28 Ekim 2009
“HÜKÜMET HALKIN SAĞLIĞIYLA OYNAMASIN, GDO GİRİŞİNİ ENGELLEYECEK YASA ÇIKARTSIN”
x kişi si
Hükümet’in Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile ilgili tedbir almasını istedi ve bir yasa çıkararak bu konuya kesin tavır koyması gerektiğini bildirdi. GDO’ların, enfeksiyonlara, kısırlığa, beslenme bozukluklarına neden olduğunu kaydeden x kişi, “Hükümet halkın sağlığıyla oynamasın” dedi.
x kişi , Hükümet’in Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) konusunda tedbir alması gerektiğini bildirdi ve “GDO’lar enfeksiyonlara, kısırlığa, beslenme bozukluklarına neden oluyor. Hükümet halkın sağlığıyla oynamasın” dedi.
“Canlı yaşamında gereksinim duyulan birincil madde gıda, gıda için gereksinim duyulan birincil üretim alanı tarım, tarım için gereksinim duyulan öğeler ise toprak, su ve tohumdur.
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO), biyolojik ve tekniğine uygun yöntemlerle, kendi türü haricinde bir türden gen aktarılarak veya geni üzerinde müdahalede bulunularak belirli özellikleri değiştirilmiş bitki, hayvan ya da mikroorganizmalar veya bunlardan elde edilen organizmalardır.
Özellikle, ABD, Arjantin, Brezilya, Kanada ve Çin’in üretimini yapmış olduğu soya, mısır, pamuk, kolza, patates, pirinç başta olmak üzere, GDO’lu üretim alanı her geçen gün artmaktadır. Bugün GDO’lu ürünlerin ticaret hacmi, 100 milyar ABD Doları’na ulaşmıştır.
Ticaret hacmi yükselirken, GDO’lar konusunda uzman bilimadamlarının ortaya koyduğu kaygılar da dikkat çekicidir. GDO’lar için öne sürülen ‘Açlığa çözüm, niteliğini kaybetmiş topraklarda tarımsal üretim, küresel iklim değişimlerine adapte edilmiş tarımsal üretim, üretimde zirai mücadele ilaçları kullanımının azaltılması, verim ve kalite artışı, standart ürün elde edinimi, bitki patojenlerine dirençli bitki üretimi’ gibi gerekçelerin hepsi, pazarlama için ortaya atılan içi boş iddialardır.
Bununla birlikte GDO’ların insan, hayvan ve bitki sağlığına verdiği zararlara ilişkin her geçen gün yeni veriler ortaya çıkmaktadır. Antibiyotiğe dayanıklılık genleri nedeniyle GDO’lu ürünler, bugünlerde yoğunlukla konuşulan enfeksiyonlarla mücadele konusunda önemli tehdit oluşturmaktadır. Ayrıca kısırlık, beslenme bozuklukları gibi birçok hastalığa GDO’ların neden olabildiği bilimadamlarınca dillendirilmektedir.
‘Terminatör gen teknolojisi’ kullanılarak yapılan gen transferi nedeniyle, kısırlaştırılan tohumlar, tek kullanımlıktır. Bu tohumları alan çiftçi, ürününü elde ettiğinde, ürününden tohum alamamaktadır. O nedenle çiftçi, ertesi yıl yeniden tohum satın almak zorunda kalmaktadır.
Durum bu kadar açıkken Tarım ve Köyişleri Bakanlığı GDO’ların üretimi, ithalatı, piyasaya arzı ve ihracatı konusunda engelleyici bir rol oynayacağına, bunu serbest bırakmanın yollarını bulmak için özenle çaba göstermiştir. Hükümet, Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı hazırlamış, ancak göreceği tepkiler nedeniyle Meclis gündemine getirememiştir.
AKP Hükümeti, halktan yana tavır sergilemesi gerekirken, siyaseten göğüsleyemediği çokuluslu firmalardan yana tavır almış, bir yönetmelik çıkartarak faturayı da bürokratların üstüne yıkma yolunu tercih etmiştir. Kanununu çıkartmadan, 26 Ekim 2009 tarihinde, “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Dayanak olarak gösterilen yönetmeliğin, hukuki olduğu kadar ahlaki mesnetten yoksun olduğu açıktır.
İnsanlarımızın sağlığını hiçe sayan AKP Hükümeti, bitki, hayvan ve biyolojik çeşitliliğimize zarar verecek GDO’lu üretimin, ithalatın, piyasaya arzın ve ihracatın önünü açmaktadır.
AKP Hükümeti’nden, geç olmadan bu yönetmeliği iptal ederek GDO’ların ülkemize girişini ve üretimini engelleyecek bir kanun çıkartmasını bekliyoruz.
AKP Hükümeti’nden, ülkelerine GDO’ların girmesini engelleyen AB üyesi Avusturya, Polonya ve Yunanistan’ın gösterdiği ulusal duyarlılığı göstermesini bekliyoruz.
Ülkemizin, teknolojisini ABD başta olmak üzere birkaç ülke ve birkaç firmanın elinde bulundurduğu GDO’ ya ihtiyacı yoktur.
Türkiye, coğrafi özellikleri, mikroklima yapısı ve zengin gen kaynaklarıyla kendisine yetebilecek düzeyde, hatta başka ülkeleri, Avrupa Birliği ülkelerini bile doyuracak kapasitede nadir ülkelerden biridir.
Doğru tarımsal politikalarla bu amaca ulaşmak çok kolaydır. Gelişen tüketici tercihleri, artık mümkün olduğunca ‘doğal beslenme’yi öngörmektedir. GDO’yu ülkesine sokan Türkiye’nin, bugün en büyük pazarımız olan Avrupa Birliği’ne tarımsal ürün satması da mümkün olmayacaktır.
Tüm bu gerçekler ortadayken, hiçbir açıdan yarar sağlamayacak GDO’ların ülkemize sokulması için AKP Hükümeti’nin özel çaba göstermesi dikkat çekicidir. Bu çabanın arkasında, hangi ülke, hangi çokuluslu firmaların ve yerli işbirlikçilerinin baskısı olduğunu biliyoruz. Hükümet’in halkın sağlığıyla oynamamasını ve ülkesinden yana tavır koymasını bekliyoruz.”
