16:24:54
kütahya pazarlarda tanıdıklarım var çilek yetiştiriyorlar ama pazar yok. günlük 400 500 kilo çilek elde ediyorlar ama ancak kendi imkanlarıyla pazarda satıyorlar. uzun süre dayanmadığı için riskli bir iş bu çilek olayı
01/08/2012 : 00:25:29
Perlit ve saire katı ortamlar sadece bitkinin tutunması için gereklidir. Besleme işi sıvı gübre ile yapılır. Normal gübreden farklı olarak destek besini değil tam içerikli bir besinli sudur. Bu yüzden Bitkinin tutunacağı katı ortama hayvan gübresi karıştırmak bitki gelişim kontrolünü sizin elinizden bir parça çıkarır. Gereksizdir. Faydalı da olabilir zararlı da. Eğer seçim topraksız tarım ise tutunma ortamına besin içeren ortamlar seçmek anlamsız olur. Topraksız tarımda tutunma ortamı steril olmalı ve sadece tutunma işlevi olmalıdır. Böylece bitkiye suya karıştırılıp verilen besinden emin olunur. Bitki besinlerinin azıda fazlasıda gelişimi yavaşlatır. Hepsi bir arada ve hepsi tam ölçüsünde olduğunda gelişimi biz kontrol ediyoruz demektir.

Toprakta fazla ya da az olan şeyler bir anda zarar veremez. Çünkü toprağın bir tampon özelliği vardır. Toprakta bir şeylerin az ya da çok olduğu hasat zamanı geldiğinde anlaşılır. Bazen toprak tahlilleri bile çiftçiye tam sonuç veremez.

Sonuç olarak topraksız tarım için seçilen tutunma ortamına hayvan gübresi karıştırılmamalıdır.

500 m2 bir çilek serası biraz tel maşa kurulduğunda pek de pahalı sayılmaz. 500m2 çilek 4 kişilik bir aileyi, geçimin kolay olduğu ve bir halin buldunduğu küçük bir ilçede, bir yıl geçindirecek kadar kazanç sağlayabilir.
31/07/2012 : 12:28:47
öncelikle paylaşımlarınız için teşekkürler benim gibi bu işe merak sarmış kişilere yol gösterdiğiniz için .benim bir sorum olacak şu perlit yerine raflı sistem serada olukların içine hayvan gübresi + toprak+saman + kül karışımı gbi bir şeyler yapsak acaba far edermi .yoksa normal toprak olduğu için yerde yetiştirilmesinden bir farkı kalmaz mı .
27/07/2011 : 18:41:12
Alıntı Yapılan Metin:

Çilek tarlada iken daha ya hale mal taşıyan komisyoncular gelir tamamını veya kaç ton istiyorsa o kadarını anlaşır alır gider bu sene bursada tarladan cilek 2,3 tl den satıldı...


çok iyiymiş. Güzel fiyat bu iş mantıklı gelmeye başladı ama sera olayı çok maliyetli oluyor..
25/07/2011 : 00:35:49
Silifke'de Topraksız Tarımla Çilek Üretimi
Silifke İlçesinde Geçen Yıl İlk Defa Deneme Amaçlı Topraksız Tarımla Çilek Üretimi Yapan ve Bu Yıl da Üretime Devam Eden Çilek Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Özmen, Üreticiye de Örnek Oluyor

Silifke ilçesinde geçen yıl ilk defa deneme amaçlı topraksız tarımla çilek üretimi yapan ve bu yıl da üretime devam eden Çilek Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Özmen, üreticiye de örnek oluyor.

Birlik Başkanı Özmen, Aa muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl ilk defa deneme amaçlı 1 dönüm serada Rubygem, Festival ve Fortuna cinsi çilek çeşitlerinin ekiminin yapıldığını ve olumlu sonuç aldığını belirterek, bu yıl ekim alanını 20 dönüme yükselttiğini kaydetti.

Bir dönüm seranın kurulmasının, sistemin hazırlanmasının, çilek fidelerinin alınıp ekilmesinin toplam 50 bin liraya mal olduğunu ifade eden Özmen, 'İlk yıl masrafı çok gibi gözüküyor. Ancak diğer yıllarda sadece fideye para verilecek. Üçüncü yıldan sonra ise fide ekiminin yapıldığı Hindistan cevizinin liflerinden yapılmış kokobit adlı maddeyi değiştireceğiz. Buda çok bir masraf gerektirmiyor' dedi.

Bu sistemle gübre kullanımının ve işçiliğinin az olduğunu, ayrıca çalışma bakımından da yorucu olmadığını vurgulayan Özmen, erkencilik bakımından da önemli olmasının yanında normal yere ekilmiş çilekte bir dönümden 4 ton civarında ürün alınırken, bu sistemle bir dönümden 9-10 ton civarında ürün hasat edilebileceğini söyledi.

İçerisinde bulunulan toprak şartlarında hastalıktan ve diğer iklim koşullarından uzak bir şekilde daha kaliteli ve daha fazla ürün elde etmek için böyle bir deneme sistemini kurduklarına değinen Özmen, şunları söyledi:

'Burada kesinlikle toprak kullanmıyoruz. Kurduğumuz seramızda kokobit denilen Hindistan cevizinin liflerinden elde edilmiş hammaddeyi satın alarak onun içerisinde çilek yetiştiriyoruz. Bu ürünün beslemesine dikkat edildiği taktirde toprak kültüründen herhangi bir farkı yok.'
Topraksız tarımı tercih etmelerinin sebepleri hakkında da bilgi veren Özmen, 'Daha az alandan daha çok ürün elde edilebiliyor. Toprakta bulunan hastalıklı etmenlerden uzakta yetiştiricilik yaptığımızdan dolayı bitkiler daha sağlıklı oluyor. Ayrıca daha az gübre ve işçilik harcanıyor' dedi.

(HAS-DAB-MHD) - Mersin

(Anadolu Ajansı) 18.11.2010 10:23 [2370745]
24/07/2011 : 22:26:09
arkadaşlar topraksız tarımdan çilek üretilebiliyormu?
24/07/2011 : 21:35:46
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - ahmetfener
bi şey sormak istiyorum yapacağımdan değil ama çileği yetiştirdikten sonra halde falan mı satılıyor yoksa ithalatçılar mı alıyor.


Çilek tarlada iken daha ya hale mal taşıyan komisyoncular gelir tamamını veya kaç ton istiyorsa o kadarını anlaşır alır gider bu sene bursada tarladan cilek 2,3 tl den satıldı...
24/07/2011 : 18:41:05
bi şey sormak istiyorum yapacağımdan değil ama çileği yetiştirdikten sonra halde falan mı satılıyor yoksa ithalatçılar mı alıyor.
23/05/2011 : 20:14:51
Topraksız tarım şu anda en alttaki çiftçiye kadar inmiş durumda. Örneğin Anamurda bir çok dağ köylüsü çilek yetiştiriyor. Bir tane para harcanmış ve bir kaç tane de tamamen eldeki malzemelerden kurulmuş topraksız katlı çilek serası var. Ayrıca her çitçinin mutlaka bir parsel de olsa toprakta çileği var.

Bu çilekler düzenli toplanıyor ve kolayca satılıyor. Bana oldukça rantbl geldi çiftçiler de eğer yeterince rantbl olmasa asla yetiştirmezler. Özellikle dağ köylüsüne yeni bir şeyi sırf gelişme olsun diye asla deneme yaptıramazsınız. Üç kuruş kazancı görmeden yapmazlar. Düşünün aylık maaşları yok altı çocuk anne baba eş doyacak ekmek yiyecek. Günlük para lazım. Bütün güvencesi üründen kazanacağı paradır. Halin veya tüccarın vereceği para onun harcadıüğından çok olmayacaksa kafasına silah dayasanız çilek yetiştirmez.

Çilek, muz, pepino ve karadut şu andaki en populer en çok para eden ürünler. bahsettiğim çiftçi kitlesince beninmsenmiş ve yetiştirilmekte olan ürünler.

Mesela ben pepinonun bu kadar yayılacağını ummazdım. Anamurda pepino tüketmez kimse. Yani Anmurun pazarı için pepino yetiştirmiyorlar. Haldeki tüccara satmak için yetiştiriyorlar. Haldeki tüccar neden alıyor ? Çünkü büyük şehirlerde ciddi pepino tüketimi var. Ayrıca ihracat içinde topluyorlar. Avrupa da da büyük pepino tarlaları var ama yetmiyor kısıtlı raziler ve yeterince fazla olmayan işletmeler yüzünden. Çilek de aynı durumda. Bizim Konya da 2 liradan fazla vermeyeceğimiz çilek ülkenin bazı yerlerinde 8 liraya kadar çıktı geçen sezon.

500 metre kare çilek serası 5 katlı olduğunda 4 kişilik bir aileyi geçindirir arkadaşlar. Az bir işçilik ve çok az mesai ile. Hiç bir maaşlı işte bu mesaiye bu parayı vermezler. Çileğin özelliği meyve tarımında esas oğlan olmasıdır. Dünyada sevilmediği bir yer para etmediği bir ülke yoktur. Kırmızı domates gibi. Tüm dünya bilir ve tüketir. Pepino fantazi bir üründür. Sevilmediği yerler para etmediği sezonlar vardır.