Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

19/03/2009 : 00:27:59
İslam'dan bizler nasıl ölçüler alıyoruz, bizden öncekiler nasıl ölçüler almışlar bir bakalım mı? Bakalım, diyorsanız buyurun sözü uzatmadan bizden öncekilerin aldıkları büyüklük küçüklük ölçülerine, ihlas anlayışlarına bir göz atalım.
Oturmuş insandaki büyüklenme ve tevazu duygusundan söz ediyorlardı. Bu sırada biri Aişe validemize konuyu şöyle sordu: - Valide dedi, bir insanın büyüklerden biri olduğu nasıl anlaşılır? Şöyle cevap verdi Aişe validemiz: - Ne zaman kendini küçüklerden bilirse o zaman! ..

-Ya küçüklerden biri olduğu nasıl anlaşılır? - Ne zaman kendini büyüklerden görürse o zaman! . Evet, kitaplık çapta bir büyüklük-küçüklük ölçüsü. Onun için atalarımız: Kendini küçük gören büyür, büyük gören de küçülür, demişlerdir.

Büyük müçtehitlerimizden Ahmed bin Hanbel (H. 241) , Bağdat'ta pazardan dönüyordu. Onu elinde pazar çantasıyla gören biri koşarak gelip çantasını taşımak istedi. Vermek istemeyince de ısrar etti:

-Efendim bizim vazifemizdir büyüklerimize hizmet etmek! .. Ahmed bin Hanbel Hazretleri şu karşılığı verdi:

-Biz kendimizi çantası taşınacak büyüklerden bilirsek bu kibir olur, küçüklük işareti sayılır. Bu sebeple bizi büyüklerden bilmek size sevap getirse bile bize günah kazandırır. En iyisi, kendimi, çantası taşınacak büyüklerden biri olarak görmeyip kendi yükümü kendim taşımalıyım. Çünkü mahşerde de herkes kendi yükünü kendisi taşıyacak, kimse kimsenin yükünü yüklenmeyecektir! .. Hayatı boyunca da kendi yükünü hep kendisi taşıdı, kimseye yükünü yüklemedi.

Bu konuda bir örnek de benim ilk hocam Gönenli Mehmet Efendi'den vereyim (vefatı: 1991) . Elini öpmek isteyenlere asla el vermez, üstelik çıkışarak söylenirdi:

-Benim elimi öpeceğine kendi elini öp! Çünkü derdi, benim elimi öpme tevazuuna sahip olan insanın eli öpülür. Öyle ise sen kendi elini öp!

-İyi ama dediler, biz büyüklerimizin elini öpmek isteriz.

-Siz dedi, bizi büyüklerden bilirseniz sevap alırsınız; ama biz kendimizi büyüklerden bilirsek günaha gireriz. Çünkü kendini büyüklerden bilen kibirleniyor demektir. Kibirlenen adam büyüklerden olamaz, küçüklüğün delili olur kendini büyük görmesi..

Şam'ın ileri gelen âlimlerinden İbn-i Muhayriz (vefatı: 99) , alışveriş için kimsenin dikkatini çekmeden bir mağazaya girmiş, alacağı malları seçiyordu. Geriden biri kendisini fark edince hemen mağaza sahibine yaklaşıp haber verdi:

-Vitrindeki mallara bakan şu zat Şam'ın büyük din âlimlerinden İbni Muhayriz'dir. Ona ucuza ver! . Bu tanıtımı duyan İbni Muhayriz, kitaplık çaptaki ikazını şöyle yaptı:

-Biz buraya paramızla mal almaya geldik, dinimizle değil! Bizim ilmimiz İslam'ı doğru yaşamak içindir, ucuz mal almak için değil.. Lütfen herkese nasıl satıyorsanız bize de aynı fiyattan satış yapın, ilmini menfaatine alet eden din adamı durumuna düşürmeyin bizi! .

Son örnek de tasavvuf alimi Yahya bin Muaz'dan olsun. (258) Şarkın bu büyük mutasavvıfına biri sorar:

-Ben ihlasta ilerlemek istiyorum; ama bir türlü anlayamıyorum ihlasta ilerleyip ilerlemediğimi. Nasıl anlarım durumumu? Şöyle cevap verir şarkın büyük velisi:

-Seni övenle yeren, nazarında ne zaman eşit olursa işte o zaman ihlasta ilerlediğini düşünebilirsin. Öyle değil de seni öveni seviyor, yerene kızıyorsan ihlasta değil enaniyette, benlikte ilerliyorsun demektir. Unutma der, insanların övmesi kurtarmaz, yermesi batırmaz. Mühim olan Allah(celle celalüh)'ın övmesidir. Çünkü Allah(celle celalüh) överse kurtarır, yererse batırır. Zira cennetle cehennem O'nun emrindedir, insanların değil.

Ne dersiniz? Benimsemeye değer ölçüler mi bunlar? Yoksa siz de zaten böyle mi düşünüyor, duygularınızı böyle mi ayarlamış bulunuyorsunuz. Öyle ise sizi tebrikten başka bir söz aklımızsa gelmez..

Hüzünle titreyen gönle ince bir âh dokunur,Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur...


Son 3 yorum (en yenisi önce)

04/05/2010 : 02:22:34
Bir malı, kusurunu söylemeden satmak, hiç kimseye helal olmaz Malın bu kusurunu bilene de, onu söylememek helal olmaz Hadis-i Şerif
Ticarete devam edin Çünkü rızkın onda dokuzu ticarettedir Hadis-i Şerif
Ticarette yalan yemin, malın sürümünü temin ederse de kazancın bereketini giderir Hadis-i Şerif
17/04/2010 : 23:07:09
Allah razı olsun sizden farklı dünyalara ***ürdünüz beni.

Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bayram Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister O zamanlar, dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görürlermiş.

Durumu Hacı Bayram Veli’ye anlatır ancak Hacı Bayram Veli “helal değildir” diyerek, bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana’ya anlatır. Mevlana ise hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bayram Veli’ye de anlattığını ama onun hediyeyi “helal değildir” diye kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle yanıtlar; “Biz bir karga isek Hacı Bayram Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir. “

Adam üşenmez kalkar Hacı Bayram dergâhına gider ve Hacı Bayram Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bayram Veli’ye sorar. Hacı Bayram da şöyle der: “Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir”


19/03/2009 : 10:54:40
İsra (37)
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme,çünkü sen yeri asla yaramazsın,boyca da dağlara aerşemezsin.

Lokman (18)
Küçümseyerek,surat asıp insanlardan yüz çevirme ve teryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni sevmez.

Furkan (63)
Rahman'ın kulları yeryüzünde vakar ve tevazzu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman ''selam'' der (geçer)ler.