17Modern Sera Yada Topraksiz Tarim - Koniks.com

Koniks.com
Kullanıcı adı:
Şifre:
Şifremi hatırla


    Ana Sayfa          Forumlar          Arama          Yardım           Kayıt Ol

Modern Sera Yada Topraksiz Tarim


havvanagila
Yeni Üye

Toplam 38 yazı
18/10/2012 :  00:24:33   Yazarın websitesini ziyaret et Website  Bu yazıdan alıntı yaparak yorum yaz Alıntı


Turkiyede modern cam seracilik neden istenilen duzeyde degil. Yeni yeni kipirdama oluyormus ama o kadar krediler hibeler vs. olmasina ragmen sizce neden ?Yoksa su siralar gorunen kipirdamalar Turkiyede de artik Modern cam seranin ya da topraksiz tarimin buyuyeceginin gostergesimi. Cicekcilikde ha keza ayni. Hollanda da oldugum icin takip ediyorum. Maliyetler dense devlet tesvikleri var. Onu gecelim Holdingler neden yuklenmez. Tekstili Cinliler bitirdi. Bu alana neden yuklenmezler. Ozellikle Akin selcuk beyin fikirlerini ogrenmek isterim. Bu konu ile ilgili oldugunu daha onceki yazilarda hissettim.Yani m2 SINDEN 80 KG urun alinan bir fabrika neden Holdinglerin ilgisini cekmez ki? Ya da birseyler mi yapilmiyor? Hibeler tesvikler sadece goz boyamami? Hollanda Fransa Almanya Belcika bu isden dunyanin parasini kazanirken hadi holdinglerden vazgectim ciftcisi cicekcisi neden arastirmaz, yada biliyorsa yapmak icin ugrasmaz?

Yerleşim : Hollanda / Arnhem  |  Meslek : İthalat / İhracat
mithatiger
Yeni Üye

Toplam 46 yazı
18/10/2012 :  10:39:47  Alıntı


Şuan zaten topraklı tarım yapan kişiler için artık çok geç fakat yeni yeni geçen kişilerden çok sayıda topraksız tarıma geçen var bu bir gerçek. Sadece zaman alacak gibi duruyor.

Sayılarla basitleştirmek gerekirse;

100 tane tarla var dıyelım

Her yeni açılan 10 tanenin 3-4 tanesi topraksız tarım oluyor ve aynı sene 5 tanesi kapatılıyor (eskilerin)

Zamanla 100 tanenin buyuk bir kısmı topraksız olacaktır fakat elbette zaman alacaktır tek sıkıntı şuan bu.

Yerleşim : Türkiye / Istanbul  |  Meslek : Turizm
ibofet
Üye

Toplam 137 yazı
18/10/2012 :  12:56:45  Alıntı
fethiyedeyim topraksız tarım daha henüz 100 donum yok topraklı cok fazla yapılıyor fakat teşvikte olsa işin maliyeti yüksek yani çiftci mehmet ağa için...fakat şirketler içinde ekonomisi sağlam şirketler zamanla bu işe yönelecektir fakat ne yarsa yapsın vatandaş ya rusya domatesi almazsa ne olur sorusu bu bölgeye hakim.teşviklerde yatırımın en az %30 cebinde yoksa biryeş yapma ihtimalin yok.şu an için bire bir 6 aydır bu işle ilgili çok firma ile görüştüm 300-400 milyar para yoksa 25-30 dönüm sera yaptıramazsınız

Yerleşim : Türkiye / Muğla  |  Meslek : Diğer
akinselcuk
Editör

Toplam 5518 yazı
21/10/2012 :  01:04:18 Yazarın websitesine git Website   Alıntı


Bizim ülkemizin tarımsal üretim şekli ile Hollanda veya diğer Avrupa ülkelerinin üretim şeklinde önemli bazı farklar var.

Bizim ülkede tarımsal üretim kolaydır. Çiftçi olarak adlandırılan ve tarımsal üretimi yapanlar işletmeci değil sadece karnını doyurmak isteyen köylülerdir.

Tarımsal üretimle Ziraat Mühendisleri veya sermayedar işletmeciler uğraşmaz. Uğraşanların sermayeleri yoktur ve bilimsel bir yanlarıda yoktur. Üretim doğaçlama veya babadan görüldüğü şekliyle yapılır.

Bu üretimde ne işletmecilik ne de bilim yoktur. Çünkü bizim ülkede toprağa tohumu atıp beklemek yeterlidir.

Ayrıca çok uzun seneler bu topraklarda bir kişinin kendi başına büyük üretimlere girmesi hep tehlikeli olmuştur. Kendine yetecek kadar yetiştirirsen kimsenin sende gözü olmaz.

Savaşta vergi, korunma ihtiyacından doğan ağalık sistemleri ilk ve asıl üretici olan köylüyü hiyerarşide her zaman en alta koymuştur.

Bunlar durumun çok genel hatları.


Cumhuriyetin kurulmasıyla en sonunda biri çıkıp bu durumu farketmiş ve "Köylü milletin efendisidir" demiş. Çünkü bütün milletin var olmasını sağlayan yiyecek üretiminin aslında en alttaki değersiz kılınmış durumdaki köylü tarafından yapılmakta olduğunu bilmiş.

Üretimin daha bilimsel, daha verimli olabilmesinin yollarından biri de üretimi yapanın bunun kaymağını yiyebilip kendini mutlu hissetmesinden geçer. Adam yerine konmak mutlu hissetmenin birinci şartıdır.

Fakat bu tespiti yapan üstelik eski düzeni değiştirecek kadar da güç sahibi olan bu kişi tek başınadır ve kurduğu düzeni teslim ettiği ekip arkadaşları kendi başlarına kalınca yeni sistemi geliştirmek yerine eski sistemin adı değişik halini devam ettirmeyi tercih etmişlerdir. Yani köylü bu kendisi için söylenen sözün sözde kaldığını kendisinin gene en altta olduğunu gayet güzel anlamış ve iyice idrak etmiştir.

Ne yazık ki Cumhuriyetin kuruluşundan beri, çağının belki 100 yıl ilerinde ortaya konmuş olan insan odaklı demokratik yaklaşımlar rafa kalkmış köylüde eski düzeninde üretime devam etmiştir. 1990 lara kadar da bir değişiklik olmamıştır. Adı Cumhuriyet olan Kominist bir ülkeye benzediğimiz için bireylerin değişme şansı pek olmamıştır.

Yaklaşım genelde şu olmuştur ; Bütün değişimi gerektiği kadar ve sadece gerektiğinde otorite yapar. Sizin bir şey istemenize gerek yoktur sizin için neyin iyi olduğuna sizin karar verme hakkınız yok. Çünkü siz cahilsiniz. Oysa biz akıllı ve medeniyiz. Bir köylü kendisi için neyin iyi olduğunu bilemez. Bekamız (yani sizin de bekanız) için bizim hep sizi yönetmemiz gerekir.

Köylü milletin efendisidir diyenle bu zihniyeti birbirinden ayırmamız gerekir bu yüzden.

Sonuç olarak Özalla başlayan değişim günümüze kadar hızlanarak devam etti. Adı konmamış ama gayet güzel işleyen Hint kast sistemi artık tamamen bitti. Artık bir köylü göze batmadan fabrikatör olabilir. Üretimini büyütebilir farklı şeyler deneyebilir. Hatta muhtemelen sistem onu bu yüzden onurlandırır taltif eder.

Komik şekilde, Atatürk amacına, kendi arkadaşları marifetiyle değil kısmen gelişmeye engel gördüğü bir kitlenin metamorfoz geçirip azimle çalışması ile ulaşabilmiştir. Gene komik ve hatta ironik şekilde bu metamorfozda Atatürk' ün koministvari arkadaşlarının büyük etkisi olmuştur. Yani "DOĞRULUK", yolunu bir şekilde bulmuştur bunu başlatan da Atatürk' tür. Buradan eski, yanlıştır anlamı çıkmaz, eskinin misyonu bitmişti yeni bir şey gerekiyordu hepsi bu. Hiç bir şey sonsuz yaşayamaz.

Köylü daha yeni yeni adam olduğunu hissettiğinden içinden çıkacak büyük işler yapabilecek kişi sayısı da henüz yeterli düzeyde değildir. Ancak buna rağmen bu ülke bir takım sebzelerin üretiminde İspanya, Fransa ve İtalya yı çoktan geride bırakabilmiş durumdadır. Kuzey Avrupa ülkelerinde çok büyük tonajlarda Türk sebzesi tüketilir. İngilterede domatesin kalitesini ifade etmek için Türk domatesi diye bir kavram oluşmuş durumdadır. Dünyanın tek parça en büyük ve en tonajlı üretim yapan topraksız tarım serası Türkiyededir.

Ancak tekrar belirtelim, büyük işletmecilik gerektiren, kapasiteli ve kaliteli üretimler, eskiden beri çiftçilikle uğraşan köylüden değil okumuş, güngörmüş, eskiden beri işletmecilikle uğraşan işadamlarından veya kadınlarından çıkmaktadır.

Başlayan bu gelişme bu şekilde gider. Türkiye bu durumu hem kanıksamış hem de değişen dünyaya yeterince adapte olmuş durumdadır. Otomasyonlu seracılıkta büyük ve kaliteli tarımsal üretimlerde gelişip duracaktır. Tüm kavgalara tüm ağlamalara ve tüm battık yaygaralarına rağmen.


Hollanda böyle maceralı bir hayat yaşamadığından ve üstelik tüm halkını doyuracak tarımsal alanlara sahip olmadığından zaten olsa da bir çok hayati bitkinin güzelce yetişebilmesine yetecek güneşi, karı, soğuğu, sıcağı, rüzgarı, nemi, kurusu olmadığından dar alanda olabilecek en iyi yetiştiriciliği yapmak hayati bir hal almıştır. Ya yetiştir ya öl şeklinde. Bu bakımdan gelişmeye bizden daha yatkındır.

Bazı bitkileri ne yapsanız yok edemezsiniz. Ama adam gibi de büyütemezsiniz. Günün birinde ne değiştide böyle oldu bir türlü anlayamazsınız ama o bitki gürleşir, meyve bağlar çoştukça çoşar. Türk halkı bu tip bir halk. Ne zaman ne halt yiyeceği pek belli olmayan bir insan kitlesi. Sanıyorum ki dünyaya bir gök taşı çarpsa dünya yok olsa, bir kayanın içinde bir Türk sıkışır gider bir yerde yaşam bulur gene. Yeterki başka bir kayanın da içine bir kızcağız sıkışmış olsun . . . .

Bu ülkenin gelişmesini istiyorsanız tam önünüzde duran işi düzgün yapın. Vatan sever olmanın bütün gereği sadece bu.
tamnland.com

Yerleşim : Türkiye / Türkiye  |  Meslek : Diğer
infazure
Üye

Toplam 155 yazı
21/10/2012 :  01:18:17 Yazarın websitesine git Website   Alıntı
Akın Bey ellerinize sağlık, tek solukta okuduğum mükemmel bir yazı olmuş gene.
İletişim;
ahmeterencihan@gmail.com
0505 843 6789

Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim
huyhuyhuy
Üye

Toplam 2981 yazı
21/10/2012 :  11:43:30 Yazarın websitesine git Website   Alıntı
Akın Selçuk hoca yine konuya damardan girmiş.
İl- ilçe tarım tarım yönlendirmesi ile kalkınma fonları ile bu problemler biraz çözülecekmiş gibi görünüyor.Amka eksik olan bir çok şey var.
Diyarbakır Belediyesi bir kaç yıl önce topraksız tarım ünitelerini köylüye mikro kredi ile yapıp lojistik ve bilgi desteği verip ürünü satmasına da yardım edecek bir proje uygulamaya koymuştu. ( sonuç ne oldu bilmiyorum ama doğru bir girişim gibi gelmişti bana )


36 mt kare mini serada topraksız tarım ve ürünün satılması. finansmanın mikro kredi ile temini ve geri ödemenin ürünün satışına takvimlendirilmesi soruna iyi bir çözümdü.

Bu gibi çözümler üretilebilir. Ve üretilmeli.
ismail karagülle

Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : İmalat
VSL
Üye

Toplam 628 yazı
21/10/2012 :  13:46:23  Alıntı
Akın bey tarımla ilgili fazlaca bir bilgiye sahip olmamama rağmen, Kuruluşumuzdan bu yana yöneticilerimizin yaptıkları siyasi ve ekonomik bütün arızalar ve yanlışların, Cumhuriyeti kuranların yanlışlarıymış gibi algılayan bir toplum yetiştirilmeye çalışılıyor.

Alıntı Yapılan Metin:
'''AKINSELÇUK
Cumhuriyetin kurulmasıyla en sonunda biri çıkıp bu durumu farketmiş ve "Köylü milletin efendisidir" demiş. Çünkü bütün milletin var olmasını sağlayan yiyecek üretiminin aslında en alttaki değersiz kılınmış durumdaki köylü tarafından yapılmakta olduğunu bilmiş.
Fakat bu tespiti yapan üstelik eski düzeni değiştirecek kadar da güç sahibi olan bu kişi tek başınadır ve kurduğu düzeni teslim ettiği ekip arkadaşları kendi başlarına kalınca yeni sistemi geliştirmek yerine eski sistemin adı değişik halini devam ettirmeyi tercih etmişlerdir. Yani köylü bu kendisi için söylenen sözün sözde kaldığını kendisinin gene en altta olduğunu gayet güzel anlamış ve iyice idrak etmiştir.
Ne yazık ki Cumhuriyetin kuruluşundan beri, çağının belki 100 yıl ilerinde ortaya konmuş olan insan odaklı demokratik yaklaşımlar rafa kalkmış köylüde eski düzeninde üretime devam etmiştir. 1990 lara kadar da bir değişiklik olmamıştır. Adı Cumhuriyet olan Kominist bir ülkeye benzediğimiz için bireylerin değişme şansı pek olmamıştır. '''''


Bu pencereden bakabilen insanlarımızın sayısı okadar az ki , Bu arızaların Mustafa Kemal Atatürk'ten ve arkadaşlarından kaynaklandığına inanan okadar çok insan varki , Milletimizin doğru bilgi ve anlayışla aydınlanmaları temennisi ile,
Hürmetle saygılarımı sunuyorum efendim.

Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : İthalat / İhracat
akinselcuk
Editör

Toplam 5518 yazı
21/10/2012 :  14:32:06 Yazarın websitesine git Website   Alıntı
Aslına bakarsanız bu tip desteklemelere de pek sıcak baktığım söylenemez. Sizin olumlu bulmanız hayet normal, aynı pencereden ben de olumlu bulurum. Ancak basit ve çok eski bir insanlık kuralı var.

Keçi bildiği yoldan yürür. Su aşağı akar. Ve benzerleri . . .

Mikro kredi ve hatta büyük teşviklerin bir sıkıntısı var. Olmayacak insanları olmayacak işlerin içine sokuyor. Suyu yukarı keçiyi otobana yönlendirebiliyor. Oldukça iyi bir yapılanması olmasına, iyi bir organizasyonu bulunmasına rağmen.

Özellikle mikro krediler bu konuda daha başarılı !?

Magazine bakarsak başarı hiyayeleri ile dolu. İkibin lira ile tekstilci olan kadının hikayesi, beşbin lirayla ayakkabı imalatcısı olup magaza açmaya kadar ulaşan sokak arası kunduracısının hikayesi, güzel hikayeler bazıları kısmen de olsa eksikleri bulunsa da doğru. Ama onun on katından fazlası şaka gibi anormal iş kurulumlarıyla dolu bir iş. Büyük kredilerde veya desteklerde yardım etme olgusu fazla olmadığından daha iyi sonuç veriyor. Zaten iyi koşana bir de spor ayakkabısı hediye ediliyor. Parkurun taşları temizleniyor.

Mikrolar da iş daha çok kurtarmaya yönelik. Yıllardır evinde dikiş dikip para kazanan kendine müşteri edinmiş kadına verilen üç beş bin lira onu kalkındırıyor büyümesine vesile oluyor ama bir çoğunda bu sonucu vermiyor. Hayatının 6 ayını mutlu geçirmesinden başka bir işe yaramıyor. Hele ki Diyarbakır' daki çiftçiye . . . .

Mikro keredi verilecekse bir komisyonun ya da akılbali bir grup insanın kimin neyi yapıp yapamayacağı hakkında ciddi bir çalışmaya girmesi gerek. Adam berber açmaya müracat etmişse bile sen cıvata üret daha başarılı olursun diyebilmesi gerek.

Buradaki temel mentalite bu kadar hassas değil, biz olabildiğimiz kadar destek olalım aralarından bazıları kendini kurtarsın diye düşünmenin çok da bir anlamı yok. Bir çok ilçenin sanayi sitelerinde kendini aşmış, iş bitirmiş ama yeterli sermaye sahibi olamadığından bir türlü pörtleyemeyen esnaf var. Onlar gelmesede bir kurum bunların ayağına gidebilir. İşini inceleyip desteklediğinde ne kadarlık bir iş potansiyeline ulaşabileceğini inceleyebilir. Bilançosu çok güzel giden ev işletmeleri var. Kayıtları maliyelerde. Onlar başvurmasa da bir kurum, sizi bir atölyeye kavuşturabiliriz. Şuradaki müşterilere doğru açılmalısınız diyebilir. Bu desteklerin sonucunda kalkınmış insanların kazançlarından küçük bir aidat alıp kendi masraflarını da çıkarabilir.

Bomboş duran tarlaların sahiplerine neden şu ülkeye fasülye üretip göndermiyorsunuz diye sorabilir. Paketleme ve markalama tesissiniz bizden hadi gelin diyebilir. 1 hektarlık üretim alanını 100 parçaya bölüp birbiryle rekabete girmiş buğday çiftçisine, elinizdeki fazla makine ve ekipmanı ihtiyaç sahibi başka tarlalara vermeniz kaydıyla, bütün alanınızı tek parça kullanmanız kaydıyla kooperatife dönüşmeniz ve üretim şeklinizi şu şekle çevirmeniz koşulu ile size müşteri bulma satma, ambalajlama markalaşma konusunda yardım ederiz yıllık kazancınız şuradan şuraya gelir diyebilir. Marşa bastıktan sonra da aidatı ile başbaşa kalabilir.

Bu tip çalışmaların tesasdüfler yardımıyla gerçekleşmiş bir çok örneği var ülkemizde. Bu tesadüfler incelenip nasıl bir kurum oluşturulacağı neler yapılabileceği düşünülebilir.

Ama bu yaklaşımın aynısını (suyun aşağı akacağı, keçinin bildiği yoldan gideceği) devlet kurumuda şu şekilde deforme edip samimiyetten uzaklaştırabilir ; ben hibemi desteğimi vereyim bazı keçiler doğru yolu bulsun bazı sular kendine en uygun yolu oysun şeklinde.

Diyarbakır' da 36 m2 de düzenli marul üreten bir kişi ailesini yüksek refah seviyesinde geçindiremese de, en azından kaç metrekarede bu işin onu zengin edeceğinin hesabını yapabilir hale gelir. Eğer yeterince samimi ise . . .
tamnland.com

Yerleşim : Türkiye / Türkiye  |  Meslek : Diğer
akinselcuk
Editör

Toplam 5518 yazı
21/10/2012 :  14:49:16 Yazarın websitesine git Website   Alıntı
Hürmet ve saygı bizden Sayın VSL.

Bu tespitleri yapabilen azımsanmayacak bir insan kitlesi vardır diye umuyorum. Bizim de bir üyesi olduğumuz milletimizin orantılı akılcı bir sağduyusu var. Ama gene de bazen yıllarımız boşa gidebiliyor. Bunun sebebi bu sağduyulu kitlenin yönetimde yeterince yer alamamış olması mıdır bilemiyorum. Şimdiki sistem bu kitleyi işin içine sokmaya uğraşıyor. Bu umduğumuz sonucu mu verir yoksa başka bir kayıp yıllar dönemine mi girilir bunu da bilemiyorum. Fakat her bireyin yeterince şansı olmadığı bir toplumun en iyi toplum olmayacağını biliyorum.
tamnland.com

Yerleşim : Türkiye / Türkiye  |  Meslek : Diğer
havvanagila
Yeni Üye

Toplam 38 yazı
21/10/2012 :  18:49:05 Yazarın websitesine git Website   Alıntı
Anlattiklariniz da bir proje degilmidir? Devlet boyle bir sey yapmiyorsa siz ve sizin gibi dusunenler ey devlet ben boyle boyle dusunuyorum. Bunun icinde boyle bir projem var. diyip cikmaniz gerekmez mi? Bu isi bilenlerin, dogru dusunenlerin, dogru algilayanlarin bunlari yapmamasindan muhtesem sekilde ozetlediginiz o malum 100 senelik kaybi yasamadik mi?

Yerleşim : Hollanda / Arnhem  |  Meslek : İthalat / İhracat
VSL
Üye

Toplam 628 yazı
21/10/2012 :  22:42:38  Alıntı
Yaşamaz olurmuyuz hemde nasıl yaşadık, ve'de ne canlar yitirdik hem ekonomik hem siyasi, neler kaybettik , ama daha fazla yazarsak konu başlığından çıkıp konuyu dağıtmış ve size de ayıp etmiş oluruz diye korkarım sayın ''havvanagila''

Akın bey lütfedip bu türden , Ülkemizin siyasi durumları ile ilgili ve hatta, her ay bir konu seçerek,ayın konusu gibi bizlerde buradaki, arkadaşlarımızda, fikirleri ile saygı çerçevesi içerisinde katkıda bulunarak hem bilgilenmiş hemde farklı bakış açılarını da öğrenmiş oluruz, diye düşünüyorum.


Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : İthalat / İhracat

0.23 saniye.
19:47:51, 21 Ocak 2018, Pazar

Buradaki yazılar, yazarlarının ve Koniks.com®'un izni olmaksızın hiçbir yazılı, görsel yada sesli yayın organında yayınlanamaz. Eğitim amacı dışında, herhangi bir şekilde çoğaltılması yasaktır. Eğitim amaçlı çoğaltıldığı durumlarda, yazarla ilgili bilgilerin ve URL'nin belirtilmesi zorunludur.

Bu web sitesi bilgilendirme amacıyla iyi niyetle, amatör bir ruhla hazırlanmıştır ve yer alan her türlü bilgi genel nitelikte olup, doğruluğu, eksiksiz olması, güvenilirliği, yeterliliği ve güncelliği hiçbir surette sitemiz tarafından garanti ve taahhüt edilmemektedir. Yer alan görüş ve yorumlar tamamen Koniks.com üyelerinin kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak iş kurma/yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir ve söz konusu bilgilere dayanılarak alınacak kararların neticesinde oluşabilecek yanlışlık veya zararlardan Koniks.com sorumlu tutulamaz.

© 2000-2018 Koniks.com İletişim   ||   Kullanım Şartları   |   Kurallar   |   Sitenin Kullanımı   |   Gizlilik   |   Yardım