38Şanslı Mısın,şanssız Mısın ? - Koniks.com

Koniks.com
Kullanıcı adı:
Şifre:
Şifremi hatırla


    Ana Sayfa          Forumlar          Arama          Yardım           Kayıt Ol

Şanslı Mısın,şanssız Mısın ?


Lagutax
Üye

Toplam 107 yazı
02/04/2012 :  19:19:35 Bu yazıdan alıntı yaparak yorum yaz Alıntı


Şanslı Mısın,Şanssız Mısın ?

"Her ikisi de..." deyip, kolayına kaçmayalım. Gelin biraz irdeleyelim bunları. Her ne kadar başımıza gelenlerin bir kısmının sorumluluğunu alsak da büyük parçayı daima "E ama şans da çok önemli!" diyerek hafifçe taç çizgisinin dışına iteliyoruz. Şansın doğuştan geldiği ve yaşam koşullarının gelişmesinde belirleyici olduğu noktasında da bırakıyoruz.

İçine doğacağımız aileyi, ülkeyi, çevreyi, cinsiyeti, vs. seçemeyişimiz de bunu ispatlamak üzere sıkça kullandığımız iddialardan.

Aslında, yoksul ya da dar imkanları olan ailelerde doğanların şanssız, tersinin ise şanslı olduğunu belirtip, başarıya giden veya gidemeyen yolları bu şekilde açıklamak, ülkemizde daha fazla olmakla birlikte genelde tüm toplumlarda yaygın. Bilinçli gayretin belirleyici olduğunu kabul edenler olsa da talih, kader, kısmet gibi kavramların etkisini önemseyenler hâlâ çoğunlukta. Kısacası, çoğumuza, "İnsan şansı veya şanssızlığı ile doğar, şanslı insanlar da daha başarılı olur, arızi olarak talihsizliğini iyiye döndürebilenler de vardır, ancak istisnalar kaideyi bozmaz" ifadesi, epey rahatlatıcı geliyor. Doğal olarak, şans ve kısmet temelli açıklamalar, ağzında altın kaşıkla doğmasına rağmen kötüye giden ve şanssızlığa uğrayan kader kurbanları için de yapılıyor. Şanslıyken şanssız olmak daha kolay, tersi ise daha zor diye kabul ediliyor.

Kendini "şanslı" ve "şanssız" diye ifade eden kişiler üzerinde yapılan ve yıllar süren araştırmalar ise farklı bakış açıları getiriyor. Ve deniyor ki, şans ya da şanssızlık diye ifade edilen durumlar, evrenin sunduğu sonsuz olasılıklar arasından bireyin yaptığı seçimlerin sonucudur. Kuantumcular, fütüristler, yani olasılıkların teorisyenleri, beynin sadece "olası olduğuna inandığı" şeyleri görecek şekilde çalıştığını iddia ediyorlar.

Yapılan deney ve çalışmalara göre, birşeyi ancak belleğimizden yansıdığı zaman, yani biliyorsak algılayabiliyoruz. Beyin üzerinde yapılan çeşitli psikoloji testleri de bunu destekliyor. Tanıdık ve bildik olanları algılamaya ve kabul etmeye daha yatkınız. "What The Bleep Do We Know?" belgeselinde, bununla ilgili güzel bir örnek verilmiş. Kristof Kolomb’un gemileri Karayip Adaları ufuklarında görülmeye başlandığında, yerliler daha önceden bildikleri, gördükleri, umdukları birşey olmadığı; beyinlerinde öyle bir kayıt, algılama bulunmadığı için gemileri göremezler. İçlerinden sadece bir tanesi, denizdeki dalgaları fark edip, bunların neden birdenbire ortaya çıktığını anlamaya çalışırken, bir süre sonra gemileri görmeyi başarır. Koşup kabilesine haber verir, gördüklerini anlatır. Önce göremezler. Bir süre sonra, arkadaşlarına inandıkları, güvendikleri için diğer yerliler de gördüklerini algılamaya başlarlar.

Yani şuraya geliyoruz. Aslında, olanaklar, olasılıklar içinde yüzüyor; ancak, beynimizi, kendimizi kısıtladığımız ve bu yüzden de ummadığımız için bunları göremiyor, algılayamıyor, olanakları çoğaltamıyoruz. Es kaza algılarsak da hemen kendimizi o şeyin ne kadar ulaşılamaz, yapılamaz, vs. olduğuna inandırıyoruz. Arkalarından bakakalıp fark ettiğimizde ya da başkalarının eline geçtiğini gördüğümüzde de "kaçan fırsatlar" ya da "pişmanlıklar", kısacası "şanssızlıklar" arşivlerimize atıp, sohbetlerde bol bol anlatıyoruz.

Oysa, şanslı diye nitelenen insanlarda çok tipik ortak özellikler saptanmış. Kendilerini şanslı olarak kabul edenlerin neredeyse tamamı, iletişime çok açık, aktif, pozitif, eğlenceli, sorgulayıcı, kararlı ve kendilerine, çevrelerine güvenliler. İç seslerini dinlemeyi ve ne istediklerini biliyorlar. Daima iyiyi umuyor ve olasılıkların, yani şanslı olabileceklerin durum, fırsat sayısını artırıyorlar. Asla pısırık, çekingen, pasif değiller. Bu türler, kronik olarak "ŞANSLI" olduklarını iddia edenler oluyor.

Kendini şanslı zanneden, ama aslında yukarıda sayılan özelliklerini kullanarak ve geliştirerek yaşamlarının dümenini ellerinde tutanlar, her zaman rotalarını önceden belirlemiş olarak yola çıkanlar.

Yani planlılar... Onlar, dima, yılmadan, bıkmadan, söylenmeden hedeflerine koşuyorlar...

Şanssızım, "ama yapamam ki, ama bana şunu ettiler" diye mızırdanmıyorlar!


--------------------------------
Makale: Ufuk Tarhan
KAYNAK = http://goo.gl/VxL4a
--------------------------------

Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Diğer
omerseven
Üye

Toplam 306 yazı
20/04/2012 :  22:54:23 Yazarın websitesine git Website   Alıntı
yazının her kelimesine katılıyorum... ama kişilerin büyük bir kısmının henüz bu bakış açısını benimsemesi için çok erken... geçmişteki tecrübeleri, öğrendikleri ve büyüme ortamı hatta bulunduğu eğitim ortamı buna engel oluyor maalesef...

ve makalenin keşke kaynağını da gösterseydiniz... yazana saygı için önemli diye düşünüyorum..

Ömer SEVEN
Olur böyle şeyler.

http://omerseven.com -Şahsi bloğum.
http://kopem.org - Özel eğitimlerle kişileri yardımcı olduğumuz KOPEM
http://innope.com - İnnope Yazılım ve Ar-Ge Merkezi
Lojistik Girişimim http://kargoa.com

Yerleşim : Türkiye / İzmir  |  Meslek : İthalat / İhracat
fatihler
Yeni Üye

Toplam 21 yazı
24/04/2012 :  22:45:40  Alıntı
Ben buldum yazan Ufuk TARHAN
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun Tarhan, M-GEN Gelecek Planlama Merkezi kurucu ortağı ve bir girişimcidir. Aynı zamanda Fütüristler Derneği Başkanı olan Tarhan’ın en çok ses getiren projelerinden biri; Bahçeşehir Üniversitesi’nin Sanayi-Üniversite Entegrasyon modeli CO-OP’tur. CO-OP, Tarhan tarafından tasarlanarak hayata geçirilmiş ve yönetimi üniversiteye devredilmiştir.
tufuk@m-gen.biz
Bilgi paylaştıkça çoğalır..

Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Serbest meslek
phılıps
Üye

Toplam 355 yazı
24/04/2012 :  22:56:20  Alıntı


Bu dünya'ya gelen şansız olabilir mi ?

Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Ticaret
akinselcuk
Editör

Toplam 5518 yazı
25/04/2012 :  21:00:38 Yazarın websitesine git Website   Alıntı
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - phılıps
Bu dünya'ya gelen şansız olabilir mi ?


Gelmeyen de şanssız olamaz ama . . . Olmayan bir şey sansız olamaz.

Eğer mukayese edeceği bir kriter yoksa yani bir referans noktası olmadan bir şeyin sanslı olduğuna karar verilemez.

O zaman olmayan bir şeyi referans alarak dünyaya gelmiş bir bebeğe şanslı diyemeyiz.

Ya da dünyaya gelen birinin şansını olmayan bir şeye göre derecelendiremeyiz, belirleyemeyiz.

Bu durumda dünyaya gelmenin şans kabul edilebilmesi için var olan ama dünyada yaşama şansı yakalayamamış başka bir şeye ihtiyaç var. Uzayda bilinen bizimle aynı emsal başka bir örnek de yok.

O zaman dünyaya gelmiş ama hayatın tadını yakalayamamış diğer insanlara başvurmamız gerek.

Özetle dünyaya gelmenin şans kabul edilebilmesinin tek yolu dünyaya gelmiş şansız kabul edilebilecek başka insanlara ihtiyaç var.

Burada da şanssız referans noktamızın neye göre şansız olduğuna bir referans noktası lazım.

Çember oldu burada. Kısır döngü yani.

Demekki dünyaya gelmenin şans olması teoride mümkün değil.

Mutlusun çünkü yaşıyorsun. Yaşıyorsun ki doğduğuna seviniyorsun. Yaşamıyor olsaydın doğduğunu bilmeyecektin. O zaman doğmamış olanların şansız olduğna nasıl karar verdin ?

Belki de onlar senden daha şanslıdır . . .

Uzaktan bakınca bugünle yarının anlamı kalmıyormuş ya, hani yaşam bir illüzyondur fakat kontrol edemeyeceğimiz kadar güçlü bir illüzyondur demiş ya adamın biri.

Şansın bir anlamı yok bu noktada ve hepimiz tam da bu noktadayız.

Şansız olduğunu düşünmek bu illüzyonda kendini kötü bir yere koymaktan başka bir şey değil.

tamnland.com

Yerleşim : Türkiye / Türkiye  |  Meslek : Diğer
phılıps
Üye

Toplam 355 yazı
25/04/2012 :  22:54:27  Alıntı
Teşekkürler , Akın Selçuk bu güzel yazın için.

Mutlusun çünkü yaşıyorsun. Yaşıyorsun ki doğduğuna seviniyorsun. Yaşamıyor olsaydın doğduğunu bilmeyecektin. O zaman doğmamış olanların şansız olduğna nasıl karar verdin ?

Belki de onlar senden daha şanslıdır . . .

Tabi bu da bir bakış açısı.......,
Sevdiğim bir yazıdan alıntı ekliyorum ;


Rene Descartes :
Düşünüyorum, öyleyse varım.
Uyumaya ve rüyalarımda delilerin uyanıkken hayal ettiklerinin aynılarını hayal etmeye alışkınım.
Her çözdüğüm -matematik- problem daha sonra başka bir problemi çözmeye yardım edecek bir kural oldu.
Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et.
Kesin olan bir şey var. Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.
Şüphe etmek düşünmektir.
Düşünmekse var olmaktır.
Öyleyse var olduğum şüphesizdir.
Düşünüyorum, o halde varım.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir.
Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim.
Tanrı'nın bilgisinin mükemmel olması ve onun aldanmaz ve aldatmaz olması inancı, vahyin temelini oluşturur.
Aldatmaz olduğu için de Tanrı'nın bildirdiği doğrudur.
DESCARTES....

Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Ticaret

0.11 saniye.
19:41:44, 21 Ocak 2018, Pazar

Buradaki yazılar, yazarlarının ve Koniks.com®'un izni olmaksızın hiçbir yazılı, görsel yada sesli yayın organında yayınlanamaz. Eğitim amacı dışında, herhangi bir şekilde çoğaltılması yasaktır. Eğitim amaçlı çoğaltıldığı durumlarda, yazarla ilgili bilgilerin ve URL'nin belirtilmesi zorunludur.

Bu web sitesi bilgilendirme amacıyla iyi niyetle, amatör bir ruhla hazırlanmıştır ve yer alan her türlü bilgi genel nitelikte olup, doğruluğu, eksiksiz olması, güvenilirliği, yeterliliği ve güncelliği hiçbir surette sitemiz tarafından garanti ve taahhüt edilmemektedir. Yer alan görüş ve yorumlar tamamen Koniks.com üyelerinin kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak iş kurma/yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir ve söz konusu bilgilere dayanılarak alınacak kararların neticesinde oluşabilecek yanlışlık veya zararlardan Koniks.com sorumlu tutulamaz.

© 2000-2018 Koniks.com İletişim   ||   Kullanım Şartları   |   Kurallar   |   Sitenin Kullanımı   |   Gizlilik   |   Yardım