Yer Adana/Seyhan, gerçek bir olay, beni çok etkiledi, o yüzden yazmak istedim.
Tarih 15 mayıs 2009
Kırtasiye dükkanımda olağan günlerden biri, her zaman gördüğüm ve benim müşterim olan bir öğrenci, hiç dikkat etmeden sadece göz aşinalığı ile tanıdığım bir çocuk bu gün saat 16:20 de kapımdan girdi ve "ayakkabını boyamamı ister misin" abi dedi.
Ben ayakkabılarıma baktım ve boyası çok ta eski değildi. Sonra dedim "önümüzdeki hafta içi gelirsen boyatırım", "tamam" dedi, "uğrarım abi" ve gitti. Bir an düşündüm hevesi kırılmasın biraz da sohbet ederim zaten benim dükkanda da iş yok ya, sıkılıyorum, arkasından seslendim ve geldi.
"Gel" dedim, "Boya ayakkabımı, kaça boyuyorsun?" dedim. "75 krş" dedi, ben "50 kuruşa boya" dedim .kabul etti.
Babası yok annesiyle kalıyormuş ama yaşından büyük laflar etti bana, ağzım açık kaldı. Derslerini sordum, "ilk dönem" dedi "taktiri bir puanla kaçırdım, bu dönem inşallah taktir alacağım".
Nana söyledikleri sözlere gelince, "abi" dedi "insanlar kolay kazanma peşinde, ben şimdi evde otursam, boş boş elime ne geçecek? En azından şimdi 4 liram oldu"
İşini severek yaptı, öyle bir seviyor ki işini bana yaptığı işi anlata anlata bitiremedi. müşteri ayakkabısını boyadıktan sonra 75 krş yerine 2 lira vermiş olmaz demiş 75 kuruş ve bana dediki alsam o parayı müşteriyi korkuturum daha sonra bana ayakkabısını boyatmak istemez hep fazlasını bekleyeceğimi düşünür dedi müşteri daima haklıymış ben de her zaman haklı değildir dedim ve ama genelde haklı olmalıymış öyle söyledi.
Bana bu çocuk bana ne kadar tembel olduğumu hatırlattı ve ticaret yaparken ne kadar ince düşünmek gerektiğinide öğretti. Ben de ona hem hakkı olan parayı ve dondurma ikram ettim, "niye?" dedi "içimden geldi" dedim ve gönderdim ilk işte buraya yazmak oldu bilmem siz ne düşünürsünüz...
Saygılarımla
Tarih 15 mayıs 2009
Kırtasiye dükkanımda olağan günlerden biri, her zaman gördüğüm ve benim müşterim olan bir öğrenci, hiç dikkat etmeden sadece göz aşinalığı ile tanıdığım bir çocuk bu gün saat 16:20 de kapımdan girdi ve "ayakkabını boyamamı ister misin" abi dedi.
Ben ayakkabılarıma baktım ve boyası çok ta eski değildi. Sonra dedim "önümüzdeki hafta içi gelirsen boyatırım", "tamam" dedi, "uğrarım abi" ve gitti. Bir an düşündüm hevesi kırılmasın biraz da sohbet ederim zaten benim dükkanda da iş yok ya, sıkılıyorum, arkasından seslendim ve geldi.
"Gel" dedim, "Boya ayakkabımı, kaça boyuyorsun?" dedim. "75 krş" dedi, ben "50 kuruşa boya" dedim .kabul etti.
Babası yok annesiyle kalıyormuş ama yaşından büyük laflar etti bana, ağzım açık kaldı. Derslerini sordum, "ilk dönem" dedi "taktiri bir puanla kaçırdım, bu dönem inşallah taktir alacağım".
Nana söyledikleri sözlere gelince, "abi" dedi "insanlar kolay kazanma peşinde, ben şimdi evde otursam, boş boş elime ne geçecek? En azından şimdi 4 liram oldu"
İşini severek yaptı, öyle bir seviyor ki işini bana yaptığı işi anlata anlata bitiremedi. müşteri ayakkabısını boyadıktan sonra 75 krş yerine 2 lira vermiş olmaz demiş 75 kuruş ve bana dediki alsam o parayı müşteriyi korkuturum daha sonra bana ayakkabısını boyatmak istemez hep fazlasını bekleyeceğimi düşünür dedi müşteri daima haklıymış ben de her zaman haklı değildir dedim ve ama genelde haklı olmalıymış öyle söyledi.
Bana bu çocuk bana ne kadar tembel olduğumu hatırlattı ve ticaret yaparken ne kadar ince düşünmek gerektiğinide öğretti. Ben de ona hem hakkı olan parayı ve dondurma ikram ettim, "niye?" dedi "içimden geldi" dedim ve gönderdim ilk işte buraya yazmak oldu bilmem siz ne düşünürsünüz...
Saygılarımla